Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Röportajlar 8 Ekim 2012, Pazartesi 07:30
banner

Akifler: "Bir Ali Cengiz oyunu dönüyor"

image

KKTC de en çok konuşulan konulardan biri ekonomi. Çalışanlar, emekliler, özel sektör kesimi, işadamları herkes ekonomiden ve piyasadaki durgunluktan yakınıyor. Bu ortamda hükümetin en çok öne çıkardığı icraatı 2013-2015 yılları arasında uygulanacak olan yeni ekonomik paket. Paketin en çok ön plana çıkarılan özelliği KKTC’de hazırlandığının söylenmesi. En çok eleştirilen tarafı ise henüz tam anlamıyla kamuoyuna açıklanmaması. Neler getirip, neler götürecek? Sürecin içinde yer alan KKTC’nin en önemli ekonomistlerinden Ünal Akifler Erçin Şahmaran’a yorumladı.

KKTC’nin yeni ekonomik paketi nasıl olmalı?

“Şimdi insanlar konuşmakta haklı. Çünkü insanlar duymadı, tartışılmadı. Medyaya anlatılmadı. Çok kalabalık olmayan bir gurup tarafından yapılıp açıklanacaktı. Öyle yapmadılar. 186 kişi davet ettiler. İçlerinde iktisatçılar, sivil toplum örgütleri, sendikalar ki bazıları gelmedi hatta protesto edenler oldu. 10 -11 akademisyen vardı. 24 bürokrat vardı. Ve diğer katılımcılar çeşitli bölgelerden gelen insanlardı. Bölgeleri temsilen o bölgenin sorunlarını bilen. Sanayi Odası, Ticaret odası, İşadamları derneği vardı. En başta gizlilik olmamalı”.

Anlaşılan geniş bir kesim süreçte yer almış. Peki, neden kimse haberimiz yok diyor? 

“İlk önce 5-6 kişi çağırdılar. Başbakanlık tarafından. Ekonomistler, maliyeciler yani seçme insanlar. Yine Sanayi ve Ticaret Odası da oradaydı. Güzel bir giriş vardı. Çünkü bulunan herkes bilir kişi idi. Beklentim yüksekti mutlaka iyi bir şey çıkacaktı. Ve elbette ortaya çıkaracağımız iyi iş halka açıklanacaktı. Zaten çeşitli kesimlerin görüş beyan etmesi için açıklanması ve tartışılması gerekiyor. Ansızın Ekonomi Bakanı benim uhdeme verin bu işi dedi her halde tabi ki haklı olarak. Çünkü kendi konusudur. Ya da Sayın Başbakan bu iş senin dedi ve verdi. Enerji Bakanı bu işin sorumluluğunu alınca duyduk ki Management Centre bu işin yönetmeni olarak görevlendirildi. Parayla tutuldu. Onlar da bildikleri sistemle bu işi yaptılar. Nedir o sistem? Zayıf tarafları, güçlü tarafları ortaya koymak. Önce bir çalıştay yapıldı. O çalıştay da ilk önce sektör temsilcileri çağrıldı. Bende gittim. Önce zayıf taraflar, güçlü taraflar, tehditler, fırsatlar bir fotoğraf çekildi. Ortaya fikirler atıldı. Böyle kalabalık bir ortamda söylenen fikirler elbette yuvarlak, ayrıntısız, genel fikirler olur. Mesela; Cari bütçenin zamanla azalması. Bunu herkes söyler. Bu fikirlerin öncelik sırasına göre sıralanması yapıldı. Ondan sonra bölgesel çalışmalar yapıldı. Dört bölgede yapılan çalışmalar bize geldi. koordinasyon kuruluna ki çok önemli ekonomistler vardı içinde. Ben Sanayi ve Ticaret bölümünde idim. Sivil toplum temsilcileri, akademisyenler ve bürokratlar vardı. Bu şekilde yapıldı ve ortaya bir metin çıkarıldı”.

Ortaya çıkarılan nasıl bir metindir?  

“Bu metin; Durumumuz nedir? Sorusunun cevabının ortaya çıkarılmasıdır. Yani zayıf noktalarımız, tehditlerimiz nedir? Ne gibi fırsatlarımız var. İklimimiz, doğamız bir fırsattır mesela, ya da çözümsüzlük, petrol bulunması ve kargaşa yaratma ihtimali tehdittir. Pek fazla tartışamadık çünkü ortam kalabalık. Ortaya böyle bir şey çıktı. Benim merak ettiğim bunu kim alacak? Bu tabloyu kim alıp görecek? Derleyecek, toplayacak, eksikleri giderecek ve ortaya bir stratejik belge çıkaracak. Nedir strateji? Örneğin bir darboğaz var buradan çıkmak için öncelikle önündeki engeller kaldırılmalı. Önce yolu açıp sonra tamir edip asfalt dökülmesi gerek. Bu bir stratejidir. Bunu kim yaptı açıkçası merak ettim. Beklentim yine 5-6 kişi çağrılacak ve değerlendirme yapılacaktı. Bu faydalı olacaktı. Çünkü 186 Kıbrıslı kişinin ortaya çıkardığı bir işti bu bizim şartlarımıza uygun olarak. Yani petrol dolum tesisi bizim ülkemize uygun değil. Türkiye’ye uygun olabilir. Biz küçük bir ülkeyiz, ada ekonomisiyiz. Önceliklerimiz farklı”.

Yol haritasını kim yapacak?   

“Bakıyoruz ses yok. Demek ki bürokratlar yapacak diye düşündüm. Açıkçası bilmiyorum. Kimisi olduğu gibi alıp götürecekler diyor. Devlet Planlama Teşkilatı bir derleme yapıyor bildiğim. Ve bunu alıp Türkiye’ye götürüp görüşecekler. Burada ne para, ne bütçedeki kısıtlamalar yok. Sadece 186 kişinin yaptığı doğruları beyanı var. Üçlü kararnamelerin kısıtlanması peki ne kadar kısıtlanacak? Yani plan ve teferruat yok. Ama gidilecek yola bir ışık tutacak. En önemlisi sektörlerin, bölgelerin ne düşündüğünü ortaya koyuyor. Genel olarak bir bakış yani başlıklar halinde bu sunuşu var. Şimdi Türkiye’ye götürüldü. Ne şekilde götürüldü? Strateji yapıldı mı? Yapılmadıysa ve sadece ham veri olarak Türkiye’ye götürüldü demek ki Türkiye yapacak. Öncelikleri, darboğazları ortaya koydular mı? Eğer koydularsa kim gitti de oradaki bürokratlara izah edebildi? İkna ve ilim bazında münakaşa edebildi? Bu sorular geliyor akla. Benim beklediğim bu planı bize versinler ki gördükten sonra daha iyi konuşabileyim. Başbakanlıkta ki gibi 5-6 kişi yapsaydı ve politikacılara sunsaydı herkese açılsaydı, anlatılsaydı, tartışılsaydı halk daha fazla benimserdi”.

Çalışmanın uzun süreli olmasının, kalabalık bir gurupla çalışılmasının ve gizlenmesinin sebebi ne olabilir?     

“Halktan gizlenmesi bir şüphe yarattı. Nedir o şüphe? Halka açıklansa ve tartışılsa Türkiye’nin hangi noktaları değiştirip, hangi noktaları eklediği ortaya çıkacak. Bizim programdır deyip de gizlendiği zaman bunlar görülmez. Bir Ali Cengiz oyunu dönüyor. Yani sanki bir şark kurnazlığı var burada. Ben öyle anladım. Bu ülkede en iyi yapılan iştir bu. Bulandırmak için öyle söylerken yine şöyle yapmak. Bildiğini okumak”.

Yeni ekonomik paketle vatandaş nasıl bir fayda görecek?   

“Bu memlekette gelir dağılımı hızla bozuluyor. Ranta dayalı bir gelir düzeyi var. Bir adama deniz kenarında yer verilir. Milyonlarca liraya satar gider. Başka ülkelerde devlet bundan pay alır. İşte bir gelir bu. Lüks seyahatler, bunlardan gelir elde edilebilir. Lüks binalar yapılır, belli bir miktara kadar yoksullardan emlak vergisi alma, şato yapanda parasını ödesin. Bunlar göz önünde. Kaçamaz. Yapamazlar çünkü zengin olan adam partiye para vermeyecek. İşin kolayına kaçılıyor. Gümrüğe, akaryakıta, sigaraya, elektrik faturasına yani sıradan insanlara bindiriliyor bu yük. Paketle gelecek olanları görmemiz lazım. Sayın Enerji Bakanımız pahalılık olmayacak diyor. Benim anladığım Türkiye maddi yardımı artırıyor. Eğer ki Türkiye kurultay olduğu için yardımı artırıyorsa demek ki daha sonra yine problem çıkacak. Kendi istediği adamlar seçileceği için maddi katkıyı artırıyorsa kurultaydan sonra ne olacak? Hani da amaç ayakta duran bir ülke olmaktı. Bunlar sözle olmaz. Burada olanlar ödeyecek bedeli. Yarım milyonluk villa yapan adam iki kuruş emlak vergisi ödeyecek. Olmaz. Fakir olan adamda zengin olanda evin büyüklüğüne göre emlak vergisi öder. Sonuçta ne olur? Zenginden aldığın zaman onu etkilemediği için piyasayı etkilemeyebilir. Ama fakirden aldığın zaman ne yapar? Harcamalarını kısıtlar ve piyasa daralır. Asgari ücreti, hayat pahalılığını dondurursan esnaf tabi ki kan ağlar, iş yerleri tabi ki kapanır. En güzeli gelir dağılımını düzeltmek. Bu pakette bunları düzeltecek mantalite var mı? Göreceğiz. Ama hiç zannetmem. İki sebebim var. Birincisi bürokratların kalitesinden çünkü siyaseten atanıyorlar, ikincisi de yönetenlerin gücü kimin parasına dayanır. Gelir dağılımın bozuk olduğu ülkelerde demokrasi yoktur. Çünkü parası olanın daha çok söz hakkı vardır. Fakir olan adam oyunu bir kömüre verir”.

Bir ekonomist olarak sizin gördüğünüz tablo nasıl? Nasıl bir ortam oluşturulmalı?

 “Battık deniyor. Hayır batmadık. Resmi kayıtlara baktığımızda büyüme var. olabilir ama gelir dağılımı bozuluyor. Pastadan zengin daha fazla alıyor ve daha da zenginleşiyorsa, buna bağlı olarak fakir daha az pay alıp daha da fakirleşiyorsa sorun buradadır. Ve şimdi durum budur. Çok önemli bir büyüme yok, hatta ekonomik olarak uçmuyoruz da. Bunlar söyleniyorsa kötü yönetiliyoruz demektir. Gelir dağılımı bozulduğunda küçük ülkeler için felaket olur. Neden? Çünkü ben diğerinin nasıl yaşadığını görüyorum. Gözümün önündedir. Türkiye büyük bir ülkedir bu pek ortaya çıkmaz, görülmez. Bizde herkesin yaşantısını, evini, arabasını komşusu görür ve sorar nereden bulur bu parayı? Sosyal birliktelik zayıflar. Gelir dağılımı önemlidir. Başka ülkeler de zenginlere karşı önemli vergiler var. Veraset vergisi mesela. Biz bunu da kaldırdık. Orta sınıfı yok ettiler. Orta sınıfın olmadığı ülkelerde demokrasi sağlam çalışmaz. Orta sınıfı güçlü olan ülkeler ekonomik sıkıntıları da kolay artırır. Kötü yönetiliyoruz. Bu kadar basit.”

Çözüm nedir?        

“Belki sistem değiştirmek. Sorun kim değiştirecek? Ganimete, bedava makam, mevkiye kavuşan halk mı? Yoksa Türkiye mi? Eğer Türkiye bizi gerçekten seviyorsa görür bu sistemin çalışmadığını ve değiştirir. Yok, bizi sadece kendine benzetmek istiyorsa böyle devam eder. Ama şu da bir gerçek Türkiye olmasa maddi yardımı yapıp borçlarımızı da silmese bugün Yunanistan’dan beter olurduk. Bizim böyle bir tehlikemiz yok. Tanınmamız ve borçlanamamamız da bunda etken”.

Ülkede istikrar var mı ve özelleştirmelerin ne katkısı olacak?    

“özelleştirme bizim ülkemizde gitmez. İstikrarda var mı, ben anlamadım. Özelleştirme tekelleşme yapılması için yapılmaz. Biz Mağusa limanındaki hammalları denetleyemiyoruz en basiti. Geldiler Bakana hakaret ettiler. Seni biz kazandırdık dediler. Ben şahit oldum. Şimdi de Ercan Havalimanını verdiler. Kontrol edebilecekler mi? Edemeyecekler. Ercan suyun başıdır ve verdiler. Bunu alanlar kimdir? Daha önce bu konuda tecrübeleri var mı? Alanlar paralı olabilir. Ama yanlarında hiçbir kaydını bulamadığım bir ortakları var. Oda yama mı? Kim soktu oraya. Ben anlarım çünkü ihalelerde yapılacak hileler üzerine eğitildim. Anlarım ve üzülürüm. Bunlarda kılıf var. Bunları Sayıştay araştıracak. Devletin memurları iyi yönünü, kötü yönünü ortaya koyup açıklayacak. Herkes görsün".  

Facebook yorum

Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
increase font size decrease font size print this page tell a friend Yorum Yaz (0)

banner
AP Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Harms: "Akkuyu delilik, aptallık!"
image Kıbrıs Postası’na konuşan AP Yeşiller GurubuEş Başkanı Rebecca Harms, gazetemizin gündeme getirdiği Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili “bu santralin kurulması bir deliliktir. Ekonomik açıdan aptalca bir bakış” diyerek...
Özersay Politis'e Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirdi
image Soru: Ortak açıklamadan sonra müzakerelerin şu anki durumuna bakarsak, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda her iki toplumda da bir momentum olduğu göze çarpmaktadır. 2004 yılında Annan Planını reddedenin Kıbrıslı Rumlar...
Barış Başel, ceza yasası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu...
image Bilinçli medya okuryazarlığının çok önemli olduğunu ifade eden Başel, özellikle vatandaşlara, okudukları yayın organının kimlere tetikçilik yaptıklarının bilincinde olmaları gerektiğini anlattı. En son meclise sunulan...
banner