Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Röportajlar 5 Aralık 2012, Çarşamba 11:04
banner

Vedat Çelik: "Koltuklara yapışmak niye?"

image

Ülkenin genel durumu için neler söyleyebilirsiniz? 

“En başta siyaset kurumu sorun çözemez noktasına geldi. Bu acı bir gerçektir. Maalesef devletin üç ayağından birisi ortada yok. Yasama ve yürütme bir olmuş, iç içe geçmiş durumda. İktidar partisi Meclise de yürütmeye de hâkim. Bu bana göre bir dezavantaj. Örneğin Başkanlık sisteminde bu böyle değil. Yürütme, Yasama ve Yargı ayrıdır. Düşünün ki bu ülkede Yargı Kurumu grev yapacak noktaya geldi. Yargısız devlet olmaz. Ana unsur devlette, bir toprak parçasıdır, homojen bir nüfustur, hukukun üstünlüğüdür, insan haklarıdır ve egemenlikle orayı yönetmektir. Şimdi yargısız bir devlet düşünebilir misiniz? Düşünemezsiniz. Bizim görünürde demokrasimiz vardır. Ama bizim demokrasimiz daha “D” harfinde iken yok ediliyor. Hala daha yozlaşmış delege sistemi var. Bir bölgede kayıtlı üyenin her yirmi beş üyesine karşılık bir delegesi olur. Hiçbir partimizin kayıtlı üyesi yok. Kayıtlı üye yoksa bu delegeler nasıl seçilir? Hangi kritere göre? İsteyenin keyfine göre. Delegelik piyasaya düşerse o zaman rant başlar. Şimdiki sıkıntılar yaşanır. Dedikodular var ortada. Seçim arifesinde delegelere yemekler veriliyor. Avrupa da, demokratik ülkelerde bu durum istifaya kadar gider. Seçime kısa bir süre kala Bakanlıklar değişir. Seçimi etkileyecek kritik Bakanlıklarda, mesela İçişleri Bakanlığı istifa eder ve seçim sonuna kadar tarafsız bir Bakan atanır. Neden? Seçimin selameti için. Demokrasi budur”.

Yani demokrasiden uzak bir siyaset kurumumuz mu var?  

“Bir kurultay süreci yaşadık. Kurultay bir siyasi partinin yönetiminin seçimi için ve aynı zamanda mevcut yönetimin güven tazelemesi için yapılır. Kurultaya gider %51 alamazsanız bırakıp gidersiniz. Bu kadar uzatmak niye burası bir geçim kaynağımıdır? Bu koltuklara yapışmak niye? Evet, siyaset hizmet yarışıdır. Ama topluma verecek bir şeyiniz yoksa çekilin başkaları gelsin. Sorunlarımız var. Okullar da grev, belediye de grev. Grevlerde artık hak arama çoktan amacını aştı. Bugün Lefkoşa hastalıklarla karşı karşıya. Ne yöneticilerin nede çalışanların bunu bu halka yaşatmaya hakkı yok. Başkalarının hakkını gasp ederek hak aranmaz. Duyarlı, adil ve makul olmak lazım. Grev elbette olacak. Bizim grevimiz var. Lokavtımız yok.  Uzun süreli grevlerde önce referandum yapılmalı. Okullardaki grevlerde bakıyorum yıllardır sendikalarda referandum yapılmıyor. Sendikalara yetkilendirme varmış. Yıllardır grevler yapılıyor. Grev bir ikazdır yapılabilir. Ama üç ay grev yaparak çocukları eğitimden mahrum edemezsin. Bütün sendikalar birbirlerine destek yarışında. İlk önce siyasi grev yasaktır. Bu Anayasanın bir hükmüdür. Sendikalar makul düzeyde temsil ettikleri zümrenin haklarını korumalıdırlar”.

Ülkemizdeki sendikacılık amacını aştı mı?

“İşte KTHY battı. Hayır batmadı. Batırıldı. İflas ettirildi, selası okundu ve bitti. Peki, sorun çözüldü mü? Hayır. Kurtarmak için gerekli para miktarının çok üstünde bir miktar harcandı ve hala daha harcanıyor. Bugün bayrağımız Avrupa başkentlerinde görünmüyor. Adımız geçmiyor. Bundan büyük reklam olamaz. Slotlar kaybedildi. Bugün slot 10 bin paunt dur. Daha ucuza alamazsınız. Elimizde olan yedek parçalar. Hepsi harcanacak, ilgilenen yok. Yolcular sokakta kaldı, biletleri yandı. Davalar açıldı. Kaybedildi. Adımız her gün bunlarla, mahkûmiyetlerle olumsuzluklarla anılır oldu. Çalışanlar süründürüldü deniyor. Ben inanmıyorum. Bu insanlar kıdem tazminatlarını da aldılar. Kaldı ki çalışan ve sendikanın baskıları ile alınan haklar oldu. Ortalamanın üzerinde kazançları oldu. Ücret ortalamasının üzerinde maaşları vardı. Sendikacılığa dönersek, bir günde grev kararı olmaz. Önce mağduriyetler dile getirilir. Görüşülür sonra Çalışma Bakanlığı devreye girer çözmeye çalışır. Olmadı hükümete gider. Çözülmezse referanduma gidilir. Grev ondan sonra gündeme gelir. Biz de böyle bir şey yok. Sabah kalkarsınız ilk haber filan yerde grev var. Yarın orada, o bir gün burada. Olmaz”.   

Sendikaların bu noktada olmasında yöneticilerin rolü yok mu?           

“Ben öğretmen sendikalarının müfredat kavgası verdiğini hatırlamam. Gider Hristofyas’la görüşür, Brüksel de bulunur. Gelir yönetim aleyhine grev yapar. Öğretmenler sendikası bu mu? Bir adım eksikleri var. Bir öğretmenlik branşında eksiklik var diye, öğretmeni olan derslerden çocukları mahrum edebilir misin? Bu nasıl bir hak aramadır? Ölçüsüzdür. Belli ki siyasi amaçlıdır. Ve dikkat çekicidir bu hareketler iktidar değişikliği olduğu zamanlarda artıyor. Grev hakkı çok dikkatli kullanılması lazım. Ama haddinden fazla da uzatılmaması gerek. Halkın cezalandırılmaması gerek. Esas mesele yönetimlerde irade olmaması. Popülist yaklaşıyorlar. Siyaset çözüm üretemiyor. Çünkü söylediğim gibi ellerinde sadece popülizm var. Ben Singapur’a gittim. Her taraf çiçek tarlası. Yerde bir tek izmarit göremezsiniz. Mesela yere izmarit atmanın cezası yüz dolar. Çiklet atmanın, etrafı kirletmenin hatta tuvalette sifonu çekmemenin bile cezası var. Bunları yapan Başbakanları 35 yıldır görevde. Sordum neden Başbakanınız bu cezalara rağmen bunca yıl görevde? Aldığım cevap “Biz bu yasaklardan dolayı adam olduk”. Yani korkmadan, cesurca, bedel ödemeyi göze alarak doğruları yaparsanız gitmekten korkmazsınız. Taviz verirseniz en sonunda gidersiniz. Biz de bu yok”.

Ülke siyasetinde sizin döneminizden farklılık var mı?

“Siyaset tıkanmış noktada. Güven yok. Erken seçimden bahsediliyor. Ne değişecek? Tek başına bir partinin gelmesi zor. İki partili bir koalisyonda ise daha kötü olacak. Çünkü sistem çöktü. Sistemin değişmesi lazım. Siyasi partilerin yapısal değişikliğe gitmesi gerek. Delege sisteminin değişmesi şart. Parti başkanlığı sultasını kaldırmak lazım. Bugün bütün milletvekilleri, vizyonu olan, katkı koyabilecek noktadan uzak. Ve korkuyorlar çünkü parti başkanı onaylamazsa bir sonraki seçimde aday bile olamazlar. Bunlardan kurtulmak lazım. Parti meclisi gücü ve iradesi olan bir konuma getirilmeli. Gerektiğinde başbakanı ve bakanları denetleyecek. Bu gün bakıyoruz seçim yapılalı kaç yıl oldu ben parti meclisinin üç defa toplandığını duymadım. Bunları kim kontrol ediyor? Kontrol olmazsa bunları kim dikkate alır. Bunlar yanında seçim ve referandum yasası var. Değiştirilmeli, mevcut olanaklar kullanılmalı. En önemlisi dünya görüşü, vizyonu, katkısı olabilecek uzmanlaşmış insanların önü açılmalı. Bölge seçimleri artık sakıncalı. Bir bölgeden bir şekilde seçilen diğer bölgeler yansa da umursamıyor. Seçildiği günden başlayarak bir sonraki seçimi düşünüyor. Yani adam çapında kaliteli ve tarafsız seçilmişler faydalı olabilir artık. Anayasayı değiştirmeden seçim bölgeleri küçültülebilir ve faydalı da olur”.

Başkanlık sistemi çok konuşuluyor. Bize faydası olur mu?    

“Bugünkü şartlarda bizim için daha uygun görünen bir sistemdir bence. En başta UBP’yi düşünürsek mecliste 26 sayısıyla çoğunlukta. Bu yirmi altıda dengeler çok hassaslaşır. İki kişi oradan alarak, bir kişi buradan alarak çoğunluk sağladı. Alınanlarda en iyisini en kalitelisini seçemez. Böyle çoğunluk faydalı olmaz. Hâlbuki başkanlık sisteminde dışarıdan teknotrak bir hükümet kurarak uzmanlaşmış, seçilme kaygısı olmayan, ranta ihtiyaç duymayan, cesurca karar alabilecek kişilerle çalışırsınız. Günü geldiğinde de ceketini alır gider. Bugün mecliste olan arkadaşlara bakıyorum tek amaçları geçimlerini sağlamak. Başkanlık sisteminde başkan daha güçlü olur. Denetleme daha etkin yapılır”.

KKTC’nin 2013 bütçesinde bazı bakanlıklara örtülü ödenek ayrılması dikkat çekiyor. Buna gerek var mı? 

“Bu ödenekte artış gözleniyor. Bunun için şeffaf bir kalem ayırırsan nerelere ne amaçla kullanıldığını gösterebilirsen anlaşılabilir. Ama örtülü ödenek şeklinde bir uygulamanın olduğu yerde israf da var, istismarda var. Kişisel menfaattar için kullanılacak belli. Bugün hangi partinin bir gazetede gelir-gider tablosunu görüyoruz. Üyelerinden aidat toplayabiliyorlar mı? Devlet katkısı dışında gelen yardımlar açıklanıyor mu? Kimler bağış yapıyor belli mi? Mafya mı, gazinocular para veriyor mu? Karşılık mı istiyorlar? Bunlar açıklanmazsa şeffaf ve hukukun üstünlüğüyle yönetilen bir kurumdan bahsedemezsin. Elektrik borcunu ödemeyen otel neden ödemiyor? Yüz lira borcu olan vatandaşın elektriği neden kesiliyor? Bunlar acı durumlar. Devlet de elektrik kurumunu satmak için borcunu ödemiyor. Bunlar yanlış. AKSA için Sayıştay raporları var. Mükellefiyetini yerine getirmiyor. Ama ödüllendiriliyor. Elektriği batırıyorlar belki de alıcısı da hazır, telefon sırada hepsini satalım ondan sonra tarımı, hayvancılığı öldürdük. Bir şeyimiz kalmadı. Toplum daha aktif ses vermeli”.

KKTC Dışişleri Bakanlığı faaliyet anlamında yeterli mi?

“Şimdi bu bakanlık kritik bir bakanlık. Kadroları ile donanımlı olması gereken bir bakanlık. Kadrosu, lisan bilen, iyi yetişmiş insanlardan oluşmalı. KKTC tanınmayan bir devlet olabilir. Ama dünyanın birçok yerinde temsilciliklerimiz var. Bu temsilciliklerde faydalı insanlar görev alırsa ülkeye her anlamda katkı koyar. Bulunulan ülkedeki insanlarımızla iyi ilişkiler kurulur, ekonomik, ticari, siyasi ilişkiler ilerler. Ben hatırlıyorum 1974 yılının hemen sonrasında New York’ta temsilciler binasına girme hakkımız yoktu. Yavaş yavaş orada kimlik aldık bir yer sahibi olduk. Benden başlayarak konuşma hakkımız oldu. Ben genel kurulda 20-25 konuşma yaptım. Dışişleri olarak tanımışlık olmayabilir ama önemli değil. Biz Dünya Kıbrıs Türkleri Vakfı olarak bu eksiklikleri gördük. Dar olanaklarımıza rağmen bir iletişim ağı içerisinde sürekli bilgi alıp, bilgi veriyoruz bunları yaptıkça gördüğümüz dünyanın birçok yerinde çok değerli insanlarımız var. Bir ABD’de doktor, mühendis, ilim adamı profesörlerimiz var. Onlarla beraber olmak, iletişim kurmak onların muhitleriyle görüşmek hepsi kazanımdır. Hakkımızda çıkacak küçük bir haber bile etkili olur. Biz dışarıdaki vatandaşlarımızın çocuklarını kazanamadık mesela. Londra belediye başkanı Türk asıllıdır. Ama İngiliz vatandaşı. Düşünün İngiltere de yüz bin Kıbrıslı Türk olduğunu saptasak İngiliz parlamentosu bundan çekinir. Çünkü özellikle seçim zamanlarında bu bir güçtür. Seçim sonuçlarını bile etkileyebilirsiniz. Rum tarafı bunu çok iyi kullanıyor. Biz yapamıyoruz. Çünkü ilgilenen hükümetimiz, örgütümüz yok. Seçme seçilme hakkı istediler. İlk başlarda bende tereddüt ettim. Hâlbuki meclisimizde bir temsilci istiyorlar. Devletlerimiz bizi düşünüyor diyecekler. Biz dışarıdaki vatandaşlarımızın sayısını bile belirleyemedik. Bunlar eksikliktir. Ve acıdır. Yapmak istedikten sonra zor diye bir şey yoktur”. 

Facebook yorum

Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
increase font size decrease font size print this page tell a friend Yorum Yaz (0)

banner
AP Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Harms: "Akkuyu delilik, aptallık!"
image Kıbrıs Postası’na konuşan AP Yeşiller GurubuEş Başkanı Rebecca Harms, gazetemizin gündeme getirdiği Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili “bu santralin kurulması bir deliliktir. Ekonomik açıdan aptalca bir bakış” diyerek...
Özersay Politis'e Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirdi
image Soru: Ortak açıklamadan sonra müzakerelerin şu anki durumuna bakarsak, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda her iki toplumda da bir momentum olduğu göze çarpmaktadır. 2004 yılında Annan Planını reddedenin Kıbrıslı Rumlar...
Barış Başel, ceza yasası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu...
image Bilinçli medya okuryazarlığının çok önemli olduğunu ifade eden Başel, özellikle vatandaşlara, okudukları yayın organının kimlere tetikçilik yaptıklarının bilincinde olmaları gerektiğini anlattı. En son meclise sunulan...
banner