Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Röportajlar 20 Aralık 2012, Perşembe 08:00
banner

Anıl Kaya: "Olup bitenleri hayretle izliyorum"

image

Yedi ay önce yine konuşmuştuk bu süre AYH için nasıl geçti?

“AYH sürekli olarak  kendini yenilerken aynı zamanda edinmiş olduğu deneyimler ve kazanımların üstüne yeni adımlar atma planlaması içindedir. Yani birbirinden kopuk, her defasında yeni baştan çalışmalar yerine bilgi ve deneyimlerimizi kullanıp daha da geliştirmeye çalışıyoruz. Dolaysıyla bu son bir yıla yakın sürede AYH yine hem toplumsal sorumluluklarımızı üstelenmek ve örnek olmak için özellikle adamız için çok önemli olan  büyük çapta iki kan bağışı etkinliğini Lefkoşa ve Mağusa’da gerçekleştirdik. Bu günlerde ise 7. Ağaç dikimi projemiz için mevsimsel uygun tarih olan Ocak ayı için çalışmaları başlattık.

Birde biliyorsunuz iç sorunlarımızı yapıcı bir şekilde onarmaya çalışırken, buna paralel olarak çok başarılı olduğumuz ve farklı bir duruş ve yer ettiğimiz dış temaslarımız var. Lobicilk alanında saygın bir şekilde karşılandığımız  Brüksel’e Avrupa Parlamentosu, Avrupa Komisyonu ve Sivil Toplum örgütlerine, İngiltere’de Parlamento, Lordlar Kamarası, Dışişleri Bakanlığı ve Sivil Toplum örgütleri  ve en son Türkiye’ye de çok yapıcı ve değerli temaslarımız oldu.

Artık karşılıklı güven çerçevesinde gelişen bu temaslar farklı olumlu sonuçlarda vermeye başladı. Örneğin daha önce yaptığımız temaslar neticesinde adaya önemli ziyaretçilerin gelmesini sağladık. En son olarak Avrupa İnsan Hakları alt komisyonu başkanı bizim onları ziyaret ve davet etmemiz neticesinde ülkemize geldi. Avrupa Yeşiller Partisinin kuzeyde yapacağı temasları önemli derecede biz organize ettik.

Zaman zaman soruluyor dış temaslara gidiyorsunuz ama bunun neticesini görüyor musunuz diye; Lobicilik işte tam böyle bir şeydir. Uzun süreli ve yoğun bir çaba uğraşı gerektiren, süreklilik isteyen bir tempo ile çalışılması gereken bir süreçtir , önce sizi dinlerler, sonra daha ilgiyle davet edilirsiniz ve ilgili konularda istişare edilir, ve yada misyonları dahilinde bu uzmanların, yönetici ve karar alıcıların  işte ilk defa gelmelerini ve gerekli mercilerle temasa geçmelerine vesile oluyoruz. Geldikleri zaman sadece bizle değil siyasiler, sivil toplum örgütü ve aydınlarla bu insanları irtibata geçmelerine yardımcı oluyoruz. Son yedi sekiz ayımızı büyük ölçüde Seçim Sistemi’nin değişmesi konusuna ayırmış bulunmaktayız.Bizler Seçim Sistemi’nin değişmesini ve KKTC’nin tek seçim bölgesi olarak ilan edilmesini istiyoruz”.

Tekrar yoğun geçen yurtdışı temaslarınıza dönecek olursak sanırım Ingiltere temasınız çok önemli bir yer tutmaktadır. Neler yaptınız?

“Kasımda İngiltere ziyaretimiz oldu ki bu çok önemlidir. Özellikle Parlamento’da Kıbrıs ve Akdeniz ile ilgilenen Milletvekili bize randevu verdi, Lord’lar kamarasında, Dışişleri Bakanlığında Kıbrıs ve Akdeniz stratejisi ile doğrudan ilgili kurum ve kişilerin davetini aldık.  Lord’lar kamerasında özellikle Kıbrıs konusu ile ilgili ve bu konuda aktif çalışma yapan  Barones’ler, Lord’ların düzenlediği özel bir görüşme dahilinde bir araya gelerek 3 saati geçen fikir çalışması, paylaşım ve öneriler masaya yatırıldı.Yine Avrupa Parlementosu İngiliz Milletvekilleri ile bir araya geldik. Bir sivil toplum örgütü olarak lobiciliğin önemi ve etkinliği bu görüşmelerde daha da ortaya çıkmaktadır ve çoğu görüşmelerde ilkleri yaşadık ve yaşattık.

İngiltere ziyaretimiz sonrasında adaya İngiltere dışişleri bakanlığından gelen üst düzey bir yetkili bizim temaslarımız sonucu hem bizlerle görüşmüş hem de ofisimizde diğer sivil toplum kuruluşları ile bir araya gelmiştir.Bu çok önemli bir noktadır.Bu toplantıda özellikle Kıbrıs meselesi zemininde İngiltere Dışişleri bakanlığına davet edildiğimizi de paylaşmak istiyorum. İngiltere’de Dışişleri Bakanlığındaki temasımızda ilk defa Kıbrıslı Türklerin bir örgütü kapımızı çaldı diyor. İlk olmak bizim için sevindirici değil üzücü ve düşündürücü bir konudur. Biz uzmanlık gerektiren ciddi bir çalışma sonucu ortaya çıkan bu çalışmalarımızın sonuçlarını tabii ki bilgi ve belgeleri ülkemizdeki üniversitelerimiz, siyasi partilerimizle, Cumhurbaşkanı, Başbakan, çeşitli Bakan ve sivil toplum örgütü ile de paylaşıyoruz. Bunları yaparken de bir sivil toplum örgütü olarak olumlu tepkiler alıyoruz. Sonuçta bir bilgi paylaşımı ve güç birlikleri yaşanıyor”.

Siyaset nasıl yapılmalı?

“Siyaset kurumu belli konulara takılmış durumda. Yani bir şekilde o mevcut yapısını, kabuğunu kırıp yeni bir görünüme bürünmede sıkıntı yaşıyor. Bundan çekiniyor, korkuyor. Bir kere siyasi partiler insanın ihtiyacının olduğu her nokta olmalı bunun için komiteler kurmalı.Bu komiteler canlı bir organizma gibi Üniversitelerden, aydınlardan,sivil toplum örgütlerinden ve en başta kendi halkından faydalanmalı.

Dünyanın hızına ayak uydurabilecek vizyonlar geliştirebilmeli. Evrensel değerlerde, katılımcı,şeffaf ve veriye dayalı projelerden söz ediyorum. Yani Hedefleri olan projelerden söz ediyorum. Nereye gittiğini ne istediğini bilen, insanına güven veren sistematik bir şekilde yapılanmış ve sürekliliği olan projeler. Günü birlik ve heycanla ortaya atılıp kısa sürede bir bütçe tüketip sonu gelmeyen birçok projeler gibi olmayacak gerçekçi çalışmalar yapılmasıdır dileğim. Bugün tartışma ve tepkilere baktığımızda yapılan ağırlıklı olarak popülizmdir.

Popülizm sadece devlet yönetiminde yapılmıyor. Popülizme her yerde rastlayabiliyoruz. Örneğin basında, sivil toplum örgütlerinde sadece günü kurtarmak, anlık şöhret yakalamak sürekli yaşadığımız, izlediğimiz bir durum ve maalesef ülkenin her aşamasına yayılmıştır. 
Halbuki devlet ve STÖ politikaları kim başa geçerse geçsin sürekli ve uzun dönemli olabilmeli yaratıcı ve ihtiyaca cevap veren bir sistem uygulamasına geçilebilmelidir. İçine düştüğümüz her çukurla kavga edeceğimize artık somut adımlar sorunu bütünü ile kavrayacak çözümler üretebilmemiz gerekir. İşte gelişen ve gelişmekte olan ve geri kalan ülkeler arasındaki en büyük farklardan biri budur. Her gün uyanıp kendimize eleştirecek şeyler buluyoruz ve zaten her yanımız sorunlar yumağı. Ama bu şekilde popülizm yaparak ne siyasi oluşumlarımız ne sivil örgütlerimiz bir yere varmaz bizi de bir yere götürmez.

Mesela LTB sorunu, düşünceler sadece mevcuda eleştiriler getiriyor. Mevcuda alternatif üretilmiyor. Bu defa toplumsal menfaat ortadan kalkıyor. Toplumu ileriye taşımıyor. Aynı sorunlar çözülmeden sadece popülist çıkışlar yapılıyor.

Her konuda herkes görüş bildiriyor, konuşuyor, yazıyor. Bu ne kadar doğrudur? Dünyada belirli konularda belirli kişiler görüş sunarken, ülkemizde her türlü görüşü ortaya koyan insanlar var.

Başbakanlık konusu çok konuşuldu? Bu görevle ilgili yeni prensler şeklinde söylemleri nasıl değerlendiriyorsun?

“ Şimdi tabi ki bende olup bitenleri hayretle izliyorum.

Basınla iyi ilişkilerimiz söz konusudur, saygı duyuyorum ve çok değerli arkadaşlarım var. Toplumda ilerleme basın olmadan gerçekleşemez.

Ama bazen  istiyerek bazen bilmeden bazı konuların yansıtılma şekli beni şaşırtmıştır ve en çok üzüldüğüm nokta ben aranmadan haber yapılmasıydı.

Belirli çevrelerce sormaya bile ihtiyaç duymadan bir takım animasyonları da olayın içine katarak gerçek olmayan ve maksatlı yayınlar yapılması üzücüdür. Tabii temelde bakıldığı zaman özellikle habere yorum yapan manüpilasyonlarla süsleyen kişilerin daha çok tarafsızlık çerçevesinde değil, belirli kişi ve kesimlere mesaj göndermek için bizi kullandıkları ortadadır.

 Ve aslında ismimizin geçtiği her haberde hedef değil bir araç olarak kullanılmıştır inancı içindeyim.

Bu işin aslı nedir?

“Bu işin aslı şudur; özellikle bizim  sivil toplum dış temaslar, Avrupa Birliği ve lobicilik üzerine yapmış olduğumuz çalışmalar üzerine Başbakanlığın  Akdeniz Politikalar Merkezi ile üç aylık bir süre için yapmış olduğu bir hizmet sözleşmesidir.

Bu sözleşme daha geçtiğimiz Salı günü yürürlüğe girdi. Ama bu  konu ilginç bir şekilde bir buçuk aydır yazılıyor. Dolaysıyla ortada daha onaylanacağı kesinleşmiş bir sözleşme yokken elimde somut bir şey yokken zaten çıkıp cevap vermeyi zamansız buldum.

Bu sebeple daha önce çıkıp bir beyanat vermeyi uygun bulmadım.  Beni tanıyan değerli insanlar, basın dostlarım ve danışmanlarım böylesine yayınlara itibar etmememi zamanı gelince açıklama yapmamı önerdiler.

Eleştirilerle ilgili düşünceleriniz nedir?

 Biz zaten bunları göze alarak yola çıkıyoruz, yorum yapıp, görüş ortaya koyuyoruz. Ama eleştiriler yerinde yapılmalı.

Özellikle son zamanlarda takip ediyorsanız görürsünüz tartışmaların, siyasal eleştirilerin düzeyi artık çok düştü. Düşünceler değil kişiler çatışıyor. Bu yüzdendir ki siyaset kurumunun ve bazı basın yayınlarının inandırıcılığı azalmıştır.Kendi söyleyip yazdıklarına kendileri bile inanmıyorlar. Bu yüzdendir ki toplum hayal kırıklığı yaşıyor. Ben hiçbir hükümetin başarısız olmasını istemem. Bir hükümetin başarısızlığı toplumun ödemesi gereken, çocuklarımızın yükünü taşıyacağı başarısızlıktır. Her 5 yıllık başarısızlık bizi onlarca yıl geriye atmaktadır.

 Bu kadar konusu edilen  projede ana hedef nedir?

“Konu AB ve lobicilik ve sivil toplum konusunda yaptığımız başarılı çalışmalarla alakalıdır.Bu konuda Akdeniz Politikalar Merkezi ile üç aylık bir çalışma yürütülecektir.Bunlar bizim ilgili olduğumuz, çalıştığımız, hassas olduğumuz konulardır.

Bakınız bugün AB’den Sivil Topluma vs. gelen davetler daha önce Ercan-İstanbul-Brüksel  üzerinden gelirken, kasım ayından buyana Larnaka üzerinden geliyor.

Pozisyon kaybediyoruz ve toplum zarar görüyor tartışılması gereken bunlardır.

Toplumsal birlik ve dayanışma nasıl sağlanabilir?

Çok küçük bir toplum olarak çok küçük bir coğrafyada yaşıyoruz ve ortak bir takım sıkıntılarımız var. Bu sıkıntıları çözmek için çalışmalar yapılıyor ve elbette hatalarda yapılıyor. Bu hatalar karşısında yapılan eleştirilere dikkat edilmesi gereken hususlar var. Eleştiri yapıcı olmalı, eleştirilen kişinin de bu toplumun bu ailenin bir ferdi olduğu, onunda bir baba, bir anne olduğu, bu ülkede hepimizin ortak bir geleceğimiz olduğunu unutmamamız gerekiyor. Birbirimizi yok ederek, bölünerek, ötekileştirerek bir yere varamayız”.

Bu görev için siyasi çıkar, milletvekilliğine hazırlık, seçimde Başbakanın yeni ekibi diye söylemler oldu. İleride bunları görebilir miyiz?

“Benim siyasete bakışım değişmedi. Daha önce de söylediğim gibi evrensel değerlerde politika yapılmalı ve efektif alternatifler üretilmelidir.

İş birliğine önem veriyoruz.Yapılacak çalışmaların somut ölçülebilir olmasına önem veriyoruz.

Özellikle artık daha somut örneklerle ortaya çıkan, özellikle son zamanlarda elde edilen başarılarımız  çok takdir edilirken bazı çevrelerce de tehdit olarak algılanmaktadır. Biz bu konuda da tüm toplumun ortaklaşa katkı koymasını istiyoruz.  Bu siyasi bir çalışma değildir, evrensel politikalar ve değerleri paylaşım ve yansıtmadır.

İleride bir adaylık olabilir mi?

Her şey zamanı gelince düşünülür. Benim bir siyasi geçmişim ve tecrübem olmuştur.  Dolaysıyla bu tip adımların zamansız ver gereksiz değerlendirmesini yapmıyoruz. Ben her zaman topluma katkı ve hizmet noktasında değer katmak isterim. Bu özlem ve sevgimi şu aşamada bir sivil toplum örgütü başkanı olarak yapıyorum . Ve eğer hizmet farklı bir alanda yapılacaksa bunu yine beraber çalıştığım yol arkadaşlarım, toplumumun çok değerli insanlarına danışarak böyle bir kararı değerlendiririm.

Facebook yorum

Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
increase font size decrease font size print this page tell a friend Yorum Yaz (0)

banner
AP Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Harms: "Akkuyu delilik, aptallık!"
image Kıbrıs Postası’na konuşan AP Yeşiller GurubuEş Başkanı Rebecca Harms, gazetemizin gündeme getirdiği Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili “bu santralin kurulması bir deliliktir. Ekonomik açıdan aptalca bir bakış” diyerek...
Özersay Politis'e Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirdi
image Soru: Ortak açıklamadan sonra müzakerelerin şu anki durumuna bakarsak, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda her iki toplumda da bir momentum olduğu göze çarpmaktadır. 2004 yılında Annan Planını reddedenin Kıbrıslı Rumlar...
Barış Başel, ceza yasası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu...
image Bilinçli medya okuryazarlığının çok önemli olduğunu ifade eden Başel, özellikle vatandaşlara, okudukları yayın organının kimlere tetikçilik yaptıklarının bilincinde olmaları gerektiğini anlattı. En son meclise sunulan...
banner