Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Röportajlar 14 Ocak 2013, Pazartesi 07:31
banner

Göksan: "TMT ile EOKA aynı değil"

image

Dün Rauf Denktaş’ın vefatının birinci yılı idi. Beraber çalışma fırsatınız oldu. Sayın Denktaş için neler söyleyebilir siniz?

 “Evet, yakın çalışma zamanımızın olduğu dönemler yaşandı. İç siyasete fazlaca karışması bir hataydı. Ben cenazesinde beklediğim ilgiyi göremedim ve üzüldüm. Daha görkemli bir cenaze töreni olmalıydı. Mesela Türk dünyasının lideri diye tanımlanırken cenazesine dünyanın dört bir tarafında bulunan Türk devletlerinin liderlerinin gelmesi gerekirdi. Sadece Azerbaycan’dan gelenler vardı o kadar. Bu bana göre olmaması gereken bir ilgisizlikti. Ve cenaze töreni vefatından birkaç gün sonra yapıldı. Yani fırsat vardı. İstedikten sonra isteyen gelebilirdi. Yıllarca bu işin içinde olan kavga veren bir insana son görev daha anlamlı olmalıydı. Türkiye’den de gelenler oldu ama zaten mecburdular. Ve Rauf Denktaş, Dr Küçük, Osman Örek üçünün de ayrı tutulmaması gerek çünkü amaçları birdi. Rauf bey irade sahibi idi. BM’de elini kürsüye vurup konuşmalar yapmıştı. ”

Sizce Kıbrıs Ankara’dan nasıl görünüyor?     

“Türkiye hükümetinin buraya bakış açısı farklı. Peki, muhalefet partileri neden Mecliste Kıbrıs’la ilgili adım atmıyorlar? Konuşmuyorlar? Yapabileceğimiz çok bir şey yok diyorlar. Bu mümkün mü? Adım atsalar en azından kayıtlara geçer. Böyle söyleyerek sorumluluktan kaçıyorlar. Herhangi bir konuyu gündeme getirseler hiç olmazsa ortak bir noktada buluşup karar alabilirlerdi. Yani Türkiye de Kıbrıs’la ilgili olarak muhalefet partileri de masum değil. Nasılsa AKP çoğunlukta bırakalım gitsin. İşte yanlışlık bu anlayışta.”

Kıbrıs Türk Kültür Derneği denince neler söylenebilir?

“Deneğimiz tarihi geçmişi olan bir dernek. Ben TMT içine çocuk yaşta girdim. Dolayısı ile TMT ile ilgili daha fazla bilgim var. Ve bugün TMT ile yazılıp çizilenleri okudukça üzülüyorum. Birileri çıkıp ben 1957’de TMT’ ye girdim diyor. Bir kere TMT’ de yeminler 1 Ağustos 1958’de başladı. O güne kadar Kıbrıslı Türkler değişik isimler altında örgütlü idi. Bunları yapmaya mecburduk çünkü Rum saldırılarına direnmek zorundaydık. Fakat yapabileceğimiz sadece pasif direnişti. Silaha karşı, taş ve sopalarla karşılık vermeye çalışıyorduk. Ankara’da görüşmeler yapıldı. Bu çalışmaları yapan kişilerle ben beraberdim. Hatta bugün halen hayatta olan İsmail Tansu var. 1964 yılından sonra hep beraber olduk. Verilen eğitimlere bende gittim. Ve o dönemlerde bizim derneğimiz bu arkadaşlarımıza finansman sağladı. Bu dernek 1948 yılında kuruldu. Üstelik Türkiye’de tek partili dönemdi. Bizi suçluyorlar siyaset yapıyoruz diye. Evet, siyaset yapıyoruz ama bilinen anlamda siyaset değil. Kıbrıs Türk Kültürünün siyasetini yapıyoruz. Kültürümü yaşatmanın siyasetini yapıyoruz.”

Derneğin o dönemlerde ne gibi çalışmaları oldu?   

“İlk önce örgütleme yapıldı. Buraya Türkiye’den öğretmenler geldi. İngilizlerin o dönemde basıp ezme gibi bir politikası vardı. Bu dernek bunları aşmak için gerekli çalışmalara bir ivme kazandırmıştı. Bugün Ankara’da merkezimiz, İstanbul ve İzmir’de şubelerimiz var. Aynı zamanda Kıbrıs’ta da temsilciliğimiz var. Kültürümüzün unutulmaması için çaba veriyoruz. Köprü olmaya çalışıyoruz. Dergiler çıkarıyoruz. Okur sayımız artıyor. Üniversitelerde temsilcilerimiz, gönüllü çalışanlarımız var. Ve bu arkadaşlarımız da Kıbrıslı.”

Kıbrıs’tan Türkiye’ye gelen insanlara nasıl yardımlarınız olabilir?

“Tabi ki 1948 yılında kurulmuş, TMT’nin silahlı bölümünün kurulmasına ve yapılan her işte organizasyonu üstlenmiş bir derneğin burada pek bilinmemesi bir eksiklik. Biz bunları aşmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki yasalara göre hareket ediyoruz. Birçok yerde temsilcilik açmaya çalışıyoruz. Kıbrıs’ta çalışan arkadaşlarımız var. Bize yardım ediyorlar, katkı koyuyorlar. Bu onur veriyor. Mesela ismini de verelim ÖNDER mağazaları bize maddi manevi katkıda bulunuyor. Ama bir kopukluk var.”

TMT’nin EOKA ile karşılaştırılması size göre doğru mu?

“Kesinlikle yanlış. Böyle bir şey olamaz. Sapla samanı karıştırmak maalesef mümkün. Ama bunlar karışmaz. Bilinçli olarak bir karışıklık yaratılıyor. Bizim kendimizi savunmamızdan daha doğal bir şey olabilir mi? EOKA’nın temeli 1952’lerde atıldı. 1955’te de kuruldu. TMT 1958’de kuruldu. TMT yasa dışı olaylara karışmış diye yayınlar var. Bu yasadışı olaydan kasıt nedir? Tüm örgütlerin kendi içinde bir takım olaylar yapması mümkündür. Bu tür örgütler gizli örgütlerdir. Birinin birisine bir kini varsa hazır fırsat bulmuşken bunu değerlendirmiş olabilir. Bu olayın üstünü işte falan yaptı diyerek örtebilirsiniz. Örneğin Türkiye’de güney doğuda yaşanan terör olayları var. Buralarda köy korucuları örgütü kuruldu. Devletin verdiği silahla, yasal olarak görev yapıyorlar. Fakat ortaya çıktı ki kendi hasımlarına karşıda bazı olayları yaratmışlar. Ama bu o örgütü bağlamaz. Ben bazı olaylar olmadı diyemem, oldu bunu inkâr edemeyiz ama bunlar kişisel olaylardır ve örgütü bağlamaz. Bazı olaylar Türkiye’ye de aksettirildi. Ve dönemin Genel Kurmay Başkanı Cevdet Sunay bazı olaylar yapılacağı zaman benimde haberim olsun diyerek bu konuda bir emirname yayınlattı. Yani kim ne yaptı? Benim de haberim olsun ona göre adım atılsın dedi. Türkiye’deki iç politik olaylara Kıbrıs’ı karıştırmasınlar. Kıbrıs Türkünün kurduğu örgüt savunma içindi bir Ergenekonculuk anlamı yüklemesinler.”

Türkiye’de Kıbrıs tam olarak bilinmiyor. Sebep ne olabilir?   

“1974 yaşandı. Ve tamamdı biz bu işi bitirdik dendi. Ama iş daha yeni başlıyordu. Yıllardır Kıbrıs konusu var. Kıbrıs’la ilgili Türkiye’de doğru dürüst bir panel yapılmamış. Üniversitelerde sempozyumlar yetersiz kalmış. Bir panelde bende konuşmacı olarak davetli idim. Konuşmamı bitirdim birçok genç yanıma geldi. Hatta bir bayan öğrenci Kıbrıs’la ilgili tezi olduğunu ve beni dinledikten sonra tezini baştan sona değiştireceğini söyleyerek benden yardım istedi.”

Kıbrıs’ta değişen bir şey görüyor musunuz?

“Ben elli yıldır Ankara’dayım ve Kıbrıs’a da sıkça gelip gidiyorum. Kıbrıs’ta değişen bir şey göremiyorum. Hala daha sokak konuşmalarıyla iç konulara, iç siyasi çekişmelere odaklanmış bir ülke. Karşımızdaki komşularımız bir Münhasır bölge ilan ediyor. Bizimde bu bölgelerde hakkımız var. Ama kimsenin haberi yok. Bizim bunları tartışıp, konuşmamız gerekirken biz nelerle uğraşıyoruz. Düşününüz Yunanistan hükümetinin Kıbrıs’la ilgili çalışan üç yüz danışmanı var. Bizde de uzman kişilerin kullanılması gerek. Bu memlekette çok değerli öğretim görevlileri, akademisyenler var. Kimse bu insanları kullanmıyor. Lefke’de bulunan maden ocağında hala daha rezerv olduğu söylendi bize. Anakara’da madencilikle ilgilenen arkadaşlarımız anlattı. Bunları söyleyince herkes bize uzaydan gelmişiz gibi bakıyor. Herkes iç çekişmelere odaklanmış. En büyük hata bu.” 

Facebook yorum

Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
increase font size decrease font size print this page tell a friend Yorum Yaz (0)

banner
AP Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Harms: "Akkuyu delilik, aptallık!"
image Kıbrıs Postası’na konuşan AP Yeşiller GurubuEş Başkanı Rebecca Harms, gazetemizin gündeme getirdiği Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili “bu santralin kurulması bir deliliktir. Ekonomik açıdan aptalca bir bakış” diyerek...
Özersay Politis'e Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirdi
image Soru: Ortak açıklamadan sonra müzakerelerin şu anki durumuna bakarsak, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda her iki toplumda da bir momentum olduğu göze çarpmaktadır. 2004 yılında Annan Planını reddedenin Kıbrıslı Rumlar...
Barış Başel, ceza yasası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu...
image Bilinçli medya okuryazarlığının çok önemli olduğunu ifade eden Başel, özellikle vatandaşlara, okudukları yayın organının kimlere tetikçilik yaptıklarının bilincinde olmaları gerektiğini anlattı. En son meclise sunulan...
banner