Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Röportajlar 21 Ocak 2013, Pazartesi 07:00
banner

MHP'li Milletvekili Öztürk: "Kıbrıs bu hale nasıl geldi?"

image

Kıbrıs’ın sizin için anlamı nedir?

“Kıbrıs bizim bütün hayatımız boyunca kıvancımız olmuştur, zaman zaman üzüntümüzün merkezi olmuştur. Kıbrıs bazen de layık olmadığı davranışları gördüğü için de utancımız olmuştur. Hangi açıdan bakarsak bakalım Kıbrıs bizim için o kadar önemli ki mesela stratejik açıdan bakacak olursak çok basit bir nokta var. İngiltere nerde? Kıbrıs nerde? Ama İngiltere bu adada bir metre kare yerim olsun diyerek orada. Dünya politikasının merkezinde olmak isteyen İngiltere’nin tavrına bakarak bizim ne yapmamız gerektiğini, bizim davranışlarımızın çerçevesini tayin edebiliriz. Kıbrıs’ın güneyine baktığımız zaman Akdeniz de bir uçak gemisi şeklinde. Bizimkiler nasılsa buralar bizim diyerek oradaki insanları sevmeyebilir. Ama kendimizi sevelim. Kendimizi sevdiğimiz, düşündüğümüz zaman stratejik önem ortaya çıkıyor. Yani kendi açımızdan Kıbrıs’a bakalım diyoruz. Hele bugün tüm dünya özgürlüğü için mücadele ederken burada insanları izole edip, dünyadan soyutlayıp adeta açlığa mahkum etmek için adımlar atılıyor ve biz bunu seyrediyoruz, seslendiremiyoruz. Hiç olmazsa Gazze kadar önemli değil midir burası? Filistin kadar önemli değil midir Kıbrıs? Tabi ki Filistin’deki insanların çektiği acıları, cefayı içimize sindiremiyoruz ama Kıbrıs’taki insanımızda aynı durumda değil mi?”.

MHP olarak Kıbrıs’a bakışınız nasıl?

“Türkiye resmi rakamlara göre 120 bin Suriye vatandaşına hizmet veriyor bugün. Maliyet tabi ki müthiş rakamlarda. Neresinden bakarsak bakalım Kıbrıs bizim gönül sınırlarımızın dâhilindedir. Burada atalarımızın kanları akmıştır. Kıbrıs ancak masa başı belirlenen sınırlarımızın dışındadır. Kıbrıs’la olan ilişkilerimiz hiç kimsenin inisiyatif ve insafına bırakılamaz. Bu ada dış siyasetimizin de en dirençli noktalarındandır. Kıbrıs’a böyle bakılmalıdır ve biz parti olarak da bu anlamda Kıbrıs’ı önemsiyoruz.”

Türkiye’nin Kıbrıs’ta yanlışı var mı?

“Türkiye, Dünya, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliğinin şu veya bu nedenle Kıbrıs’ı görmemezliğe gelmesine göz yummamalı. Burada yaşayan insanları onların insafına, onların doğrularına bırakmamalı. Kıbrıs her bakımdan önemlidir. Sadece bütçesine yılda şu kadar para ayırmak yeterli ve de hoş değildir. Buraya aktarılan paranın, doğru politikalar kullanılsa Kıbrıs insanının kat kat fazlasını kazanacak emek ve potansiyeli var. Yani özet olarak balık tutmayı öğret.”

Kıbrıs’tan Türkiye’ye özellikle narenciye satılmasında sıkıntılar yaşanıyor. Bunlar nasıl aşılabilir?

“Bize bakarsak, Mersin de limoncularımız ağlıyor. Ürün dalında kalmış. Kimse yüzüne bakmıyor. Yani bizimkisi de değerlendirilmiyor. Ki biz Dünya’ya açığız. Hiçbir şey yapmasak bütçeden boş yere para verilen yerler var. Peki, alın bu ürünleri işleyin. Dünyaya isterseniz bedava verin hiç olmazsa insanlarımız kazansın. Bu bir zihniyet ve niyet meselesi. Biz de bu konuda büyük sıkıntılar yaşıyoruz.”

TBMM’de yeni bir Anayasa çalışması var. Bu çalışmalar hangi aşamada?         

“Evet, bende bu komisyonun üyesiyim. Getirilen önerilere baktığımızda sanki bu ülkede hiçbir zaman Türkler yaşamamış. Sadece bir azınlık olarak var olmuşuz. Oysa biz bin yıldır bu topraklardayız. Burasını aldığımız zaman burada olan tüm milletleri, kendimizle beraber yaşatmışız. Şimdi başka milletler kendini ifade edecek diye bizim kendimizi inkâr etmemiz isteniyor. Böyle bir yapı içindeyiz. Ama ne zaman ki bu halkın sabrı bitme noktasına gelir o zaman ortaya bir hayır çıkar. Atatürk bu devleti yoktan var ettiği zaman kimseyle ortaklık yapmadı. Tüm halkla beraber oldu ve bu Cumhuriyeti küllerinden yarattı. Şimdi başımızdakilerin çaresizliği ve zafiyetinden dolayı herkes ortak olarak karşımızda.”

AK Partinin son seçimlerde %50 oy oranı var. Bu durumda halkın yapılan icraatlardan memnun olduğu sonucunu çıkarabilir miyiz?

“Bu %50’yi bir anlayabilsek. Bir noktada yanlış ortaya çıkarsa gerisi çorap söküğü gibi gelir. Yanlışı düzeltmek için en başa dönmek gerekecek. Belki de şu an çaresiz olduğumuz için böyle konuşuyorum. İktidar partisi kazandıkça gururlanmaya başladı. Gurur da kibirleşmeye dönüştü. Parti olarak yapacağımız çok bir şey de yok. Her kesimi teslim aldılar. Buna orduda dâhil. Alamadıkları tek bir kale kaldı. Oda MHP. Tüm oyunları bizim üzerimize kurdular. Bizim sokağa çıkıp kavga etmemizi istiyorlar. Biz kendimizi ispat ettik. Ve zamansız kavgalarda işimiz yok. Zamanı ve zemini biz oluşturduğumuz zaman kavgaya da girer işi de bitiririz.”

Türkiye’nin dış siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Komşularla sıfır sorun, sıfır komşuya dönüştü. Dış politika da dostluk olmaz elbette. Ama en azından çıkarlarımızın örtüşmesi anlamında beraber olduğumuz ülkeler vardı. Bugün onlarda yok. En önemlisi güvenirliliğimizi kaybettik. Bir yıl önce ailece karıştığınız bir devlet başkanını bugün düşman görüyorsanız demek ki sizin liderlik ve ileriyi gören yanınız yok. Boş yere bu halkın başını belaya sokacaklar. Sen dostlarını başkalarının seçmesini bekleyeceksen, ABD’nin dostu benim dostumdur diye bir siyaset izleyeceksen böyle bir anlayış bize hizmet etmez zarar verir.”

Türkiye’de devam eden bazı davalar ve yargılanan komutanlar var. Türkiye gerçek anlamda sivilleşiyor mu? 

“Bu Ergenekon davası falan tamamen senaryo. 12 Mart döneminde bunların benzerini yaşadık. Ordu da bir kıpırdanma başladı. Fakat işin boyutları bilinmiyordu. Bir Generalde bu işin içindeymiş diye yayılıyor. Generali duyan herkes ortaya çıkıyor. Generali ortaya atan irade diğer herkesi görüyor. Son toplantı yapılıyor ama General yok. Herkes gidiyor ve deşifre oluyor. Demokrasi sınırları içindeyiz ve hiç kimsenin ihtilal yapma düşüncesi olmamalı. 2002 de AKP iktidar olduğunda, rahatını kim bozabilirdi? Elbette asker. Askerle mesai yaptılar.  Askeri rahatsız ettiler, teşvik ettiler. Onlarında parmağı var şeklinde bir ortam yarattılar. Bütün bunlar kayda geçti. Bir nüshası bunları yapanlarda, bir nüsha da askere verildi. Zamanı gelince de tüm bu nüshalar torba ile bir gazeteciye verildi. Hepsi de deşifre oldu. Askerde bu oyuna düştü. Biz insana önem veren bir devleti seviyor ve istiyoruz. Bizim içinde bulunduğumuz coğrafya İngiltere veya ABD’nin bulunduğu coğrafya’ya benzemiyor. Biz kimsenin sınırlarını konuşmadık, çizmedik. Ama bizim bulunduğumuz coğrafyanın sınırları hep değiştirilmeye çalışılıyor. Böyle bir coğrafyada güçlü bir orduya sahip olmak şart. Ama benim ordumun da asli görevi sınırları korumak. Ama sen sınırları korumak yerine ülke iyi yönetilmiyor ben düzelteceğim, yöneteceğim demek de son derece yanlış ve kabullenilemez bir durumdur. Askerin esas yeri kışladır.”

Türkiye ile KKTC arasındaki ilişki iki devlet arasında olması gereken ilişki düzeyinde mi?

“Hayır. Kıbrıs’ı başkasının insafına bırakamayız. Bunu söyledik. Kıbrıs insanı bu adada hayat hakkını zor aldı. Şimdi bu insanlar suçlu konumunda muamele görüyor. Kıbrıs’ta güney Kıbrıs’a özenen bir gençlik yetişti. Bunun suçlusu kim? Eğitim sistemi mi? Türkiye şunu sorgulamalı Kıbrıs bu hale nasıl geldi? Neden bu insanlar, güneye özeniyor? Neden güney Kıbrıs daha iyi şartlara sahip? Kıbrıs’taki gençlik kendisiyle maç yapmayan, kuzey Kıbrıs’a tatile bile gitmeyen Türkiyeli spor kulüplerini güneydeki kulüplerle maç yapmasını haksızlık ve kandırılma olarak görüyor. Türkiye bu noktalara neden ve nasıl gelindiğini iyi analiz edip gerekeni yapmalı.” 

Facebook yorum

Yorum Yaz     Paylaş Share/Bookmark    
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
increase font size decrease font size print this page tell a friend Yorum Yaz (0)

banner
AP Yeşiller Grubu Eşbaşkanı Harms: "Akkuyu delilik, aptallık!"
image Kıbrıs Postası’na konuşan AP Yeşiller GurubuEş Başkanı Rebecca Harms, gazetemizin gündeme getirdiği Akkuyu Nükleer Santrali ile ilgili “bu santralin kurulması bir deliliktir. Ekonomik açıdan aptalca bir bakış” diyerek...
Özersay Politis'e Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirdi
image Soru: Ortak açıklamadan sonra müzakerelerin şu anki durumuna bakarsak, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda her iki toplumda da bir momentum olduğu göze çarpmaktadır. 2004 yılında Annan Planını reddedenin Kıbrıslı Rumlar...
Barış Başel, ceza yasası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu...
image Bilinçli medya okuryazarlığının çok önemli olduğunu ifade eden Başel, özellikle vatandaşlara, okudukları yayın organının kimlere tetikçilik yaptıklarının bilincinde olmaları gerektiğini anlattı. En son meclise sunulan...
banner