Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ertanç HİDAYETTİN | 21 Ocak 2018, Pazar

Özgür irade(sizlik)

Paylaş  
27
135
24

Özgürlük sadece bir şeyleri yapabilme serbestiyeti ile sınırlı değildir. Olmamalıdır.

“İnsanın özgürlüğü; istediği her şeyi yapabilmesinde değil, istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasındadır”. Jean Jacques Rousseau.

 En büyük özgürlük başkalarının empoze etmeye çalıştığı düşünceleri sahiplenmeme, devamlı sorgulama ve düşünerek kendi kararını verebilme becerisidir.

Düşünme özgürlüğü. “Cogito ergo sum” demiş felsefenin babası Descartes. “Düşünüyorum, o zaman varım”.

Biliyorsunuz az zaman önce Kuzey Kıbrıs’ta bir genel seçim yaşandı. Seçim beklendiği gibi bir koalisyon hükümeti zorunluluğu ile sonuçlandı.

Nerede okudum, hatırlamıyorum. Birisine Başkanlık Sistemi üzerindeki düşünceleri sorulmuş. Cevap: “Sayın Çavuşoğlu bunu savunuyorsa, doğru olan budur”.

Düşündürücü olduğu kadar üzücü olan bu cevapda bağımsız düşünce beceresi olmayan, sürü mentalitesi ile yetiştirilmiş bir toplumun semptomları görülür.

O zaman bu şahıs için Descartes’in sözü “Düşünemiyorum, o zaman yaşamıyorum” olarak değiştirilmesi gerekmez mi?

Bağımsız, özgür iradeleri ile karar veremeyip, başkalarının direktifleri, görüşleri doğrultusunda hareket edenlerin çoğunlukta olmasının en büyük nedeni eğitim sistemindeki aksaklıklardır.

Ezberci, robotik, düşünce becerisini geliştirme değil, başka amaçlar için sunulan bir eğitim genelde bu tür bir çoğunluk yaratır.

Neydi bizim yaşadığımız eğitim sürecinin amacı? Tabi ki itaatkar, “milliyetçi”, sorgulamayan bir toplum yaratmak.

“Eğitimin amacι, ne düşünmemiz gerektiğini değil, nasιl düşünmemiz gerektiğini öğretmek, beynimizi başkalarιnιn düşünceleri ile doldurmak değil, beyin gücümüzü geliştirmek ve böylelikle kendi kararιmιza ulaşmamιzι sağlamak olmalιdιr”. 

Bu yazılarımda tekrarlamaktan hiç usanmadığım çok anlamlι sözlerin sahibi, endustri ve personel alanlarında ün yapmış Amerikalı, Bill Beattie’dir.

Benim yaş grubumda olanların, yani Lise yıllarını 1970 yılına kadar tamamlamış olanların yaşadığı eğitim sürecini anlattım. O yıl adadan ayrıldığımdan şimdiki eğitim sistemi hakkında pek bir şey söyleyemem.

Burada amacım eğitimcileri değil, sistemi sorgulamaktı. Çok kötü eğitimciler olduğu gibi, çok iyi eğitimciler de vardı o zamanlar, ve şimdi de.

O yıllardan sonra, özellikle Türkiye’de eğitim gören 68 Kuşağı aydın gençler sayesinde Kıbrıs’ta kısa süreli bir baş kaldırı devresi yaşandığını söyleyebiliriz. Örneğin ilk kez sol bir parti kuruldu. Gençlere başka alternatiflerin olduğu anlatılmaya başlandı.

1974 sonrası ise Öğretmen Sendikalarının gayretleri ile eğitimcilerin ille de aynı kumaştan kesilmiş olmaları gerekmediğini gördü toplum. Statükoya karşı sesler çıkmaya başladı.

Kısacası, toplumsal bilinç gelişmeye başladı. Bilinç. Özgür irade sahibi olmanın en önemli unsurlarından olan şey.

“Bilinç, genel olarak, insanda farkındalığın, duygunun, algının ve bilginin merkezi olarak kabul edilen yetidir”. Wikipedi.

Bazı olumlu şeylerin yaşanmasına ragmen şu an Kuzey Kıbrıs’taki toplumsal çöküntü nasıl açıklanabilir?

Ne sosyolog, ne de antropolğum, ama bunun cevabınının Kıbrıslıların hiçbir zaman kendi kendilerini idare eden toplumlar olmalarına izin verilmemesinde görülebileceğine inanırım.

Sömürgecilik toplumların ellerinden bağımsızlıklarını alıp onları başkalarına bağımlı yapma temelleri üzerinde kurulduğundan bu toplumların aidiyet, bilinç geliştirmeleri önlenir.

Sadece İngiliz döneminden bahsetmiyorum. Şu anki mevcut durum da o zamandan farklı değil.

Kıbrıslıtürkler asimilasyonist uygulamalarla kimliklerini kaybedip yok olmaya hızla sürükleniyorlar. Kendi ayakları üzerinde durmalarına izin verilmiyor.

Bu şartlar altında suni siyasi partiler, siyasetçilerin türemesi, biz değil ben odaklı uygulamaların, nemelazımcılığın yaygınlaşması, özgür iradeden yoksun insanların varlığı normalleşir.

Bunları yazdıktan sonra özgür iradenin varlığını sorgulayan “determizm” gibi akımların olduğunu da söylemem gerekir.

“Determinizm (belirlenimcilik), her olayın birtakım nedenlerin zorunlu sonucu olduğunu kabul eden felsefi bir görüştür. Buna göre; evrende gerçekleşen her şey önceden belirlenmiş olmakla birlikte, öyle olmalarını zorunlu kılan bazı yasalarla oluşmaktadır”. https://bilimfili.com/ozgur-irade-bir-yanilsama-mi/

Kuzey Kıbrıs’ta ‘determinizm’ felsefesinin oldukça fazla takipçisi olduğundan herşey oluruna bırakılmış mı acaba?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Kasım 2018, Pazar    Unutturulan bir medeniyetin izinden (1)
7 Ekim 2018, Pazar    Tarih ve gerçekler
30 Eylül 2018, Pazar    Zamane çocukları
23 Eylül 2018, Pazar    Biraz nostalji
16 Eylül 2018, Pazar    Moments / Anlar
9 Eylül 2018, Pazar    Londra'da bir gün
2 Eylül 2018, Pazar    Tatil şahane, yolculuk işkence
29 Temmuz 2018, Pazar    "Lansman" gerçekleşti. Projeler gerçekleşecek mi?
20 Temmuz 2018, Cuma    Şükran mı hüsran mı?
8 Temmuz 2018, Pazar    Futbol, kimlik, aidiyet

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Unutturulan bir medeniyetin izinden (1)
Ertanç HİDAYETTİN | 18 Kasım 2018, Pazar
Geçen haftalarda katıldığım, ve çok şeyler öğrendiğim bir seminerde değerli arkadaşım Profesör Doktor Niyazi Kızılyürek şöyle demişti: “Tanrı bizi tarihçilerin elinden korusun”. Sevgili Niyazi bir tarihçi!
Tarihin, d...
Tarih ve gerçekler
Ertanç HİDAYETTİN | 7 Ekim 2018, Pazar
Her yıl Ekim ayı ‘Black History Month’ (Siyah Irkın Tarih Ayı) olarak kutlanır. Okullar, üniversiteler, yerel belediyeler, sivil toplum kuruluşları Ekim ayı süresince çeşitli etkinlikler düzenlerler. Bu etkinliklerin ...
Zamane çocukları
Ertanç HİDAYETTİN | 30 Eylül 2018, Pazar
Geçen haftaki nostaljik yazımda çocukluk ve öğrencilik zamanlarımdan bahsettim. Küçücük şeylerin bizi ne denli mutlu ettiğini, tüm yokluklara rağmen ne kadar mutlu bir yaşamımız olduğunu anlatmaya çalıştım.
Bu hafta ...