Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ertanç HİDAYETTİN | 11 Şubat 2018, Pazar

Havanda su dövmek

Paylaş  
24
65
22

İngilizcede bir deyim var, “preaching to the converted”. Direkt çevirisi inançlı olana vaizlik yapmak demektir. Din ile ilgili değil söz aslında. Esas uğraşılması gereken kişilerle değil, konuya hakim olan veya gerçekten konuyu benimseyen kişilerle uğraşmak, anlamındadır.

Belki de yazımın başlığı ‘havanda su dövmek’ deyimini kullanmak daha yerinde olur. Gerçi bu deyim de konuyu benimseyenlere karşı haksızlık olacak ama, neyse.

Giderek, çoğu çalışmalarımızın hedef kitlelerinin yanlış olduğunu kabul etmek gerçekten moral çöküntüsü yaşatıyor birçoklarımıza.

Bazı örnekler: Aileleri bilinçlendirme toplantıları veya aileleri eğitme kursları düzenliyorsunuz, bakıyorsunuz katılımcıların hemen hemen hepsi zaten bilinçli ailelerden oluşuyor.

Falan belediyenin uygulamasına karşı protesto eylemi düzenliyorsunuz, belediye binasının önünde toplanan eylemciler bu uygulamalardan etkilenecek olanlardan değil, duyarlı aktivistlerden oluşuyor.

Çevre duyarlılığı gelişmesi ile ilgili bir bilgilendirme toplantısı düzenlersiniz, katılımcıların hepsi toplantıya yaya veya bisikletle geliyorlar. Kocaman cipleri ile çocuklarını yarım mil ötedeki okullarına götüren anne veya babaları bu toplantılarda göremezsiniz.

Kadın eşitsizliği üzerindeki toplantılara katılanların hepsi kadın. Kadın eşitsizliğinin mimarları olan erkekler toplantılarda yok.

Bu tür toplantılarda aynaya bakıyormuşuz gibi kendi kendimize konuşur, çekip gideriz. Çoğu kişiler egolarını tatmin etmenin rahatlığını hisseder.

Çoğu kez esas hedefimiz olan kitlelere ulaşmak için bir hareket planı tartışılmaz veya laf olsun diye bazı cılız kararlar alınır ki bunların yetersizliğini herkes bilmektedir.

Son zamanlarda bu tür toplantılara sıklıkla katılmakta ve bundan da büyük rahatsızlık duymaktayım.

*************************************

Geçtiğimiz hafta Reading Üniversitesinde katıldığım konferans yukarıda anlatmaya çalıştığım duruma örnek teşkil edecek niteliktedir. Konusu çok önemli, katılanlar için entelektüel doyuruculuğu yüksek bir etkinlik oldu.

Konferansın amacı çok dilliliğin yaratıcı etkilerini tartışmaktı. Bilindiği gibi son yıllarda İngiltere’de yabancı diller okullarda giderek önemini yitirmiş bulunuyor. Bunda, giderek globalleşen dünyamızda İngilizce dilinin öneminin daha da artması ve ana dil olarak bu dili kullananların başka dil kullanma gereksinimlerinin azaldığının sanılması önemli bir etkendir.

Okullarda yabancı dillerin zorunlu olması uygulaması kaldırılınca ‘modern’ diye nitelendirilen Fransızca, İspanyolca ve Almanca dillerinin seçiminde büyük düşüş görüldü.

Konferans çift / çok dilliliğin yeniden önem kazanması için birkaç saygın üniversitenin başlattığı 4 yıllık projenin bir parçası idi. Ancak konferansa katılanların büyük çoğunluğu bu üniversitelerin personeli, öğrencileri ve diğer akademisyenler idi.

Anlayacağınız bu konferansta da yine konuya hakim olan ve gerçekten inanan kişiler olarak birbirimizle konuştuk.

Akademisyenlerin bu önemli alanda tabi ki büyük rolleri vardır. Ancak onlar da bir bakıma kendi pozisyonlarını korumaya çalışmaktadırlar. Ancak sorunların üzerine esas gitmesi gerekenler, bizim gibi bu ülkede üçüncü, dördüncü nesilleri yetişmekte olan toplumlar olmalıdır.

Kendi toplumumuza bakacak olursak birçok alanda olduğu gibi bu alanda da sınıfta kaldığımızı üzülerek görebiliriz.

Türkçe, ‘daha az kullanılan diller’ olarak nitelenen ve ikinci sınıf olarak görülen diller arasındadır. Geçen yıl bu dillerde yapılan sınavlar, sınav kurumları tarafından kaldırılmaya çalışıldı.  Ancak bu vahim durum her siyasi partiden milletvekillerinin, toplumların ve akademisyenlerin çabası ile şimdilik önlendi.

O zaman bu geçici “zaferde” küçücük bir rol oynayan bizim eğitim camiası savaş kazanmış edası ile etrafta boy gösteriyorlardı. Ne kadar da “zafer sandığınız bu durum geçicidir, faal olarak çalışmaya devam etmezsek aynı durum tekrarlanacak” diye bağırıp çağırsak, bizimkiler işin önemini hala anlamış değiller. 

Diğer dillerle çalışan toplum okulları harıl harıl oldukça güçleştirilen yeni sınavlar için öğretmenlerinin katıldığı yetiştirme kursları düzenliyorlar. Bizimkiler ne mi yapıyor? Kocaman bir hiç.

Hade kolay gelsin. Bu günlerde bircez balo, falan yok mu?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
7 Ekim 2018, Pazar    Tarih ve gerçekler
30 Eylül 2018, Pazar    Zamane çocukları
23 Eylül 2018, Pazar    Biraz nostalji
16 Eylül 2018, Pazar    Moments / Anlar
9 Eylül 2018, Pazar    Londra'da bir gün
2 Eylül 2018, Pazar    Tatil şahane, yolculuk işkence
29 Temmuz 2018, Pazar    "Lansman" gerçekleşti. Projeler gerçekleşecek mi?
20 Temmuz 2018, Cuma    Şükran mı hüsran mı?
8 Temmuz 2018, Pazar    Futbol, kimlik, aidiyet
1 Temmuz 2018, Pazar    Festivallerin yankıları devam ediyor

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Tarih ve gerçekler
Ertanç HİDAYETTİN | 7 Ekim 2018, Pazar
Her yıl Ekim ayı ‘Black History Month’ (Siyah Irkın Tarih Ayı) olarak kutlanır. Okullar, üniversiteler, yerel belediyeler, sivil toplum kuruluşları Ekim ayı süresince çeşitli etkinlikler düzenlerler. Bu etkinliklerin ...
Zamane çocukları
Ertanç HİDAYETTİN | 30 Eylül 2018, Pazar
Geçen haftaki nostaljik yazımda çocukluk ve öğrencilik zamanlarımdan bahsettim. Küçücük şeylerin bizi ne denli mutlu ettiğini, tüm yokluklara rağmen ne kadar mutlu bir yaşamımız olduğunu anlatmaya çalıştım.
Bu hafta ...
Biraz nostalji
Ertanç HİDAYETTİN | 23 Eylül 2018, Pazar
Yeni bir okul yılı başladı. Uzun bir tatil döneminden sonra okullar cıvıl cıvıl çocuk sesleri ile dolup taşmakta.
Güzelim Yaz aylarının sonlanıp Sonbaharın getirdiği melankolik hüzünden olacak, bu zamanlar hep çocukl...