Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ertanç HİDAYETTİN | 22 Nisan 2018, Pazar

Bölünmüşlüğü teşvik edenler

Paylaş  
23
12
24

Doğdukları ülkelerden başka ülkelere göç etmiş olan ve bulundukları ülkede 4üncü, 5inci jenerasyonlar yetiştimiş olan bir toplumdur bizimkisi.

Ne kadar da Kıbrıslıtürkler olarak dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmış olsak da bazı genel özelliklerimiz vardır.

Geçen hafta sevgili sosyolog, yazar, araştırmacı arkadaşım Semra Eren Nijhar “gurbet” olgusunu irdeleyen bir seminer verdi. Gurbet olgusunun olumsuz yanlarına da değinilen bu seminer gerçekten çok yararlı, ve ilginç idi.

Semra hanım geldiğimiz ülkelerin medyası ve hükümetlerinin bizden “gurbetçiler” olarak bahsederek bu olguyu canlı tutma çabalarına ve bunun ekonomik nedenlerine değindi.

Ama bunun yanısıra örneğin Almanya’daki Türkiye’lilere “Almancı”, İngiltere’deki Kıbrısıtürklere “Londrez” diye aşağılayıcı, hor gören sözler kullanılarak diyaspora toplumlarının rencide edildiğine değindik.

İngiltere’de yaşayan Kıbrıslıtürkler olarak beni en fazla rahatsız eden hükümetlerimizin bu ülkede yaşayan bizlerin yaşantısını direkt olarak yönlendirme çabaları ve bu çabalarına alet olan insanlardır.

28 Ocak tarihindeki yazımda Londra’da kurulan “Londra Sanat Forumu’ndan bahsetmiştim. Bu oluşuma sevinmiş ve devlet yönlendirmesi olmadığı takdirde toplum tarafından benimsenip destekleneceğini de eklemiştim.

Bakıyoruz, şimdiye kadar yapılan birkaç etkinliğin hepsi KKTC Londra Temsilciliğinde yer alıyor. Davet de “KKTC Londra Temsilcisi Büyükelçi Zehra Başaran’ın Himayelerinde” sözlerini içeriyor, ve sayın Temsilci tarafından şahsen gönderiliyor.

Bazılarının söylediğini duyar gibi oluyorum: “Başkaları böyle bir davet aldığında zil takıp oynar, sen niye şikayet ediyorsun?”.

Şikayetimin nedeni şu. Sanatsal etkinlikler halka götürülmeli. Toplumun kullandığı merkezlerde yapılmalı. Temsilciliğe davet edilenlerin sayısı çok kısıtlıdır ve katılımcılar devamlı bu tür etkinliklerde görmeye alıştığımız kişilerden oluşur.

Yani anlayacağınız bu Sanat Forumu “elit” bir gruba hitap etmekten öteye gidemedi, gidemeyecek.

İkinci şikayetim, biz bu kadar aciz miyiz ki bu tür etkinlikler “Büyükelçinin himayesinde” yapılıyor? Yoksa bunu bir prestij meselesi yapmak mı amaç? Bu da biraz önce değindiğim sanatı elitleştirme tezimi doğrulayan nitelikte olumsuz bir yaklaşımdır.

Devletimizin ve onların temsilcilerinin toplumumuzun kendi ayakları üzerinde durmasını olumsuz etkileyen yaklaşımı bu örnek gibi şeylerle kalsa keşke.

Geçmişte çok defalar 90lı yıllarda değişik görüşte olanlar olarak kurduğumuz birlikteliklerin Kıbrıs’taki siyasilerin direktifi ile bir çırpıda nasıl sonlandırıldığının örneklerini verdim.

Günümüzde de devletimiz ve devletin Londra’daki Temsilcisi aramızdaki anlaşmazlıklara direkt olarak taraf olup bölünmüşlüğümüzü perçinliyorlar. Halbuki yeni anlayışlarla devleti yöneteceğine söz veren bir hükümetin iktidara gelmesine sevinmiştik.

Hükümetin Dışişleri Bakanı ikiye bölünmüş toplumumuzun organize ettiği iki festivalden birine, Konsey festivaline katılacağını duyurtmakla direkt olarak taraf olduğunu gösteriyor.

Diğer tarafta KKTC Londra Temsilcisi toplum kuruluşları ve kişilerle şahsen temas ederek Konseyin 17 Haziranda yapacağı festivale gidilmesini, kesinlikle 6 değişik görüşte olan toplum kuruluşlarının bir araya gelerek 10 Haziranda düzenleyeceği festivale gidilmemesi direktifini veriyor.

Sonra da kalkıp katıldığı bir televizyon programında 10 Haziran festivalinden hiç bahsetmeden Konseyin festivalini reklam ediyor. Bu, toplum içerisinde yıllardan beri faal olarak çalışan Türk Toplumu Futbol Federasyonu, Kıbrıs Türk Toplum Merkezi, Kıbrıs Türk Cemiyeti ve diğer üç dernek ve kuruluşu hiçe saymak demektir, ki kabul edilecek, bir Temsilciye yakışan bir davranış değildir.

Bu tavırların örneklerine her zaman rastlamamız mümkündür. Aramızda bulunan ve bu tavırlara alet ve aracı olanların varlığı devam ettiği sürece de bu yaklaşımlar sürecektir.

2400 yıl önce Yunan düşünürü Diyojen güneşlenirken Kral Bütyük İskender başına dikilir ve “dile benden ne dilersen” der. Diyojen’in karşılığı: “Gölge etme, başka ihsan istemem” olur.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Şubat 2019, Pazar    Londra'da bardak nihayet taştı
10 Şubat 2019, Pazar    Emeklilik
3 Şubat 2019, Pazar    Kitap, okumak, öğrenebilmek
27 Ocak 2019, Pazar    Başarının sırrı - Entegrasyon  
20 Ocak 2019, Pazar    İki toplantıdan notlar
13 Ocak 2019, Pazar    Nenelerimiz, dedelerimiz
6 Ocak 2019, Pazar    Günah keçileri
30 Aralık 2018, Pazar    Yeni yıl, eski yıl, aynı yıl
23 Aralık 2018, Pazar    Noel zamanı
16 Aralık 2018, Pazar    Liderlik mi, megalomani mi?

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Londra'da bardak nihayet taştı
Ertanç HİDAYETTİN | 17 Şubat 2019, Pazar
Londra’da nihayet bardağın taşmasına neden olan son damla bardağa düştü.
Hiç de fena olmadı aslında. Çünkü toplumların gelişebilmesi için bardağın taşması şarttır. Ancak ondan sonra bazı şeyler su yüzüne çıkar ve miy...
Emeklilik
Ertanç HİDAYETTİN | 10 Şubat 2019, Pazar
Nisan ayı hızla yaklaşırken içimi bir korkudur aldı. Emeklilik korkusu. Daha dogrusu aktif çalışma yaşamıma artık son verme korkusu.
Aranızda bunu korku olarak addetmeyi garipseyenler olabilir.
Soguk kış günleri erk...
Kitap, okumak, öğrenebilmek
Ertanç HİDAYETTİN | 3 Şubat 2019, Pazar
Bu yıl, ayda en az dört kitap okuma sözü verdim kendime. Ancak ilk aydan bu sözümü tutamadım.
Sadece bir kitap okuyabildim. Ama Orhan Pamuk’un yeni bitirdiğim kitabı “Kafamda Bir Tuhaflık” sayesinde 4 kitap okumuş gi...