Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ertanç HİDAYETTİN | 22 Nisan 2018, Pazar

Bölünmüşlüğü teşvik edenler

Paylaş  
13
3
14

Doğdukları ülkelerden başka ülkelere göç etmiş olan ve bulundukları ülkede 4üncü, 5inci jenerasyonlar yetiştimiş olan bir toplumdur bizimkisi.

Ne kadar da Kıbrıslıtürkler olarak dünyanın çeşitli ülkelerine dağılmış olsak da bazı genel özelliklerimiz vardır.

Geçen hafta sevgili sosyolog, yazar, araştırmacı arkadaşım Semra Eren Nijhar “gurbet” olgusunu irdeleyen bir seminer verdi. Gurbet olgusunun olumsuz yanlarına da değinilen bu seminer gerçekten çok yararlı, ve ilginç idi.

Semra hanım geldiğimiz ülkelerin medyası ve hükümetlerinin bizden “gurbetçiler” olarak bahsederek bu olguyu canlı tutma çabalarına ve bunun ekonomik nedenlerine değindi.

Ama bunun yanısıra örneğin Almanya’daki Türkiye’lilere “Almancı”, İngiltere’deki Kıbrısıtürklere “Londrez” diye aşağılayıcı, hor gören sözler kullanılarak diyaspora toplumlarının rencide edildiğine değindik.

İngiltere’de yaşayan Kıbrıslıtürkler olarak beni en fazla rahatsız eden hükümetlerimizin bu ülkede yaşayan bizlerin yaşantısını direkt olarak yönlendirme çabaları ve bu çabalarına alet olan insanlardır.

28 Ocak tarihindeki yazımda Londra’da kurulan “Londra Sanat Forumu’ndan bahsetmiştim. Bu oluşuma sevinmiş ve devlet yönlendirmesi olmadığı takdirde toplum tarafından benimsenip destekleneceğini de eklemiştim.

Bakıyoruz, şimdiye kadar yapılan birkaç etkinliğin hepsi KKTC Londra Temsilciliğinde yer alıyor. Davet de “KKTC Londra Temsilcisi Büyükelçi Zehra Başaran’ın Himayelerinde” sözlerini içeriyor, ve sayın Temsilci tarafından şahsen gönderiliyor.

Bazılarının söylediğini duyar gibi oluyorum: “Başkaları böyle bir davet aldığında zil takıp oynar, sen niye şikayet ediyorsun?”.

Şikayetimin nedeni şu. Sanatsal etkinlikler halka götürülmeli. Toplumun kullandığı merkezlerde yapılmalı. Temsilciliğe davet edilenlerin sayısı çok kısıtlıdır ve katılımcılar devamlı bu tür etkinliklerde görmeye alıştığımız kişilerden oluşur.

Yani anlayacağınız bu Sanat Forumu “elit” bir gruba hitap etmekten öteye gidemedi, gidemeyecek.

İkinci şikayetim, biz bu kadar aciz miyiz ki bu tür etkinlikler “Büyükelçinin himayesinde” yapılıyor? Yoksa bunu bir prestij meselesi yapmak mı amaç? Bu da biraz önce değindiğim sanatı elitleştirme tezimi doğrulayan nitelikte olumsuz bir yaklaşımdır.

Devletimizin ve onların temsilcilerinin toplumumuzun kendi ayakları üzerinde durmasını olumsuz etkileyen yaklaşımı bu örnek gibi şeylerle kalsa keşke.

Geçmişte çok defalar 90lı yıllarda değişik görüşte olanlar olarak kurduğumuz birlikteliklerin Kıbrıs’taki siyasilerin direktifi ile bir çırpıda nasıl sonlandırıldığının örneklerini verdim.

Günümüzde de devletimiz ve devletin Londra’daki Temsilcisi aramızdaki anlaşmazlıklara direkt olarak taraf olup bölünmüşlüğümüzü perçinliyorlar. Halbuki yeni anlayışlarla devleti yöneteceğine söz veren bir hükümetin iktidara gelmesine sevinmiştik.

Hükümetin Dışişleri Bakanı ikiye bölünmüş toplumumuzun organize ettiği iki festivalden birine, Konsey festivaline katılacağını duyurtmakla direkt olarak taraf olduğunu gösteriyor.

Diğer tarafta KKTC Londra Temsilcisi toplum kuruluşları ve kişilerle şahsen temas ederek Konseyin 17 Haziranda yapacağı festivale gidilmesini, kesinlikle 6 değişik görüşte olan toplum kuruluşlarının bir araya gelerek 10 Haziranda düzenleyeceği festivale gidilmemesi direktifini veriyor.

Sonra da kalkıp katıldığı bir televizyon programında 10 Haziran festivalinden hiç bahsetmeden Konseyin festivalini reklam ediyor. Bu, toplum içerisinde yıllardan beri faal olarak çalışan Türk Toplumu Futbol Federasyonu, Kıbrıs Türk Toplum Merkezi, Kıbrıs Türk Cemiyeti ve diğer üç dernek ve kuruluşu hiçe saymak demektir, ki kabul edilecek, bir Temsilciye yakışan bir davranış değildir.

Bu tavırların örneklerine her zaman rastlamamız mümkündür. Aramızda bulunan ve bu tavırlara alet ve aracı olanların varlığı devam ettiği sürece de bu yaklaşımlar sürecektir.

2400 yıl önce Yunan düşünürü Diyojen güneşlenirken Kral Bütyük İskender başına dikilir ve “dile benden ne dilersen” der. Diyojen’in karşılığı: “Gölge etme, başka ihsan istemem” olur.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Kasım 2018, Pazar    Unutturulan bir medeniyetin izinden (1)
7 Ekim 2018, Pazar    Tarih ve gerçekler
30 Eylül 2018, Pazar    Zamane çocukları
23 Eylül 2018, Pazar    Biraz nostalji
16 Eylül 2018, Pazar    Moments / Anlar
9 Eylül 2018, Pazar    Londra'da bir gün
2 Eylül 2018, Pazar    Tatil şahane, yolculuk işkence
29 Temmuz 2018, Pazar    "Lansman" gerçekleşti. Projeler gerçekleşecek mi?
20 Temmuz 2018, Cuma    Şükran mı hüsran mı?
8 Temmuz 2018, Pazar    Futbol, kimlik, aidiyet

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Unutturulan bir medeniyetin izinden (1)
Ertanç HİDAYETTİN | 18 Kasım 2018, Pazar
Geçen haftalarda katıldığım, ve çok şeyler öğrendiğim bir seminerde değerli arkadaşım Profesör Doktor Niyazi Kızılyürek şöyle demişti: “Tanrı bizi tarihçilerin elinden korusun”. Sevgili Niyazi bir tarihçi!
Tarihin, d...
Tarih ve gerçekler
Ertanç HİDAYETTİN | 7 Ekim 2018, Pazar
Her yıl Ekim ayı ‘Black History Month’ (Siyah Irkın Tarih Ayı) olarak kutlanır. Okullar, üniversiteler, yerel belediyeler, sivil toplum kuruluşları Ekim ayı süresince çeşitli etkinlikler düzenlerler. Bu etkinliklerin ...
Zamane çocukları
Ertanç HİDAYETTİN | 30 Eylül 2018, Pazar
Geçen haftaki nostaljik yazımda çocukluk ve öğrencilik zamanlarımdan bahsettim. Küçücük şeylerin bizi ne denli mutlu ettiğini, tüm yokluklara rağmen ne kadar mutlu bir yaşamımız olduğunu anlatmaya çalıştım.
Bu hafta ...