Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ertanç HİDAYETTİN | 24 Haziran 2018, Pazar

Festival Günleri

Paylaş  
28
12
30

Festivaller, diasporada yaşayan toplumların yaşamında çok önemli bir rol oynarlar. Sadece kültür ve sanatımızı, örf, adet ve geleneklerimizi bize hatırlatmak amacıyla yapılmazlar.

Festivallerin, özellikle giderek büyük bir kültür yozlaşması yaşayan, hatta asimile olma tehlikesi ile karşı karşıya olan genç nesillerimiz için çok büyük önemi var.

Onların kültürleri, kimlikleri hakkında donanım sahibi olmasında, kültürlerini tanıyıp yaşatmalarında önemli bir araçtır festivaller.

Ek olarak festivallerin, yan yana yaşayan toplumların birbirlerini daha iyi tanıyıp anlamalarını sağlama gibi önemli bir misyonları daha bulunur. Biliyorsunuz, önyargıların temelinde toplumların birbirlerini tanımamaları yatar.

Kıbrıslıtürk toplumu olarak açık hava festivallerini 80li yıllardan beri yapmaktayız. Bazılarının iddia ettiği gibi geçen yıl başlamadı bu. Ama “ilk olma” hastalığından muztarip toplumlar bu tür iddiaları daima tekrarlarlar.

Geçen yıl yapılan festivalden sonra bu yıl daha düzenli, daha geniş kesimlere hitap eden bir festival yapılması için Konsey ve toplum içerisinde yıllarca çalışan köklü dernekler biraya gelmişti. Ancak bu birliktelik kısa sürede bozuldu ve tek değil, iki festival yapıldı.

İlki, 10 Haziran tarihinde 6 aktif dernek ve kuruluşun bir araya gelip düzenlediği, ikincisi Konsey, İngiltere Kıbrıs Türk Ticaret Odası ve Eğitim Konsorsiyumunun birlikte düzenlediği.

Konseyle beraber oldukları iddia edilen ama 17 Haziran festivali ile ilgili hiçbir televizyon programında Konseyle birlikte görmediğimiz Ticaret Odası ve Eğitim Konsorsiyumu, kuruldukları tarihten bu yana en zayıf, en pasif dönemlerini yaşamaktadırlar.

Temsil ettiğim Kıbrıslı Sanatçılar Platformu adına 10 Haziran 2018 Festivalinin organizasyonunda yer aldığım ve dolayısıyla taraf olduğum için bu ayrılığın nedenlerine değinmem doğru olmaz.

Yazımda değinmek istediğim Konsey ve çevresinin bu karar alındıktan sonraki hırçınlığı, takındıkları çirkin tavırlardır.

Niye iki festivalin yapılması yadırgandı? Tabi bu soruyu sorarken bu yadırgamayı ifade edenlerin genellikle Konsey ve çevresi olduğunu da belirtmek gerekir. Çünkü sıradan halkın hiçbir sorunu olmadı. Her iki festivale de gittiler. Doyasıya eğlendiler.

Konsey denen oluşum yıllardan beri Kıbrıs Türk toplumu içerisinde bölücü, yıkıcı davranışlar sergileyen, toplumun sadece belli bir kesimine hitap eden, ama 300bin nüfusu temsil ettiği gibi gülünç iddialarda bulunan bir kuruluştur.

Zaman zaman uzlaşıcı, iyi niyetli, tüm toplumu kucaklamayı bilen Fikret Derviş, Ahmet Nazım, Akmen Sıtkı gibi kişilerin başkanlık dönemlerinde Konseyin başarılı işlere imza attığını ifade etmemek nankörlük olur.

Ancak şimdiki ve diğer Başkanlar bu değerli insanların başarılarının yanına bile yaklaşamadı. Tam aksine, toplumsal bölünmüşlüğümüzü daha da perçinleştirdiler.

Türkiye kökenli toplumlar yıllarca kısa bir dönem içerisinde 3 festival düzenlemektedirler. Sorunsuz, kavgasız. Niye biz Kıbrıslıtürkler olarak iki festival organize etmeyelim?

Yukarıda belirttiğim gibi bundan en çok gocunan Konsey ve çevresi olmuştur. Çünkü ellerinde olduğunu sandıkları kontrolü kaptırmak istemediklerinden.

10 Haziran tarihinde çeşitli görüş ayrılıklarına rağmen bir araya gelmeyi başaran Konsey üyesi olmayan 6 köklü örgüt, Konseyin yıllarca başaramadığını çok kısa zamanda başardılar.

Gerek toplumumuz arasında, gerekse Kıbrıs’ta bu birliktelik çok açık bir şekilde dikkatleri çektiği içindir ki Konsey ve çevresi telaşa düşmüşlerdir. Kıbrıs’taki siyasilerin her iki festivale gösterdikleri adil, tarafsız tavır onları son derece rahatsız etmiştir.

Devamlı birlik, beraberlikten bahseden, ancak sözlerini geçiremeyince hırçınlaşıp perde gerisinde çeşitli bölücü, çirkin metodlara başvuranların foyası artık açıkça belirgin olmuştur.

Konsey, aktif olarak insanımızın 10 Haziran tarihindeki festivale gitmemeleri için baskı uygulamış, katılanlara karşı tavır koymuş, stant sahiplerini akıllarınca cezalandırma gibi ilkel yollara başvurmuştur. Bunu ben iddia etmiyorum. Kişiler yaşadıklarını kendileri anlatıyor. Sosyal medya bu tür paylaşımlarla dolu.

Ne kadar olumsuz görünse de festivaller döneminde yaşananlar geleceğe dönük olumlu sinyaller vermiştir. En önemlisi insanımız Konsey denen oluşumun artık miyadını doldurduğunu, daha da önemsiz, gereksiz olduğunu anlamalarıdır.

Diğer olumlu sinyal, yıllarca kabuğuna çekilmiş olan kuruluşların gerçek toplumsal birliktelik için kolları sıvamasıdır.  Açıktır ki yılların verdiği donanım ve beceriye sahip olan bu kuruluşlar, yanlarına diğer başarılı kuruluşları da alarak Konseyden çok, çok başarılı olacaklardır.

Top Konsey ve çevresinde. Tavır ve taktik değiştirip ortak paydalarda birlikteliği başaran 6 örgütle bir araya gelmeyi bilirlerse ne ala. Aksi takdirde kısır döngü içerinde dönüp durmaya devam edeceklerdir. Bu toplum da onları tereddüt etmeden tarihin çöplüğüne atacaktır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
1
 
0
 
2
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
28 Nisan 2019, Pazar    Dinazorların son çırpınışı
24 Mart 2019, Pazar    Bu ne dünya kardeşim böyle
17 Mart 2019, Pazar    Uzlaşı, barış ve nefret
24 Şubat 2019, Pazar    Düşünmek
17 Şubat 2019, Pazar    Londra'da bardak nihayet taştı
10 Şubat 2019, Pazar    Emeklilik
3 Şubat 2019, Pazar    Kitap, okumak, öğrenebilmek
27 Ocak 2019, Pazar    Başarının sırrı - Entegrasyon  
20 Ocak 2019, Pazar    İki toplantıdan notlar
13 Ocak 2019, Pazar    Nenelerimiz, dedelerimiz

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Dinazorların son çırpınışı
Ertanç HİDAYETTİN | 28 Nisan 2019, Pazar
Dinazorlar 165 milyon yıl yaşadıktan sonra 65 milyon yıl önce nesilleri tükendi.
Bunlar hayvan cinsinden olan dinazorlar. Bir de insan olarak henüz aramızda yaşayan dinazorlar var ki, onlar da son zamanlarını yaşamak...
Bu ne dünya kardeşim böyle
Ertanç HİDAYETTİN | 24 Mart 2019, Pazar
Yeliz’in güzel şarkısı dünyamızın şu an içinde bulunduğu durumu iyi özetliyor.
Devletler, toplumlar, gruplar ve bireyler olarak hepimizin yaptığı şeylerin çoğunda çıkarlar ön planda olduğundan dünyamızın karşılaştığı...
Uzlaşı, barış ve nefret
Ertanç HİDAYETTİN | 17 Mart 2019, Pazar
Uzlaşı, barış ve nefret. Birbirleri ile iç içe üç kavram.
Uzlaşı, veya anlaşmazlıkların çözümü, barış için atılan ilk adımdır çoğu zaman.
Anlaşmazlıklar çözülebilir, ama taraflar arasında barışa engel unsurların kal...