Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ertanç HİDAYETTİN | 8 Temmuz 2018, Pazar

Futbol, kimlik, aidiyet

Paylaş  
14
11
14

2018 Dünya Kupası çok zevkli, heyecanlı bir şekilde devam ediyor. Tabi biz futbol aşıkları için. Birçok ailelerde büyük tedirginliklerin yaşandığı da kesin. Futbol ile aile içi şiddet arasındaki bağlantı bilinen bir gerçek. Geçmişte yapılan araştırmalar bunu kanıtlıyor.

Etnik azınlık mensubu kişiler olarak birçoklarımız ulusal turnuvalar esnasında yaşadığımız ülkelerin spor takımlarını desteklemek konusunda tereddüt yaşarız. 

Bu yazıyı yazmaya oturmazdan önce İngiltere futbol takımı başarılı bir oyum sergileyerek İsveç ile oynadığı çeyrek final maçını kazandı ve yarı finale yükseldi. Tüm mahalle sevinç içinde. Gece için parti hazırlıkları tamamlanmakta. Bu gece bize uyku yok anlaşılan.

Eski Muhafazakar Parti Milletvekili Norman Tebbitt 1990 yılında özellikle kriket ve Hint Yarımadısı kökenli etnik azınlık toplumlardan bahsederek şöyle demişti:

“Asyalılar büyük ölçüde yaşadıkları ülke olan Britanya’ya sadık değiller, çünkü kriket maçlarında Britanya takımını değil, geldikleri etnik kökeni temsil eden takımı (yani Pakistan, Hindistan veya Banladeş’i) desteklemektedirler.

Tebbitt’in bu sözlerinden 14 yıl sonra, 2004 yılında Ulusal Statistik Ofisi tarafından yayınlanan araştırma, genel olarak etnik azınlıkların Birleşik krallıkta doğmayanlar dahil büyük oranda kendilerini “Britanyalı” addettiklerini ortaya çıkardı.

Bu statistiklerden bu yana aradan bir 14 yıl daha geçti. Bu konuda 2011 yılında yapılan araştırma daha da ilginçtir. Birleşik Krallık’ta doğmayan %11 ve anne, babaları veya dede, neneleri Birleşik Krallık dışında doğan 29% nüfusun, yani ülke nüfusunun 3te 2sinin sadece %14ü kendilerini etnik azınlık olarak görmektedirler.

Yani anlayacağınız “etnik azınlık” olarak görülen nüfusun çok büyük bir oranı kendilerini Britanyalı olarak saymaktadırlar.

28 yıl önce Norman Tebbitt’in ortaya attığı “aidiyet testi” giderek geçerliliğini, kaybetmetmiş gibi görülüyor.  

Bu ne demektir? Bu ülkede göçmen toplumlara karşı olan tolerans arttı mı? Göçmen toplumlar bulundukları ülke ile daha kolay mı entegre olmaya başladılar? 

Yukarıda verdiğim statistiklere bakılırsa soruların cevabı olumlu olarak düşünülebilir. Ama biliyoruz ki özellikle Brexit sonrası “yabancı düşmanlığı” artmış, Avrupa vatandaşları dahil ülkede yaşayan azınlıklar karşı fiziki saldırılar fazlalaşmıştı.

Buna rağmen ben ve çevremdeki büyük çoğunluk niye İngiliz mili futbol takımının başarısını benimseyip kutlamakta zorlanıyoruz? 

Bunun bir nedeni Batı, özellikle Avrupa ülkelerine karşı duyduğumuz antipatidir. Çünkü bu ülkelerin koloni geçmişleri yüzünden tüm dünyaya karşı işledikleri suçların bilincindeyiz de ondan.

Ancak kendi şahsım için gözlemlediğim gerçek, zamanla İngiliz takımlarının başarısına karşı olan kayıtsız davranışım, hatta üzüntüm veya başarısızlıklarından açıkça sevinç duymam olumlu olarak değişime uğramaktadır. 

Daha da ileri giderek, ne kadar da belli etmesem İngiliz Futbol takımının bu turnuvadaki başarısına sevindim diyebilirim!

Şunu açıkça görüyoruz ki İngiltere, Portekiz, Hollanda, Fransa gibi ülkeler takımlarında siyah ve diğer etnik kökenli, kişilere artarak yer vermektedirler. Bu ülkelerde, antröner gibi üst düzey mevkilerdeki etnik kökenlilerin sayısında az da olsa artış görülmektedir.

Bu unsurlar da bu takımlara eskisinden daha az önyargılı bakabilmemize yardımcı olmaktadır. 

Yaşadığım ülke İngiltere’nin başarısından çok futbolu en yaratıcı ve öz şekliyle oynayan Brezilya’nın turnuvadan ayrılışına üzülmem nasıl açıklanabilir? Bu da başka bir ironi. Çünkü Brezilya’da çocuklar polis tarafından kurşunlanmaktadır. O ülkede siyahlara karşı korkunç bir ırkçılık vardır.

 Herhalde Brezilya’ya karşı duyduğumuz sempatide Pele, Zico, Revelino, Jarzinho, Carlos Alberto gibi futbol sihirbazlarının büyük rolü vardır.

Doğduğum ülke Kıbrıs Dünya Kupasına katılmış olsaydı onu destekler miydim? Kesinlikle bu haliyle hayır. Anavatanımın tüm değişik etnik toplumlarının temsil edildiği bir Kıbrıs Futbol takımını seve seve desteklerdim.

Türkiye? Kesinlikle Türk Milli Futbol Takımının başarısına sevinirdim. Küçük yaştan beri fanatik bir Fenerbahçeliyim. Son yıllarda bu takıma karşı ilgim hemen hemen yok olsa da Türk takımlarının Avrupa ve Dünya turnuvalarındaki başarısı beni sevindirir.

Bu bir nevi milliyetçilik mi sizce? Umarım değil. Çünkü milliyetçilikle ırkçılık arasında çok ince bir çizgi olduğunun bilincindeyim.

 Yukarıda sıraladığım unsurları gözönünde bulundurup derin analizler yapmadan fanatik hayranı olduğum futbol maçlarını izlemek benim için maalesef pek mümkün değil. Keşke mümkün olsaydı.

İç çelişkilerimle dolu bir yazı olduğunun bilincindeyim.

Yine de sanırım son zamanların en zevkli, en heyecanlı futbol dünya kupasını izliyoruz. İyi seyirler.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
12 Temmuz 2018, Perşembe
Cemal         - Londra
Bosver be Ertanc gardas; biz icimizde celiksi yasasak da yasamasak da neticede bu ingiliz irki bizi kendinden gormuyor. Kendi adima konusmam gerekirse benim icin Turk olsun da camurdan olsun.

YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Şubat 2019, Pazar    Londra'da bardak nihayet taştı
10 Şubat 2019, Pazar    Emeklilik
3 Şubat 2019, Pazar    Kitap, okumak, öğrenebilmek
27 Ocak 2019, Pazar    Başarının sırrı - Entegrasyon  
20 Ocak 2019, Pazar    İki toplantıdan notlar
13 Ocak 2019, Pazar    Nenelerimiz, dedelerimiz
6 Ocak 2019, Pazar    Günah keçileri
30 Aralık 2018, Pazar    Yeni yıl, eski yıl, aynı yıl
23 Aralık 2018, Pazar    Noel zamanı
16 Aralık 2018, Pazar    Liderlik mi, megalomani mi?

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Londra'da bardak nihayet taştı
Ertanç HİDAYETTİN | 17 Şubat 2019, Pazar
Londra’da nihayet bardağın taşmasına neden olan son damla bardağa düştü.
Hiç de fena olmadı aslında. Çünkü toplumların gelişebilmesi için bardağın taşması şarttır. Ancak ondan sonra bazı şeyler su yüzüne çıkar ve miy...
Emeklilik
Ertanç HİDAYETTİN | 10 Şubat 2019, Pazar
Nisan ayı hızla yaklaşırken içimi bir korkudur aldı. Emeklilik korkusu. Daha dogrusu aktif çalışma yaşamıma artık son verme korkusu.
Aranızda bunu korku olarak addetmeyi garipseyenler olabilir.
Soguk kış günleri erk...
Kitap, okumak, öğrenebilmek
Ertanç HİDAYETTİN | 3 Şubat 2019, Pazar
Bu yıl, ayda en az dört kitap okuma sözü verdim kendime. Ancak ilk aydan bu sözümü tutamadım.
Sadece bir kitap okuyabildim. Ama Orhan Pamuk’un yeni bitirdiğim kitabı “Kafamda Bir Tuhaflık” sayesinde 4 kitap okumuş gi...