Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ertanç HİDAYETTİN | 2 Eylül 2018, Pazar

Tatil şahane, yolculuk işkence

Paylaş  
20
12
19

"Bu akşam Aysergi Pulya Festivaline gideceğiz" dedi yaşlı kadın.

Arkadaşı, "Yeni Boğazici demek istiyorsun" dedi.

Kültür seviyesi oldukça yüksek yaşlı kadın cevabı yapıştırdı: "Hayır. Orası benim için herzaman Aysergi olarak kalacak".

İki haftalık tatil esnasında duyduğum en anlamlı sözlerdi bunlar.

Son süratle ama çok keyifli geçen bir tatilldi bizimkisi. Her tatilimiz gibi.

Kararlı idim bu kez.

Siyaset, ekonomi, Kıbrıs’ın sosyal çarpıklığı gibi şeylerle kafa yormamaya karar vermiştim bu tatilde.

Bunu büyük ölçüde başardığımı söyleyebilirim.

Büyük bencillik diyebilirsiniz, ama kulaklarımı orada yaşayanların özellikle TLnin dibe vurmasıyla başgösteren sorunlarına tıkadım ve ailemle, yakınlarımla güzel bir tatil geçirdim.

Sadece iki kez gazete aldım. Onu da olası kültürel, sanatsal etkinlikleri araştırmak maksadı ile. Televizyona hiç bakmadım.

Sabahın erken saatlerinde kaldığımız şirin tatil merkezinden çıkarak Makenzi plajının kumlara çarpan ılık sularında yürümek çok keyifli idi.

Ve tabi ucu bucağı belli olmayan Akdenizin kucağına kendimi bırakmak da öyleydi.

İskele Belediyesini kutlamak gerekir. On yıl kadar önce oraları çok bakımsız, ihmal edilmiş yerlerdi.

Şimdi şahane plajı ile, yürüyüş, bisiklet patikaları ile, eksersiz ve oyun parkı ile, muhteşem Belediye plajı ile gece, gündüz yüzlerce kişinin uğrak yeri olmuş durumda.

Sürmeye doyum olmayan kiralık arabayla (teşekkürler sevgili Kemal Altunç), Karpaz ve Lefke ziyaretleri yaptık.

Kıbrısımızın en güzel iki beldesi.

Özellikle Lefke'de anılar film şeriti gibi akıp geçti gözlerimin önünden.

Bizim bir zamanlar Yıldız Tepesi dediğimiz, Aşıklar Tepesine çıkıp Lefke’min doyumsuz güzelliğini içime çektim uzunca bir süre.

Kızgın Ağustos sıcağı keyfimi bozmadı.

Sonra açık müze Mağusa hısar içinde bol bol dolaştım.

Namık Kemal’in çilesini ve Desdomona’nın trajik sonunu düşünerekten.

Lefkoşa hısar içini de ihmal etmedim tabi. Çocukluk arkadaşım Kemal bayram tatili için kapalı olduğundan Girne Kapısında oturup ünlü biglalı sandviçini yiyemedim.

Büyük Handa hellim, nor ve kıyma böreği yedim, Lefke Hanında nefis limonata içtim ama Hasan ve Esen ile. Yorgunluk kahvemiz sevgili Hasan Ekingen’dendi.

İlk satırlarda bahsettiğim Aysergi Pulya Festivalini 3 kez ziyaret etme mutluluğunu tattım.

Özellikle Arif Albayrak, Mustafa Tozakı ve Bedia Balses ile tekrar karşılaşmak çok güzeldi.

Çok güzel bir şiir gecesi sundular ve katılımcıları büyülediler yine.

Sevgili Balses’i arkadaşları ile festivalin organizesindeki başarılarından dolayı kutladım.

Ve tabi can dostlarım Beste Sakallı ile, Hasan Çakmak ile de bol bol sanat ve kültür konuştuk. Hayranlıkla onların bu alandaki yorulmak bilmez çalışmalarını dinledim.

Tatilimiz malesef işkence bir yolculukla tamamlandı.

İstanbulda gidiş ve dönüşte uçak değiştirme faslı resmen sadist bir işkence idi.

Başka kez bu yolla Kıbrıs'a gitmeye kalkşırsam işkenceyi seven mazokist bir kişi olduğuma inanacağım! Larnaka benim için bundan böyle. Herkesin seslendirdiği gibi.

Hatta önce Baf’a gidip birkaç gün hiç ziyaret etmediğim bu güzel yeri de göreceğim.

Ercan ve İstanbul'da toplam 6 kez pasaport ve bagaj kontrolünden geçtik.

Ercan'da yapılan kontrolün gayet profesyonel ve yeterli olduğunu gözlemlediğimizde İstabul'da uçaktan inip kontrol edilme işkencesinin tamamıyle politik olduğuna inandım.

Özellikle İstanbul Atatürk Hava Limanındaki keşmekeş, sorumluların bilgisizliği ve profesyonellikle bağdaşmayan tutumları yolculara stresli anlar yaşattı.

İnsanın elinde olmadan kafasında şöyle bir kanı beliriyor. İstanbul uygulamasının amacı KKTC turizmini, ekonomisini baltalamaktır, ve KKTC’yi tanıyan tek devlet olduğunu iddia eden Türkiye Cumhuriyeti bu planın bir parçasıdır.

Tahmin edebilirim. Birçoklarınız “günaydın, şimdi mi uyandın?” diyeceksiniz bu sözlerime.

Kıbrıs'lı olsun veya olmasın bu deneyimi yaşayan konuştuğum herkes bir kez daha KKTCye gelmemekte kararlı. En azından bu yolla.

Çilemiz bununla da bitmedi. Üstüne üstlük 4 bavulumuzdan biri İstanbul’da kaldı. Yorgun, argın saatlerce Stansted Hava Alanında bekledik. İki gün sonra bavula kavuşabildik.

Herşeye rağmen anavatanımız Kıbrıs merhum müzisyen Kamuran Aziz'in dediği gibi, Cennetten bir parçadır.

Her ne yolla olursa olsun gidip onu ziyaret ediniz. Onun eşsiz güzelliğini mutlaka yaşayınız.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
4
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
23 Eylül 2018, Pazar    Biraz nostalji
16 Eylül 2018, Pazar    Moments / Anlar
9 Eylül 2018, Pazar    Londra'da bir gün
29 Temmuz 2018, Pazar    "Lansman" gerçekleşti. Projeler gerçekleşecek mi?
20 Temmuz 2018, Cuma    Şükran mı hüsran mı?
8 Temmuz 2018, Pazar    Futbol, kimlik, aidiyet
1 Temmuz 2018, Pazar    Festivallerin yankıları devam ediyor
24 Haziran 2018, Pazar    Festival Günleri
17 Haziran 2018, Pazar    Yoğun kültür, sanat, spor dönemi
29 Nisan 2018, Pazar    Yaşamın kıyısına attıklarımız

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Biraz nostalji
Ertanç HİDAYETTİN | 23 Eylül 2018, Pazar
Yeni bir okul yılı başladı. Uzun bir tatil döneminden sonra okullar cıvıl cıvıl çocuk sesleri ile dolup taşmakta.
Güzelim Yaz aylarının sonlanıp Sonbaharın getirdiği melankolik hüzünden olacak, bu zamanlar hep çocukl...
Moments / Anlar
Ertanç HİDAYETTİN | 16 Eylül 2018, Pazar
Belkide şimdi hayattaki son anlarım
Belkide bu sonsuzluğa yazılan herhangi mülteci bir şiir
Son kez bakıyorum suretine hayallerimin mahseninden
Son kez tutuyorum ellerini düşlerimde
Bahattin Delice
Bir sonraki 40 ...
Londra'da bir gün
Ertanç HİDAYETTİN | 9 Eylül 2018, Pazar
Bu yıl ilk kez yurt dışı tatilimden sonra, iş öncesi ek olarak bir hafta da evde oturdum.
Amacım Londra’yı ziyaret edip uzun zamandan beri görmediğim yerleri görmekti.
Trene atlayıp dünyanın en çekici kentlerinden L...