Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Ertanç HİDAYETTİN | 13 Ocak 2019, Pazar

Nenelerimiz, dedelerimiz

Paylaş  
23
22
24

Dede olmanın büyük zevkini, inanılmaz güzelliğini yaşayanlardanım.

Nasıl bir zaman nenemin varlığı benim için müthiş bir mutluluk kaynağı iseydi, torunlarımın dedelerine (bana) gösterdikleri sevgi benim dünyadaki en büyük sevincim, mutluluğum.

İki taraftan da dedelerim ben doğmadan bu dünyadan göçüp gitmişlerdi. Ama Ali dedemi, annemin dedesini çok iyi hatırlarım.

Çocuk olduğum için öyle mi belleğimde kaldı, bilmem. Ama Ali dedem tanıdığım en uzun boylu insanlardandı. Sanırım 90 yaşlarında vardı. Yaşına rağmen belinin büküldüğünü görmedim.

Çok heybetli, mağrur bir edası vardı. Dizlik giyerdi. Konuşması kıttı. Birkaç cümleyi bir araya getirip birşeyler ifade ettiğini sanırım duyan olmamıştı onu hatırladığım zaman diliminde.

Peşini hiç bırakmazdım, Kuyruk gibi nereye gitse arkasında gezerdim. Beni elimden tutar, Efenin Girne Kapısındaki kahvehanesine götürürdü.

O içeri girerkenden herkes ayağa kalkar ona yer verirdi. Sonra ona kahve (tabi bana da Belkola, Gazoz, falan ısmarlamak için bir yarış başlardı).

Kahvede de pek konuşmazdı. Dinlerdi sadece. Ama bir şey söylediğinde etraf sus pus olur, onu dinlerdi herkes.

Neneciğim. Büyükanne dediğimiz muhterem insan. Annemin annesi. Lefkoşa’nın sevilen bir simasıydı rahmetlik nenem. Özellikle eğitim camiası ona tapardı. Viktorya Kiz Lisesinde çalışırdı, ama tüm Lefkoşa’nın öğretmenleri onu tanırdı.

Bevap Cemaliyabalarını çok severlerdi öğretmenler, müdürler, müdüreler, öğrenciler. Ben ve kardeşlerim de onun yüzünden torpilliydik. Gözetirlerdi bizi öğretmenlerimiz.

Viktorya Kız Lisesinde yıllarca bevaplık, ahçılık yaptı. Paydos zamanı onu Lefkoşa Kütüphanesinin, doktor muayehanelerinin olduğu sokaktaki  okula doğru yürür onu yarı yolda karşılardım.

Beni görünce çok mutlu olurdu. Elindeki çantasını alır taşırdım.

Eve gitmemiz uzun alırdı. Çünkü yol boyunca esnaftan memura, siyasetçiye, doktora, eczacıya kadar herkes onunla sohbet etmek isterdi. “Napan Cemaliyaba? Napayım anam sen napan. Evde herkeş eyidir?” Bu sözler capcanlı belleğimde duruyor.

Eve gidince çantasındaki sefer taslarından çıkan kendi pişirdiği nefis yemekleri zevkten dörtköşe mideye indirirdik.

Bir torpil yapıp beni ve kardeşlerimi Lefkoşa’da okula aldırmıştı. Çocukluk yıllarımın bir kısmı onunla ve teyzelerimle geçtiği için çok sevinmiştim buna. Bu ülkeye gelene kadar onunla kaldık.

Ders çalışırken Dr. Küçük’ün nutuk konuşmasını taklit eder, yüksek sesle çalışırdım. Yahya Kemal’in Sessiz Gemi şiirini bu şekilde okumama kendine has o neşeli gülüşüyle gülerdi neneciğim.

***************************************

Şimdi bunları niye yazdım?

Theresa May hükümetinin kabinesine 2018 yılının başlangıcında yeni bir Bakan atanmıştı. Yalnızlık Bakanı (Minister of Lonliness). May’in Başbakan olalı en iyi yaptırımlarından biri.

Şimdiki Bakan Mims Davies, geçenlerde İtalya gibi bazı Avrupa ülkelerinden örnek olarak yaşlıların ailelerin günlük yaşantısının bir parçası haline getirilmeleri gerektiğini söyledi.

Bakan ayrıca ailelerin nene ve dedeleri de beraberlerinde tatile götürmelerini salık verdi.

Yaşlılar arasındaki yalnızlık günümüzün en üzücü olumsuzluklarından. Bunun sebep olduğu ruh sağlığı sorunları ile boğuşan yaşlı sayısı malesef oldukça fazla. O yüzden Bakanın sözlerinin büyük önemi var.

Bizim toplumumuzda da her toplumda görülen son 40 yılda aile yapısındaki değişiklikler, geniş aileden çekirdek aile modeline geçiş, yaşlılarımız için büyük bir olumsuzluk oldu.

Kıbrıs’ta “huzur evi” fenomeni ile ancak son 20 yıl kadar kısa bir zaman içerisinde tanıştık.

İngiltere’de yaşayan ailelerimiz arasında da toplumdan izole olmuş bir şekilde yaşayan, çoğu zaman çocukları, torunları tarafından günler, haftalarca ziyaret edilmeyen yaşlıların durumu içler acısı.

Haberi okuyunca gözlerimi kapatıp 55 yıl önce nene ve dedelerimizin de dahil olduğu büyük aile, komşu ve akraba grupları halinde Gemikonağındaki deniz kıyısında, Lefke Deresi kıyısında, Trodos Dağındaki buz gibi soğuk derenin yanında, neşeli kahkahalar arasında piknik yaparkenki halimizi anımsadım.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
3
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
28 Nisan 2019, Pazar    Dinazorların son çırpınışı
24 Mart 2019, Pazar    Bu ne dünya kardeşim böyle
17 Mart 2019, Pazar    Uzlaşı, barış ve nefret
24 Şubat 2019, Pazar    Düşünmek
17 Şubat 2019, Pazar    Londra'da bardak nihayet taştı
10 Şubat 2019, Pazar    Emeklilik
3 Şubat 2019, Pazar    Kitap, okumak, öğrenebilmek
27 Ocak 2019, Pazar    Başarının sırrı - Entegrasyon  
20 Ocak 2019, Pazar    İki toplantıdan notlar
6 Ocak 2019, Pazar    Günah keçileri

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Dinazorların son çırpınışı
Ertanç HİDAYETTİN | 28 Nisan 2019, Pazar
Dinazorlar 165 milyon yıl yaşadıktan sonra 65 milyon yıl önce nesilleri tükendi.
Bunlar hayvan cinsinden olan dinazorlar. Bir de insan olarak henüz aramızda yaşayan dinazorlar var ki, onlar da son zamanlarını yaşamak...
Bu ne dünya kardeşim böyle
Ertanç HİDAYETTİN | 24 Mart 2019, Pazar
Yeliz’in güzel şarkısı dünyamızın şu an içinde bulunduğu durumu iyi özetliyor.
Devletler, toplumlar, gruplar ve bireyler olarak hepimizin yaptığı şeylerin çoğunda çıkarlar ön planda olduğundan dünyamızın karşılaştığı...
Uzlaşı, barış ve nefret
Ertanç HİDAYETTİN | 17 Mart 2019, Pazar
Uzlaşı, barış ve nefret. Birbirleri ile iç içe üç kavram.
Uzlaşı, veya anlaşmazlıkların çözümü, barış için atılan ilk adımdır çoğu zaman.
Anlaşmazlıklar çözülebilir, ama taraflar arasında barışa engel unsurların kal...