Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Dr. Orhan AYDENİZ | 24 Haziran 2018, Pazar

En son tezgah anavatan ile aramızın açılmak

Paylaş  
12
0
13

Rum - Yunan ikilisi, anavatanın koruması altında olan bir toprağa sahip olmamız durumunda, adanın tümünü ele geçiremeyeceğini bildiği için, anavatanın bizi korumasını bertaraf etmek ister. Bu nedenle, içimizdeki işbirlikçileri de kullanarak, yalan propagandalarla, Kıbrıs Türk halkını Anavatanından koparmak, soğutmak ve böylece korumasız bırakarak, egemenliği altına almak çabasındadır.

Çeşitli nedenlerle emperyalistlerin çıkarları ile  Rum’un ulusal davasını destekleyen içimizdeki yolunu şaşırtmışlar ve bunların aldattığı kişiler,  maalesef anavatan ile aramızı açmak için her fırsattan yararlanmakta ve bu tezgaha  yardımcı olmaktadır.

Oysa, Kıbrıs Türk halkı olarak güven, barış, refah ve huzur içinde yaşayabilmemiz için mutlaka anavatanın korumasına  ve desteğine muhtacız.

1963-74 dönemindeki  Rum saldırıları karşısında, varlığımızı sürdürebilmemiz için sadece anavatan bize yardımcı olmuştur. Halen bizi koruyan, kalkınmamız için bize  destek olan, maddi ve manevi yardımlarını esirgemeyen tek ülke anavatanımızdır.

Anavatanımızın korumasının kaldırılması durumunda da  bugün sahip olduğumuz tüm olanakları kaybedeceğimiz  ve göç etmek ile esaret altında yaşamak seçeneklerinden birini  tercih etmek zorunda kalacağımız aşikardır.

Bu nedenle bizim de, Anavatan a layık olacak tutum ve davranış içinde olmamız, verdiği yardımları daha sorumlu, planlı ve ülkemizin kalkındırılmasında kullanmamız gerekir.

Anavatanın verdiği maddi yardımların, plan ve projeleri göre uygulanmasını şart koşmasını  iç işlerimize karışmak olarak tanımlamak, yanlış olması yanında iyi niyetli bir davranış da değildir.

Anavatanımız KKTC hükümetlerinden  verdiği yardımların halkımızın yararına kullanılmasını istemesi ne karşı çıkmak yerine bundan memnun olmalıyız.

Çünkü anavatanın sağladığı maddi yardımların oy avcılığında araç olarak harcanmasının ülkemize hiçbir faydası olamaz.

Öte yandan, ülkemizdeki emperyalist yandaşları ile sözcülerinin, ileri sürdüğü gibi, Rumlarla birleşme ve AB’nin parçası olmamız durumunda, tüm sorunlarımızın ortada kalkacağı ve  refaha kavuşacağımız propagandalarının tutarsız ve gerçek dışı olduğu yaşanan dönemde kanıtlanmıştır.

Bu nedenle ne iflas eden Rumlarla birleşmemizin, ne de AB’nin parçası olmamızın  bize şimdikinden daha iyi değil, şimdiki kadar bile ekonomik kazanç sağlamayacağı aşikardır.

AB’nin büyük maddi yardımları sayesinde geçici bir refaha kavuşturulan Rumların, yardımların kesilmesi ile sefalete sürüklendiği unutulmamalı.

Öte yandan ülkemizde, dünyadaki ekonomik krize rağmen, anavatan sayesinde devletteki fazla personelin bile işlerine son verilmemiş ve normal yaşamımızın sürdürülmesi sağlanmıştır.

Yaşanan dönemde olduğu gibi gelecekte de ülkemizde istihdam olanağı bulamayan gençlerimiz için de  iş bulma yeri, Anavatan olacaktır.

İşte bu nedenle, sürekli barış ve  sürdürülebilir bir ekonomik gelecek için, yanı başımızdaki Anavatanla sıkı ilişkiler içinde bulunmamız bizim yararımızadır.

Kıbrıs sorununun çözümünde de, anavatanın gölgesinin, üzerimizde olmaması durumunda, karşı tarafın bize azınlık hakları dışında, hiçbir hak vermeyeceği biliniyor.

Kuşkusuz çözüm çabalarında, adada yaşayan halkların görüş ve tercihleri de dikkate alınmalı. Ancak Kıbrıs sorunu ,sadece burada yaşayan birkaç yüz bin kişilik Türkü ilgilendirmiyor. Ayni zamanda Türkiye’yi de ilgilendiriyor.

Zaten Kıbrıs’ın Türk idaresinden İngiltere’ye verilmesini sağlayan Lozan anlaşması  ile 1960 Londra Zürih anlaşmaları, sadece Kıbrıs’ta yaşayan Türklerle Rumlar arasında yapılmadı.

Aksine muhatap olarak, Türkiye kabul edildi. Yeni bir anlaşma da yine, sadece  adadaki iki halk arasında değil, Türkiye’nin de dahil olacağı devletlerle yapılacaktır.

Yalnız Türkiyesiz  varlığımızı sürdürmemiz mümkün olmadığına göre, anavatanımızın güçlü varlığı bizim de çıkarımızadır. Bu nedenle, anavatanla aramızı açmak çabasında olanlar, düşmanın ulusal davasına hizmet etmekte olup, devletimizin ve  halkımızın düşmanıdır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
24 Nisan 2019, Çarşamba    Asayiş konusuna önem verilmeli
21 Nisan 2019, Pazar    En temel sorunumuz
17 Nisan 2019, Çarşamba    Zeytin ağacının önem ve değeri
14 Nisan 2019, Pazar    Tanınma katalizatör olacak
10 Nisan 2019, Çarşamba    Çözüm, barış, birleşme
7 Nisan 2019, Pazar    Halkın oyları ile makamlara getirilenler hizmet etmekle yükümlüdür.
3 Nisan 2019, Çarşamba    Sel felaketi hesap sorma mekanizmasının işletilmemesinin sonucudur
31 Mart 2019, Pazar    İrademize müdahale masalı
27 Mart 2019, Çarşamba    Sağlıklı bir çevre için ağaç varlığımızı artırmalıyız
24 Mart 2019, Pazar    Kıbrıs'ta varlığımızı sürdürebilmemiz nüfusumuzun artmasına bağlıdır

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Asayiş konusuna önem verilmeli
Dr. Orhan AYDENİZ | 24 Nisan 2019, Çarşamba
Son yıllarda şiddet ve cinayet suçlarındaki artış, ülkemizin imajına gölge düşürmesi yanında, vatandaşlarımızın  huzurunu da kaçırmaktadır.
Yakın geçmişte bir Afrikalı öğrencinin Mağusa’da, bir Afrikalı öğrencinin de...
En temel sorunumuz
Dr. Orhan AYDENİZ | 21 Nisan 2019, Pazar
KKTC’de devletimizin istenen ve gereken düzeyde  verimli olamamasının en temel sorunu, görevlilerin  ofislerde kalması olduğu görüşündeyim.
Bir çok kişi ülkemizdeki yönetimi başka ülkelerle ve güney ile mukayese etme...
Zeytin ağacının önem ve değeri
Dr. Orhan AYDENİZ | 17 Nisan 2019, Çarşamba
Tarihi kayıtlar, zeytin ve zeytinyağının ilk çağlardan beri mükemmel, yararlı ve şifalı bir ürün olarak tanındığını ve yararlanıldığını gösterir.
Eski Mısır ve Yunanlılarda zeytinyağını, ışık, besin ve dini ayinlerde...