Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Dr. Orhan AYDENİZ | 24 Haziran 2018, Pazar

En son tezgah anavatan ile aramızın açılmak

Paylaş  
1
0
2

Rum - Yunan ikilisi, anavatanın koruması altında olan bir toprağa sahip olmamız durumunda, adanın tümünü ele geçiremeyeceğini bildiği için, anavatanın bizi korumasını bertaraf etmek ister. Bu nedenle, içimizdeki işbirlikçileri de kullanarak, yalan propagandalarla, Kıbrıs Türk halkını Anavatanından koparmak, soğutmak ve böylece korumasız bırakarak, egemenliği altına almak çabasındadır.

Çeşitli nedenlerle emperyalistlerin çıkarları ile  Rum’un ulusal davasını destekleyen içimizdeki yolunu şaşırtmışlar ve bunların aldattığı kişiler,  maalesef anavatan ile aramızı açmak için her fırsattan yararlanmakta ve bu tezgaha  yardımcı olmaktadır.

Oysa, Kıbrıs Türk halkı olarak güven, barış, refah ve huzur içinde yaşayabilmemiz için mutlaka anavatanın korumasına  ve desteğine muhtacız.

1963-74 dönemindeki  Rum saldırıları karşısında, varlığımızı sürdürebilmemiz için sadece anavatan bize yardımcı olmuştur. Halen bizi koruyan, kalkınmamız için bize  destek olan, maddi ve manevi yardımlarını esirgemeyen tek ülke anavatanımızdır.

Anavatanımızın korumasının kaldırılması durumunda da  bugün sahip olduğumuz tüm olanakları kaybedeceğimiz  ve göç etmek ile esaret altında yaşamak seçeneklerinden birini  tercih etmek zorunda kalacağımız aşikardır.

Bu nedenle bizim de, Anavatan a layık olacak tutum ve davranış içinde olmamız, verdiği yardımları daha sorumlu, planlı ve ülkemizin kalkındırılmasında kullanmamız gerekir.

Anavatanın verdiği maddi yardımların, plan ve projeleri göre uygulanmasını şart koşmasını  iç işlerimize karışmak olarak tanımlamak, yanlış olması yanında iyi niyetli bir davranış da değildir.

Anavatanımız KKTC hükümetlerinden  verdiği yardımların halkımızın yararına kullanılmasını istemesi ne karşı çıkmak yerine bundan memnun olmalıyız.

Çünkü anavatanın sağladığı maddi yardımların oy avcılığında araç olarak harcanmasının ülkemize hiçbir faydası olamaz.

Öte yandan, ülkemizdeki emperyalist yandaşları ile sözcülerinin, ileri sürdüğü gibi, Rumlarla birleşme ve AB’nin parçası olmamız durumunda, tüm sorunlarımızın ortada kalkacağı ve  refaha kavuşacağımız propagandalarının tutarsız ve gerçek dışı olduğu yaşanan dönemde kanıtlanmıştır.

Bu nedenle ne iflas eden Rumlarla birleşmemizin, ne de AB’nin parçası olmamızın  bize şimdikinden daha iyi değil, şimdiki kadar bile ekonomik kazanç sağlamayacağı aşikardır.

AB’nin büyük maddi yardımları sayesinde geçici bir refaha kavuşturulan Rumların, yardımların kesilmesi ile sefalete sürüklendiği unutulmamalı.

Öte yandan ülkemizde, dünyadaki ekonomik krize rağmen, anavatan sayesinde devletteki fazla personelin bile işlerine son verilmemiş ve normal yaşamımızın sürdürülmesi sağlanmıştır.

Yaşanan dönemde olduğu gibi gelecekte de ülkemizde istihdam olanağı bulamayan gençlerimiz için de  iş bulma yeri, Anavatan olacaktır.

İşte bu nedenle, sürekli barış ve  sürdürülebilir bir ekonomik gelecek için, yanı başımızdaki Anavatanla sıkı ilişkiler içinde bulunmamız bizim yararımızadır.

Kıbrıs sorununun çözümünde de, anavatanın gölgesinin, üzerimizde olmaması durumunda, karşı tarafın bize azınlık hakları dışında, hiçbir hak vermeyeceği biliniyor.

Kuşkusuz çözüm çabalarında, adada yaşayan halkların görüş ve tercihleri de dikkate alınmalı. Ancak Kıbrıs sorunu ,sadece burada yaşayan birkaç yüz bin kişilik Türkü ilgilendirmiyor. Ayni zamanda Türkiye’yi de ilgilendiriyor.

Zaten Kıbrıs’ın Türk idaresinden İngiltere’ye verilmesini sağlayan Lozan anlaşması  ile 1960 Londra Zürih anlaşmaları, sadece Kıbrıs’ta yaşayan Türklerle Rumlar arasında yapılmadı.

Aksine muhatap olarak, Türkiye kabul edildi. Yeni bir anlaşma da yine, sadece  adadaki iki halk arasında değil, Türkiye’nin de dahil olacağı devletlerle yapılacaktır.

Yalnız Türkiyesiz  varlığımızı sürdürmemiz mümkün olmadığına göre, anavatanımızın güçlü varlığı bizim de çıkarımızadır. Bu nedenle, anavatanla aramızı açmak çabasında olanlar, düşmanın ulusal davasına hizmet etmekte olup, devletimizin ve  halkımızın düşmanıdır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
23 Eylül 2018, Pazar    Din dersi okutulmalı mı?
16 Eylül 2018, Pazar    Yasalara uymamak demokratik hak sayılmamalı
9 Eylül 2018, Pazar    'Birleşik federal çözüm' her derde deva mı?
2 Eylül 2018, Pazar    Dünya Barış Günü
26 Ağustos 2018, Pazar    Ekonomik sıkıntılarımızın sebeplerinden biri de nüfusumuzun az olmasıdır
19 Ağustos 2018, Pazar    Hatalı ve zararlı kararlardan vazgeçilmeli
15 Ağustos 2018, Çarşamba    Döviz ve ekonomik sıkıntılardan kurtulmanın çaresi
12 Ağustos 2018, Pazar    Demokrasi başı bozukluk değildir
8 Ağustos 2018, Çarşamba    Hükümet popülist harcamalardan vazgeçilmeli
5 Ağustos 2018, Pazar    Guterres'in garanti önerisi Girit senaryosunu hatırlatır

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Din dersi okutulmalı mı?
Dr. Orhan AYDENİZ | 23 Eylül 2018, Pazar
Ayni adada yaşadığımız Rumların dinlerine aşırı derecede bağlı olduğu, çocuklarını da koyu Elen ve Hristiyan olarak yetiştirmeye olağanüstü önem verdiği inkar edilemeyen bir gerçektir.
Bilinen bu gerçeğe rağmen KKTC’...
Yasalara uymamak demokratik hak sayılmamalı
Dr. Orhan AYDENİZ | 16 Eylül 2018, Pazar
KKTC’de çevrenin kirletilmesi, KKTC ve TC ile yetkililerine hakaret edilmesi, genel olarak bir çok yasaya uyulmaması ve yasaların uygulanmaması, işin kolay ve zahmetsiz tarafından bilinçsizliğe ve eğitimsizliğe bağlan...
'Birleşik federal çözüm' her derde deva mı?
Dr. Orhan AYDENİZ | 9 Eylül 2018, Pazar
Bazı kişiler çeşitli nedenlerle, ‘Birleşik federal çözümün’  yani federasyon aldatmacası altında Rum ile birleşmemizin, her derde deva olacağını ileri sürmektedir. Yoğun beyin yıkama kampanyaları ile aldatılan saf vat...