Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Dr. Orhan AYDENİZ | 1 Temmuz 2018, Pazar

Komşu bizimle ortaklık yapmak niyetinde değildir

Paylaş  
23
20
22

Kıbrıs’ta iki halkın, barış içinde ve birlikte yaşaması güzel bir idealdir Ancak, bunun gerçekleştirilebilmesi için, her iki tarafın da gerçekten istekli olması ve bu ülküyü samimi olarak benimsemesi  gerekir.

Taraflar veya taraflardan biri, çözümü belirli amaçlarını gerçekleştirmek veya bir sıçrama tahtası olarak kullanmak niyetinde olduğu takdirde, 1960’da olduğu gibi anlaşmanın mürekkebi kurumadan yeniden çatışmalar başlayacaktır.

Kıbrıs Türk halkı olarak, bu topraklardaki varlığımızı sürdürebilmek için, mutlaka  çevremizdeki gerçekleri görmek ve anlamak zorundayız.

Küçük ülkemizde her iki halkın yan yana barış içinde yaşayabilmesinin en önemli koşulu, iki tarafın da sınırlarının belirlenmesi ve bu sınırların bozulamayacağının güçlü garantilerle güvence altına  alınmasına bağlıdır.

Bunun sağlanması durumunda, taraflardan birinin adanın tümüne sahip olma olasılığı ortadan kaldırılacağı için, rekabet, sürtüşme, etnik çatışma olmayacak ve adada barış ve huzur da bozulmayacaktır.

Öte yandan, herhangi bir tarafın adanın tümüne sahip çıkmasına açık kapı bırakan herhangi bir çözüm şekli, mutlaka yeniden etnik çatışmalara yol açacaktır.

Amaç gerçekten birleşik ve bir arada yaşamak ise ve bu söylem arkasına gizlenerek, adanın tümüne sahip çıkmak değilse ,iki halkın AB çatısı altında birleşmesi de mümkündür.

Ancak, tek halk, tek uluslar arası kimlik ve mülkiyet sorununun bireysel olarak çözümlenmesi üzerinde ısrar edilmesi, bizim de  Yunanistan’daki Türklerin durumuna düşürmek istenildiğini gösterir .

Bu nedenle, barıştan yana görünmek, emperyalist güçlerin takdirini kazanmak, sırf Türkiye ile bütünleşmemek  için karşı tarafın her istediğine razı olmak pahasına birleşik bir çözümün gerçekleştirilmesi ve halkımızın 1963 döneminin de gerisine sürüklenmesi başarı değil, basiretsizlik olur.

Kimse, birleşik bir yönetimde halkımıza her türlü maddi olanağın sağlanacağı, Rumların ekonomik bakımdan kalkınmamıza katkıda bulunacağı hayaline kapılmasın.

Aksine, şimdi var olan özel sektörümüz de, çok güçlü muhatapları ile rekabet edemeyecek ve ekonomik bakımdan tümüyle Rumlara bağımlı olacağız.

İki toplumu yakınlaştırma çabalarına rağmen komşunun tutum ve davranışları, maalesef bizimle barışmak, işbirliği yapmak, birlikte yaşamak niyetinde olmadığını gösterir.

Rumlar her konuda Kıbrıs cumhuriyeti sıfatı arkasına saklanarak bizimle işbirliğinden kaçınmakta ve ekonomimizi çökertmek için her yola başvurmaktan çekinmemektedir.

En son, komik duruma düşmek pahasına Rumların kuzeyden benzin almasının engellenmek istenmesi, bize karşı düşmanca duyguların terk edilmediğinin kanıtıdır.

1950’li yıllardan günümüze bizi ekonomik bakımdan çökertmek, böylece göçe zorlamak ve nüfus üstünlüğüne dayanarak adanın tümüne sahip olmak amacında olan  Rum tarafının, birleşik bir çözümden sonra tutumunun değiştirebileceği düşünülebilir mi?

Birlikte yaşamak istek ve niyetinde olan iki halkın, hiç olmazsa müzakere sürecinde  birbirlerine karşı dostça ilişkiler içinde olması gerekmiyor mu?

Birleşik çözüm çabalarının sürdürüldüğü bir dönemde bile Rum tarafının ekonomimize zarar vermek çabalarından vazgeçmemesi, bizimle samimi olarak sürdürülebilir bir ortaklıktan yana olmadığının kanıtı değil mi?

Kıbrıs’ı, şimdiki nüfusumuz kadar şehit verilerek vatan yaptığımız, halklar için de kendi kendini yönetmekten daha iyi hiçbir şey olamadığı unutulmamalı.

Komşunun birleşik çözüm istemesinin tek nedeni de, egemenliğini kuzeye yaymaktır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
24 Nisan 2019, Çarşamba    Asayiş konusuna önem verilmeli
21 Nisan 2019, Pazar    En temel sorunumuz
17 Nisan 2019, Çarşamba    Zeytin ağacının önem ve değeri
14 Nisan 2019, Pazar    Tanınma katalizatör olacak
10 Nisan 2019, Çarşamba    Çözüm, barış, birleşme
7 Nisan 2019, Pazar    Halkın oyları ile makamlara getirilenler hizmet etmekle yükümlüdür.
3 Nisan 2019, Çarşamba    Sel felaketi hesap sorma mekanizmasının işletilmemesinin sonucudur
31 Mart 2019, Pazar    İrademize müdahale masalı
27 Mart 2019, Çarşamba    Sağlıklı bir çevre için ağaç varlığımızı artırmalıyız
24 Mart 2019, Pazar    Kıbrıs'ta varlığımızı sürdürebilmemiz nüfusumuzun artmasına bağlıdır

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Asayiş konusuna önem verilmeli
Dr. Orhan AYDENİZ | 24 Nisan 2019, Çarşamba
Son yıllarda şiddet ve cinayet suçlarındaki artış, ülkemizin imajına gölge düşürmesi yanında, vatandaşlarımızın  huzurunu da kaçırmaktadır.
Yakın geçmişte bir Afrikalı öğrencinin Mağusa’da, bir Afrikalı öğrencinin de...
En temel sorunumuz
Dr. Orhan AYDENİZ | 21 Nisan 2019, Pazar
KKTC’de devletimizin istenen ve gereken düzeyde  verimli olamamasının en temel sorunu, görevlilerin  ofislerde kalması olduğu görüşündeyim.
Bir çok kişi ülkemizdeki yönetimi başka ülkelerle ve güney ile mukayese etme...
Zeytin ağacının önem ve değeri
Dr. Orhan AYDENİZ | 17 Nisan 2019, Çarşamba
Tarihi kayıtlar, zeytin ve zeytinyağının ilk çağlardan beri mükemmel, yararlı ve şifalı bir ürün olarak tanındığını ve yararlanıldığını gösterir.
Eski Mısır ve Yunanlılarda zeytinyağını, ışık, besin ve dini ayinlerde...