Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Dr. Orhan AYDENİZ | 2 Eylül 2018, Pazar

Dünya Barış Günü

Paylaş  
14
11
14

Birleşmiş Milletler genel kurulu 1981’de, Genel kurulun açılış günü olan her eylül ayının 3.Salı gününü, Uluslararası Barış Günü ilan etmiştir. 2001’de  ise yine BM Kurulunun  kararı ile 21 Eylül, Barış Günü kabul edildi. Dünya  Barış günü kutlamalarının amacı, çatışmaları önlenmek  ve barışı tesis etmektir. Her 21 Eylül’de BM Merkezindeki ‘Barış Çanı çalınır. Barış Çanı, savaşlarda katledilen insanların anısına, tüm kıtalarda çocuklardan toplanan metal paralar ile Japonya tarafından  yapıldı. Bu Çanın üzerinde de ‘Çok Yaşa Mutlak Barış’ yazısı kazınmıştır.

Öte yandan eski Varşova paktı ülkeleri barış için bir dünya mücadelesi görevini hatırlatmak düşüncesiyle, Almanya’nın 1939’da Polonya’yı işgal ettiği 2.Dünya Savaşının başladığı 1 Eylül’ü ‘Dünya Barış Günü’  ilan etti.

Kuşkusuz barış, en yüce değerlerden biridir.  insanlara; mutluluk, huzur ve sükunet getirir. Öte yandan kişileri ve halkları hedef alan her türlü çatışma ve şiddetin sonucu; göz yaşı, acı, zulüm, kan dökme, düşmanlık, kötülük, huzursuzluk ve mutsuzluktur.

Ancak emperyalistlerin güdümü altında olan Birleşmiş  Milletlerin bugüne kadar dünyanın hiçbir çatışma bölgesinde insanların katledilmesini durduramadığı ve barışı tesis edemediği inkar edilemeyen bir gerçektir.

1964’de ülkemizde görevlendirilen BM barış gücünün, Rum  asker, polis ve silahlı çetelerin,  yollardan bir çok sivil Türkün kaçırıp katletmesini, karma köylerde yaşayan Türkleri göçe zorlamasını, Türkeli, Taşkent Muratağa köylerinde soy kırım uygulanmasını engellemediği unutulmadı.

Halen  KKTC’de bazı kişiler sapık ideolojik saplantılar ve hayalı beklentiler nedeniyle,  sanki adada iki halk arasında çatışma varmış gibi, barışın sağlanmasını istiyor.

Hatta bazı kimseler barışçı görünerek, iki halkı yeniden çatışmaya götürecek çözüm şekillerini savunuyor.

 Ancak, Rumların okullarında öğrencilere Türk düşmanlığı aşılayan panolardaki yazıları bilesilmemesi, Kıbrıs Cumhuriyeti olduklarını ileri sürmelerine karşın her yere Yunan bayrağı çekmeleri, Güney’e giden Türklere saldırmaları, geçmişte yaşanan acı olaylardan ders almayarak hala daha tüm adayı ele geçirmek idealinden vazgeçmemesi  ve eşit ortaklar olarak bir arada yaşamamız gerektiğini anlamamaları, bizimle barış içinde birlikte yaşamak niyetinde olmadıklarını gösteriyor.

Kuşkusuz bu koşullarda Guterres belgesi zemininde müzakerelere başlanması ve bir anlaşma yapılması, adaya barış getirmeyecek .Türk varlığına son verilmesini sağlayacak.

Uzun süre Osmanlı yönetimi altında birlikte yaşadığımız için, Türkler ile Yunanlılar ve Kıbrıslı Türk’ler ile Rum’lar arasında ortak yanlar bulunduğu inkar edilemez.

Fakat Rum tarafının müzakerelere başlanılması beklenen bugünlerde bile KKTC limanlarına ve üniversitelerine ambargo uygulanması girişiminde bulunması,  denizlerdeki hidrokarbon yataklarından yararlanmada bizi dışlaması, aşırı silahlanması ve askeri paktlar yapması nedeniyle,  iki kesimliliğin  sulandırılması ve Türk ordusunun ayrılmasının tartışma konusu bile yapılmaması gerektiğini göstermektedir.

 Kalıcı bir barış için önce, iki kesimlilik ve iki halkın da eşit egemenliğe sahip olduğu kabul edilmeli ve zamanla iki halkın AB çatısı altında yakınlaşması sağlanmalı.

Böylece; her iki halkın birbiri üzerinde  üstünlük kurması ve bir tarafın öteki tarafın topraklarını alması olanağı ortadan kalkacağı için; iki halk arasında rekabet, sürtüşme ve etnik çatışma çıkmayacak ve adadaki barış ilelebet bozulmayacak.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
21 Nisan 2019, Pazar    En temel sorunumuz
17 Nisan 2019, Çarşamba    Zeytin ağacının önem ve değeri
14 Nisan 2019, Pazar    Tanınma katalizatör olacak
10 Nisan 2019, Çarşamba    Çözüm, barış, birleşme
7 Nisan 2019, Pazar    Halkın oyları ile makamlara getirilenler hizmet etmekle yükümlüdür.
3 Nisan 2019, Çarşamba    Sel felaketi hesap sorma mekanizmasının işletilmemesinin sonucudur
31 Mart 2019, Pazar    İrademize müdahale masalı
27 Mart 2019, Çarşamba    Sağlıklı bir çevre için ağaç varlığımızı artırmalıyız
24 Mart 2019, Pazar    Kıbrıs'ta varlığımızı sürdürebilmemiz nüfusumuzun artmasına bağlıdır
20 Mart 2019, Çarşamba    Son pişmanlığın faydası olmaz

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

En temel sorunumuz
Dr. Orhan AYDENİZ | 21 Nisan 2019, Pazar
KKTC’de devletimizin istenen ve gereken düzeyde  verimli olamamasının en temel sorunu, görevlilerin  ofislerde kalması olduğu görüşündeyim.
Bir çok kişi ülkemizdeki yönetimi başka ülkelerle ve güney ile mukayese etme...
Zeytin ağacının önem ve değeri
Dr. Orhan AYDENİZ | 17 Nisan 2019, Çarşamba
Tarihi kayıtlar, zeytin ve zeytinyağının ilk çağlardan beri mükemmel, yararlı ve şifalı bir ürün olarak tanındığını ve yararlanıldığını gösterir.
Eski Mısır ve Yunanlılarda zeytinyağını, ışık, besin ve dini ayinlerde...
Tanınma katalizatör olacak
Dr. Orhan AYDENİZ | 14 Nisan 2019, Pazar
Yaklaşık yarım asır müzakere tezgahı ile oyalanmamızdan sonra,  Anastasiadis’in son açıklamaları, birleşmek ve federasyon zemininde bir çözüm yapılamayacağını kanıtlamıştır.
Rumların gizlemediği niyetine rağmen, ‘bir...