Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Radar REŞAT | 7 Şubat 2011, Pazartesi

Esas amaçta uzaklaşmayalım, sağduyu galip gelmeli

Paylaş  
7
4
5

28 Ocak Mitingi halkın UBP Hükümeti icraatlarına olan bir itirazı bir tepkisiydi. Halkın kalabalıklığı Hükümete yeterli bir uyarı olması beklenirdi.

Halkın kendilerini yönetenlere olan güvensizliğni dile getirme, tepki gösterme amacı, birkaç sorumsuzun yaftada yazılanlara odaklanılarak  saptırılmamalıydı.

Keşke televizyon kanalları daha fazla o levhaların sözü edilen mitingde yer almaması için levhaların içeriğine tepki gösterenlerin tavırlarına ve mücadelelerine odaklansalardı ekranlarında. Durum daha gerçekçi, gerçeğin daha doğru yansıması sağlanılacak, yanlış algılamalara sebebiyet vermiyecekti. 

Ondan sonra yer alanlar büyük bir talihsizlik.

Ben günlerce gündemde kalan TC Başbakanı Sayın Erdoğan’nın söyledilerini de, gerek Anavatan gerekse Yerli basında yer alan manşetleri de yadırgadığımı belirtir tümünü yine büyük bir talihsizlik olarak nitelerken bir birimize olan sevgi bağını rencide edecek davranışlardan uzak durmaya, sağ duyuya davet eder esas gündeme gelmek istiyorum. 

“VAR OLUŞ MÜCADELESİ” NEDİR?

Varoluş mücadelesi her halde maaşların  ödenmesi değildir.

Esas olan, Paranın ödenememe nedenlerini ortadan kaldıracak önlemleri alarak,

1. istikrarlı sürdürülebilir bir ekonomik düzen ve

2.  adaletin hakim kılındığı, hukuk üstünlüğünün işlerlik kazandığı güvenilir bir sosyal güven ortamının yaratılması ve onun devamlılığıdır.

Yoksa bazı Sendika Başkanlarının dile getirdiği gibi Miting’e katılanların kalabalık bir kitle oluşturmasından cesaretlenerek ikinci bir EYLEM PAKETİ planlamalarını yersiz bulur onlara  acilen süresiz durdurmaları çağrısını yapıyorum.

EYLEMLERE  SON VERME ÇAĞRIMIN GEREKÇELERİ. 

İçinde bulunulan ekonomik çıkmazdan kurtulma yollarında gerekenler yapılmadan toplumun huzur bulması mümkün kılınamaz.

Toplum geleceğinü  tehditle, eylemle, Devlet mekanizmasını paralize etmekle, Yargıyı hukuku işlersiz kılarak Sendikal hak arayışı dışında sanki başka hak arayan yokmuş adderek eylem planları yapmakla mı hazırlamayı düşünüyoruz?

Olumlu sonuca varmada yapılması gerekenler detaylandırılmadan, öncelikler belirlenmeden, alınacak tedbirlerin önerilenlerin halka benimsetilmesi işlemleri yapılmadan, bütün bunlarda Sendikalar da yapıcı öneri ve alternatif çözümleri ortaya ve tartışmaya koymadan  yapabileceğmiz şey sadece TEHDİT  ve EYLEM PLANI MI? HALKIN HEYECANINI ve ENERJİSİNİ BU YÖNDE YÖNLENDİRMEKLE Mİ VAR OLACAĞIZ?

Elbette HAYIR.

Bu nedenle esas hedefimiz olan DEVLETİ AYAKTA TUTMANIN HUZURUN NE OLDUĞUNUN GERÇEK ANLMINI unutmadan esasa odaklanarak bireyler olarak halk olarak enerjimizi bu yönde harcama yolunu tercih etme sorumluluğumuza bakalım.  
 esastan sapmayalım. 

AMACIMIZ DUYGUSAL DEĞİL OBJEKTİF OLMAK. 

Bütçenin vahametini ortaya koyan gerçeklerin birkaçını hatırlatarak hep beraber şu soruları cevaplayarak ilerleyelim. Mantık bizi nereye vardıracak dersiniz?

A. İÇ BORÇLARIN  ( KAMU BANKALARINA, SOSYAL SİGORTA,  İHTİYAT SANDIĞI vb fonlara olanlar yanında “Devlet Garantisi” ile muhtelif kuruluşlara olan borç miktarının  İKİ MİLYAR DOLARI AŞTIĞI gerçekleri karşısında,

1. DEVLET BÜTÇESİNİNİ DİSİPLİN ALTINA ALMAK ZORUNLU MU DUR? 

2. BÜTÇE AÇIĞININ GİDEREK  ARTMASI ENGELLENMELİ Mİ ENGELLENMEMELİ Mİ?
“Bütçe disiplinine ihtiyaç yoktur” veya  “bütçe açığı varsın devam etsin” diyecek birisinin olacağını tahmin etmiyorum. O halde sorularımıza devam edelim.

3) BÜTÇEYE artarak BÜYÜK KÜLFET GETİREN KİT’LERİN GÖREV KAYIPLARININ (ZARARLARININ) HALA BÜTÇEDEN KARŞILANMASI doğru mu? SÜRDÜRÜLEBİLİR olabilir Mİ?
Elbette Hayır. Yani “SÜRDÜRÜLEMEZ” cevabı yerinde bir cevap.

4) POLİTİK İKTİDARLARIN VE SENDİKALALARIN ADETA DAYANIŞARAK KİT’LERİ ARPALIK GİBİ KULLANILMASI DURDURULMASI GEREKEN BİR HUSUS MU? DURDURULMASI GEREKİR Mİ GEREKMEZ Mİ?

Elbette ki “gerekir ve kaçınılmazdır” cevabı da daha geçerli bir cevap değil mi? 

ŞİMDİ  HEPİMİZİN CAN ALICI ŞU SORUYU CEVAPLAMAMIZ GEREKİR.

KİT’leri bir arpalık gibi kullanılma politikasının  istisnasız her iktidarın, ekonomik rasyonalite dışında davranarak bütçeyi tahrip etme pahasına uygulanmasına SON VERME gereği var mı yok mu?

Pekala bunun KAÇINILMAZLIĞINI  bizim  değil de kimin düşünmesi lazım?

Burada can alıcı ikinci bir soru gelir hemen her duyarlının aklına o da şu:

Bunu düzeltme sorumluluğunu bizleri yönetenler düşünmez de yine bildiğinden vazgeçmeyip ısrarlı olur “ISTİHDAM” vaadleriyle bu yanlışın uygulanmasına devam edilirken, Sendikalar tepki gösterme yerine  DESTEK veriyorsa esas DAYATAN kim olur ?

Biz olmaz mıyız?

“KİTlerin zararlarını karşılayamayacağı” ikazını geçmiş Ekonomik Paketlerde Borçlandığımız merci yani Anavatan yapmamış mıydı? Yaptı. Yaparken de Ekonomik yardımların devamının bir şartı olduğunu biz niye kaale almadık?

“Bu paket bize uymaz” deyip imzalanan protokolü kaale almaz gibi davranır zararların  kapatılması talebimizi yenilersek bizler “DAYATAN” durumuna düşmez miyiz?

Bu konuda hislere kapılmadan suçun bizde de olduğunu itiraf edecek olgunluğa sahip olduğumuzu da gösterek “Devletimizin bütçesini kontrol etme sorumluluğunu üstlenmek ve  gerekenleri yapmak değil mi bize yakışan?

BİZİ YÜCELTECEK OLAN BU TAVIRDAN KAÇINMAYI ANLAMAKTA ZORLANIYORUM.

Böyle davranmamakla kendimizi düşük göstermez miyiz?

Biz sergilediğmiz  tavırla kendimizi düşük gösterir aşağılarsak başkalarının bizi hor görmesine fırsat vermiş olmaz mıyız?

DÜŞÜNEREK VE SAMİMİYETLE CEVAP VERELİM.

i. Yıllar yılı bu zararların kapatılmasını talep etmemiz bizim bu müesseseleri yaşatma yeteneğimizin olmadığının itirafı olmaz mı ?

ii. Bunun, bizim kendi kamu teşebbüslerimizin idamesi sorumluluğunu başkalarına  yüklemek olduğu anlamına gelmez mi?

iii. Bize ait bir kuruluşun   idamesi sorumluluğunu bir başkasına yüklemek mi şimdi yeğlemeye çalıştığmız?

iv. Bu acizlik itirafı olmaz mı? Bu kendimize hakaret olarak algılanmaz mı?

Bu mu kendimize yakışık gördüğümüz?

Hiç de zan etmiyorum.

Beni şahsen kahreden eden de bu zaten. Kendi sorumluluklarımızı üstlenmeden hep başkalarından talep etmek.

Bunu talep etme hakkını güderken neleri kaybetme pahasına yaptığmızın farkındayız muhakkak.

Aciz duruma gelmiş görünümümüze sebep olan her sorunu çözümleme sorumluluğumuz yanında  bu sorunları yaratan yönetici ve yöneticilik anlayışını da  değiştirmenin kaçınılmaz olduğunu kabullenmek ve gerekeni yapmak durumundayız.

Bu kanaatin halkta artık hasıl olduğu kanısındayım

YETENEK BİLGİ TECRÜBE nosyonlarını dışlayarak sorunların çözümlenmesinde  EHİL olma gerekliliğini inkar eden bir PARTİ POLİTİKA düzeninin artık toplumu getirdiği ve getirebileceği noktanın ne olduğunu  halk görmüştür. Onu kastediyorum.

Mevcut iktidar bu sorunların üstesinden gelebilecek “”EHİL” kadroya sahip olmadığı gibi böylesi bir  kadroyu içine alacak, oluşturacak yaklaşımdan da zihniyetten de çok uzaktır.

Toplum da Yönetim yetkisini kimlere vermesi gerektiğini,  takınacağı tavırla alışagelenden vaz geçtiğini de  kanıtlamak durumundadır.

VAR EDEBİLENLERİ DIŞLAYARAK VAR OLMA BİR  HAYALDEN İBARETTİR.

Bu noktada odaklanarak tüm düşünce kapasitemizi ve enerjimizi en erken bir zamanda  EHİL OLANLAR KADROSUNUN OLUŞTURULMASI yönünde harcamak o EHİL NÜVEYİ OLŞTURARAK YETKİLENDİRMELİYİZ.

Başka çıkar yol yoktur.

Ayni hatalara sadık kalınarak farklı sonuç beklemek saflıktır.

Sorunlarımısın dikte ettiği gündem maddeleri çeşitlidir ve yoğundur.

Pekala ne yapılmalı? Nereden başlanmalı?.

DEVAMI yarınki yazımda .

Tel..........................: 0533 840 43 43
e-mail.....................: radar_resat@yahoo.co               www.radar-resat.net

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
13 Şubat 2011, Pazar
Resat Yüksel         - İzmir
Sayın Reşat,
Yazdıklarınızın hepsine katılmamak mümkün değil.Önce sorunu teşhiş etmeli sonra çözümü ortaya koymalıyız.Yazınızda hepsi var.Bir an önce bu gerçekleri işleme koyacak bir hareket gerekli..

YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Mayıs 2016, Cumartesi    Müşavirlik, popülizm ve kifayet
24 Eylül 2015, Perşembe    Tüm halkımıza mutlu bayramlar dilerim
18 Kasım 2014, Salı    Sorunu çözün, sorumluyu sonra bulursunuz
2 Temmuz 2012, Pazartesi    Olamaz olamaz olamaz olamaaazzz
25 Haziran 2012, Pazartesi    Vatan sevgisi ve vatanseverlik
25 Haziran 2012, Pazartesi    Vatan sevgisi ve vatanseverlik.
4 Ocak 2012, Çarşamba    Yeni sene mesajı
11 Aralık 2011, Pazar    Yönetimlerin görev ihmalkarlıklarının ağır bedellerini hep halk mi ödeyecek?
10 Ekim 2011, Pazartesi    Vijdanımızla sınav vermeye hazır mıyız?
26 Haziran 2011, Pazar    Menfaat çelişkisine bürünmüş icraatlara kim dur diyecek?

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Müşavirlik, popülizm ve kifayet
Radar REŞAT | 14 Mayıs 2016, Cumartesi
Hasbelkader bir partiye yakın olmuş. Üst düzey yönetici görevine getirilmiş. Sonra da partisi hükümetten gidince hiçbir iş yapmadan devletten maaş alanların varlığı beni de rahatsız ediyor.
Hatta sinirlendiriyor dese...
Tüm halkımıza mutlu bayramlar dilerim
Radar REŞAT | 24 Eylül 2015, Perşembe
Bu gün bayram arifesindeyiz. Hepimizin,  sevdiklerimizle paylaşacağı, güzel anılar yadedeceği, büyüğümüzü küçüğümüzü bağrımıza basarak sevindireceği bir gün. Herkesin bayramını şefkat dolu duygularımla kutlarım. Mübar...
Sorunu çözün, sorumluyu sonra bulursunuz
Radar REŞAT | 18 Kasım 2014, Salı
Kıbrıs Türk Havayolları ve CAS Eski çalışanlarının durumu gerçekten sıkıntılı. Açlık grevi noktasına gelip bir mücadele vermek için gerçekten zor durumda ve kararlı olmak gerekir. Talep basit.
Onlar CAS’ta çalışmaya ...