Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Radar REŞAT | 29 Mayıs 2011, Pazar

Devlet yönetiminde etik ve ahlaki kurallar "olmazsa olmaz"ı ve bizdeki boşluk

Paylaş  
4
3
4

Bizleri toplum olarak daha parlak günlerin geleceğini müjdeleyen girişimlerin, gelişimlerin yer almakta olduğunu görebilmek belki en büyük sevinç kaynağımız olacaktır. Buna hasret kaldık adeta.

İşlerin tıkandığını dile getiren yakınmalar her sektör sözcülerince tekrarlanmakta. Bu güvensizlik sadece iktidara değil muhalefete de ayni düzeyde. Sıfır noktasında.

Gelişim ve girişim motivasyonu bireyde de kurum ve kuruluşlarda da  kalmamış, yok denecek kadar az.  Niye?

Yaşanan ve yaşatılan güvensizlik ortamında hangi gelişim ve girişim tohumları atılabilir ekilebilir ki?
Politik kirlilik ve yolsuzluk içimize, yönetimimize bir aids virüsü gibi yerleşmiş sanki.

Aids virüsünün vücudun tıbbi terimle “immune system” diye bilinen  bağışıklık sistemini ne duruma getirdiği, ne ile sonuçlandırdığı hepimizin malumu.

İşte, etkisinin bir aids virüsü gibi yok edici olduğu inancıyla,  Devletler, “Devlet Adamları”, Yöneticilerinin Görev ve Sorumluluklarındaki yetki sınırlarını belirleyen “Etik ve ahlaki kurallar”ı bir “Olmazsa Olmaz” ciddiyetiyle belirlemiş ve taviz vermezcesine özerk bir “Yargı Organı”nı  yasal bir hükümle devreye sokabilmiş ve yürürlüğe koymuştur.

Dokunulmazlık zırhı onu, değil yolsuzluk suçundan  yolsuzluk iddiasından dahi kurtaramaz. Adaletin sağlanması ilkesi hakim kılınır. Mutlak yetkinin mutlaka yolsuzluğa yol açacağı inancı ve kuşkusu o düşünürleri bu noktaya yönlendirmiştir. 

Halk adına devleti yönetme görevi, üstlenilebilecek görevlerin en yücelerindendir. Bu görevi üstlenenlerin, görevin ifa edilmesinde gereken derin bilgi, tecrübe ve yetenekle yoğrulmuş donanımlı olmaları koşulu ne kadar önem taşıyorsa da, bu niteliklerin kendi başına yeterli olmadığı emsalleriyle doludur tarih.

Halk adına devleti yönetenlerin ve yöneteceklerin sözünü ettiğim donannımlı olmaları bir ön koşulunu takviye eden, onu etkin kılan ve motivasyonu canlı tutan, olmazsa olmaz niteliğinde bir husus  daha var.

O da: “kendi kişisel menfaatlerini, menfaat çelişkisi içinde bürünmüş yolsuzluk ve  şaibelerinden uzak tutabilecek “karakter bütünlüğü”ne sahipliktir.

İcraatlarında bunu gözlemletenleri “Devlet Adamı” olarak tanımlamıştır toplumlar. Tarih de onları öyle anar.
Toplumda güven ve güvencenin sağlanması da, onu  istikrarlı kılan da, istikrarı yaşatan da   “Devlet Yönetimi”nde bu örnek olabilecek şahsiyetlerin çoğunluğu teşkil etmesi ve onların bu uğurdaki gayretlerinin  bir sonucudur.

Bu şahsiyetler, vakitlerini toplumsal değer yaratma uğrunda harcamayı amaçlayan, kişisel menfaat çelişkisinin ne olduğu bilinci ve duyarlılığı ile kendilerini “menfaat çelişkisi” şaibe ve yolsuzluklarından uzak tutabilenlerdir.

“ADİL” olma adına. Herkesi kucaklayan Adalet adına . “Adil Ortam” yaratma adına.

Bizdeki Devlet Yönetimi ve Yöneticiliği bu yukarıda sözünü ettiğim kavramlardan ne kadar uzakmış! Eksikliğini kemiklerimizde hissediyoruz.

En büyük talihsizlik, bu eksikliği giderecek yasal yapıyı yani sözünü ettiğim Devlet Yönetiminde olmazsa olmaz olan “Etik ve Ahlaki kuralların belirlenmesi” ve de ihlali halinde Yargı Organının devreye girerek ADALETİ sağlama işlemini tamamlayacak düzeni oluşturma görevinin üstlenilmemiş olması.

Evet ÜSTLENİLMEDİ ve ÜSTLENİLEMİYOR. Ne bir yasal tasarım ne de yasal düzenleme var. Boşta duruyor. Üstlenmeyi düşünmesi gereken Hükümetler bu boşluğa el koymamış durumda. Daha da vahim olan, Yetkili kılınanlar, bu boşluktan rant sağlayanlar durumunda.  Halkı adaletsizliğe karşı koruyan kim? Daha doğrusu koruyan ne?

Halk, ihlal edenlere karşı korunacağına, ihlal edenlerin halka karşı korunduğu bir durum hasıl olmuştur.

İşte, bütün olumlu girişimleri dinamitleyen manzara.

Sonra da ekonomi ve ekonomik kalkınmadan konu ediliyor. Adaletin hakim kılındığı Güven ve Güvence ortamı yaratılmadan.

Bu nedenledir ki Ülkemizde  Güveni sarsan onu dinamitleyen baş unsurun, Politik Yolsuzluk, rüşvet ve partizanlığın, hukuk üstünlüğünü işlersiz kılacak kadar yoğun hale gelmesi, ve “yargı organının” Devletin “Yürütme organı”  ile bütünleşmişliğidir iddiasındayım.

Bu inancımı güçlendiren çok misaller var da son zamanların gündemi olan batan bankalar konusunu hatırlayın. Devletin batan bankalardan alacağı olan meblağın, banka üzerindeki malların satışından  toparlayabileceği miktarlardan söz ediliyordu. Batan bir bankaya ait bir arazinin bir bakan tarafından satın alınmış olduğu haberi.

Efendim söz konusu bankanın  batışından önce, yani bankanın Mevduat Sigorta Fonuna devredilmesinden önce, mevduattaki parasını bankadan çekme talebi üzerine bankada para bulunmaması nedeniyle, parasına karşılık o bakana devrolunmuşluğu beyanatı. Beyanatı yapan kim? Bakan beyin babası. Söz konusu bankanın murakıplığını yapmış kişi kimdi acaba?

Böyle bir tutum arkadaşlar nasıl sadece bir haber olarak kalabilir? Hele eğer söz konusu bankanın MURAKIBI,  beyanatı veren BABA olursa.

Bu, Menfaat Çelişkisi içine bürünmüş yanlışları ve şaibeleri davet etmez mi?  
Bu durumda hangi organ bunu vuzuha kavuşturacak? Bunu vuzuha kavuşturmakla, adaleti sağlamakla yükümlü organ var mı?

Aradan geçen 11 yıl bunu da mı zaman aşaması sınıfına uğratıp kapatacak?
Biz adaleti, adil ortamı böyle mi yaratacağız?

Bu duyarlılık ve görev anlayışıyla mı yolsuzluk kirliliğini temizleyeceğiz?

Kirletenler mi temizleyecek?

Bardağı taşıran diğer konu, hani günlerce haftalarca medyayı meşgul eden şu Ganaya giden geminin Magosa Limanına boşalttığı istenmeyen kum yükü. Teferruata gerek yok.

Ülkeyi bir çöplük  bölgesi haline getiren gemi kimin veya kimlerin aracılığı ile ne karşılığı buraya varabilmiş ve boşaltma işlemine başlayabilmiştir? 

Yine bizleri yolsuzluklara karşı korumakla yükümlü politik şahsiyetler parmakla gösterilirken bunu da hangi organ vuzuha kavuşturacak adaleti sağlayacak ve adil ortamı yaratacak? Yine ayni soru. Bu şaibelere karıştığı iddia edilen Gemi taşımacılığı kuruluşu ve veya ilgili makam sahipleri  mi?

Bu makamlardan birisine söylemiş olduğum gibi.Vay yazıklar olsun. Sonra da çıkıp bu yönetim anlayışıyla saygınlık kazanacak ve var olacağız. Ektiğimiz bu tohumlarla nelerin yeşereceği belli değil mi?
Daha neleri kabulleneceğiz?

Bir televizyon programında söylediğimi vurgulayarak tekrarlıyorum .

Politikadaki kirlilik Çevre kirliliğini aşmış durumda. Kendimize gelelim. Söylenecek çok şey var ama şimdilik bu kadar.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Mayıs 2016, Cumartesi    Müşavirlik, popülizm ve kifayet
24 Eylül 2015, Perşembe    Tüm halkımıza mutlu bayramlar dilerim
18 Kasım 2014, Salı    Sorunu çözün, sorumluyu sonra bulursunuz
2 Temmuz 2012, Pazartesi    Olamaz olamaz olamaz olamaaazzz
25 Haziran 2012, Pazartesi    Vatan sevgisi ve vatanseverlik
25 Haziran 2012, Pazartesi    Vatan sevgisi ve vatanseverlik.
4 Ocak 2012, Çarşamba    Yeni sene mesajı
11 Aralık 2011, Pazar    Yönetimlerin görev ihmalkarlıklarının ağır bedellerini hep halk mi ödeyecek?
10 Ekim 2011, Pazartesi    Vijdanımızla sınav vermeye hazır mıyız?
26 Haziran 2011, Pazar    Menfaat çelişkisine bürünmüş icraatlara kim dur diyecek?

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Müşavirlik, popülizm ve kifayet
Radar REŞAT | 14 Mayıs 2016, Cumartesi
Hasbelkader bir partiye yakın olmuş. Üst düzey yönetici görevine getirilmiş. Sonra da partisi hükümetten gidince hiçbir iş yapmadan devletten maaş alanların varlığı beni de rahatsız ediyor.
Hatta sinirlendiriyor dese...
Tüm halkımıza mutlu bayramlar dilerim
Radar REŞAT | 24 Eylül 2015, Perşembe
Bu gün bayram arifesindeyiz. Hepimizin,  sevdiklerimizle paylaşacağı, güzel anılar yadedeceği, büyüğümüzü küçüğümüzü bağrımıza basarak sevindireceği bir gün. Herkesin bayramını şefkat dolu duygularımla kutlarım. Mübar...
Sorunu çözün, sorumluyu sonra bulursunuz
Radar REŞAT | 18 Kasım 2014, Salı
Kıbrıs Türk Havayolları ve CAS Eski çalışanlarının durumu gerçekten sıkıntılı. Açlık grevi noktasına gelip bir mücadele vermek için gerçekten zor durumda ve kararlı olmak gerekir. Talep basit.
Onlar CAS’ta çalışmaya ...