Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Radar REŞAT | 10 Ekim 2011, Pazartesi

Vijdanımızla sınav vermeye hazır mıyız?

Paylaş  
12
13
11

Her sektörden, her kuruluştan, dibe vurduğumuz dile getirilmekte, toplum moralini sıfırlamakta.

Muhalefet Partileri, Sendikalar, bu yaşanılanlarda sanki hiç katkıları olmamış gibi kendilerini soyutlayarak erken seçim lafları telaffuz ederken bir de şimdi Cumhurbaşkanımızla Başbakanımız suçun kimde olduğu tartışmalarını açmış durumda.

Bu uğurda harcanan zaman ve negatif enerjiyi pozitif enerjiye, geleceğe güven ve güvenceye dönüştürme liderderliğini yapmalarını beklediğimiz makamlar gündemi başka tarafa yönlendirmelerini yadırgamamak elde değil.

Onlardan bunu beklemiyoruz doğrusu.

Yıllar yılı hatalara sadık kalınarak güdülen politikarla yapılan icraatların, toplumu vardıracağı noktanın, bu gün yaşanmakta ve yaşatılmakta olandan farklı olmasını beklemek, saflığın da ötesinde olurdu.

Yapılmış olan sayısız uyarıları kim dinledi kim dinletebildi ki!

Biz ülkemizde kendimize has bir “Devlet Yönetimi” icat ettik.

Yöneticilerimizi, yani “Millet Vekilleri”mizi de, bu icat edilen yönetim ve görev anlayışının, uygulayıcıları olarak yetkilendirdik.

Destek vererek onayladık oylarımızla.

HÜKÜMET olma anlayışının da sulandırılarak saptırılmasına bunca yıl göz yumulmadı mı?

Millet adına görev yapma değil, Parti ve Partili adına icraatlarda bulunma yeğlendi hep. hala da öyle.

“Devlet” olma özelliği sulandırılarak, ne olduğu tanımlanamayan, bir “DEVLET DÜZENİ”ndeki ciddiyet ve disiplinle hiç alakası olmayan, kendimize has bir Yönetim düzeni yarattık. 

“Yüce Mecilis”imizin, “Yüce”liğine ket vuran Mecilis tartışmalarından, sergilenen yüz kızartıcı seviyeden yüzü kızaran mı oldu?

Sergilenenlerden çıta besbelli iken, yaşanılandan farklı bir sonuç nasıl bekleyebilirdik ki?

“Milletin Vekili” olarak Topluma hizmet verme görevi “Ülvi” bir görevdir.

Bu görevi üstlenebilmek, üstlenilen görevi, yani “Millet Vekilliği” görevini, kısacası, Devlet Yönetimindeki “YASAMA” görevini yerine getirebilecek donanıma sahip olma ön koşuluna ne kadar sadık kalındı?

Yüce Mecilisimiz gerektiği gibi çalışmadığı itirafını en üst makamlardan işitmiş olmak bir başka üzücü olay. Sanki sorumlu başkası.

Toplumu huzursuz eden bu kadar sorunlar  ve yasal boşluklar var iken bu denli gündem dışı konuşmaların yapıldığı bir Mecilis,  yıllar harcadığım hiç bir ülkede görmedim.

Meciliste neleri görmek isteriz?

***

Toplumumuzun tümünü, hiç bir ayrıcalık göstermeden , kişideki yetenek hazinesini yüze çıkararak,
bireyin değer yaratabilme ve üretken olmasını mümkün kılacak politikaların tartışıldığı, üretildiği, karara bağlandığı yer olarak görmek istemez miyiz Yüce Meclisimizi?

***

Yaşamın, bir üretim  çabası olduğu idraki ile toplum bireylerinde var olan  “Değer Yaratma” amacını, toplum şuuruna yerleşimini sağlayacak motivasyon politikalarının da tasarlandığı, tartışıldığı ve yasal hükümlerle karara bağlandığı yer olarak görmek istemez miyiz “Yüce Meclis”imizi?

***

Rekabet edebilirliğimizle yaşayabilmeyi temel ilke ve prensip edinen anlayışı, kamu oyuna benimsetecek gerekli  politikaların da tasarlandığı, düzenlendiği, yenilendiği, bunlara işlerlik kazandıracak yasal düzenlemelerin oluşturulduğu mekan olmalı Yüce Meclisimiz.

***

Devleti kurumsallaştıracak kurallar ve yasalarla, kimsenin hukukun üstünde olamayacağı, “Adalet”i halkın tümüne şamil kılacak Sosyal, Ekonomik ve Politik Sistemlerin de tasarımını ve oluşumunu sağlama görevi de Yüce Meclisimizindir.
Toplum huzur ve saadetini sağlamak amacından şaşmadan.

Etik ve ahlaki kurallardan ödün vermeden.
 
ŞİMDİ KENDİMİZİ BİR VİJDAN SINAVINDAN GEÇİRELİM.

Gelinen noktada, şu soruları kendimize sormak ve cevaplamak durumundayız.

1. Bütün bu YUKARIDA kısaca değindiğim hususları gerçekleştirebileceğine güvenebileceğimiz donanımlı liyakatlı kişileri mi gönderiyoruz Meclisimize?

2. Aday belirleme yöntemimiz bu amaca yönelik mi?

3. Oylarımızı bu amaçla mı kullanıyoruz?

4. Bunca yıllık tecrübe ve gözlemlediklerimiz bize ne mesaj verir?

Çalışanının maaşını zamanında ödeyemediği gibi, geleceğinin güveni olan Sosyal Sigorta, İhtiyat Sandığı vb kurumların da batakhaneye dönüşmesi, bu hesap vermeme ilkesini icat eden Yönetim ve görev anlayışı değil mi? 

Bu sakat anlayışın oluşturduğu düzen, kaostan başka ne yaratabilirdi sanki?

Bunun  erken seçimle halledileceğini zan ediyorsak, YANILIRIZ.

Toplumsal var oluş, üretkenliği, rekabet edebilirliği, benliğimizde, özlüğümüzde, kısacası şuurumuzda yerleştiğini, güncel yaşantımızdaki çalışmalarımızda veicraatlarımızla sergileyebildiğimiz nispette  gerçekleşecektir.

Halkın enerjisini bu uğurda harcayabilecek yönlendirmeyi amaçlamayan bir YÖNETİM ZİHNİYETİ değişmeden ve BUNU MÜMKÜN KILABİLECEK NÜVE  VE POLİTİK İRADE  OLUŞMADAN ERKEN SEÇİM BİZE NE GETİRECEKTİR?

Içinde bulduğumuz girdabın yaratılmasında kendi sorumluluk payımızı, elimizi vijdanımıza koyarak değerlendirme zamanıdır. 
Bizi huzura kavuşturacak DEĞİŞİMİ, bunca yıl takındığımız kişisel çıkar yarışmasından vaz geçme KARARLILIĞIMIZLA  başlatalım.

Yapılan bir ankette, politika ve politikacılara güvenenler, halkın sadece yüzde ikibuçuğu imiş.

O zaman o güvenmediğimiz politikacıların peşine düşerek bütün BAKANLIKLARIN  ve MECİLİS  koridorlarını tıklım tıklım dolduranlar kim?

Niye?

Hangi hangi maksatlar için?

Kişisel çıkar sağlama yarışı değil de ne?

Vijdanımızla kendimizi sınavlama VE KARAR VERME zamanıdır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Mayıs 2016, Cumartesi    Müşavirlik, popülizm ve kifayet
24 Eylül 2015, Perşembe    Tüm halkımıza mutlu bayramlar dilerim
18 Kasım 2014, Salı    Sorunu çözün, sorumluyu sonra bulursunuz
2 Temmuz 2012, Pazartesi    Olamaz olamaz olamaz olamaaazzz
25 Haziran 2012, Pazartesi    Vatan sevgisi ve vatanseverlik
25 Haziran 2012, Pazartesi    Vatan sevgisi ve vatanseverlik.
4 Ocak 2012, Çarşamba    Yeni sene mesajı
11 Aralık 2011, Pazar    Yönetimlerin görev ihmalkarlıklarının ağır bedellerini hep halk mi ödeyecek?
26 Haziran 2011, Pazar    Menfaat çelişkisine bürünmüş icraatlara kim dur diyecek?
29 Mayıs 2011, Pazar    Devlet yönetiminde etik ve ahlaki kurallar "olmazsa olmaz"ı ve bizdeki boşluk

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Müşavirlik, popülizm ve kifayet
Radar REŞAT | 14 Mayıs 2016, Cumartesi
Hasbelkader bir partiye yakın olmuş. Üst düzey yönetici görevine getirilmiş. Sonra da partisi hükümetten gidince hiçbir iş yapmadan devletten maaş alanların varlığı beni de rahatsız ediyor.
Hatta sinirlendiriyor dese...
Tüm halkımıza mutlu bayramlar dilerim
Radar REŞAT | 24 Eylül 2015, Perşembe
Bu gün bayram arifesindeyiz. Hepimizin,  sevdiklerimizle paylaşacağı, güzel anılar yadedeceği, büyüğümüzü küçüğümüzü bağrımıza basarak sevindireceği bir gün. Herkesin bayramını şefkat dolu duygularımla kutlarım. Mübar...
Sorunu çözün, sorumluyu sonra bulursunuz
Radar REŞAT | 18 Kasım 2014, Salı
Kıbrıs Türk Havayolları ve CAS Eski çalışanlarının durumu gerçekten sıkıntılı. Açlık grevi noktasına gelip bir mücadele vermek için gerçekten zor durumda ve kararlı olmak gerekir. Talep basit.
Onlar CAS’ta çalışmaya ...