Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Yılmaz PARLAN | 25 Ocak 2015, Pazar

ÇEVRE "bakanı" ve Cüce Belediyeler!

Paylaş  
73
131
70


Çevre Bakanlığı gelişmiş ülkelerde en prestijli bakanlıklardan biridir. Çünkü sadece bilginizi becerinizi değil hayata bakışınızı, estetik ve zerafetinizi ortaya koymak zorundasınız. Dünyada Çevre Bakanlığı en prestijli Bakanlık olarak kabul edilirken bizde ise en hakir görünendir.

Topluma bu ayıbı da yaşattılar.

Bir ülkeye şekil veriyorsunuz, kolay değildir bu. Doğasını, çevreyi, var olan tüm değerleri korumak zorundasınız. Kendinizden ona, hayata bir şey katmak zorundasınız. Gelişmemiş ülkelerde Çevre Bakanlığı ayni zamanda hakir görünse de en büyük rantın döndüğü yerlenden de biridir. Çevre ile ilgili vereceğiniz bir kararda kamu haklarını gözetmeyip çevreyi katlettiğiniz gibi, birilerine peşkeş çekip çok büyük rant sağlayabilirsiniz. İşte KIBRIS gazetesinde gördünüz: İskele Boğaz girişinde bir asırdan fazla duran devasa Efgalipto ağaçlarını bir çırpıda katlettiler. Bir anlamda kendilerini oraya oturtanlara karşı diyetlerini ödediler. Topluma bu ayıbı da yaşattılar.

Herşey kazanana kadarmış işte!

Bu yazdıklarım Belediye başkanları için de geçerlidir. Bir kente şekil veriyorsunuz; o kentin değerlerini yukarılara çekmek, dünya standartlarını yakalamak zorundasınız. Ama ne gezer, bizim belediye başkanlarını seçildikten sonra ara da bulasın! Herşey kazanana kadarmış işte!
Seçim dönemlerinde vaad etmedikleri proje yok gibi, ama seçildikten sonra da herşeyi unutup TC Elçiliğinin kapısına diziliyorlar. E parayı onlar verecek olduktan sonra rahmetli nenem de Belediyecilik yapar.

Taş taş üstüne koymak yerine olanı da tahrip ediyorlar...


Bizdeki Çevre Bakanlığının kayda değer bir şey yaptığına henüz tanıklık etmedim. Zaten tası tarağı toplayıp giden bir Bakanımız “Suyu biz yönetemeyiz” dememiş miydi? Suyu yönetemiyorsanız neyi yönetme iddiasındasınız? Seçim dönemlerinde “herkesin sandığa gitmesi demokrasi gereğidir” diyorsun ama. Uygunsuz işlere imza atmakta üstlerine yok maşallah! Dağlara bakıyorsun, darmaduman. Bunu ben değil dağlar kendileri söylüyor! Ormanlar talan edilmiş, 74 sonrası Orman vasfına ulaşacak tek bir ağaç ekilmemiş. Ama Ormanlarımız talanın daniskasını yaşamış, bunu da ben değil Ormanların hali söylüyor. Sadece kesmişler de kesmişler... Keza Plajlarımız, denizlerimiz de öyle. Son derece kirli, bir çok yerde koli basili, her türlü deniz atığı ve daha bir çok hastalıklar kol geziyor. Santrallerden kaynaklanan hava kirliliğini de unutmayalım. Ya da Mağusa limanında dededen kalma yöntemlerle boşaltılan dökme yükleri veya hurdalıkları. Kanser vakalarının neden bu kadar yüksek olduğunu sanıyorsunuz! Tüm bu yazdıklarımın Çevre Bakanlığını ilgilendiren şeyler olması lazım ama onlar öyle davranmıyorlar. Taş taş üstüne koymak yerine olanı da tahrip ediyorlar...

Çevir de yanmasın bakancığım.

Bir önceki Çevre Bakanımızın ailesi ile tüm masraflarının bir maden şirketi tarafından karşılandığı Fransa ziyaretini unutmayalım. Basından gelen eleştiriler üzerine de “Devletimizın bayrağı o şirketin bayrak direğinde dalgalanıyor” edebiyatı yapmıştı. İşin içinden çıkamayınca nasıl da bayrağa sarılıyorlar. Da bu bayrak hangi birinizin ayıbını örtecek be gavvolem! Tepkiler üzerine görevden alınınca yerine gelen halefinin yaptığı ilk icraat da onu aratmadı: İskele Boğaz’dan genişletilecek yol için Boğazın doğallığına kıydılar. Çok hoş bir balıkçı limanı da olan turistik bir yerdeki devasa ağaçları katlettiler! Yazın, turistlerin gölgesinde yürüyüp denize vardığı, araçların Karpaza giderken arasından geçip insanı nostaljik bir zaman tüneline götüren, Boğaz Hotelle Kemalın Yeri lokantası arasındaki 120 yıllık Efgalipto ağaçları artık yok. Üstelik kendi konusacağına memurcuklarını konuşturuyor. Çevre Bakanı değil Kuzu Çevirme bakanı mubarek! Çevir de yanmasın bakancığım.

İki tane anıtsal ağacını koruyamayan adam

Kendisi de bir çiftçi olan Tarım bakanımız ise, ağaçları herkesten çok koruyacağına Orman dairesine hiç bir tepki göstermiyor. Şimdi buna ne diyebilirsiniz ki? İki tane anıtsal ağacını koruyamayan adam karşısındaki muhatabından eşit muamele ve devlete ortak olmayı istiyor!

Bu ülkede her türlü uygunsuz işler yapmanın adı “Güvenlik ve tehlike arzediyordu”

Orman dairesi müdürü İsa Direk: “Ağaçları tehlike arzettiği için, güvenlik adına kestik” diyor. Ben size Türkçesini söyleyim: Geri kalanlari da bir munasip zamanlarında kesecekler. Sormak lazım: O ağaçlar 120 yıldır tehlike arzetmiyordu da, şimdi mi arz etmeye başladı? Zaten bu ülkede her türlü uygunsuz işler yapmanın adı “Güvenlik ve tehlike arzediyordu” cümlesinden geçiyor. Bir defa o ağaçlar İskele Boğazın en büyük sermayesidir, zenginliğidir, güzelliğidir. Efgalipto ağacını 3-5 yıllıkken öyle kesebilirsiniz ama 120 yıllık gövdesi oluşmuş ağacı öyle kesmek, ağaci öldürmek demektir. Zamanlama olarak yanlış olduğundan, macunlanmadığından kuruyacaktır. Zaten bilerek isteyerek öyle kesilmiştir. Yasalarımıza göre Efgaliptoyu kesmek suç olduğundan, adına budanma denmiştir. Bir süre sonrada e “n’apalım, kurudu” deyip kökünü de temizleyeceklerdir. Haa, bu arada kahraman Polisimiz de ordaydı. Ormancı anıtsal ağaçları kesiyor, Polis insanları pek çok kriminal olaydan korumaktan acizken böyle bir olayda aslan kesiliyor ve kesim işlemi esnasında güya güvenliği sağlıyor.

Yakın çevresine “Beni yanılttılar, bana sadece uçlarını keseceklerini söylemişlerdi”

Ya Çiçeği burnunda Belediye Başkanımıza ne demeli insan? Hatırı sayılır işler yapmış 20 yıllık bir belediye başkanını deviren gencecik bir çocuğun, kendisine emanet edilen bir kentin simgesi olan Efgalipto ağaçlarını koruyamamasına ve katledilmesine onay vermesine ne diyeceksiniz? Yakın çevresine “Beni yanılttılar, bana sadece uçlarını keseceklerini söylemişlerdi” demiş ve güya çok üzgünmüş. Şimdi tabii bunlara inanıp inanmamak size kalmış bir şey! Asıl olan, İskele’nin Çiçeği burnunda Başkanı’nın daha görev dönemi başlangıcında imza attığı bu ayıbla sonsuza kadar nasıl yaşayacağıdır. Eğer ki kendisine inanmamızı istiyorsa, basına yanıltıldığına dair açıklama yapar, bu olaya karışanları lanetler ve bir daha olmayacağına dair güvence verir.

Bizim ödediğimiz vergilerle yani benim paramla bana propaganda yapıyor.


Kolay değil bir kenti beş yıllığına onun idaresine devrediyorsunuz. Orda göstereceğiniz performans sizi gelecekte siyasetin zirvesine taşıyabileceği gibi bu tip icraatlarla siyasi kariyerinizin sonunu da getirebilir. İsterseniz 6 aylık sürede yaptığı icraatlara da bir bakalım: Ağaçları koruyamamış ama Kendine bağlı köylerin tümüne her haneye ücretsiz bir takvim dağıtmış! Bizim ödediğimiz vergilerle yani benim paramla bana propaganda yapıyor. Üzerine kendi ismini yazmayı da ihmal etmiyor. Halbuki ben senden yollardaki çukurları kapamanı isterim. Borcundan dolayı elektrigi kesik otobanlardaki ışıkların yanmasını isterim. Yol kenerlarına gelişigüzel konan reklam tabelalarını kaldırmanı isterim. Dahası bölgemdeki ağaçların korunmasını, böyle bir turizm alanında temiz bir çevrede yaşamak isterim.



Bir turizm işletmecisinin ağaçların kesilmesini savunması tam bir kara mizah örneği.


Orman dairesi çalışanlarının olay günü çevreden gelen tepkiler üzerine, “Bizi buraya Boğaz Otel çağırdı” iddialarını nereye koyacağız? Olay basına yansıyınca işletme sahibi Mehmet Erülkü her nedense ağaçların katledilmesini savundu. Ama nedense birazcık olsun utanmış olacak ki mesleğini gizleyerek basın muhabirine kendini esnaf olarak tanıttı. Bir defa bir turizm işletmecisinin ağaçların kesilmesini savunması tam bir kara mizah örneğidir. Kendisi adına büyük bir ayıp, turizm içinse kara bir lekedir.

Yok mu bir tane vicdan sahibi, çevre dostu Bakan???


Şimdi emin olun topu birbirlerine atıp paslaşacaklar, haberim yoktu ayaklarına yatacaklar. Geçin bunları: sen Çevre Bakanı olarak ne işe yarıyorsun? Veya Tarım Bakanı; ormanları korumak senin işin değil mi? Ayrıca hatırlatmakta fayda var: Bakanlar birbirlerinin icraatlarından da sorumludurlar. Bu yüzden adına Bakanlar Kurulu toplantısı derler. Yok mu bir tane vicdan sahibi, çevre dostu Bakan???



Suç duyurusunda bulunduk.


İskele Kaymakamı Ahmet Cenk Musaoğulları medyaya yaptığı açııklamada ağaçlardan dal kesmenin dahi ciddi bir suç olduğunu söyleyip kendilerine gelinmesini istemişti. Bır grup esnaf arkadaşla kendisine gidip suç duyurusunda bulunduk. Bekliyoruz bakalım...

Ha sahi, bir de kesilen ağaçlardan çıkan 5-6 kamyon dolusu odun vardı. Onlara ne oldu acaba???

İskele Boğazdan geçeceği söylenen çift şeritli yol çevre cinayetidir. Böyle bir proje kesinlikle durdurulmalıdır. O yolu çift şeritli yapmanın hiçbir mantığı olmadığı gibi işin içinde Rant olduğu da kesindir. Düşünün ülkenin en yüksek tirajlı gazetesi konuyu en geniş biçimde herkesin gözüne sokuyor ama herhangi bir Bakan çıkıp da bir açıklama yapmıyor, yapamıyor. Açıklama daire müdürü İsa Direk’e kalıyorsa, kamuoyundan muhakkak saklanan birşeyler vardır! Ha sahi, bir de kesilen ağaçlardan çıkan 5-6 kamyon dolusu odun vardı. Onlara ne oldu acaba??? 

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
5 Kasım 2018, Pazartesi    Derinya’da kapı aralanırken küçük esnaf
24 Ekim 2018, Çarşamba    Tohum Özgürlüğü ve GDO Yasası
9 Ekim 2018, Salı    Derinya Tiyatrosu ve BM
23 Temmuz 2018, Pazartesi    Erdoğan niye kaybetmiyor
14 Haziran 2018, Perşembe    Cümbez - Mağusa ve öneriler
6 Haziran 2018, Çarşamba    Cümbez - Mağusa ve yerel yönetim
12 Mart 2018, Pazartesi    Efgaliptoların yaşam kavgası
5 Şubat 2018, Pazartesi    Medya ve İfade özgürlüğü
11 Aralık 2017, Pazartesi    Boykot, seçim ve vaatler
31 Ağustos 2017, Perşembe    Son bir cevap daha

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Derinya’da kapı aralanırken küçük esnaf
Yılmaz PARLAN | 5 Kasım 2018, Pazartesi
Derinya’da kapı aralanırken küçük esnaf
Derinya’da kapı aralanırken tarihe not düşme açısından bu yazıyı kaleme alıyorum. Evet, kapı açılıyor ama insanlar çok çabuk unutuyor. Derinya kapısı için 3 buçuk yıldır mücad...
Tohum Özgürlüğü ve GDO Yasası
Yılmaz PARLAN | 24 Ekim 2018, Çarşamba
mecliste görüşülen tohum ve üretim materyalleri yasa tasarısı oybirliğiyle sesizce geçirildi ve resmi gazetede yayınlanmadığı gibi önceden neden halkın görüşüne sunulmadı? Neden resmi gazetede tüm yasa tasarıları yayı...
Derinya Tiyatrosu ve BM
Yılmaz PARLAN | 9 Ekim 2018, Salı
Gecen cuma günü öyle bir hava estirdiler ki '' 1-2 gün içerisinde derinya'yı açabiliriz'', inandırıcı olması içinde başbakanı ve ilgili bakanları ora taşıdılar. Oraya sırf iki külübe ve elektrik bağlandı diye herkes b...