Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Yılmaz PARLAN | 16 Ağustos 2017, Çarşamba

Benden cevap istendi, işte cevap veriyorum

Paylaş  
43
105
45

Bundan bir süre önce Kay (makam) bay müfettiş başlıklı bir yazı yazmış ve yaşadığım sitede ağaç ve çevre katliamına dikkat çekerek bunu fotoğraflarla ispatlamıştım. Şikayete gittiğim İskele Kaymakamlığındaki idari makamları,, gereğini yapmadıkları için eleştirmiş bir önceki Kaymakamla yeni Kaymakam arasındaki farkı ortaya koymuştum. Zaten Kaymakamın kendisi de ‘’ben bu görevi yapamıyorum, beni burdan alın’’ diye merkeze yazı yazmıştı. Kendisine bağlı Çevre müfettişine ise  ayrıyeten eleştiriler getirmiştim. Onlardan yanıt beklerken, yanıt sosyal medyada sitede yaşayan ve 4 yıl önce başkanlık yapmış Hasan İnce beyden geldi. Kendi sosyal medya sayfasında uzunca birşeyler yazıp sorular sormuş ‘’cevap yazamıyorsam da sonsuza kadar susmamı’’ istemiş. Tabii sorudan çok karalama, çamur atma ve itibarsızlaştırma ile dolu bir sürü safsata.  Beni yakından tanıyan ve bunun için yazılanlara inanmayan  gazeteci ve program yapımcısı bir dostumun uyarması ile bu paylaşımından haberdar oldum. Hasan bey arkadaş listemde olmadığından ve benim Engelleme tuşuyla sayfasına erişimimi imkansız kıldığından buradan ona cevap vermek kaçınıllmaz oldu. Çook iddialı şeyler yazmış ‘’Yılmaz Parlan beye yanıtımdır’’ demiş, sorularına yanıtlar istemiş ve bu yanıtları kendi sayfasında bekleyeceğini ifade etmiş ama nedense Ticaret Odası Başkanlığı bile yapmış bu şahıs sayfasına erişim engeli koymuş. Ne kadar demokratik ve çağdaş bir arkadaşımız değil mi? Tabii ben yanıt veremediğim için de listesindeki arkadaşlarına ‘’işte gördünüz,  yanıt bile veremiyor’’a getiriyor. Ne kadar ayıp! Burada bir şeye dikkat çekmek isterim: Yazımın yayınlandığı KIBRIS gazetesinin o sayfası herkese açık.  O hakkı olmasına rağmen ordan yazmıyor ve beni engelleyerek facebook sayfasından yanıt veriyor. Ne kadar ahlaki?
Bunu gazete okurlarının takdirine bırakıyorum.

Mavi Selvi ağaçları orman ağacı olup yasal koruma altındadır


Hasan İnce bey efendinin içerlediği şeylerlen biri de benim sürekli medyada yazıp çizip, farklı konularda televizyona çıkıp konuşmam. ‘’Varlı vakitsiz yazılar yazıyor, hiç bir etik kuralı dikkate almıyormuşum’’. Anlayacağınız ‘’ince’’ ayar da veriyor arkadaş.  Kendi gibi hep ayni şarkıyı çalan gramofon olmamı istiyor. En ufak nezaket kuralından yoksun insanlar bize hayat dersi vermeye kalkıyor.
Öncelikle sorduğu sorular arasında ne zamandan beri aidat ödemediğim konusu var. Yani site sakinlerine hesap vermeye davet ettiğimiz insanlar bizden hesap soruyor. Softa şaşırtması dedikleri budur işte!
Kendi başkanlığı döneminde hiçbir nezaket kuralına özen göstermeyen, yaptığı işler hep faul kokan siteyi demokratik yöntemle değil despotizmle yöneten birisinden bahsediyoruz. Önce kendi avlumda 17 yıl önce kendi ellerimle ektiğim ve üzerine titrediğim, büyütmek için de özel çaba sarfettiğim yasal koruma altında olan Mavi Selvi ağacımdan söz edelim. Bir yurtdışı ziyaretimi fırsat bilerek, üstelik bu konuda kendisini daha önce uyarmama rağmen, yokluğumda ağacımın % 40’nı traşladı ve kuşa çevirdi, yani körledi. Bu arada okuyucunun bilmesi açısından söyleyelim Mavi Selvi ağaçları orman ağacı olup koruma altındadır ve hiçbir şekilde de budanmaz. Bir zamanlar  kendisi de o ağacın gölgesinde kahve içip kebab yemişti ama o gölgeye bile saygı göstermedi. Benim hassasiyetimi bildiği için bilerek yaptı ve amacı beni aciz taciz edip siteden kaçırmaktı.

Yaşadığı yerin ağacını kesip fırınına, şöminesine meze yapanlara saygım da yoktur toleransım da sıfırdır

Kendisine bizzat sordum: Bu ağaçla ilgili seni uyarmama rağmen neden yaptın? Cevap evlere şenlikti: ‘’Hasta olmuş, kesilmesi gerekiyormuş,  ağacı kurtarmak için yapmışlar’’. Halbuki iş adresimi de, teleonumu da biliyordu ve bir telefon açabilirdi ama ‘’ulaşamamış’’. Ama iş aidat toplamaya geldiğinde adresi de buluyor, telefonu da hatırlıyordu. Peki siz hasta olan ve ilaçlanmayla kurtarılacak olan ağacınızı kesen birisine aidat ödemek ister misiniz? Kılıfına da dikkat çekerim: O sitenin ağacıymış, benim değilmiş! Cingözlüğe bakar mısınız? Birçok insan için biliyorum bunlar bir şey ifade etmiyor çünkü yeşil bu ülkede sevilmiyor ve pislik olarak görülüyor. Siteye birçok Mavi selvi ağaçları ile birlikte 6 adet de çok özel tHurma ağacı getirmiştim. Üstelik parasını da ben ödeyerek! Yaşadığım yere bir katkım olsun istemiştim ve onlara özel vitaminler vererek küçük bir çocuğa bakar gibi büyütmüştüm. Ama benim hassasiyetimi bildikleri için hepsini körlediler, çoğunu göbeğinden kestikleri gibi bazılarını da yasal koruma altında olmadığından kökünden kestiler ve şömine ile fırınlarında yaktılar. Tüm bunlar KIBRIS gazetesinde fotoğraflarla yayınlandı ve hayali olmadığı da herkesin malumu.  Bir ağaç yasal koruma altında değil diye korumayacak mısınız? Yasal boşluk var diye ırzına mı geçeceksiniz? Bu mu senin enttellektüel değerlerin? Kaldı ki benim Site dışında sayısız çevre yazım da var, öğrenmek isteyen KIBRIS gazetesi arşivini tarar ve yayın yönetmenine sorar. Yaşadığı yerin ağacını kesip fırınına, şöminesine meze yapanlara saygım da yoktur,verecek aidatım da yoktur, toleransım da sıfırdır.

Son sözü söyleyecek olan Yargıçlar ne diyecek acaba?
 

Görevi süresince faul kokan başka tartışmalı işlere de imza attı bu Sn. Başkan. Örneğin sitenin otantik yolunun üzerine hiç gereği yokken 200 metre uzunluğunda, 3 santim kalınlığında gara asfalt döktü. Olması gereken standard 11 santimdi. Bunu ben değil Çevre Dairesi söylüyor. Bu uzunlukta ki bir yolun kaça olması gerektiğini ben söylemeyim bunu karayolları yanıtlasın ama arkadaşlar 18.000 TL harcamışlar. Tabii her şey kılıfına uydurulmuş faturası makbuzu alınmış da, vicdanı nereye koyacağız ya son sözü söyleyecek olan Yargıçlar ne diyecek acaba?
Bir de Genel Kurulun yapılış tarihine bakalım: Site sakinlerinin yoğun olduğu Temmuz ve Ağustos ayları değil de, herkesin siteyi çoktan terkettiği Ekim ayında Genel Kurul yapışına ne diyeceksiniz? Doğal olarak da nisap sağlanmadığından bir sonraki hafta 12 kişiyle Genel Kurul yapıyor arkadaşlar. Ne kadar az insan, o kadar az soru ve sorun demek onlar için! Yine görev süresince yaz girişinde sitede kaybolan 4 adet dev Şemsiye var. Evet sitenin bahçıvanlık, bekçilik ve de tetikçilik işini ayni anda yapan çalışanları var da kimse çalınanları göremiyor. Üstelik sitenin kapalı demir kapıları varken oluyor tüm bunlar. Her ne halse kameralar da göremiyor, görüş alanı dışında kalıyor hırsızlıklar. İşte hep sarı kartla maç oynayan bir adam bize hesap sorup aidatımı ne zamandan beri ödemediğimi sorguluyor  ve beni engellediği sayfada da yanıt bekliyor. Burdan yanıtlıyorum: 13 yıl boyunca ödediğim aidatımı siz benim bahçemdeki ağacı uyarmama rağmen doğradığınızdan dolayı durdurdum ve artık aidat ödemeyeceğimi de hem size söyledim, hem de 76 site sakinine yazılı şekilde bildirdim. Hakkınızı mahkemede arayabileceğinizi de belirttim.  Dağıtımını da bizzat kendi elciklerimle yaptım.

Biz bunlara literatürde ‘’site tetikçisi’’ diyoruz
 
Hasan beyin ve site yönetimlerinin vukuatları burda da bitmiyor Şaban beyin yönetiminde site denetçisiydim. Adı üzerinde denetçi. Hesapları ince yöntemlerle benden kaçırmışlar, incelemem için vermemişler ve bensiz ve benim imzam olmadan Genel Kurul yapmışlardı. Ben bu duruma itiraz etmiş, bu Genel Kurulun geçersiz olduğunu, yasal olmadığını belirtmiştim. Hasan bey orda da marifetini göstererek ‘’Genel Kurul şu an burada, seni hemen değiştirdik’’ diyecekti. Hesapları site denetçisinden kaçıran bir başkan ve yandaş genel kurul üyeleri! Anlayın siz nasıl işler çevirdiklerini. Hep sarı kartla, faulle oynayan Hasan bey bu oyundan çift sarı karttan oyun dışı kalmaz da kim kalır? O gün bugündür hiç bir Genel kurula katılmadım. Zaten onlar da benim gibi soru soranları çağırmadılar. Ama haklarını mahkemede aramak yerine beni siteden kaçırmak için her fırsatta tetikçilerini kullanıp aciz, taciz ettiler. Bu olayların bir de tanığı vardı: Bir Kaymakam. Olayları yerinde incelemek için siteye sabah saatin sekizinde yaptığı ziyarette buna bizzat tanıklık etti. Polise soruşturma açılması için talimat da verdi. Bunu defalarca yaptı. Çünkü  efendiler hiçbir şeyi takmıyordu. Ya ağaçları katlettikleri için kesilen cezaları nereye koyacağız? ‘’Ben banka müdürüyüm, itibarım sarsılır, lütfen cezayı bana yazmayın’’ diye ağlayan ve neticesinde cezayı çalışanına yazdıran bir site yöneticisinden bahsediyoruz. Her fırsatta tetikçi olarak kullandığınız adam, tetikçiliğin belgesi değil de nedir? Hayatımızda bahçıvan görmesek, tetikçiyi bize bahçıvan diye yutturacaklar. Biz bunlara literatürde ‘’site tetikçisi’’ diyoruz.

‘’Biz almazsak bir gece külübü gelebilir, burayı alabilir, bu da çok hoş olmaz’’ edebiyatı yaptılar

Bu arada geçmiş dönemde açtıkları bir davayı da feci şekilde kaybettiklerini not etmek lazım.
Davayı kaybedeceklerini anlayınca, 5’ci duruşmada davalarını geri çektiler…
Evet, yukarıda niye tüm bunları yaptıklarını en son yazacağımı söylemiştim. Bize bu evleri ilgili şirket adına  adına Hasan bey pazarladı. Kendisi şirketin komisyoncusuydu. Bize bu evleri satarken pembe tablolar çizmişti Söz konusu Sitenin bir de restorantı olacaktı. Bize ait ve sözde onu çalıştırıp sitenin tüm masraflarını çıkaracak, orda zevk ü sefa sürecektik ve aidat da ödemeyecektik. Hasan bey o dönem  satışlardan komisyon aldığı için biz de Bay Parlan’dık. Ne zaman ki komisyoncuklar alındı biz de  ‘’adi ve tu kaka bir site sakini’’ olduk.  Bir süre sonra ise Restorantın bize ait olmadığı ortaya çıktı ve papara da o zaman koptu işte. Bazı duyarlı site sahipleri akabinde imza toplamış, konunun mahkemeye taşınmasını istemişti. Bu imzalar arasında eski başkan Şaban beyin, şuanki başkan Mehmet beyin  ve pek çok diğer muhterem site sakininin adı vardı. Hasan beyin yoktu çünkü  komisyon aldığı için hak arayanları yalnız bırakmıştı. O dönemin yönetimleri de söz konusu şirketin kontrolünde olduğundan, mahkemeye gidilmediği için itiraz süresi doldu, bunun üzerine bir Genel Kurul toplantısında üyeler korkutularak bize ait olması gereken bir yeri tekrardan bize satılmak istendi.  ‘’Biz almazsak bir gece külübü gelebilir, burayı alabilir, bu da çok hoş olmaz’’ edebiyatıyla insanları sindirdiler. İşte biz bu satışı engelledik, basına gittik ve bu beyefendiler satış olmadığı için komisyon alamadılar ve rant elde edemediler. Benimle bütün dertleri budur işte. İşte Hasan İnce beyefendi bu sebeblerden bize ahlak dersi vermeye kalkıyor. Oysa ahlağın kırıntısını görürseniz bana da söyleyin.

Yani sitedir ya da yasası yoktur diye her ağacı kesemezsiniz

Bir şey daha var: A efendiler, biz evleri sizden satın aldık ama siz bize hala kiracı muamelesi yapıp üzerimizden rant  elde etmeye çalışyorsunuz. Biz vermememiz gereken aidatları bile size verdik. Dahası biz bu aidatları çevre  ve ağaçlar korunsun diye verdik. Ama  siz ağaçları kesip kesip şöminelerinizde  fırınlarınızda yaktınız.
Sitede yaşanan bu sorunları kaleme almamın nedeni Çevre bilincine bir katkı koymaktır.  Yani sitedir ya da yasası yoktur diye her ağacı kesemezsiniz.
İkinci olarak  sitelerde yaşanan sıkıntıları, dönen rantları, herkesin görmesini istedim. Bugün birçok sitede yaşanan bu sorunları insanlar ya dile getiremiyor ya da kendisini anlatacak bir merci bulamıyor. Bilhassa yabancılar çeşitli vesilelerle aldatılıyor, sonra da ortaya gazetelerde okuduğunuz gibi konutzedeler veya sitezedeler çıkıyor, olan da tanınma güçlüğü çeken  bu küçücük ülkenin yarıbuçuk imajına oluyor.
Üçüncüsü  birçok sitede maalesef yasalarda başı boşluk olduğundan yöneticilik geçim kaynağına dönüşmüş durumda ve tüm sitelerin ivedilikle denetlenmeye ihtiyacı var. Örneğin üçkuruşluk diye lanse edilen bir yatırım bir bakıyorsunuz beş kuruşa mal oluyor. Ne bir ihale, ne de bir şeffaflık söz konusu yatırımlarda payı olan site sakinlerine danışılmıyor bile.
Benim gibi aktif bir adam bile yasaları çalıştırmak için devlet dairelerine yaptığım ziyaretin sayısını hatırlamıyorsa, bir yabancı ne yapabilir?

Nasılsa cezaları kendileri ödemiyor, cevizcinin çuvalından ödüyorlar

Bu arada bir ay önceki yazımdan sonra site yönetimi cezalardan korkmadığını göstermek için bir Mavi selvi ağacını daha göbeğinden kesti, yani körledi. Yetmedi, kendi evimin önünde ektiğim gözüm gibi baktığım Hurma ağacını da hassasiyetimi bildiklerinden 11 ayda dördüncü kez budayıp, doğrayıp kuşa çevirdi ve acize tacize devam ediyor. Nasılsa cezaları kendileri ödemiyor, cevizcinin çuvalından ödüyor, yani toplanan aidatlardan. Çevre bilinci için mücadelemize bıkmadan devam edeceğiz. Öyle ‘’KKCT FOR EVER’’ demekle olmuyor bu işler sayın baylar. Son olarak Hasan bey sosyal medya hesabından ‘’sorulara yanıt veremiyorsam sonsuza kadar konuşma’’ demişti. Ben konuşmaya devam edeceğim ve tüm kamuoyunun takip etmesi için de ülkenin en yüksek tirajlı gazetesinden şeffaflık ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına kendisine cevap yazıyorum.  İsterse o da kaçak dövüşmeyip ayni yolu denesin. Ama biliyorum sen şeytanla bile programa çıkarsın da benimle çıkmazsın.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
5 Kasım 2018, Pazartesi    Derinya’da kapı aralanırken küçük esnaf
24 Ekim 2018, Çarşamba    Tohum Özgürlüğü ve GDO Yasası
9 Ekim 2018, Salı    Derinya Tiyatrosu ve BM
23 Temmuz 2018, Pazartesi    Erdoğan niye kaybetmiyor
14 Haziran 2018, Perşembe    Cümbez - Mağusa ve öneriler
6 Haziran 2018, Çarşamba    Cümbez - Mağusa ve yerel yönetim
12 Mart 2018, Pazartesi    Efgaliptoların yaşam kavgası
5 Şubat 2018, Pazartesi    Medya ve İfade özgürlüğü
11 Aralık 2017, Pazartesi    Boykot, seçim ve vaatler
31 Ağustos 2017, Perşembe    Son bir cevap daha

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Derinya’da kapı aralanırken küçük esnaf
Yılmaz PARLAN | 5 Kasım 2018, Pazartesi
Derinya’da kapı aralanırken küçük esnaf
Derinya’da kapı aralanırken tarihe not düşme açısından bu yazıyı kaleme alıyorum. Evet, kapı açılıyor ama insanlar çok çabuk unutuyor. Derinya kapısı için 3 buçuk yıldır mücad...
Tohum Özgürlüğü ve GDO Yasası
Yılmaz PARLAN | 24 Ekim 2018, Çarşamba
mecliste görüşülen tohum ve üretim materyalleri yasa tasarısı oybirliğiyle sesizce geçirildi ve resmi gazetede yayınlanmadığı gibi önceden neden halkın görüşüne sunulmadı? Neden resmi gazetede tüm yasa tasarıları yayı...
Derinya Tiyatrosu ve BM
Yılmaz PARLAN | 9 Ekim 2018, Salı
Gecen cuma günü öyle bir hava estirdiler ki '' 1-2 gün içerisinde derinya'yı açabiliriz'', inandırıcı olması içinde başbakanı ve ilgili bakanları ora taşıdılar. Oraya sırf iki külübe ve elektrik bağlandı diye herkes b...