Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Yılmaz PARLAN | 23 Temmuz 2018, Pazartesi

Erdoğan niye kaybetmiyor

Paylaş  
73
4
80

Cumhurbaşkanı Erdoğan izlediği yol haritası gereği bir kez daha seçimlerden galip çıkmıştır. Kabul etmeliyiz ki Erdoğan toplum mühendisliğini en iyi kullanan siyasi liderlerdendir. Gücü ne kadar pervazsızca kullansa da toplum mühendisliğini hiç bir zaman göz ardı etmiyor. Başkanlığa giden yolda elini bükemediği rakiplerini yargı yoluyla içeri attırırken diğerlerini de siyasi arenada çekişme ortamı yaratarak saf dışı bırakıp kendisini kamuoyu nezdinde yasal kılıyor. Başkanlığını da yasal güvence altına böyle alıyor. Muhalefetin hiçbir seçimden ders almayışı ve ısrarla HDP’yi dışarıda bırakması Erdoğan’ın zaferini de perçinlemiştir. Muhalefetin sürekli hata yapması Demokrasinin çıtasını aşağıya çektiği gibi demokratik mücadeleyi de maalesef geriletmiştir Başkanlığa giden yolda Kleptokrasi devletin üzerinde hakim kılınmış ve bugünkü tablo ortaya çıkmıştır. Demokrasinin zayıflatılması sığınabilecek güvenli limanları da devreden çıkarmıştır. Koca bir halk tehlikeye atılırken  unutulmasın ki tarihte demokrasiyi terkeden toplumların başına felaketler gelmiş, tedavisi mümklün olmayan yaralar açılmış ve milyonlarca insan telef olmuştur.

‘’Biz dükkanı kapattık’’

Kısaca demokrasi herkese lazımdır ve  bir gün Sn Erdoğan’ın da sığınabileceği bir limandır.
Erdoğan'ı, yol haritasını kendi belirlediği seçimler yoluyla yenmenin mümkünatı yoktur. Zaten ortada bir seçim de yoktur. Siz varmış gibi hareket ederseniz yenilgi de kaçınılmaz olur haliyle.
Bütün köşe başları tutulmuş olup Medya olduğu gibi teslim alınmıştır. Son teslim alınan kale ise Doğan grubuna ait HÜRRİYET gazetesiydi. Aydın Doğan’ın fazla bir seçeneği yoktu. Doğan Grubunu ya işaret edilen taşerona satacaktı ya da tutuklanacaktı. Sattığı halde ikinci seçenekten kurtulamadı ve şu an hakkında yakalama kararı var. 
Seçime gelirsek köşe başları tutulmuş olduğu gibi ülke OHAL'le yönetiliyor ve yetmezmiş gibi  Bakanlar KHK yetkisi ile donatılmıştır. 
Kendisine rakip gördüğü partinin Eş Başkanları tutuklanmış, milletvekillerinin yarısı içeri atılmış ve yaptığı toplantılarsa Polis tarafından basılıp dağıtılmış ve yetkilileri de tutuklanmıştır.
Muhalefet partileri ise HDP'ye destek çıkacaklarına onu dışlamışlar onunla birlikte görünmek istememişlerdir. Demokrasiyi getirme iddiasında olanlar için bundan daha çelişkili bir durum olamaz.
Tutuklanan sadece Parti Eş Başkanları değildir. Aydın, düşünür, gazeteci, yazan, çizen ne kadar insan varsa gerekçesiz şekilde tutuklanmıştır. Tutuklular Anayasa  Mahkemesi’nin ''Serbest bırakın'' talimatlarına rağmen içerde tutulmuş ve evrensel değerlerin tümü çöpe atılmıştır. Son Başbakan Binali Yıldırım AA ile yaptığı röportajda ‘’Biz dükkanı kapattık’’ deyince muhabir ona ‘’Başbakanlığınız süresince sizi en çok ne zorladı?’’ diye sormuş ve ‘’15 Temmuz Projesi’’ yanıtını almıştır.

Bu durumda n’apsın dünya

İşte böyle ortamda seçime giderseniz sonuç kaçınılmaz olur ve onun yaptıklarını da yasallaştırmış olursunuz  ve itiraz etme hakkınızı da kaybedersiniz. Muhalefet bu kafayla giderse bin yıl seçim yapılsa yine kaybeder! Önemli olan Erdoğan’ın attığı adımlara bir sistemle yanıt verilebilmesidir. Çünkü Erdoğan kendisi bir sistemin temsilcisi olup rakiplerini saf dışı bırakırken yanına çekmeyi başardığı sistemlerle Ordu vs. gibi güçleri geriletmiş ve gücün tepesine oturmuştur. Mesela AB, ABD, Rusya Federasyonu, Birleşik Krallık İngiltere birer. sistemdir. Siz Erdoğan’ın son andaki İngiltere ziyaretini tesadüf mü sanıyorsunuz?  Muhalefetin yapması gereken AB, ABD gibi ülkeleri yanına çekip demokratik değerlerle hareket eden güçlerle, insanlarla daha fazla işbirliği ve iletişim halinde olmaktır. Sistemlere sistemle yanıt veremiyorsanız her seçimi kaybetmeye mahkum olursunuz! Ne acıdır ki HDP haricindeki muhalefetin bu ülkelerle ilişkileri Erdoğan’dan daha geri ve sorunun esası da orada zaten! Bu durumda n’apsın dünya?

Ayşe Hür’den BOYKOT çağrısı

Tanınmış yazarlardan Ayşe Hür seçimden önce ''seçmen düzeyinde olmasa bile siyasi partilerin bir araya gelip bu seçimi BOYKOT etmeleri gerektiğinin’’ altını çizmiş oyunu bozmanın tek kuralının bu olduğunu söylemiş ve seçimden sonra da bu stratejiye sadık kalarak şu ifadeleri kullanmıştır: ''Bu konudaki son twitimdir. Bunu da tarihe not düşmek için yazıyorum yoksa kimsenin kulak asmayacağını biliyorum. CHP, HDP, İYİ Parti ve SP acilen bir araya gelmeli ve AKP'yi anayasal ve hukuksal bir düzene zorlamak için TBMM'den çekilmelidir. Şimdilik tek meşru olanak budur''
Kısacası AKP'yi hizaya getirmenin ve onu anayasal zemine çekmenin şifresi BOYKOT'tur ve onun karşısına bir sistemle çıkabilmektir.  Bunun dışındaki çabaların hepsi de beyhudedir!

Siyasi tecavüz

Bu arada bu satırları yazarken Sn. Erdoğan Kıbrıs’a geldi ve meşhur şovunu yaptı: ‘’Milli gelirin iki katına çıkarılacağını’’ söylerken soyguna kılıf hazırlayıp dalgasını bir güzel geçti. Bizzat siyasilerin ev ödevlerini yapıp yapmadığına baktı ve çok kısa sürede de ayrıldı. Meclisin hepsi biat edince fazla kalmasına da gerek kalmadı ve ateş topunu hükümetin üzerine birakıp gitti. Elektrik zammının onun talebi olduğundan kimse şüphe duymasın. Sn. Erdoğan hükümete 3 seçenek sundu 1- Ya % 30 Zam,, 2- Ya Özelleştirme 3- Ya da İstifa. Hükümet de sıcacık koltuklardan kalkmamak için gereğini hemen yaptı. Halbuki UBP dönemide elektriğe %11 zam yapıldığında Kudret Özersay topluma faturaları ödemeyin çağrısı yapmıştı. Şimdi ise kendileri 1 ay içerisinde ikinci kez zam yaparak toplam % 42 zam yapmış oldu. Siyasi literatürde bu bir tür tecavüzdür ve şu anki hükümet tecavüzün daniskasını gerçekleştiriyor. Ama siyasi ahlakın olmadığı ve hukukun da gukuk olduğu her yerde hukuk ve güvenlik güçleri bu tecavüzün karşısında çaresiz kalır.

Kıbrıs sorunu konuşulmuyor, Derinya kapısı açılmıyor bu koalisyon döneminde toplum hızla fakirleşiyordu

Erdoğan bu şekilde davranarak toplumu özelleştirmeye razı etmeye çalışırken protesto oklarını da Hükümete yönlendirmiş oldu. Zam sonrası Tufan Erhürman’ın ‘’Türkiye’den kablo ile ucuz elektrik alacaklarını’’ söylemesi  Özelleştirme çabalarının açıkça itirafıdır!
Çok kısa bir süre önce kurtarıcı olarak göreve gelen ama Kıbrıs sorunundan tek kelime etmeyen, Derinya kapısının açılmaması için yavaş hareket edip sürekli ayak süren Sn Erhürman ve koalisyon ortakları toplumun %50 oranında fakirleşmesine sebeb oluyorlardı.
Ayni anda Türkiye’de de Kediciklere operasyon yapılıp kamuoyunun dikkati oraya çekilirken dolar kuru da 5 TL’yi bulmuştur. İşte Erdoğan böyle kazanıyor ve Türkiye’yi böyle yönetiyor! Muhalefet ise bunların analizini yapmaktan aciz olunca ülke felakete ve Dini referanslarla yönetilmeye 1 adım daha yaklaşıyor ! Kıbrıs ise Türkiye’nin dümen suyunda yalpalaya yalpalaya sağa sola çarpa çarpa yol almaya çalışıyor.  

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
0
 
0
 
1
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
3 Ağustos 2018, Cuma
Kemal soy         - Magusa
Sen yazarim diye ortalarda geziniyorsun he tetikciden baska birsey degilsin .Alismissiniz hiçbirsey yapmayip TC'yi elestirmeye başıniza bir iş geldimi kosuyonuz Türkiyeye adam olun adam...

YAZARIN SON 10 YAZISI
5 Kasım 2018, Pazartesi    Derinya’da kapı aralanırken küçük esnaf
24 Ekim 2018, Çarşamba    Tohum Özgürlüğü ve GDO Yasası
9 Ekim 2018, Salı    Derinya Tiyatrosu ve BM
14 Haziran 2018, Perşembe    Cümbez - Mağusa ve öneriler
6 Haziran 2018, Çarşamba    Cümbez - Mağusa ve yerel yönetim
12 Mart 2018, Pazartesi    Efgaliptoların yaşam kavgası
5 Şubat 2018, Pazartesi    Medya ve İfade özgürlüğü
11 Aralık 2017, Pazartesi    Boykot, seçim ve vaatler
31 Ağustos 2017, Perşembe    Son bir cevap daha
16 Ağustos 2017, Çarşamba    Benden cevap istendi, işte cevap veriyorum

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Derinya’da kapı aralanırken küçük esnaf
Yılmaz PARLAN | 5 Kasım 2018, Pazartesi
Derinya’da kapı aralanırken küçük esnaf
Derinya’da kapı aralanırken tarihe not düşme açısından bu yazıyı kaleme alıyorum. Evet, kapı açılıyor ama insanlar çok çabuk unutuyor. Derinya kapısı için 3 buçuk yıldır mücad...
Tohum Özgürlüğü ve GDO Yasası
Yılmaz PARLAN | 24 Ekim 2018, Çarşamba
mecliste görüşülen tohum ve üretim materyalleri yasa tasarısı oybirliğiyle sesizce geçirildi ve resmi gazetede yayınlanmadığı gibi önceden neden halkın görüşüne sunulmadı? Neden resmi gazetede tüm yasa tasarıları yayı...
Derinya Tiyatrosu ve BM
Yılmaz PARLAN | 9 Ekim 2018, Salı
Gecen cuma günü öyle bir hava estirdiler ki '' 1-2 gün içerisinde derinya'yı açabiliriz'', inandırıcı olması içinde başbakanı ve ilgili bakanları ora taşıdılar. Oraya sırf iki külübe ve elektrik bağlandı diye herkes b...