Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Cenk UZUNOĞLU | 30 Temmuz 2018, Pazartesi

‘’Zurna’’da olur

Paylaş  
25
16
24

Yıl 1988.

Hatırladığım kadarıyla aylardan Temmuz ya da Ağustos.

Neredeyse tamı tamına 30 yıl önce.

Yer Atlanta’daki CNN binasının hemen yanındaki kongre salonu.

Demokrat PartiABD Başkan adayının resmi olarak açıklanacağı ve konuşma yapacağı 3 günlük kongrenin son günü.

Hatırlatmak için söyleyeyim Demokrat Partinin Başkan adayı o günkü Massachusetts Eyaleti Valisi Yunan asıllı Michael Dukakis.

O dönemde Atlanta’da çalıştığım için tanıdığım Rumların aracılığıyla bu kongreyi iyi bir yerden giriş kartı temin ederek izleme fırsatı buldum.

Çok yakın bir samimiyetim olmasa da üniversitede tanıştığım bir iki Omorfolu Rumdan giriş kartı talep ettiğimde, sanırım Rum-Yunantopluluğunun siyasete etki etmekte geldiği noktayı bir Kıbrıs Türk’üne göstermek istemiş olmalarından faydalandım.

Bizim alışık olduğumuz kongrelerden ziyade festival kıvamında geçiyor Amerika’daki parti kongreleri. 

Parti içi tartışma ve rekabetbüyük kongre öncesinde yapılan ve bir yıla yakın süren eyalet kongrelerinde son buluyor.

Bu festival kıvamındaki final kongre eyalet kongrelerinde söylenenlerin konsolidasyonunun yapıldığı platform görevi görüyor.

Partinin programının çeşitli kişiler tarafından vitrine çıkarıldığı yer oluyor.

Konuşmacılar, başkanlık seçimi kazanılırsa kabinede yer alacak olanlardır, ya da partinin gelecek vaat eden senatörleri, valileri ve ilerideki başkan aday adayları oluyor.

Lafı uzatmayalım.

O kongrede sırası gelip kürsüde konuşan bir kişi o kadar heyecan vermekten uzaktı ki, büyük bir çoğunluk sıkılmaya başladı.

Başka ne zaman bu fırsatı yakalarım düşüncesinde o ana kadar her konuşulanı dikkatle dinlemeye not almaya çalışsam da, ben de konuşmadan sıkılmış ve etrafı seyreder duruma geçmiştim ki…

Kürsüdeki konuşmacı ‘’konuşmama son verirken’’ dedi ve birden salondan büyük bir alkış koptu.

Bu spontane yaşanan durum karşısında hem konuşmacının hem de salonda bulunanların karşılıklı gülüşmesinin ardından son sözlerini de söyleyip konuşmacı kürsüden indi.

Bütün bu yaşananlar televizyonların canlı yayında olduğu sırada gerçekleşti.

Ortaya çıkan görüntü bırakın siyasetçiyi sıradan sunum yapan herhangi biri için bile çok zor bir durum yaratırdı.

Ama aynı kişi bir hafta sonra Amerika’da gece yayınlanan ve tüm ülkede en çok izlenen ‘’talk Show’’ programına katıldı. O görüntüler stüdyodaki seyircilerle tekrar izlenip yorumlandı. Ama televizyon programında farklı bir şey daha yaşandı. Salon konuşmasında herkesi sıkıntıdan bayıltan bu kişi ne kadar iyi saksafon çaldığını programın daimi müzik grubuyla birlikte bir şarkıyı canlı icra ederek gösterdi. Muhteşem bir performanstı.

Kongredeki konuşmasıyla içine düştüğü durumu unutturdu ve gündem oldu.

Geriye dönüp bakıldığında bu kişi için o televizyon programındaki performansı bir dönüm noktasıydı.

Aynı kişi 4 yıl sonra Beyaz Saray’daki 12 yıllık Cumhuriyetçi Parti iktidarına son vererek Amerika’nın en genç başkanlarından biri olarak seçildi.(*)

Bu kişi sonrasında bir kez daha seçim kazanıp sekiz yıl Başkanlık yapan Bill Clinton’du.

***

Tüm bunları niye mi yazdım.

Ne zaman bir siyasetçi partisi içinde zor durumda kalsa ya da her kurultay konusu gündeme geldiğinde aklıma bugüne kadar izleme fırsatı bulduğum tek kurultayda yaşanan benim de şahidi olduğum bu anekdot gelir.

Kılıçdaroğlu fena halde köşeye sıkıştırıldı ve CHP’de yine kurultay sesleri çıkıyor ya.

Yüzümde gülümsemeyle acaba diyorum Kılıçdaroğlu ya da İnce saksafonçalsa CHP için yeterli olur mu?

Umut en son ölür derler ama sanki de CHP başka türlü belini doğrultamayacak gibi.

Yeter ki CHP’nin içine düştüğü durumu kurtarabilmek için parti içinde ‘’saksafon çalma’’ fikrini söyleyecek cesaret ve kalitede birilerininolduğunun sinyali verilsin.

CHP’nin gündemi ele geçirmesi ve bir ‘’çekim gücü’’ yaratabilmesi için buna ciddi kafa yormak lazım.

Gelinen noktada kim seçilirse seçilsin ‘’saksafon çalmaktan’’ başka çare yok gibi.

Saksafona takılmayın.

O bir metafor.

Zurna da olur.

(*) 1988 seçimlerinde Demokrat partinin başkan adayı olan Dukakis baba Bush karşısında ABD Başkanlık seçimi tarihinin en büyük hezimetini aldı. Baba Bush bir sonraki seçimde de süpriz bir şekilde ABD’nin küçük ve fakir eyaletlerinden birinin valisi olan Bill Clinton’a karşı seçimi kaybetti.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Kasım 2018, Pazar    UBP-DİSİ buluşması üzerine
11 Kasım 2018, Pazar    Exxon'nun telkin ve bulguları belirleyici olacak  
4 Kasım 2018, Pazar    Alt alta toplayınca Ersin Başbakan, Özersay Başkan adayı çıkıyor
28 Ekim 2018, Pazar    Ortak çıkar ittifakı zemini oluştu
21 Ekim 2018, Pazar    "İlle de koridor" olma çabası bu
14 Ekim 2018, Pazar    Ufuk turu atıp birbirimizi bulma ihtiyacı
7 Ekim 2018, Pazar    "Sonunda Ersin kazanır" ve yeni öngörüler
30 Eylül 2018, Pazar    Siyasi "orgy" mevsimi müptelaları BM'de buluştu
17 Eylül 2018, Pazartesi    Ayıp olan hangisi?
13 Eylül 2018, Perşembe    Çocukluğumdan arda kalanlarla İsmet Kotak

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

UBP-DİSİ buluşması üzerine
Cenk UZUNOĞLU | 18 Kasım 2018, Pazar
Bugüne kadar her iki kesimde de dünya görüşü liberal ekonomi ile örtüşenler ya da en basit ifadeyle her iki taraftaki ‘’sağcılar’’ çözüm için alternatif model üretmekten uzak durdular.
TMT ve EOKA’nın siyasi uzantıla...
Exxon'nun telkin ve bulguları belirleyici olacak  
Cenk UZUNOĞLU | 11 Kasım 2018, Pazar
 
Annan planına bizim tarafa göre çok daha zor bir konjonktürde ‘’evet’’ diyen Rum siyasi neredeyse bir tek Anastasiades vardı.

Başkan olma hedefi olsa da sonuç olarak 25% içinde yer almayı tercih etti. Kaybedecek ...
Alt alta toplayınca Ersin Başbakan, Özersay Başkan adayı çıkıyor
Cenk UZUNOĞLU | 4 Kasım 2018, Pazar
Alt alta toplayınca Ersin Başbakan, Özersay Başkan adayı çıkıyor
Bir ay önce Ersin Tatar ile ilgili ‘’Ersin kazanır demiştik ve yeni öngörüler’’ diye yazı yazdık.
Altı yıl önce genel başkanlık adaylığı ile ilgili or...