Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Cenk UZUNOĞLU | 24 Mart 2019, Pazar

Siyasi mastürbasyon sezonu açıldı

Paylaş  
29
19
29

Akıncı, seçimlere kadar olacak olan bir yıllık süreyi fırsat çıktıkça 26 Şubat’ta Rum lider ile yapılan görüşme çerçevesinde devam ettirmek niyetinde.

Rum lider ile ara ara yapacağı görüşmeler ile başarırsa da  ‘’züğürt tesellisi’’ elde ederek ilerleme yapıyoruz algısı yaratmak hedefinde.

26 Şubat toplantısında mutabık kalındığı söylenen güven yaratıcı önlemleri küçümsemiyorum.

Normalleşme adına ‘’aklın yolu birdir’’ yönünde atılan ortak her adım çözüm anlaşmasını getirmese de adada 1974’ten beridir devam eden barışa katkıdır. Kimden ve hangi sebepten dolayı olursa olsun desteklemek ama hayal dünyasına da kapılmamak lazım.

Çözüm arayışının özünde taraflar arasında oluşan uçurum ve bunun yarattığı umutsuzluğa rağmen bu tür adımların tam da ‘’züğürt tesellisi’’ tabir edilen tasvire uyduğu için bu ifadeyi kullanıyorum.

Hani ‘’iki ayrı devlet’’ çözüm modeline gidiyor olsak bu tür komşular arası güven yaratıcı adımların uygun olacağını iddia etmek daha yerinde olurdu.

Ama Akıncı’nın böyle bir niyeti yok. Hiçbir zaman olacak gibi de durmuyor. Akıncı’nın Crans Montana’dan sonra hayal kırıklığı yaratan durumu da tam bu noktadadır.

‘’Son şans’’ ve ‘’çözüm başka nesle kalır’’ ifadeleri samimiyetten uzak içi boş laflar olduğu her geçen gün güneşin altında tepsermektedir ve pişirilip önüne getirilecektir.

***

Seçim sathına girerken müzakere edermiş gibi gözükmeyi siyasi geleceği için tek çıkış yolu olarak görüyor Akıncı.

‘’Umut en son ölür’’ sanırım Akıncı’nın sık sık, yeri geldiğinde de İngilizce olarak da, kullandığı bir cümledir.

Akıncı cephesi tam da bu cümleye uygun hareket etmektedir.

Bunu da doğal karşılamak lazım çünkü Akıncı siyasi hayatının ilk gününden itibaren hep küçük parti tabanlarına dayanan ‘’efe’’ olarak yola çıkıp ‘’ağalara’’ karşı seçimler kazanmıştır.

Siyasi yetkinliği bu açıdan bakınca kendini ‘’ağaya’’ karşı mücadele eden ‘’efe’’ rolüne oturtmakta herkese ders verecek derecede üst seviyededir.

***

Rum lider de bizim taraftaki seçim tarihi yaklaştıkça çözüm için umut vadetme baskısını iyice hissedecek olan Akıncı’dan ya tutarsa diye ne koparırım arayışında olacak.

Bu ortamı yakalayamadığı durumda da Akıncı üzerinden Türkiye ile olan ilişkimizin dalgalanmasını ve polemik konusu olmasını sağlayacak demeçler vererek iç ve dış tribünlerine oynayacak.

Diğer taraftan da rölantide geçmesini istediği bu dönemde esas hedefi olan denizden gelecek olan gaz ile ilgili bulguların birikmesini bekleyecek.

Gaz şirketlerinin projenin devamı için insan ve maddi kaynak ayırmalarının devamını sağlamak için Anastasiades düşen görev var. Gaz şirketleri için hâlihazırda olan toplam riskin içinde yer alan siyasi riskin artmamasını sağlamak onun görevidir. Bunu da diyaloğu ortadan kaldırmadan ama anlaşma koşullarını ortadan kaldırmakla yapmak istemektedir.

Görüldüğü üzere iki liderin farklı amaçlara dayalı ortak siyasi çıkar noktaları çözüme yönelik değil ama bu tür hesapları içerdiği için süreci böyle geçireceğiz gibi duruyor.

Ortada konuşulmamış ama telepati yolu ile mutabık kalınmış bir anlaşma var desek yeridir.

İki tarafta da bir şeyi farklı sebepler için de olsa yapmak esas olduğunda nasıl da spontane işbirliği ortaya çıkıyor.

Bu yaklaşımı problemin çözümünün özünde ara ki bulasın.

Anlayacağınız geçmişte defalarca olduğu üzere taraflardan biri seçim sathına girdiğinde dönüşümlü olarak oynanan bilindik oyun bir kez daha sahnelenecek.

Hatırlayın Akıncı Rum tarafındaki seçimlerden hemen önce Crans Montana’da verdiği haritayı masadan çektiğini açıklamıştı. Evlerine dönme umudu besleyen Omorfolu, Maraşlı seçmene ayar çekmişti Akıncı!

Anastasiades de Akıncı’nın seçim sürecindeki söylemlerinden hoşnut kalmazsa ‘’kaçtır söylerim federasyon olmaz başka alternatifleri de konuşalım ama Mustafa bir türlü anlamaz’’ diye bizdeki seçim öncesi demeç verirse şaşırmayın.

***

Belli ki Akıncı’nın salt federasyon prensibine 100% bağlılığı yalnızca kendi prensiplerine bağlılığından dolayı değildir.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Akel’in de parti üzerindeki olası etkisi ile CTP’yi aday göstermek konusunda pasifize etmeyi, başarılamazsa da ikinci tura kalabilmeye yönelik bir yaklaşımın sonucudur.

İkinci turda da ‘’ılımlılara’’ yönelik açılım yaparak ortadaki gezer oylarla ipi göğüslerim hesabındadır.

Bir önceki seçimde ikinci turda iç siyasette rahmetli İrsen Küçük aleyhine ve bugünlerde Onursal Başkanı olduğu UBP’yi bölme adına yediği haltlardan dolayı ‘’Eroğlu olmasın da kim olursa olsun’’ diye özetlenebilecek derecede oluşan üst kümenin oyu vardı. Bu sefer de eğer başarıp ikinci tura kalırsa, UBP’nin içinde ‘’Özersay olmasın da kim olursa olsun’’ diye bir kümenin çıkacağı kesin. Bilinmeyen bunun bir önceki seçimdeki Eroğlu karşıtlığı kadar yoğun olup olmayacağı ve CTP tarafındaki Akıncı karşıtlığı ile ne derece dengelenebileceğidir.

Yoksa CTP artı TDP ve diğer marjinallerin oyları ortada. Cevabı değişmeyecek tilkinin kuyruğu gibi ne uzar ne kısalır bir matematik sorusu gibi duruyor. Ama dedik ya bu problemin cevabının farklı çıkmasının algoritmasını yazabilecek yegâne siyaset ustası ‘’ağa’’ da Akıncı’dır.

Ali Kişmir’in iki hafta önce sosyal medyaya düşen ‘’CTP niye aday göstermek istiyor ki’’ yazısı tam da Akıncı cephesindeki bu beklentinin altını çizmektedir. Kıbrıs gazetesinin yayınladığı anket de zamanlama açısından kamuoyuna enjekte edilen önemli bir referans noktası başlangıcıdır.

Bu mesajların açık oturumda Erhürman’ın özellikle Kıbrıs sorununa hâkimiyet açısından hazırlıksız yakalanan Tatar karşısındaki başarılı performansından sonra gelmesi de dikkat çekicidir.

Akıncı önümüzdeki 14 aylık süreci iç siyasette sırf tüm bu algı operasyonlarını olgunlaştırmak için kullanacağı ortada.

Bir de Türkiye’deki yerel seçimler sonrası Ankara üzerinde olası oluşacak farklı bir havanın Kıbrıs’a olan yansımasını da görmek isteyecektedir Akıncı.

***

Adayları, seçmeni, medyası ve yorumcusu ile müptelası olunan siyasi mastürbasyon sezonu başlamıştır.

Endişe odur ki çözüm arayışında Türkiye ile birlikte belirlenebilecek politikaların oluşturacağı yeni Kıbrıs siyaset ve detaylı eylem planının ne olacağının tartışılacağı bir gündem ile seçime gidilemeyecek.

Bunun yerine seçim gününe kadar adayların belirlenmesi odaklı polemikler ve ayak oyunlarının ön plana çıkacağı siyasi mastürbasyon girdabına girilecek.

İhtiyaçtan uzak geçirilecek bu bir yıllık süre yalnızca anlık keyif ve heyecan yaratmaktan da başka bir sonuç doğurmayacak.

İyi seyirler. İhtiyacımıza cevap vermekten uzak bu süreyi seçimleri erkene alarak kısaltmak mümkündür.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Kasım 2019, Pazar    Birden fazla mesaj verilmek istenirse...
10 Kasım 2019, Pazar    'Cambridge'linin' ikilemi ve hayal kırıklığım
3 Kasım 2019, Pazar    Özersay, sorular ve değerlendirme ihtiyacı
31 Ekim 2019, Perşembe    Bulduk da bunadık demeyiz inşallah
27 Ekim 2019, Pazar    "Devleti" siyasetin üstüne koyabilmek (mi?)
20 Ekim 2019, Pazar    Merkezin "çatı aday" algoritması
13 Ekim 2019, Pazar    Memleketimin farklı "yol" dertleri
6 Ekim 2019, Pazar    Marifet "ümmetin" bölünme arzusunda
29 Eylül 2019, Pazar    Demokrasinin maliyeti
22 Eylül 2019, Pazar    Oldu olacak "UBP’li Özersay'ı" aday yapın

banner
banner
banner
banner

Birden fazla mesaj verilmek istenirse...
Cenk UZUNOĞLU | 17 Kasım 2019, Pazar
Görünen köy kılavuz istemez içgüdüsü galip geldiği için bu yazıyı şimdi yayınlamak ağır bastı.

Önümüzdeki seçimler hangi adayın ya da fikrin tercih edilmesi gerektiği üzerinden değil de hangi adayın niye tercih edilm...
'Cambridge'linin' ikilemi ve hayal kırıklığım
Cenk UZUNOĞLU | 10 Kasım 2019, Pazar
Kimi kastettiğimi anladınız.

KKTC’de yaşayan bildiğim bir tane Cambridge mezunu var.

O da çiçeği burnunda 5 aylık Başbakanımız Ersin Tatar.

Bir yıl önce yapılan UBP kongresindeki konuşmasında ‘’sorunlarımızın çö...
Özersay, sorular ve değerlendirme ihtiyacı
Cenk UZUNOĞLU | 3 Kasım 2019, Pazar
Özersay toplumun yaşanmış ortak acı ve tecrübelerini temsil eden bir geçmişe sahiptir.

Zor şartlar altında olunsa da iyi eğitim ve azimle birçok şeyin başarılabileceğinin genç nesil için canlı örneğidir.

Topluma ya...