Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Cenk UZUNOĞLU | 10 Haziran 2019, Pazartesi

Kolayı varken...

Paylaş  
23
20
23

Toplumun genelinde hâkim olan hissiyat yeni koalisyon hükümetinin de öncekilerden farklı olmayacağı yönünde.

Oyuncular değiştiği için farklı bir filmmiş gibi gözükebilir ama siyasette hep ayni senaryo değil mi oynanan deniyor.

Özellikle yakın geçmişte öyle olduğu için beklenti de doğal olarak şimdilik bu yönde.

Çok yeni olsa da hükümetin attığı ya da atmadığı her adımda bilindik eski senaryonun sahneye konulacağı arayışı var.

Doğru ya da yanlış ‘’bak bu da aynisi olacak’’ demek için mahana aranarak yorum yapılıyor.

Bu içinde gerçeklik barındıran genel havanın üzerinde durmak ve bundan ders çıkarmak lazım. Bu hava içinde ‘’bunlar farklı’’ dedirtebilecek büyük de bir fırsat barındırıyor.

***

Üç aşağı beş yukarı söylenenleri sıralayalım.

İktidar değişse de bir süre sonra iktidara yeni gelmiş olanlar birçok konuda bir önceki iktidarın yaptıklarını söyler ve savunur duruma düşüyor.

Yeni iktidara gelenler, bu duruma düşmenin süresini uzatmak için, bizim önceki hükümetlere eleştirilerimiz unutulur diye çaba harcıyor ama nafile sonunda ayni duruma düşülüyor.

Daha dün eleştirdiklerini yapar veya onaylar duruma geliyorlar.

Bunu da önce muhalefet, sonra da inkâr sürecinin süresine göre iktidardaki partilerin tabanı ve destekçileri hayal kırıklığı içinde idrak ediyor.

Sonra da konunun köküne inmeden bir kez daha polemik dolu demeçler, eylemler ve grevler ardı ardına geliyor.

İşin bu adrenalini yüksek kısmına da siyaset deniliyor.

Aslında söylenmek istenen şudur: ‘’siz o koltuklarda oturdunuz, kalkın da başkası otursun’’.

Ya da misal ‘’biz oturalım!’’

Amaç yeni bir film senaryosu yazmak değil.

Ayni film oynasın ama filmde siz oynamayın. Biz oynayalım.

Yeni bir film senaryosu ile oluşacak belirsizlik ve ortaya çıkacak olan yeni rollerin ezberi çok daha zorumuza gidiyor.

Siyaseti bu kadar sevip politika üretmeden siyaset yapmak istemek nasıl bir ruh halidir?

Topsuz futbol oynamak gibi bir şey bu.

Ya da hiç rast geldiniz mi bilmem ama görme engellilerin çıngıraklı topla halı sahada futbol oynaması gibi bir şey.

Kolay kolay sonuç üretmeyecek anlamsız bir rekabet içinde oradan oraya koşuşturma ve kör dövüşü misali siyaset yapılıyor.

Seyirci de bedel ödeyip tribünlere gelmeye devam ediyorsa kim ne diyebilir diye bir yorum da çıkabilir bundan.

Maksat meşgale olsun ise eyvallah demekten başka da bir laf kalmıyor.

Biz siyaseti, siyasetçisi ve seçmeniyle, dedikodusu için seviyoruz sonucu çıkıyor tüm bu görüntüden.

Politika üretmek, bir şeyleri başarmak, geldi, yaptı, değiştirdi, Allah razı olsun dedirtmek için değil siyaset adına gösterilen çaba.

Halbuki siyaset dediğimiz bu oyunda sebat edip biri bunu başarsa bu toplum onu hangi parti ve ideolojik görüşü olduğunu düşünmeden koltuktan kalkıp gitmesine izin vermeyecek.

Kıbrıs sorunundaki görüşü de dahil dikkate almadan sonsuza dek seçmeye hazır hale gelecek. Bunda abartı yok.

Misal 25 yıl önce İstanbul da çöplerin toplanmasını organize edip toplatan ve bunda devamlılık sağlayan kişi Cumhurbaşkanı oldu. Girdiği her seçimi açık farkla kazanmaya devam ediyor. Bir sebebi de ilk döneminde sebat edip doğru işler yapmış olması.

Bunun için kolayı varken zoru niye seçiyor siyasetçiler anlamıyorum.

Kolay seçilmek için zoru denemek ve yapmak lazım. Siyasette devamlı kazanmanın yolu bu.

Sorunları politika üreterek çözemememiz tembellikten mi, yoksa çeşitli alanlardaki yetkinlik eksikliğinden mi?

Tanınmamış olmanın oluşturduğu bize özgü zorluklarımızı örten maske de bu tembellik ve yetkinlik eksikliğinden örülmüş maske midir?

Yeni hükümetin kritik görevlere yapacağı atamalarda toplumda karşılığı olan negatif enerjiyi ortadan kaldıracak, zoru deneyip başaracak ‘’hayal ortaklarının’’ kadrosunu oluşturmanın ne kadar kritik öneme sahip olduğunu düşünerek adım atması lazım.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Ağustos 2019, Pazar    'Sıkışmışlığın' çaresi öngörebilmekten geçer
11 Ağustos 2019, Pazar    Ergenlerle sohbet konuyu nerelere getirdi?
9 Ağustos 2019, Cuma    Yine "yütülme" olmasın
4 Ağustos 2019, Pazar    Gerçeklerin inatçı olma huyu
28 Temmuz 2019, Pazar    İki devlete giden yoldaki "deli" sorular
21 Temmuz 2019, Pazar    İki farklı anlayış ve CB adayı tercihi
14 Temmuz 2019, Pazar    "Sineye çekme", seçimi erkene çek
10 Temmuz 2019, Çarşamba    Akıncı'nın "değerli yalnızlığının" düşündürdükleri
7 Temmuz 2019, Pazar    Seçenekler ihtiyacın ne olduğuna işaret ediyor
30 Haziran 2019, Pazar    Federasyona hayal diyenlere düşündürtülmemesi gereken

banner
banner
banner
banner
banner

'Sıkışmışlığın' çaresi öngörebilmekten geçer
Cenk UZUNOĞLU | 18 Ağustos 2019, Pazar
‘’Son dönemde’’ ifadesi aslında Kıbrıs Sorunu söz konusu olduğunda hiçbir zaman ‘’son dönemden’’ ibaret olmamıştır.
Karşılıklı hamleler sonucunda bir bakıyorsunuz sıkışmışınız.
Gelinecek noktayı önceden öngörüp haml...
Ergenlerle sohbet konuyu nerelere getirdi?
Cenk UZUNOĞLU | 11 Ağustos 2019, Pazar
Bir ay önceydi, 18 ve 19 yaşındaki çocuklarımıza 1974’e giden tarihi süreci anlattım. Sonra da 9 yaşında bir çocuk olarak 20 Temmuz 1974’te ailemizin yaşadıklarını anlatırken Kıbrıs sorununun geçmişini ve bugününü de ...
Yine "yütülme" olmasın
Cenk UZUNOĞLU | 9 Ağustos 2019, Cuma
İki liderin bugün ve sonrasında da BM’de Eylül ayında devam etmesi muhtemel görüşme trafiğinde konuşacaklarının ne olacağı dışında arka planda dikkatle izlenmesi gereken çeşitli unsurlar vardır. Bu görüşme trafiği bu ...