Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Erçin ŞAHMARAN | 11 Şubat 2019, Pazartesi

Mesele maaş katkısı mı, örgütlü çalışma hayatı mı?

Paylaş  
19
22
17

Yıllarca şöyle bir inanış oldu.

Bu ülkeye yurt dışından gelip çalışan insanlar, kazandıkları parayı ülkelerine, ailelerine gönderiyorlar.

Parayı kazandıkları bu ülkede harcamıyorlar, para ülke dışına gidiyor.

Haklılık payı mutlaka ki vardır, insanı, insandan ayırmak değil, ama ülke vatandaşı ile ülke dışından gelen insanların, ülkeye her anlamdaki katkısı aynı değildir.

Elbette yadırgamıyorum, olacaktır, normaldir.

Bu ülkede yaşayan, gidecek başka yeri olmayan insanlar, burada kazanmak, burada harcamak, yatırımını burada yapmak zorunda.

KKTC’de özel sektör ve kamu sektörü arasında uçurum var.

Bu uçurum hem maaş, hem de sosyal haklar anlamında günden güne büyüyor.

Adaletsizlik isyanı da, esasen yaşam koşullarının farklı olmasından kaynaklanıyor.

Ne yapılsa, hangi önlem alınmaya çalışılsa, maaşlar düşürülüp, haklar budansa, yine kamuda istihdam beklentisinin ve baskısının önüne geçilemiyor.

Kalifiye eleman yetişmiyor, özel sektöre, temel sektörlere, yerli çalışan, KKTC vatandaşı personel bulunmuyor, yetişmiyor, yeterli olmuyor.

Tüm bunlar çalışma hayatının, yıllar içinde uygulanan yanlış ve keyfi yönetimlerle sistem olmuş anlayış ve alışkanlıklarla çıkmaza girmiş konular.

Tablo ortada, iş kazaları, bulaşıkçı olarak ülkeye getirilip, dozer kullandırılan çalışanlar, parasını alamayan, insani olmayan koşullarda yaşayan, yağmurda, çamurda yollarda rastladığımız yabancı uyruklu çalışanlar ve daha neler neler.

İşte bunlara karşı çıkmak, bunları düzeltmek esas amaç olmalı, bunlar dururken, çalışma hayatına dair başka adımlara karşı olmak, niyeti sorgulatıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bir tüzük çalışması hazırladı.

“Özel sektörde çalışan örgütlü yurttaşlara 750 TL ek maaş desteği”, belki işin maddi tarafı öne çıktı, ama örgütlü kısmı daha önemli.

Önce şu noktadan bakalım;

Önyargılıyız, atılmak istenen bir adımda, bardağın dolu tarafını değil, hep boş tarafını, hep altından çıkartmak istediklerimizi görüyoruz.

Biraz da, “yetmez ama evet” diyelim, katkı konsun, eksik, yanlış, daha iyi ne varsa, katkı koyarak tamamlayalım.

Her işte, her icraatta illaki ağır eleştiri, illaki bölme ve bölünme mi olmalı?

Anlayabilmiş değilim, gerçekten, şaşırıyorum, üzüm yemekle, bağcıyı dövmek yine karışmış.

Esas olan amaçtır, yapılmak istenenle, elde edilecek olanın getirisidir meselenin özü.

Bu çalışmada amaç nedir, popülizm mi, siyaset mi, Bakan Zeki Çeler şov mu yapıyor?

Ne fark eder, çalışana ek destek verilmesi değil midir önemli olan?

Bu kötü bir şey mi, hele içinde bulunduğumuz ekonomik şartlarda.

Aslında amaç şudur;

KKTC vatandaşlarının özelde çalışmalarını teşvik etmek, örgütlü iş yaşamı için bir adım atmak, KKTC vatandaşı çalışanlara ve işverenlere bu ekonomik kriz döneminde biraz destek olmak.

Ve bu proje sadece bir başlangıçtır, örneğin, bunun devamında meslek okulu gibi bir adım da vardır.

Hükümet genel olarak bu çalışmaya destek vermeli, çünkü hükümet programında yerel işgücü ve sendikalaşma teşviklendirilecektir demekte.

Hem Türkiye, hem de Avrupa da bu teşvikler var.

Dünyanın birçok ülkesinde istihdam önceliği de o ülkenin kendi vatandaşlarındadır.

Yazının ilk başında örnekleyerek anlatmaya çalıştığım gibi, çok ciddi bir kaynak bu ülkeden dışarıya gitmektedir.

Buradaki tartışma konusu elbette ödenecek teşvik, çalışan arasındaki yerli, yabancı ayrımı değildir.

Teşvikin gerekliliği olan örgütlülük, sendikalı, toplu iş sözleşmeli olmak esas konudur.

Bu çağda örgütlü olmayan iş hayatı ve tartışılan teşvikler, başka konular, gözden kaçırılan esas meseleler.

Ayırım yapılmaksızın tüm çalışanların örgütlü, sözleşmeli, koruma altına alınmış hakları olmalı.

Bu teşvik çalışması bunun için bir başlangıç olabilir.

Önemli olan başlamaktır ve soru;

Hiç bir şey yapmamak, aynen bırakmak mı iyidir, yoksa bir yerden başlamak ve yol almak mı iyidir?

Verilecek cevap, herkesin niyetini ortaya koyacak.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
20 Şubat 2019, Çarşamba    Birileri avaz avaz bağırıyor “kral çıplak”
18 Şubat 2019, Pazartesi    Şiddet, popülizm, EL-SEN, dik duruş
15 Şubat 2019, Cuma    "Hiçbir yerin arka bahçesi olmayız"
13 Şubat 2019, Çarşamba    “Aynı yolu yürüyenler, farklı yerlere varamazlar”
8 Şubat 2019, Cuma    Erhan Arıklı: “Yolsuzluğa, yol verdiler”
6 Şubat 2019, Çarşamba    Ceza çocuklara mı, sisteme mi?
4 Şubat 2019, Pazartesi    Sarı saçlı, mavi gözlü kız "Aydın"
1 Şubat 2019, Cuma    Maliye Bakanı Denktaş: “Gizli Başbakan değilim”
30 Ocak 2019, Çarşamba    Kudret hoca ve bir adım önde olmak
28 Ocak 2019, Pazartesi    Çavuşoğlu'nun bıraktığı iz...

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Birileri avaz avaz bağırıyor “kral çıplak”
Erçin ŞAHMARAN | 20 Şubat 2019, Çarşamba
Birileri avaz avaz bağırıyor “kral çıplak”
Geçen hafta az biraz konuşuldu.
Ama ülkenin gerçek gündemi olması gerekirken olmadı.
Üniversite sektörü, ciddi bir ekonomik itiş gücü, doğru planlansa, sistematik büyüse v...
Şiddet, popülizm, EL-SEN, dik duruş
Erçin ŞAHMARAN | 18 Şubat 2019, Pazartesi
Sebebi, tarafları ne olursa olsun, şiddetin her türlüsüne karşıyım.

Şiddetle çözülecek sorun yoktur, şiddet yönelimi, kanunsuzluğu, yasa tanımazlığı, herkesin kendi adaletini yaratmaya çalıştığı düzenleri besler.

Ya...
"Hiçbir yerin arka bahçesi olmayız"
Erçin ŞAHMARAN | 15 Şubat 2019, Cuma
Aile yasasındaki değişiklikler; 
“Aile (Evlenme ve Boşanma) (Değişiklik) Yasa Tasarısı, yasada daha önce yapılan değişikliklerle boşanan kişilerin soyadlarıyla ilgili yaratılan boşluğu düzenlemeyi amaçlıyor.
T...