Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Erçin ŞAHMARAN | 13 Mart 2019, Çarşamba

Anayasa ve Cumhurbaşkanı'nın yetkilerinin artırılması

Paylaş  
17
14
18

Hepsi bitti, her şey tamam.

Toplumu ilgilendiren ve sorunsal sarmalda karmakarışık, kördüğüm olan her şey yerli yerinde iken bir de Anayasa değişikliği, gündeme getirildi.

Toplumsal bir kaygı, bir talep var mı?

Tabi ki yok, siyasetçiler karar verecek, kendi beklentileri doğrultusunda şekillendirecek ve topluma;

“Alın, işte sizin için çalıştık ve yeni bir Anayasa hazırladık” diyecek.

Halkın Partisi Genel Başkanı, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay;

“Burada kastım illa ki Başkanlık sistemine geçilmesi ya da parlamenter sistemden vazgeçilmesi değildir. Ama yapılacak tartışmalar sonucunda oluşması muhtemel toplumsal ve siyasal konsensüse göre her tür değişime açık olmalıyız.

Güçler ayrılığı ilkesine halel getirmeden, Cumhurbaşkanlarının dış politika kadar, içerideki sorunların çözümüne dair görev ve yetkilerinin de, yeniden ele alınacağı bir sistem sorgulamasına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.”

Siyasi yaklaşım da, genel olarak, bu görüşleri destekler nitelikte.

Yani, Cumhurbaşkanının iç sorunların çözümüne dair görev ve yetkilerinin genişletilmesi.

Sebep, parlamenter sistem, elli milletvekili, Bakanlar Kurulu, belediyeler, kurumlar, daireler, iç sorunları çözmekte yetersiz mi?

Yoksa amaç Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken, Anayasal yetki sınırları belli Cumhurbaşkanının ülke yönetiminde, yürütmeye dair etkinliğini artırmak mı?

Başkanlık sistemi mi düşünce, örnek Amerika, güney Kıbrıs, yoksa Türkiye'nin kendine has Başkanlık sistemi mi?

Bir öneri veya tartışma, hele Anayasa değişikliği, uzun zamana yayılmalı ve amaçla, düşüncenin altı doldurulmalı.

Anayasa değişikliği şart, bu noktada herhangi bir şüphe yok.

Fakat esas mesele öncelik ve sebep nedir?

Bunu altını çizerek anlatmak gerek, şeffaf ve samimi bir şekilde.

Cumhurbaşkanının iç konulara dair yetkileri artırıldığını düşünelim, toplumsal sorunlara katkısı ne olacak?

Bu ülkenin kangren olmuş onlarca sorunu var, fakat hiç değişmeyen bir sonraki seçim kaygısı ve öncelikler.

Amaç çok önemli ve amaç için seçilen yol.

En önemli sorunumuz, yeni bir toplumsal anlayış yaratmaktır.

Toplumsal dönüşüm, ne istediğini bilen, amacı olan, amacına giderken yol ve yollarını seçebilen, endişeleri, beklentileri memleket dair olan bir toplum.

Bu yönde bir değişim, haklarını bilen, ödevlerinin sorumluluğunu alan, hem toplumsal, hem bireysel, hem de devlet otoritesine karşın hak ve görevlerini eksiksiz yerine getiren, takip eden bir toplum.

Demokrasiden, yoksulluktan, işsizlikten, fırsat eşitliğinden, eğitimden, önce ülke ve toplum deme alışkanlığından şekillenmiş bir toplum.

Bugün için toplumun denetimsel olarak yeri nedir, yani sandıktan, oy vermekten, iradeyi siyasetçinin eline ve keyfine vermekten başka, kendi hakkını, yaşamını denetleyebiliyor mu?

Bireysel amaçlarla, toplumsal amaçlar neden örtüşmüyor, ideolojik, siyasi, kültürel beklentilerle, ülke gerçekleri neden birbirinden ayrı ve uzak?

Kıbrıs Türk insanı etkisizleştirildi, oysa ülkesinden, iş yerinden, komşusundan, arkadaşından endişe eden, sorumluluk hisseden bir toplumsal dinamizm olmazsa olmaz, çünkü ayakta duracak olan böylesi bir düzendir.

Yapılması gereken, erk sahibi olanların, tepeden inme değil, toplumsal ihtiyaç ve beklentileri belirlemek ve ona göre adımlar atmaktır.

Sokağın nabzını bilen, ekonomiyi planlayın, okulların, hastanelerin durumunu dert eden, insanlara devlet otoritesinin varlığını hissettiren, bunu sadece vergi alırken değil, hizmet verirken de hatırlatan bir otorite inşa edilmeli.  

Şimdi, bunlar bugünkü şartlarda yapılamıyorsa, Anayasa da değişse, Cumhurbaşkanının yetkileri de artırılsa, Başkanlık sistemine de geçilse, tek adamlıkta getirilse boş.

İnsan odaklı ve toplumsal bir kaygı yoksa, yapılan her ne olursa olsun, bu düzenin devamına bir katkı olacaktır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
26 Nisan 2019, Cuma    Kudret Hoca bir dönem daha beklemeli
24 Nisan 2019, Çarşamba    24 Nisan ve neden AB?
22 Nisan 2019, Pazartesi    Serdar Denktaş: "Karakter katli ile karşı karşıyayım"
19 Nisan 2019, Cuma    Denizi geçtik, derede boğulduk
17 Nisan 2019, Çarşamba    Amaçsız, çabasız nesiller
15 Nisan 2019, Pazartesi    Burcu: "Kovboyculuğa özenmiş arkadaşlar var"
12 Nisan 2019, Cuma    Nereden başlarsak kârdır
10 Nisan 2019, Çarşamba    Tek bir ihtimal var "sorun siyasi"
8 Nisan 2019, Pazartesi    Özersay; "İş adamından avans alınması konusunda onayımız alınmadı"
5 Nisan 2019, Cuma    Maçoğlu ve yaptıkları örnek olsun

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Kudret Hoca bir dönem daha beklemeli
Erçin ŞAHMARAN | 26 Nisan 2019, Cuma
Siyaset ve siyasetçiye güven erozyonunun ortada durduğu bir dönemdeyiz.
Ve yine konuşulan, hükümet değişimi, mevcut dörtlü koalisyonun hükümet olduğu fakat iktidar olmadığı gerçeği.
7 Ocak seçimi sonrası, dörtlü koa...
24 Nisan ve neden AB?
Erçin ŞAHMARAN | 24 Nisan 2019, Çarşamba
CTP eski Başkanı, eski Başbakan Ferdi Sabit Soyer, ANNAN planı döneminde yaşananlardan bir kesit anlatmıştı.
Ve altı çizilmesi gereken şu cümleleri söylemişti;
“Bakın, ANNAN planı dönemi, yapılan mitingler, binlerce...
Serdar Denktaş: "Karakter katli ile karşı karşıyayım"
Erçin ŞAHMARAN | 22 Nisan 2019, Pazartesi
Yıllara, yanlışlara yayılmış bir sorunsal birikim var.

Toplumun gündemi çok farklı, boş yere harcanan enerji ve zamanla gerçek sıkıntıları unutuyor, unuttukça biriktiriyoruz.

İçinde bulunduğumuz zaman, böyle bir zam...