Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Gökhan ALTINER | 24 Nisan 2019, Çarşamba

Fakirlik, şiddet ve cinayetler...

Paylaş  
22
23
19

Neden her gün aynı ya da daha kötü diye düşündüm.  Ya da neden öfkemizi yenemiyoruz? Hayalleri ertelemeyi bir yana bırakın artık hayal de kurmuyoruz. Aşırı sinirliyiz ve bir şeyler yapma isteğimiz tam anlamıyla yok oldu.

En kötüsü de tepki verme yetimizi kaybettik. Öğrenilmiş çaresizlik deyin ya da tükenmişlik deyin adı ne olursa olsun hızla çözülüyoruz ve gazı bitmek üzere olan bir lamba misali artık titriyoruz. Yüzümüze yaşadığımız tüm dertlerin karanlık gölgesi çökmüş.

Bu kadar karamsar olmak havalardan mıdır dersiniz?

Artık bir havamız da kalmadı insan olarak.

Her an bir cinayetle irkilebiliriz. Şu an bir yerlerde ya da dün gece yine bir kadın şiddet gördü, bir çocuk belki de ailesi tarafından horlandı ya da azarlandı, kim bilir belki dayak yedi. Hep söylemişimdir. Toplum olarak şu an yarınların ya da 15 yıl sonrasının dayak atacak, cinayet işleyecek, intihar edecek çocukları yetiştiriyoruz.

En önemlisi de Devlet olarak yaşanan ve toplumun dinamiklerini ciddi anlamda sarsan fakat her birimizin kesinlikle görmek istemediği, konuşmak istemediği olayları biz ne kadar görmezden gelsek de yaşanıyor.

Asıl sıkıntı devletin özellikle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bu konularda yetersiz kalması. Burada bakanı suçlamak adına yazmıyorum tüm bunları. İnsanın kendisine ya da bir başkasına yapmış olduğu şiddet eylemi ancak ve ancak Devlet politikasıyla, eğitimle değiştirilebilir. Her zaman olduğu gibi yaşanan tüm şiddet olaylarının en yarısından Devletin kendisi suçludur.

Ve evet bizim Devletimiz yaşanan her suç olayının yarı sorumluluğunu üzerinde barındırıyor.

Devlet belki bunun cezasını yargı önünde çekmiyor ama hızla çöken bir toplum yapısıysa devletin kendisi de zayıflıyor.

Kıbrıs konusu olsun ekonomik problemler olsun bu konularda belki çok mesai ve enerji harcıyoruz ama bugünün çocukları yarının yetişkinleri olacak ve gerçekten bugünkü çocuklar her anlamda ciddi tehdit altında. Tecavüzden, tacizden tutunda hem fiziki hem de psikolojik şiddet altında eziliyorlar. İşte hem devlet hem de sivil toplum örgütleri bunun önüne geçemezse yarının yetişkinleri de intihar eden, cinayet işleyen ve kendi çocuklarına kötü davranan bireyler olarak sahnedeki yerlerini alacaklar.

Çocuk gelişimi ve büyümesi son ama son derece önemli ve ciddi ihmalle karşı karşıyalar.

Ben de siyaset üzerine yazacak çok konu vardır ancak gözüme bir çocuk ölümü ya da kanserden bir ölüm takıldı mı moralim anında düşer ve ülkede dönen onca entrikaya karşı tepkisizleşirim. Düşünsenize bizim memleket siyasi entrika üzerine kurulu bir ülke. Dedikodu yazdın mı okunma rekoru kırıyor yazılarım. Sağlık, ölüm, intihar yazdın mı başlığı gören tıklayıp açmıyor bile.

Kuzey Kıbrıs kadına şiddetten kaynaklanan intihar, kendi öz kızına tecavüz, kendiyle ilişkiye girmediği gerekçesiyle kadına şiddet olaylarıyla çalkalanıyor. Olay çok boyutlu ve yalnızca bir penceren bakmak mümkün değil. Yanlış yapılan evlilikler, yanlış eş seçimleri, aile baskıları, aldatmalar bir aileyi bir anda cinayet ya da intihar noktasına sürükleyebiliyor.

Ne yazık ki şiddet gören bir kadının sığınacağı bir sığınma evi olmadığı gibi devleti tarafından da sahiplenemiyor.

Kadına şiddet, şiddetten kaynaklanan intiharlar ve kadın cinayeti,  kadının KKTC’de nasıl bir olgu içinde yaşadığını ve ne tür zorluklar çektiğini bir kez daha gündeme getirdi.  Kadın savunucusu örgütlerin de aslında büyük bir çoğunluğunun tabela örgütü olduğunu anlıyoruz her geçen gün. Eğer tabela örgütü olmasalar bu ülke de kadına yönelik şiddet biraz olsun önlenirdi. Türkiye’de kadına şiddet konusu zaten kontrol edilebilir ve önlenebilir bir durum değil ve birçok ülke de olduğu gibi Türkiye de kadına şiddetin de ötesinde kadın cinayetlerine haberlerde birçok kez şahit olmuşuzdur. Peki KKTC’de bu durum nasıl diye bir araştırma yapma ihtiyacı hissettim.

Son yıllarda sıkça şahit olduğumuz bir konu haline geldi. Genç bir erkek çocuğu mini minnacık bir çocuğa tecavüz ediyor, erkek çocuğun ailesi korkudan ortadan kayboluyor.

Öte yandan kızlarıyla ilişkiye giren babalar türedi. Hikayelerini okuduğunuzda uzun yıllardır kızlarının bu tecavüze maruz kaldığını öğreniyorsunuz. Evet bu bir tecavüzdür hem de çok çirkin bir tecavüzdür. Şu an bu ülke de kim bilir ne baba kız ilişkileri vardır ki haberimiz yok. Her yıl mutlaka birkaç vaka karşımıza çıkıyor. Son derece utanılan bir durum olması nedeniyle kızlar bunu kimseye söylemiyor.

Hangi akıl sağlığı yerinde olan bir baba kızıyla ilişkiye girmek ister. Bu tek kelimeyle bir hastalık ve belki de tedavisi zor bir hastalık. Peki bununla ilgili çare nedir?

Çocuklar taciz ve şiddetle savaşamazlar

Bizim memleketin bitip tükenmek bilmeyen bir işçi sorunu var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı şu an enerjisini buna harcıyor, oldukça olumlu işler de çıkarıyor belki ama dağılan aileler, kötü giden evlilikler, şiddet gören kadınlar değil yalnızca şiddet gören çocukların sayısı hiç de az değil. Hükümetin bir bütün olarak bu işe el atması lazım.

Bir kere Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlığı aynı çatıda olmamalı artık. Hükümet bir Aile bakanlığı kurabilir, böyle bir kadro yaratabilir ve bu sorunların üzerine sert bir şekilde gidebilir. Devletin kadına ve çocuğa şiddetli engelleme konusunda, intiharları engelleme konusunda hiçbir zaman bir politikası olmadı. Kıbrıs artık eski Kıbrıs değil. Nüfus yapısı değişti, yaşam tarzı değişti, insanların eğilimleri dahi değişti. Ama devletin bu korkunç değişime karşı aldığı hiçbir tedbir yok.

Benim elimde yalnızca 2015 yılına kadar yapılmış bir anket tespiti var birazdan onu da yazacağım. Devletin elinde bu toplumun yaşadığı sorunlarla ilgili hiçbir net veri yok. Bu ne kadar aciz bir durumda olduğumuzu gösteriyor.

Kim yardım edecek bu insanlara. Belki de yüzden fazla psikolog var bu ülkede hepsi de işsiz güçsüz geziyor ya da bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Eğer bugüne kadar Hükümetler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına bütçe ve kadro yaratsaydı ve her eve bir psikolog gönderseydi düzenli olarak mutlaka o evde şiddet gören çocuklar da tespit edilirdi, taciz edilen kızlarda, dövülen kadınlarda tespit edilirdi ama bu yapılmadı. Mesele neden bu devletin böyle bir vizyonunun olmamasıdır.

Şöyle örnek verelim. Son zamanlarda yaşanan tecavüz ve taciz vakalarında; eğer ki belli aralıklarla bir psikolog hatta aynı psikolog gidip de mağdur çocuklarla konuşsaydı, sorunlarını dinleseydi; daha en başından kızlar yaşadıkları tacizi devletine anlatacak ve kötü son yaşanmayacaktı. Bu kızlar şu an medyanın diline düştü, hayatları boyunca asla mutlu olamayacaklar. Bunun sorumlusu devletten başkası değil.

Ya da babasından dayak yiyen bir çocuk, sürekli bir psikolog tarafından ziyaret edilseydi, eminim ki ikinci üçüncü seanstan sonra “babam beni çok dövüyor” diyebilecekti. İlerleyen yıllarda babasını öldüren çocuklar ya da annesini babasını döven çocuklar yetişirse hiç şaşırmayın.

Şiddeti, tecavüzü, intiharı engellemek için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın altında Müsteşarlık düzeyinde geniş bir kadro yaratılabilir. Bu küçük ülkenin düzgün bireylere sahip olması için devletin hareketlenmesi lazım.

***************

GÜNÜN SÖZÜ

"Bana bir ülkenin parasının kontrolünü verin, kanunları kimin yaptığına bakmam."

Mayer Rothschild

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
4
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
24 Nisan 2019, Çarşamba
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Değerler eğitimi yok. Bunu sağlayacak plan ve program yok. Destekleyecek yasal altyapı yok. Toplumun bu konudaki duyarlılığını uyandıracak plan program yok.... E peki ne var? Makam var,mevki var, ünvan var, beklentiler var, menfaatler var. Bir sürü üniversite yığınla akademisyen var ama bu konularda ortak bir çalışma var mı? YOK.... E bu durumumuz ve sonuçlar da gayet normal..😡

YAZARIN SON 10 YAZISI
20 Ağustos 2019, Salı    Bana biraz müsaade...
19 Ağustos 2019, Pazartesi    Tiyatrocu kahramanlığa oynamaz
16 Ağustos 2019, Cuma    Tutun papazı kaçmasın...
15 Ağustos 2019, Perşembe    Namaz derin iştir... Sen anlamazsın...
9 Ağustos 2019, Cuma    Cumhurbaşkanı adayı rezil oldu
8 Ağustos 2019, Perşembe    Hayal kırıklığı olan Özersay'ın kendisidir
7 Ağustos 2019, Çarşamba    Hasipoğlu, "UBP adayını çıkarmazsa... Bunun bedeli olur"
6 Ağustos 2019, Salı    Veresiye dönemi başladı...
5 Ağustos 2019, Pazartesi    Kendi cephanemizi üretmeye başladık
2 Ağustos 2019, Cuma    Emredersiniz yaparız...

banner
banner
banner
banner
banner

Bana biraz müsaade...
Gökhan ALTINER | 20 Ağustos 2019, Salı
Koca yıl hiç tatil yapmadım desem sanırım yanlış söylemiş olmam. Gün geldi çattı ve izin yapma zamanı. Yazının hemen başında belirteyim, Ağustos sonuna kadar yazılarıma ve programlarıma ara vereceğim. Aslında gündem d...
Tiyatrocu kahramanlığa oynamaz
Gökhan ALTINER | 19 Ağustos 2019, Pazartesi
Derin ekonomik kriz içinde olan memleketin hiç şüphe yoktur en az destek gören alanı sanattır. Ülkemizde sanat her alanda gerektiği gibi desteklenmemektedir. Sanatın hangi alanıyla olursa olsun gerçek anlamda ilgilene...
Tutun papazı kaçmasın...
Gökhan ALTINER | 16 Ağustos 2019, Cuma
Hani söze nereden başlanır diye bir düşündüm. Ciddi bir kısır döngü içerisindeyiz toplum olarak. Neyle mutlu olacağımızı nasıl mutlu olacağımızı bilemiyoruz. Hep bir şikayet ve hep bir tepki içindeyiz. Bu öyle bir tep...