Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Göksel SAYDAM | 19 Şubat 2018, Pazartesi

"Vergiyi tabana yaymak" yeterli mi?

Paylaş  
17
16
17

Son zamanlarda özellikle siyasilerin en çok kullandıkları söylemler arasında “Vergiyi Tabana Yaymak” ve “Kayıtdışı Ekonomi ile Mücadele” gelmektedir. Esasında bunlar birer söylemler olmaktan çıkmış slogan halini almıştır.

Benzeri söylemlerin TC Maliye ve Ekonomi Bakanlarından veya yetkililerinin basına yaptıkları beyanatlardan duymakta veya okumaktayız. Ancak, KKTC siyasileri ile yetkililerin bugüne kadar yaptıkları benzeri beyanatlar hakkında hiçbir somut adım atmazlarken TC’nin ilgili siyasilerinin ve diğer yetkililerinin bu konuda büyük ve somut adımlar atmakta olduklarını görmekteyiz.

Özellikle gelişmekte olan ülkeler bir yandan vergiyi tabana yaymak, kayıtdışı mücadele ile etkin çalışmalara ilâveten bunun altyapısı da genişletilirken, diğer yandan da “vergi rekabetinin” ülke leyhine dönüştürülmesi için çeşitli konularda teşvik düzenlemelerini de yürürlüğe koymakta veya bunları etkinleştirmek suretiyle ekonominin gelişmesi için daha fazla kaynak yaratılmaktadır.

KKTC’de kayıtdışı ekonomi ile mücadele konusunda 2013 yılında Kıbrıs Türk Ticaret Odası tarafından uzmanlara hazırlatılmış olan kapsamlı bir rapor ve eylem planına rağmen gelmiş geçmiş hükümetler bu konuda gerekli önlemleri almadıkları için gerek ekonominin gerektiği kadar gelişmesini gerekse verginin tabana yayılmasını sağlayamamışlardır.

“Vergiyi Tabana Yayacağız” tabiri acaba nedir? Bu konuyu ele alıp herkesin anlayacağı bir şekilde açıklamaya çalışayım. Bilindiği üzere vergiler özellikle dolaylı ve dolaysız olarak tanımlanan vergilerden oluşur. Dolaylı vergi, zengin ve dar gelirliler olmak üzere herkese uygulanan vergilerden (KDV, BSİV; Gümrük, Fon vs.) meydana gelirken, dolaysız vergiler gelir, taşınır ve taşınmaz mallar vs. üzerinden dönemsel olarak belirli özelliklere ve sınırlara sahip matrahlar esas alınarak gerçek veya tüzel kişilerden alınır.

KKTC’nin kamu maliyesi kaynaklarına bakıldığı zaman tahsil edilen dolaylı vergiler ile ücretlilerden alınan dolaysız vergilerin bütçe gelirlerinin çok büyük bir miktarını oluşturduğu görülmektedir. Bu gerçek dikkate alındığında “Vergiyi Tabana Yayacağız” söyleminin anlamı “biz herkesten adil bir şekilde vergi alacağız”, yani vergi yükünü dolaylı vergilere yüklemeyeceğiz anlamı çıkmakta veya çıkması gerekmektedir. Bunu başarmak için de dolaylı vergilerden ve ücretlilerden yapılacak vergi fedakârlığının karşılanması ancak kayıtdışı ekonomi ile yapılacak mücadeleden elde edilecek vergilerle gerçekleştirilmesi ile sağlanabilecektir. Dolayısıyla sadece vergi oranlarının aşağı çekilmesi yeterli olmayacağı gerçeği gözönünde bulundurularak kayıtdışılıkla mücadeleye ve teşviklerin yeniden düzenlenmesine de önem verilmelidir.

Kayıtdışı ekonomi sadece vergi kayıpları ile ilgili olmayıp sosyal güvenlik haklarından ve kaynaklarından mahrum kalması anlamını içerir. Nitekim, birçok çalışanın çalıştığı halde sosyal güvenlik haklarından mahrum bırakılmaları veya ücretlerinin düşük gösterilmesi suretiyle düşük miktarlarda sosyal güvenlik fonlarına ödeme yapılması da kamu maliyesini olumsuz yönde etkilemektedir.

Kayıtdışılıkla mücadelede “gönüllü uyumun” (voluntary tax compliance) önemli olduğunu bu nedenle hükümetin bu konuda kayıtdışılığın nedenlerini bilimsel ve tarafsızlık ilkesi içinde araştırıp saptamalı, buna göre de önlemler almalıdır. Örneğin, kayıtdışılığın nedenlerinden bazıları, yüksek vergiler, fonlar ve sosyal güvenlik primleri gibi uygulamalar oluştururken ödenen vergilerin karşılığı olarak devletin sunduğu eğitim, sağlık, ulaşım vs. gibi hizmetlerin hiç denecek kadar az olduğudur.

Bu nedenlerden dolayı vergiyi tabana yaymak için kayıtdışılıkla mücadele gereği yerine getirilirken yükümlülerin de gönüllü uyumunun artırılmasına ve bu amaca ulaşmak için vergi maliyetlerinin ve oranlarını belli bir plana bağlı olarak kademeli olarak düşürecek çalışmalar yapılmalıdır. Bu amaca ulaşmak için de teknolojinin olanaklarından gerek Vergi İdaresi gerekse yükümlüler ile vatandaşlar yararlandırılmalı ve vergi ödeme kolaylıkları sağlanmalıdır. TC hükümeti son yıllarda bu konuda almış olduğu önlemler ile yapmış olduğu düzenlemeler sayesinde 189 ülke arasında 71.’inci sıradan 56.’ıncı sıraya yükselmiş olup bu sıranın daha da yükselmesi için çalışmalarını sürdürmektedir. Buna benzer bir ölçüm KKTC’nin vergi uyumu hakkında yapılmış olsa bakalım hangi alt sıralarda olurdu?

Kayıtdışılıkla mücadelede ve vergiye gönüllü uyumun sağlanmasında teknolojik olanaklardan yararlanmanın önemi her ne kadar da büyükse esas olan ülkenin sosyo-ekonomisinin durumu da her zaman dikkate alınarak verginin adalet ilkeleri içerisinde uygulanmasının sağlanması ile diğer ülkelerle “vergi rekabeti” konusunda daha avantajlı olunmalıdır. Özellikle de KKTC’nin siyasal statüsü dikkate alındığında bu vergi rekabetine çok daha fazla önem verilmelidir.

Bu amaca ulaşmak için de Vergi İdarelerinde çalışanların yatırımcıları ve diğer vergi yükümlülerini “yolunacak kaz” veya “potansiyel kaçakçı” görmemeleri gerekir. Dolayısıyla bu kişilerin mesleki konularda eğitim görmüş, konularında uzmanlaşmış, herşeyden önce ülkesinin kalkınması için vizyon sahibi olan kişilerden oluşmasına azami önem verilmeli ve kendilerini sırf bütçeye gelir sağlamak için birer “delidumrul” gibi veya “açıkgöz işportacı” görmemelidirler.

Unutmamak gerekir ki hiçbir faaliyet tek başına hedefine ulaştırılamaz. Bu nedenle, kayıtdışılıkla mücadele ve vergiyi tabana yaymak için kamu otoritesi tek başına yeterli olması mümkün değildir. Öngörülen hedefe ulaşmakta mutlaka başta halk olmak üzere tüm ekonomik aktörlerin de yardım ve desteklerine ihtiyaç olduğu herzaman dikkate alınmalıdır.

Özetle, vergiyi tabana yaymada belirtmiş olduğum önemli konulardan en önemlilerinden biri sağlanacak olan vergi uyumunun derecesi ve bu uyumun sağlanmasında özellikle Vergi İdaresi çalışanları ile vergi yükümlüleri arasında oluşturulacak güven ve adalet ilkesidir. Bu ortamın oluşturulması ister iktidar isterse muhalefet olsun siyasi kararlılık ile mümkündür. Bunun için KKTC halkının refahı, kalkınması ve geleceği bakımından siyasi birliktelik çok önemlidir. Hiç kimse, bugün sahip olduğu yetkiyi veya makamı bazı kişi veya işletmeler hakkında ideolojik düşüncelerin veya kıskançlık vs. olumsuz etkisi altında kötü amaçlarda kullanmasın.

“Kamu görevlisi” kelimesinin İngilizcesi “Civil Servant’tır” yani halkın hizmetkârıdır. Hiçbir kimse bahse konu etkilerin tesiri altında kalarak hiçbir kurum, kuruluş veya işletme hakkında olumsuz düşünceler taşıması ve öç alır şekilde hareket etmesi vergi uyumunun sağlanmasında büyük öneminin olduğunu gözönünde bulundurarak bu yapıdaki kamu görevlileri hakkında gerekli önlemler alınmalı, gerekli disiplin cezaları verilmelidir.

İşte bu nedenden dolayıdır ki KKTC dışındaki devletler “Vergi Yükümlü Hakları” konusunda mevzuatlarında çeşitli düzenlemeler yapmışlardır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Kamusal düzen ve hukukun üstünlüğü (II)
Göksel SAYDAM | 18 Haziran 2018, Pazartesi
Geçen hafta kaleme almaya başladığım yazımda konu ile ilgili bazı basit ancak çok anlamlı genel örnekler vererek ülkemizdeki kamu yönetiminin verimsizliğini, keyfiliğini ve denetimsizliği vurgulamaya çalıştığım bu örn...
Kamusal düzen ve hukukun üstünlüğü (1)
Göksel SAYDAM | 11 Haziran 2018, Pazartesi
İngiltere hükümetinin vergi uzmanlığı konusunda 1982 yılında düzenlemiş olduğu burs sınavlarında başarı gösterdikten sonra 1982-1983 akademik yılında Vergi Uzmanlığı eğitimi için bulunmuş olduğum bu ülkenin özel ve ka...
Vergi ve ekonomi bileşeninde cezanın cezası olamaz (2)
Göksel SAYDAM | 4 Haziran 2018, Pazartesi
Geçen hafta konu hakkında kaleme almaya başladığım yazımın içeriğine ve sakıncalarına bu hafta yervermeye çalışacağım. Anımsanacağı gibi “Vergi ve Ekonomi Bileşeninde” etkin olan önemli hedeflerden bir tanesinin “verg...