Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Göksel SAYDAM | 12 Mart 2018, Pazartesi

Teşvikler sınırsız ve süresiz olamaz

Paylaş  
30
26
28

Bilindiği üzere “teşvik” kavramı, bir ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınması amacıyla devletlerin kalkınma planlarıyla saptanan hedeflere ulaşmak amacıyla özel sektörün katkısının sağlanması, yatırım ve benzeri ekonomik faaliyetlerde bulunma arzusunun güçlendirilmesi ile bu faaliyetlerin saptanan hedeflere uygun olarak gerçekleştirilmesini sağlamak için devletlerin kullandığı önemli bir araçtır.

Özellikle gelişmekte olan ülkelerdeki hükümetler ekonomilerini geliştirmek suretiyle gayrisafi yurtiçi hasılalarını büyütmek ve haklarının refahını artırmak amacıyla vergi sistemini esas almaktadırlar. Bu konudaki hedeflerine ulaşmak için de çeşitli teşvik edici mekanizmalar kullanmaktadırlar.

Vergi sistemi yöntemiyle yatırım teşvik unsurlarından bazıları yatırım indirimi, hızlandırılmış amortisman, indirimli vergi oranları ve istisnalardır. Vergi dışı teşvik edici unsurlardan bazıları ise kamu tarafından sübvanse edilen kamu hizmetleri düşük faizli ve/veya uzun vadeli krediler, teknik yardımlar uzun vadeli devlet arazilerinin veya kaynaklarının kiralanmasıdır.

Bu teşvik unsurları dikkate alındığında özellikle vergi uygulamalarında yeralan “yatırım indirimi” ve diğer vergi istisnaları en önemli yeri tutmaktadır. Ülke ekonomisinin gelişmesi için üzerinde hassasiyetle durulması gereken iki önemli unsurdan bir tanesi yatırımların artırılması, diğeri ise mal ve hizmet ihracatının potansiyelini geliştirmektir. Bu iki temel teşvik unsuru geliştirilerek ülke ekonomisine kazandırılmada devleti yönetenlerin üzerine düşen görevi de zamanında ve gerektiği gibi yerine getirilmesinde yatırımcılara yardımcı olması gerekir.

Gelişmekte olan ülkelerin sadece yabancı yatırımcılara değil ayrıca mahalli yatırımcılara da teşvik unsurları öngörmesi asli görevleri olmalıdır. Ancak, her nasıl ve ne şekilde veya hangi sektörlere ve boyutta olursa olsun ucu açık, denetimi mümkün olmayacak yatırımlar için teşvikler vermekten kaçınılmalıdır.

Bu teşvikler verilirken öncelikle ülkeye sağlanması öngörülen ekonomik gelişme yanında bir de teşvikler dolayısıyla ülkeye gelecek veya getirilecek yabancı uyruklu öğrenciler ile işgücünün ülkede yaratacağı çeşitli sosyal ve adli konular da önem verilmelidir.

Teşvik uygulamaları ile yukarıda açıklamaya çalıştığım teşvik ilkelerini özetleyecek olursam KKTC hükümetleri aşağıdaki konulara gerekli önemi vermeleri suretiyle ilgili teşvik mevzuatının ülkede yarattığı mali kaynakların gayrisafi milli hasılaya etkisi yanında neden olduğu çeşitli sosyal, adli, vs. olumsuzluklar ve kayıtdışılığa katkısı hakkında bilimsel ölçümler yapılmalıdır.

Çağımızda hiçbir faaliyete o faaliyetin esas ve kıstasları ile getirileri ve götürülerinin sonucu saptanmadan yapılması karanlığa kurşun sıkılmasından başka bir şey değildir. Unutulmamalıdır ki bazen de karanlığa sıkılan kurşunlar döner ve kurşun sıkanı vurur.

Teşvik araçlarından en önemlilerinden biri de vergi kaybı (fedakârlığı) pahasına o ülkede yapılacak olan yatırımlara vergi muafiyet ve istisnalar sağlanmasıdır. Bu teşvik araçları gerek mahalli gerekse yabancı statüdeki işletmelere tanınmakta olup aşağıda belirtilen iki gruba ayrılmaktadır.

  1. Genel Teşvikler: Vergi yasalarındaki düzenlemelerle tüm işletmelere yönelik genel teşvik unsurları Örneğin, amortisman indirimleri, sınırlı yatırım indirimi ve zararların gelecek yıllara mahsubu vs. uygulamalardan oluşur.

  2. Özel Teşvikleri: Özel teşvik düzenlemeleriyle vergi yasalarının öngördüğü teşvikler dışında sağlanan teşvik unsurları örneğin yukarıdaki teşviklere ilaveten yatırıma ilişkin KDV muafiyeti, inşaat ruhsatı muafiyeti, indirimli damga pulu muafiyeti ve yüzde yüz oranında kalkınmakta, öncelikli yörelerde yüzde ikiyüz oranında yatırım indirimi vs. uygulamalardan oluşur.

“yatırım indirimi” uygulamasında amaç, yapılan yatırım bedeli kadar elde edilecek safi kazancın gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutulmasıdır. Diğer bir ifade ile yapılacak yatırımın ülkeye sağladığı ekonomik faaliyetler ve katma değer karşılığında, Devletin bu vergilerden feragat etmesidir.

Diğer bir anlatımla devlet ve gerektiğinde kamu kurumları sosyo-ekonomik kalkınma ve halkın refah düzeyini artırmak amacıyla almakla yükümlü oldukları vergi resim ve harçlardan feragat etmeyi uygun görmektedir. Ancak, bunun sonucunda devletin hedeflediği kalkınmanın da gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırıp önlemler almak veya düzenlemeler yapmak gibi de zorunlulukları vardır. Bu nedenle, devletin teşvikler konusunda dikkate alacağı önemli hususlar vardır.

 

Teşvik tedbirlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar:

  1. Teşvikler süresiz olamaz. Bunların vergide yatırım indirimi ve mekanizması teşvik süresi sınırı saptama suretiyle sınırlandırılmalıdır. (hangisi erken tamamlanırsa);

  2. Teşviklerin esas ve kıstaslarına ilişkin kurallar çok açıkça saptanmalıdır.

  3. Vergilen teşvikler, teşvik hakkı veya süresi bitinceye kadar değiştirilmemeli veya sulandırılmamalıdır. Devletin bütünlüğü ilkesi kapsamında yasalar arası yatırımcı aleyhine çelişkiler oluşmasına veya teşvikle sağlanmış olan haklardan yararlanılmasına engel olan veya finansal yük getiren uygulamalardan kaçınılmalıdır.

  4. Teşviklerin ülkeye sağlayacağı ekonomik katkılar ile vergi maliyeti çok iyi hesaplanmalıdır;

  5. Teşvikler işletmeler arasındaki iktisadi rekabeti etkilememesine gerekli özen gösterilmelidir;

  6. Teşviklerin amaç dışı veya kişisel amaçlarla kullanılmasına olanak verilmemesi veya istismarını önlemek için ciddi kurallar, denetimler ve cezalar öngörülmelidir.

  7. Teşviklerin amaçlanan hedefler doğrultusunda kullanılmasını sağlamak amacıyla teşvik verilen işletmelere sadece teşvike konu faaliyetlere münhasır ayrı tüzel kişilik oluşturulmasına zorunluluk getirilmelidir.

  8. Sağlanan teşviklerin uygulanmasında istismara olanak vermeyen ancak ağır ve gereksiz bürokratik işlemlerden kaçınılmalıdır.

Hiçbir kişi, kurum veya organizasyon bağışladığı veya vergiden fedakârlık ettiği gelirlerin hesabını veya değerlendirilmesini yapmadan, makul ve mantıklı sonuçlar elde etmeden sürekli bağış vs. fedakârlıkta bulunması mümkün değildir. Diğer bir anlatımla devletin kaybı pahasına verilen teşviklerin sürekli izlenmesi, değerlendirilmesi ve gerekli önlemlerin zamanında alınması, hatta doyum noktasına ulaşan bazı ekonomik aktörlere veya sektörlere sağlanan teşviklerin kaldırılması veya yöntemlerin değiştirilmesi amacıyla uzmanlardan oluşacak “teşvik izleme ve değerlendirme komiteleri” kurulmalıdır.

Diğer kamusal faaliyetlerde olduğu gibi bahse konu teşvikler hususunda gerekli denetimler ve yararlanma ölçümleri yapılmak suretiyle yönlendirilmesi konusunda gerekli önlemler alınmadığı sürece KKTC ekonomisinin zannedildiği kadar gelişme kaydetmesi mümkün olmayacaktır. Aksine bugün uygulanan birçok teşvikin yaratacağı olumsuzluklar olumlu etkilerini geçmiş olacaktır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Kamusal düzen ve hukukun üstünlüğü (II)
Göksel SAYDAM | 18 Haziran 2018, Pazartesi
Geçen hafta kaleme almaya başladığım yazımda konu ile ilgili bazı basit ancak çok anlamlı genel örnekler vererek ülkemizdeki kamu yönetiminin verimsizliğini, keyfiliğini ve denetimsizliği vurgulamaya çalıştığım bu örn...
Kamusal düzen ve hukukun üstünlüğü (1)
Göksel SAYDAM | 11 Haziran 2018, Pazartesi
İngiltere hükümetinin vergi uzmanlığı konusunda 1982 yılında düzenlemiş olduğu burs sınavlarında başarı gösterdikten sonra 1982-1983 akademik yılında Vergi Uzmanlığı eğitimi için bulunmuş olduğum bu ülkenin özel ve ka...
Vergi ve ekonomi bileşeninde cezanın cezası olamaz (2)
Göksel SAYDAM | 4 Haziran 2018, Pazartesi
Geçen hafta konu hakkında kaleme almaya başladığım yazımın içeriğine ve sakıncalarına bu hafta yervermeye çalışacağım. Anımsanacağı gibi “Vergi ve Ekonomi Bileşeninde” etkin olan önemli hedeflerden bir tanesinin “verg...