Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Göksel SAYDAM | 11 Haziran 2018, Pazartesi

Kamusal düzen ve hukukun üstünlüğü (1)

Paylaş  
12
6
12

İngiltere hükümetinin vergi uzmanlığı konusunda 1982 yılında düzenlemiş olduğu burs sınavlarında başarı gösterdikten sonra 1982-1983 akademik yılında Vergi Uzmanlığı eğitimi için bulunmuş olduğum bu ülkenin özel ve kamu yönetiminin yaklaşık 35 yıllık sürede erozyona uğrayıp uğramadığını çok merak ettiğim için boş zamanlarımda bu konu ile ilgilenmeye karar verdim. Malum ya aradan geçen bunca yıl sonra mutlaka ülkelerin sosyo-ekonomik durumlarını ve hizmet verme anlayışlarını değiştirebilmektedir.

Bu değişiklikler bazen daha etkin ve verimli duruma getirilmekte, bazen de KKTC’de olduğu gibi gelmiş geçmiş hükümetlerin siyasi rant ve popülizme dayalı uygulamaları veya bilinçsizlikleri dolayısıyla yaratmış oldukları birçok olumsuz durumlar meydana gelmektedir. İşte bu düşünceler içerisinde birkaç yıl önce İngiltere ve İskoçya’da yapmış olduğum ziyarette bu konu ile ilgilenmeye başladım. Keza, bugüne kadar İngiliz kamu ve özel yönetiminin icraatlarını çeşitli iletişim araçları ile bu ülkelerde ikamet eden tanıdıklar vasıtasıyla da izlemeye devam ettim.

İster özel sektörün, isterse kamu sektörünün hizmet kalitesinde veya yasal uygulamalarında olsun ister insan haklarına verilen önemde olsun herhangi bir azalma olmadığını, aksine gelişen teknoloji olanaklarından da yararlanılarak bu konulara daha da etkinlik kazandırıldığını gözlemledim.

Gerek bahse konu ülkelerde gerekse birçok AB ülkesinde gözlemlemiş olduğum hususlardan bazılarını şöyle özetleyebilirim.

• Devlet otoritesi herşeyin üzerindedir ve ister siyasetçi, isterse üst kademe yönetici veya ülkenin en tanınmış kişisi veya yabancı uyruklu olsun kanun ve nizamlar herkes için eşit ve etkin uygulanmaktadır.

• Hükümet edenler başta olmak üzere herkesin hukukun üstünlüğü ilkesine saygısı olduğu için adalete de inancı ve bağlılığı tamdır. Bu nedenle herkes ödemiş olduğu vergilerin karşılığını hizmet olarak geri dönmektedir.

• Dürüstlük temel ilke olarak kabul edilmekte olduğundan vatandaşın beyanları aksi kanıtlanıncaya kadar doğru ve geçerli kabul edilmektedir. Ancak gerçek dışı beyanların saptanması halinde bu beyanları yapanlara en ağır cezalar uygulanmaktadır. Aradan yıllar geçmiş olsa dahi saptanan her suç yargının huzuruna getirilmekte ve en seri şekilde sonuçlandırılmaktadır.

• Yargının bağımsızlığına olan inanç nedeniyle adaletin erken gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla hükümetler yargıya hertürlü lojistik ve insan kaynaklarını sağlamaktadır.

• Her kademedeki ve statüdeki siyasiler de halka karşı dürüst davranmayı ve gerçek dışı beyan veya vaatlerde bulunmamayı kendilerine ilke edinmişlerdir. En ufak bir olumsuzluk karşısında da özür dilemeyi veya istifa etmeyi önemli bir ilke ve yaşam tarzı olarak kabul etmişlerdir.

• Kamusal hizmetler ve yasal düzenlemeler en seri ve en iyi şekilde yerine getirilmek suretiyle halkın yaşamı kolaylaştırılmaktadır. KKTC’de olduğu gibi “bugün git, yarın gel” veya “sorayım da bilgi vereyim” gibi uygulamalar yoktur. Her görevli kendi görev alanı ile ilgili konulara vakıf olup kendisinin “halkın hizmetkârı” (civil servant) olduğu bilinci içerisinde, en nazik ve etik ilkelere bağlı olarak davranmaktadır. Hâlbuki bizde birçok kamu görevlisi ile kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar kendilerini kamunun hizmetkârı değil, kamunun padişahı” olarak görmekte ve bazı hallerde vatandaşın bilinçsizliğinden yararlanmak suretiyle devlete haksız gelirler sağlama ve bazı kişisel egolarını tatmin etme uğraşı içerisine de girmektedirler.

• KKTC’nin kamusunda ve kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan birçok görevlinin temel anlayışı vatandaşa en iyi hizmeti sunmak yerine her ay bunların maaşlarını nasıl öderim konusu oluşturmaktadır. Hâlbuki hukukun üstünlüğünü ilke olarak kabul eden ülkelerde temel amaç halkın ödediği vergilerin örneğin sağlık eğitim ulaşım hizmetleri olarak azami düzeyde geri dönüşünü sağlamak ve halkın refahı için ciddi önlemler almaktır. KKTC’de ise Anayasal kural olmasına rağmen vatandaşın bu haklarına gerekli önem verilmemektedir. Hiçbir makam veya kurum verilen hizmetlerin kalitesini değerlendirme zahmetinde bulunmadığı gibi, hizmet verenlerin de aldıkları maaşları hak edip etmedikleri dikkate alınmamaktadır.

• KKTC haricindeki ülkelerin trafik konusuna bakıldığı zaman, yayalara, bisiklet ve araç sürücülerine rahat hareket etmeleri amacıyla her türlü uyarı levhaları, trafik sinyalizasyonları, altyapı düzenlemeleri sağlanmış ve sağlanmaya devam edilmektedir. Herkes tüm bu düzenlemelere uymakta, uymayanlara ise en etkin cezalar uygulanmaktadır. Bu konular hakkında birçok örnekler gözlemledim, ancak ilgililerin ve yetkililerin bilgilendirilmesi bakımından aşağıdaki iki örneği vermeyi uygun gördüm.

Örnek 1:

Herhangi bir kamusal kusur veya ihmal dolayısıyla halkın uğradığı zararlar derhal tazmin edilmekte hâlbuki KKTC’de bu konuya hiç önem verilmemekte, hatta yasal alacağı olanlara bile iade veya mahsup etme haklarının yapılmaması için kamu kurum ve kuruluşları çeşitli mazeretler icat ederek ayak sürme yöntemini uygulamaya başlamaktadırlar.

Örnek 2:

Halkına saygılı olan ülkeler en ufak bir yol tamiri için yarım kilometre ötesinden etrafa gündüz ve gece kolayca görülebilecek trafik uyarı levhaları ve sinyalleri koyarlarken KKTC’de sadece ip üzerine asılmış bez parçaları, kırmızı beyaz şeritler, demirler veya tahta kalaslar konması her an yaralanma veya ölümle sonuçlanacak ağır bir kazanın olabileceğine hiç önem verilmediğini göstermektedir. Yani bizi yönetenlerin özellikle insan hayatına hiç önem verilmediğinin açık bir kanıtıdır.

Herkesin malumu olduğu üzere Kıbrıs’daki “Seyrüsefer Ruhsatları” (Road Tax) mevzuatı uygulaması tarihçesine bakıldığı zaman İngiliz Koloni İdaresi zamanında yürürlüğe girmiş ve halen de uygulanmakta olduğunu görmekteyiz. Yaklaşık bir asırı aşkın bir sürede dünyada meydana gelen uygulamalar paralelinde gerekli düzenlemeler yapılmamıştır. Keza her ne hal ise bu konudaki uygulama da diğer yasalarda olduğu gibi erozyona uğratılarak bu ruhsatların zamanında ödenmemesi için bilerek veya bilmeyerek istismara açık bazı düzenlemelere yer verilmiştir.

Bu konuda teknolojik olanaklardan da yararlanılarak daha etkin bir tahsilat uygulaması getirileceği yerde maalesef buna ilişkin düzenleme yapılmamasında da ısrar edilmiştir. Nitekim, KKTC’de de eskiden uygulandığı gibi İngiltere “Road Tax”, bugünkü tanımlamasıyla “yol vergisi” (seyrüsefer ruhsatı) mevzuatında araçların ön camının sol alt köşesinde “yuvarlak” olarak tanımladığımız renkli ödeme makbuzunun bulundurulması zorunluluğu da uygulamadan kaldırılmıştır. Bildiğim kadarıyla bu durum hala daha yasal bir zorunluluk olarak duruyorsa da denetim amaçlı bu uygulama maalesef kullanılmamaktadır.

Son yıllarda uluslararası vergi hukukunda meydana gelen değişiklikler paralelinde bu vergi türü “Motorlu Araç Vergisi” (Motor Vehicle Tax) olarak değiştirilmiş ve servet vergisi kapsamında uygulanmaya başlanmış olup bu konuda da çeşitli izleme ve denetim yöntemleri geliştirilmiş olmasına rağmen KKTC bu yönde herhangi bir adım atmamıştır.

Motorlu Araç Vergisine ilişkin önemli bir denetim unsuru ise etkin cezalardır. Motorlu Araç Vergisi yükümlülüğünü veya trafik cezalarını zamanında yerine getirmeyen araç sahiplerinden bu yükümlülüklerini sadece polisin trafik denetimi yönetimiyle saptanmasını beklemeyi İngiliz ve daha birçok devlet yeterli görmemektedir. Buna ilaveten, özel trafik birim görevlileri motorlu araçlarla ilgili ellerindeki bilgilere dayanarak ve bilgisayar teknolojisinden de yararlanarak ruhsatı veya cezası ödenmemiş trafik suçunun işlenmesinde kullanılan motorlu araçların bulundukları yerleri saptamakta ve ön tekerleklerinden birine bir tür kelepçe takılmak suretiyle bu araçların yollarda kullanılmalarını engellemektedir.

Bu tür uygulamanın temel felsefesine göre yolları kullanmak ancak vergisi ödenmiş araçlara ve trafik suçu işlemeyenlere aittir. Diğer bir anlatımla Motorlu Araç Vergisini veya trafik cezalarını ödemeyen motorlu araç sahiplerinin araçlarını kamu yollarında kullanması mümkün değildir. Tekerleği görevliler tarafından kelepçelenen araçların kullanılmasına olanak sağlamak amacıyla bunların sahipleri bu kilitlerin açılması için ek hizmet bedeli ödemeleri gerekmektedir. İşte bu etkin uygulamalar dolayısıyladır ki motorlu araçların vergileri ve diğer trafik suçlarının neredeyse tümünün ödenmiş olduğunu gözlemledim. Bizde ise hız sınırını ihlal edenlere bile cezaların tebliği aylar almaktadır. Bu da ülkemizin çağdaş uygulamalardan ne kadar uzak olduğunu gösterir.

(DEVAM EDECEK)

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Kamusal düzen ve hukukun üstünlüğü (II)
Göksel SAYDAM | 18 Haziran 2018, Pazartesi
Geçen hafta kaleme almaya başladığım yazımda konu ile ilgili bazı basit ancak çok anlamlı genel örnekler vererek ülkemizdeki kamu yönetiminin verimsizliğini, keyfiliğini ve denetimsizliği vurgulamaya çalıştığım bu örn...
Vergi ve ekonomi bileşeninde cezanın cezası olamaz (2)
Göksel SAYDAM | 4 Haziran 2018, Pazartesi
Geçen hafta konu hakkında kaleme almaya başladığım yazımın içeriğine ve sakıncalarına bu hafta yervermeye çalışacağım. Anımsanacağı gibi “Vergi ve Ekonomi Bileşeninde” etkin olan önemli hedeflerden bir tanesinin “verg...
Cezanın cezası vergi ve ekonomi bileşeninde olamaz (1)
Göksel SAYDAM | 28 Mayıs 2018, Pazartesi
Bu günkü yazımın esas içeriğine başlamadan önce “Vergi Uyumunun” önemine ve “Vergi ve Ekonomik” bileşenin önemine yerverdikten sonra gelmeyi uygun gördüm. Nedeni ise vergi vs. kamusal yükümlülüklerin gerektiği gibi ye...