Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Polat ALPER | 2 Nisan 2018, Pazartesi

Şekerden kalelere hapsolmuş, kâğıttan evlere sığınmış insanlar

Paylaş  
16
22
16

Tevfik Kolaylı, ya da yaygın bilinen adıyla Neyzen Tevfik, sokakta gördüğünüzde dikkat etmeyeceğiniz birisiydi...

Üstü başı genellikle dökülürdü... Zayıf ve alkolle de çok haşır neşirdi...

Fakat; böylesi bir dış görünüşe sahip olmasına rağmen o zehir zemberek zekası, hicivciliği, küfrü dahi bu denli iyi kullanan kuvvetli bir kaleme sahip oluşu ve elbette neyiyle bütünleşmiş bir modern çağ filozofluğu ile isterse torba giysin, isterse yüzü saç sakaldan görünmez olsun herkesin dikkat kesildiği, önemsediği, itibar ettiği, bulunduğu ortamda ağırlığının derhal hissedildiği hep yazılır, çizilir...

Sizin de etrafınıza böyle insanlar yok mu?

Aslında içindeki cevherin önemli olduğuna inandığından ‘kürküne’ dikkat etmeyen, ‘ye kürküm ye’ dünyasının insanı olmayan, olamayan ve belki de en fenası; insanlara ‘benim aklıma, zekâma, bilgime, kültürüme, sanatıma, içimde parlayan cevahire bakın’ diye sessiz bir çığlıkla haykıran insanlar yok mu etrafınızda?

Mutlaka böyle değerli insanlarınız vardır...

‘Ah, Mehmet çok zekidir ama kendine yazık etti, çok başka yerlerde olabilirdi’ denilen insanlara hiç dikkat ettiniz mi?

Ortalama zekânın üzerinde, vasat insanlardan fersah fersah ileride olduğu için anormal diye dalga geçilen veya dikkate alınmayan insanlarla tekrar tekrar dalga geçen sıradanlığa sarılmak yerine o insanların ne dediklerine bir kez olsun kulak verdiniz mi?

*

Yaşadığımız dünya ne yazık ki şeklin, şemalin, binilen arabanın, takılan saatin, elbisenin, kredi kartı limitinin boyutuna göre insana yaklaşılan bir dünya...

Küçücük ülkemiz de bu erozyondan elbette etkileniyor...

Yüzbinlerce liralık araçlarla kendini göstermeye, ‘ben arabamla varım’ demeye, kendini bir şekilde ispatlamaya çalışan ama en basit bir genel kültür sorusunu dahi cevaplayamayacak veya nizami bir mektup dahi yazamayacak kadar donanımı olmayan insanların itibar gördüğü bir ülkede yaşadığımız, gün geçtikçe ayyuka çıkıyor...

Satın alınmış itibarlarla aslında dokunsan yıkılacak şekerden kalelere hapsolmuş insanlar...

Kiralık saygınlıklarla ilk fırtınada yıkılıveren kâğıttan evlere sığınılmış...

*

Parayla değil bilgiyle, şatafatla değil içerikle, zorlamayla değil doğalında kazanılan saygınlıklara, itibara, güvene, insanlığa sahip olmak için ne yapmamız gerekli?

Biçime değil de öze bakmayı öğrenmeliyiz...

Gerçekten nitelikli ama satın alacak/kiralayacak imkanı olmadığı için bir kenara atılan, görmezden gelinen, marjinal denilerek dışlanan, deli diye dalga geçilen dolu, dopdolu beyinlere, pırıl pırıl zekalara, patlamak için yer arayan yeteneklere hak ettikleri değeri ve yeri göstermeliyiz...

Bildiğim tek şey var; o da takılarımızın, arabalarımızın, banka hesaplarımızın, giysilerimizin, havalı tatillerimiz ve görgüsüz zevklerimizin sosyal hayatımıza yapılmış makyajlar oldukları ve ilk yağmurda akıp gidecekleridir...

Makyaja ihtiyacı olmayan güzelliğin ise o yağmurda daha da parlamaya devam edeceğidir...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
5
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir...
Polat ALPER | 21 Ağustos 2018, Salı
Bu yazıyı yazarken niyetim bir bayram yazısı yazmak ve biraz da bayram vesilesi ile yayınlanan mesajlara değinmekti fakat...
Doğrusunu isterseniz çocukluğumda babadan oğula aşılanmış, ileri yaşlarda bunu idrak edebil...
Ailemiz yeni yatırımlarla büyümeye devam ediyor...
Polat ALPER | 30 Temmuz 2018, Pazartesi
Bir süredir Kıbrıs Postası ailesi olarak doğum sancıları yaşıyoruz.

İnternet gazeteciliğinin amiral gemisi Kıbrıs Postası, Kuzey Kıbrıs Postası gazetesinin yanına kardeş kuruluşlar gelmeye devam ediyor.

Kıbrıs P...
Kanunlara rağmen imtiyaz bekleyen zihniyetin kendisi sorgulanmalı...
Polat ALPER | 3 Temmuz 2018, Salı
KKTC’nin tanınmamışlığı, izolasyonların kırılması gerektiği, bir çözüm gerçekleşmemesi durumunda kısa vadede ülkenin bu ‘fanusa kapatılmış’ halinden kurtulup nefes alabilmesi için neler yapılabileceği her zaman tartış...