Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Polat ALPER | 29 Nisan 2019, Pazartesi

Ülkeye zararı çok büyük olanlardan başlayalım!

Paylaş  
36
28
33

İçinden geçmekte olduğumuz süreçte ekonomik önlemler önererek katkı koymaya çalışan her bireye minnettar olmakla beraber, birçok önerinin içerdiği ‘gelir artırıcı önlemler’ konusunda dikkatli olunması gerektiğini düşünüyorum. Zira orta vadede düşünüldüğünde her ne kadar ‘gelir artırıcı önlemler’ bu ve benzeri durumların olmazsa olmazıysa da bu hamle vatandaşa ekstra külfet yüklediğinden ekonomik krizin aşılması noktasında kısa vadede ne yazık ki işe yaramaz.

İşte bu noktada önerim küçük ve mutlu bir azınlığın çok duymak istemediği, özellikle toplum genelince kabul görecek bir yönteme odaklanmamız olacaktır.

O da; toplumun çok küçük oranını temsil eden ve ülkeye zararları kazandırdıklarından çok daha büyük olan o yüzde 5’lik tabakaya, servet sahibi olup da bundan mütevellit ödemesi gereken vergiyi  ödemeyen, elektriğini suyunu bedavaya getirmekten çekinmeyen, ne kadar alırsa o kadar daha isteyen, doymayan, doyurulamayan, ne ruhsat ne de emlak vergilerinden dahi kurtulabilmek için yapmadıkları numara kalmayan kesime yoğunlaşmaktır.

Bu kesim belki de ülke nüfusunun %5’ine karşılık gelmekte fakat ekonomik hacimleri ülke sınırları dışına taşmış ve kişisel servetleri, kurumsal servetleri, devlet bütçesine denk olan kişilerden oluşmaktadır.

Her ne kadar bu kitleye çeşitli muafiyetler devlet eliyle veriliyorsa da, verilmediği noktada ‘vakıf’ ve/veya benzeri yapılanmalarla, her türlü yanıltmacalarla yine bu ‘lokmalara’ ulaşmayı başarıp vergi sorumluluklarından muaf oluyorlar. Her şey bir yana bu kişilerin servetlerinin bir kısmını ülkeler arası aktarımları dahi denetim altında değil.

Bu kitle devlet ve yasa tanımıyor ve birçok konuda da devlete meydan okumaktan kaçınmıyor. Ruhsatsız inşaat yaparlar ses çıkmaz, kıyı şeridinde denize dolgu yaparlar göz yumulur, değeri milyonlarla telaffuz edilen ithalat yaparlar muafiyetleri vardır. Arazi açmak adına tarihi yapıları tahrip ederler görmezden gelinir.

Bu kişiler dur durak bilmez, gün gelir para ve şöhret uğruna devletin terörist ilan ettiği örgütlerle de işbirliği yaparlar! Ve uyarıldıklarında da o çok bilindik ‘haberimiz yoktu, kullanıldık’ numarasına yatarlar.

Bu kişiler devleti kandırarak yarattıkları servetle devletten daha zengin olurlar, devlet içerisinde paralel yapı oluştururlar ve devletten daha güçlü oldukları yanılgısına düşerler.

Bu kişilerin isimlerine Maliye Bakanlığı’nın her yıl yayınladığı vergi listesinin en son sıralarında rastlarsınız ve 40-50 bin TL’yi aşmayan rakamlarda vergi ödediklerini görürsünüz. Buna da cevapları ‘yatırım yapıyoruz’ olur.

Buna seyirci kalmanın, suç ortağı oldukları gerçeğini görmeyenler ise devleti temsil eden devletin memurlarını bu kişilere ezdirdikleri gibi devletin ekonomik yapısının da çökmesinin en büyük müsebbiplerindendir.

Tüm bu gerçekler ortadayken biz gelir artırıcı tedbirlerimizi orta vadede ele alalım fakat, bize kısa vadede devletin dolayısı ile vatandaşın hakkını gasp edenlerin bunları misli ile devlete geri ödemelerini ve devleti uğrattıkları itibar kaybını geri kazandıracak, devletini, ülkesini, insanını seven cesur yürekler lazım.

Dört ortaklı hükümet ülkenin kendi ayakları üzerinde durması söylemini kalben söylüyor ve eğer bu konuda samimiyseler, vatandaşın tek yumruk olarak buna destek olacağına hatta üzerine düşen fedakarlığa da razı olacağına kefilim. Aksi durumda vatandaştan fedakarlık istemek vatandaşa bir haksızlık daha manasına gelecektir.

Tekerleği keşfetmeyeceğiz;

Amerika bunları 1972-74 yollarında Watergate Skandalı ile aştı.

Avrupa bunlarla 90’lı ve 2000’li yıllarda mücadele etti ve kazandı.

İtalya 2000’li yılların başında buna en iyi örnektir. İtalya'daki derin yapılanmayı süper yetkilerle donatılan savcı Di Pietro'nun yaptığı 'Temiz Eller' operasyonu, Gladio'nun tasfiyesiyle sonuçlandığını hatırlamamız yeterli.

Zararın neresinden dönsek kardır. Edindikleri her haksız ve usulsüz servet, içinde bulunduğumuz ekonomik krizin bir yerinde, çocuklarımızın geleceğinin tam ortasında, çatırdayan adalet hissinin tam da gövdesinde yer almaktadır.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
25
 
1
 
0
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
29 Nisan 2019, Pazartesi
İismail Mehmet         - Lefkoşa
İşte 'Sorun'tam da bu yazıda belirtilenlerdir.Ama sonunun da esas müsebbibi basiretsiz hükümetlerdir.

YAZARIN SON 10 YAZISI
19 Ağustos 2019, Pazartesi    UBP tabanında homurdanmalar var...
14 Ağustos 2019, Çarşamba    Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller...
13 Ağustos 2019, Salı    Bakan yasal zorunluluğu görmezden gelirse!
11 Ağustos 2019, Pazar    Bencil bir hayat hikayesi!
29 Temmuz 2019, Pazartesi    Popüler felsefemiz 'yaşadıktan sonra el yordamıyla tedbir'
24 Temmuz 2019, Çarşamba    Hakkıdır Hakk'a Tapan Milletimin 'Kazanılmış Hak'
22 Temmuz 2019, Pazartesi    Asya, Afrika, Avrupa üçgenine dikkat!
21 Haziran 2019, Cuma    'Toplum Lideri' statüsü ve tükenen seçim sistemi
4 Haziran 2019, Salı    Trafik, izolasyon ve Bayram dileklerim...
6 Mayıs 2019, Pazartesi    Endüstri 4.0 ile yeni bir dünya kuruluyor!

banner
banner
banner
banner
banner

UBP tabanında homurdanmalar var...
Polat ALPER | 19 Ağustos 2019, Pazartesi
UBP tabanına kulak verin, tabanda homurdanmalar var.
UBP Genel Başkanı Ersin Tatar’ın önümüzdeki yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayacağını sıklıkla dile getiriyor. UBP adayı kim olacak sorusu günd...
Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller...
Polat ALPER | 14 Ağustos 2019, Çarşamba
Laiklik ve din düşmanlığının farkını ayırt etmeli. Topluma, din korkusu aşılamak eğreti öğreti olmaktan öteye gitmez. Tabi ki tersi için de ayni eğretilik geçerlidir.
Kıbrıslı Türkün mayası sağlamdır. Bizler, samimi ...
Bakan yasal zorunluluğu görmezden gelirse!
Polat ALPER | 13 Ağustos 2019, Salı
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz, bayram boyunca kesilecek kurbanlıklar konusunda bayram öncesi uyarıda bulunmuştu.

Bakan Oğuz “Toplum sağlığını etkileyen bulaşıcı hastalıklara yol açmamak için atıkların g...