Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 13 Mart 2018, Salı

Hepimizi kahreden o uçak kazası, kapitalist yağmacılığın yaşattığı kültürel deformasyon ve yozlaşmanın bir sonucudur

Paylaş  
11
22
11

Çok romantiksiniz...

Çok duygusalsınız...

E bundan bana ne!

Şiirler yazın!

Çiçekler derin!

Hani o ayrımcı çocuk şarkısındaki gibi, “... Gelin çiçek derelim, yollarına serelim, sevgi dolu türkülerle annemize verelim!”...

Neden anneye de babaya değil?

Cennet ananın ayakları altındadır da ondan mı?

Neden ananın ayakları da babanın değil?

Ben bir babayım ve bunu protesto ediyorum...

-*-*-

Anneler günü, babalar günü...

Gereksiz şeyler bunlar...

Annemi de babamı da ölümüne severim...

Şarkıya göre giderse “Evine tapar anne, gece gündüz çalışır, yarını yapar anne” durumu söz konusu olmalı!

Katılmıyorum!

Baba daha çok evine tapamaz mı?

Daha çok çalışamaz mı?

Annenin ve babanın “Birer günü” olmaz! Olmamalı!

-*-*-

Sevgililer gününe ne demeli?

Hadi bazı dinler Aziz Valentin günü falan diyor adına ve bir dini ruh katıyor!

Bizde adı da yanlış!

Evli çiftler için “Sen sevgilim değilsin ki; karımsın! Sana niye hediye alayım ki!” haklı pozisyonu ortaya çıkmaz mı?

Abartmıyorum!

Doğum günü kutlamasına da karşıyım!

Boşuna masraf!

Yani israf!

En iyi ihtimalle “Ciddi abartı!”...

-*-*-

Haydi diyelim ki bunları geçtik; peki “Bekarlığa veda gecesi” nedir?

Batıda yani kapitalizmin göbeğinde erkekler ve kadınların bekarlığa veda gecesi yıllar öncesine dayanır.

Bizde yeni!

Yoksulluk ve zenginlik arasındaki uçurumun çok büyük olduğu; yani emeğin bariz bir şekilde sömürüldüğü ve sermayenin haksız kazanç sağladığı ülkelerde, “Bekarlığa veda” veya “babyshower” adı verilen benzeri uygulamaların, gelenekle, görenekle, insanlıkla, haysiyetle hiçbir alakası olamaz!

Sadece para ile bağlantılı günlerdir!

Harcama yapmayı teşvik eden oyunlardır!

-*-*-

Soracaksınız, “Bir den çok kez evlendin Serhat’çığım, yani sen bekarlığa veda gecesi yapmadın mı hiç?”

Kardeşim, nedir ki bu gece?

Filmlerdeki gibi bir şey mi?

Son gece, artık evleniyorsun ve bekarlığın tadını çıkarıyorsun!

Bekarlık, tadı çıkarılması gereken iyi bir şeyse, niye veda ediyorsun ki ona?

Adı da mantığı da saçma!

Yoksa tam tersi mi?

“Yahu bu bekarlık ne iğrenç bir şey, hayatımı kararttı, oh işte evleniyorum, bekarlıktan kurtulacağım son kez kutlayayım” diyerek mi “Bekarlığa veda gecesi düzenliyorsun?”...

E o zaman, evlen, her akşam kutla!

Kim tutar seni!

-*-*-

İnsanları harcamaya teşvik eden çok ciddi kapitalist oyunlardır bunlar.

Ahlakla, dinle, gelenekle, görenekle de bağlantısı yoktur.

Doğrudan kapitalizmin, süslenerek insanlara uygulattığı emrivakileridir.

Dolara endekslidir!

-*-*-

Kişi severse, sevdiği için özel güne gerek duymaz.

Kişi severse, sevdiğine, doğum gününde, nişan – düğün yıldönümünde ve bir de sevgililer gününde mi hediye alır?

Parası varsa, hep almalıdır...

-*-*-

Bu günlerin bir de “gösteriş” kısmı yok mu?

Tam illet oluyorum!

“Canııııııım, babyshowerına gelemediiiiim... Öptüm”... alsana bir de sanal medya fotosu...

Dudaklar önde, yanında bir de “muck!” ifadesi!

Babyshower!

Nedir bu?

Gelecek olan bebeğin gelmeden kutlanması hali!

“Efendim bebek odasını yapacağız da, hediye getirin” derseniz, adını da “babyshower” koymazsanız, doğmamış çocuk için alkol tüketmezseniz, biz de getirelim hediyemizi!

Ama ne bu kardeşim?

“Babyshower”...

“Hamişimiz...” diye başlayan paylaşımlar...

Hamiş ne?

Hamile kadının şekerle karıştırılmış görüntüsü!

Tatlı hamile!

Hamiş!

-*-*-

Evet, görgüsüzlük!

Evet, gösteriş meraklılığı!

Ne gelenekte var, ne görenekte...

Varsa da, olmamalı!

-*-*-

Meseleyi uçak kazasına getireceğim...

Allah böyle bir acı yaşatmasın...

Allah, ölenlerin tümüne rahmetini esirgemesin...

Ailelerin acısı yüreğimin derinliklerinde kazılı...

Pırıl pırıl insanlar...

Olan oldu elbette...

Ama keşke, “Bekarlığa veda gecesi” denen o kapitalist ahlaksızlık olmasaydı...

Bu kaza, kader değildir.

İran’da 11 insanın yaşamına mal olan bu kaza, kapitalist yağmacılığın yaşattığı kültürel deformasyon ve yozlaşmanın bir sonucudur...

-*-*-

Haklı ya da haksız, doğru ya da yanlış, Türkiye çok büyük bir savaşın içindedir...

Bu büyük savaşta, her gün onlarca genç insan yaşamını yitirmektedir...

Kapitalizmin vahşeti; savaşlara dur diyebilmeyi insanlıktan çalmayı başarmış bir vahşettir...

-*-*-

“Benim param var! Özel uçağım da var! Dilediğim kutlamayı da yaparım, sana ne!” mi diyorsunuz?

İşte kapitalizm budur!

İtirazım yoktur elbette!

Sizin tercihiniz odur!

Ama benim tercihim bu olmamıştır ve olmayacaktır!

Anlattığım budur!

Anlatmaya çalıştığım budur!

-*-*-

En azından abartmayalım, gösterişe gelmeyelim...

Abarttık ve gösterişe mi geldik?

“Haydi bekarlığa veda edelim, babyshower günü düzenleyelim, eğlenelim, coşalım, tıpkı Hollywood filmlerindeki gibi... Bu arada selfimizi çekelim, sanal ortamda paylaşalım... Görsün herkes, zengin olmak nasılmış!

Ölen ölsün bana ne; ben zenginim, askerliğimi bedelli yaparım, yoksullar ölürse ölsün! Param mı eksilir?”

Bu mudur zengin olmak?

Bu mudur çok parası olma hali?

Eksik olsun!

DÖRTLÜ KOALİSYON, GEÇMİŞTEKİ HÜKÜMETLERDEN FARKLI OLAMAZ!

Müzakerelerde ne konuşuluyor?

Efendim, tutanaklar var, ne konuşulduğu orada... Git aç oku!

Öyle değil işte!

Herkes doğrudan o tutanaklara ulaşamaz ki!

Peki müzakereler neden gizli yapılıyor?

Neden kameralar önünde canlı müzakere edilmiyor?

“Halk her şeyi bilmemeli” de ondan!

Eyvallah!

Halk her şeyi bilirse ne olur?

Kandırılamaz!

Müzakereler bir yana, Meclis’te “olağanüstü” bir durum olmadığı durumlarda herkes, her şey kameralar önünde konuşulabiliyor ama!

Neden “olağanüstü” durumlarda oturum kapalı oluyor peki?

Halk her şeyi bilmemeli!

Peki sizi, uzaylılar mı seçti?

Halk sizi seçerken, hesap sormayı Marslılara mı havale etti?

Şimdi yine her kafadan bir ses çıkıyor!

Ankara’da ne konuşuldu?

Şeffaflık ve hesap verme meselelerinde seçim öncesi gayet açık ve de seçik sözleri bulunan iki genç siyasetçimiz, Ankara’da ne konuştuklarını, dibine kadar ve en ince ayrıntısına kadar ve en ayrıntılı detaylarla halka açıklayacak mı?

Hayır açıklamayacak?

Peki nedir bu?

Mesela vatandaşlıklar konusunda iddialar doğru mu?

Vatandaşlıklarla ilgili “gık” demeyecekmişsiniz!

Veya ne bileyim, gerçekten gazetelerin yazdıklarını bıraktım, vekillerin dediğine göre, “Ayar çekilmiş” Ankara’da!

Eskiden olduğu gibi mi?

Hani hatırlıyor musunuz, Talat ve Soyer’in göreve atandıkları – pardon seçildikleri ilk günlerinde, Türk Silahlı Kuvvetleri Donanma Komutanlığı’na ait savaş gemisi üzerinde, sıcak bir yaz günü, başlarında “TCK Deniz Kuvvetleri” yazan kepleriyle ilk yaptıkları açıklama neydi?

“... Gelsin Tassos Papadopulos, görsün egemen kimdir bu denizlerde!”... Demişlerdi...

Yani bir şey değişmedi değil mi?

Değişecekti falan da...

KIBRIS Gazetesi yazdı dün; “... CMIRS Direktörü Mine Yücel, dörtlü koalisyondan icraat bekleyen toplum adına siyasilere uyarıda bulundu: Umutlar yıkılırsa büyük travma olur”...

Tüm çalışmalarına ve titizliğine güvenim sonsuz olan Mine Yücel’in saptamasına ilk kez katılmıyorum...

Merak etme Mine Yücel, bu toplumun umutları laçka oldu; travma olmaz... Alıştık alıştık...

Asıl travma, dörtlünün, geçmiştekilerden farklı olmasıyla yaşanır! Ondan da “umut” yok!

Bilmem anlatabildim mi?

BİZDEN BİR EKSİK KOALİSYONU 6 AYDA KURABİLDİLER!

Almanya’da seçimlerden neredeyse yarım yıl sonra en nihayet koalisyon kurulabildi... Christian Democratic Union (CDU) lideri Angela Merkel, Christian Social Union (CSU) lideri Horst Seehofer ve Social Democratic Party (SPD) lideri Olaf Scholz Berlin’deki imza töreni sonrası böyle poz verdi...

Bizden bir eksik... Üçlü... Bizimki iki – üç saatte kuruldu... Onlar altı ay uğraştı! Bu kadar uzun süre uğraşmalarının sebebi ne acaba? Neden bizdeki gibi bir kaç saatte bu işi bağlayamadılar?

Fark nerede?

Anavatansız olmakta mı?

Ciddiyetsizlikte mi?

Cumhurbaşkanı’nın etkili olma veya olmama potansiyelinde mi?

Alman titizliği mi?

Kıbrıslı Türk laçkalığı mı?

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
7
 
0
 
11
 
5
 
4
 
1
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
2
13 Mart 2018, Salı
Jale         - Lefkosa
Bir uçak kazası... Ölüm... İki büyük ders... Birincisi insanların ölümüyle ilgili olarak yapılan insanlık dışı yorumlardan. Bir ölümle ilgili hakaret edebilen, iyi olmuş diyen Allah’a inandığını sanan Allah’sızlar ya da varlığı yererken aslında paraya tapan imansızlar. Yaradan’ı, dini, inancı anlamaktan çok uzak dinsiz, imansız insanlar onlar. Ölüm kılığa, kıyafete, inanca ait olsaydı o karanlık insanların çevresindekiler ve onlar gibi düşünenler niye ölüyorlar?İkincisi bugünü anlamak. Hayatında bugünün değerini bilmek ve sahip olduklarınla, sevdiklerinle bugünü yaşayabilmek çünkü yarını bilmiyoruz. Hayatlarını kaybeden gençlerimizin yolları ışık olsun

13 Mart 2018, Salı
Metin         - Lefkosa
Bir zamanlar ,cok degil 2 yil oncesine kadar hergun gozumu acarkenden ilk isim sayin Incirli'nin sabah programini izlemekdi,hic kacirmazdim,gazetede kose yazilarini okumak bir zevkti ama malesef birseyler olmus abimize.Abi ya ozune don yada bir muddet bu isi yapma,tatile git,kafanin toplanmaya ihtiyaci var gibi geliyor bana.Sanki de hayatta aradigini bulamiyorsun,mutsuzmusun gibi ve sorunlarin altinda ne yazilarin,ne programlarin zevk vermiyor artik.Insanlara ,hayata kusmus bir halin var.Senden ricam,bulundugun,yasadigin cografyadan bir muddet uzaklas,karistigin etrafindaki cikarcilara dikkat et cunku sana negatif bir enerji veriyor ve seni insanlara karsi negatif yapiyor.

YAZARIN SON 10 YAZISI
22 Haziran 2018, Cuma    Bu sistemde kimse istese de temiz kalamaz; köşesinden, kıyısından kire mutlaka bulaşır!
21 Haziran 2018, Perşembe    Kıbrıs sorununun çözümü, Kuzey Kıbrıs’ın gelişmesi demektir: Omorfo örneği
20 Haziran 2018, Çarşamba    Hakem de hakim de halktır!
19 Haziran 2018, Salı    Yerel seçimlerden sonra partiler toparlanmalı!
18 Haziran 2018, Pazartesi    Fırat Ataser
14 Haziran 2018, Perşembe    CAS nedir, ne değildir?
13 Haziran 2018, Çarşamba    Kıbrıs sorununu çözelim ve başkanlık sistemine geçelim!
12 Haziran 2018, Salı    Öylesine bir siyasi yazıdır!
11 Haziran 2018, Pazartesi    Tatilimizi ülkemizde geçirelim, Londralıları getirmenin her yolunu da deneyelim!
10 Haziran 2018, Pazar    Esrarı yasaklamak mı denetlemek mi?

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Bu sistemde kimse istese de temiz kalamaz; köşesinden, kıyısından kire mutlak...
Serhat İNCİRLİ | 22 Haziran 2018, Cuma
 
Mesele nedir?
Mesele, “temizlik, şeffaflık, hesap verebilirlik”çabalarının aslında “boş” olduğudur...
Memlekette, ne acıdır ki siyasette veya devletin her hangi bir kademesinde; “tertemizim” diyebilecek “kişi” sa...
Kıbrıs sorununun çözümü, Kuzey Kıbrıs’ın gelişmesi demektir: Omorfo örneği
Serhat İNCİRLİ | 21 Haziran 2018, Perşembe
 
Bazı projeler yapmak için, çok düşünmeye gerek yoktur...
Turizm mi?
Bu konuda bizden çok ileride olan ülkeleri, adaları gezeceksiniz...
Santorini’yi gezdim... Bir yazı dizisi hazırlamıştım...
Karpaz Yarımadası’...
Hakem de hakim de halktır!
Serhat İNCİRLİ | 20 Haziran 2018, Çarşamba
Aylardır merak eder dururdum...
Bu bina ne oldu?
Bu binaya ne olacak?
Hangi bina mı?
Lefkoşa’da eski Belça’nın yerinde inşaatı “durmuş olan” dev bina...
Hem alış veriş merkezi olacaktı, hem de lüks daireleri bulu...