Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 16 Nisan 2018, Pazartesi

Anastasiadis ile görüşürken, aslan gibi kükremenin, şahin gibi saldırmanın bir faydası olmaz!

Paylaş  
3
3
3

Hayatta kimseyi düşman olarak görmem!

Düşmanım yoktur!

Beni düşman veya benzeri sıfatla değerlendiren, tanıyan, sevmeyen var mı da ilgilenmem!

Haliyle, Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğü konusunda sorumluluk yüklediklerim arasında Türkiye’nin de olduğunu yazıyor olmamın, böyle düşünmemin, Türkiye düşmanlığı ile bağdaştırılmasını komik bulurum.

Türkiye, çok önemlidir benim için.

Çok değerlidir.

Ama, Türkiye’nin Kıbrıs’taki “çıkarları” ile Kıbrıs Türk toplumunun “çıkarları” farklı olabilir...

Bu çıkarların farklı olmasının da kimsenin, kimseyi düşman görmesine sebep olmaması gerektiği inancındayım.

-*-*-

Uzlaşı kültüründen yanayım...

Kıbrıs sorununun uzlaşıyla sonuçlanmasını isterim...

Ve çok eminim ki, bu uzlaşı, Türkiye’nin de örneğin AB başta olmak üzere, tüm Dünya ile ilişkilerine olumlu etki edecektir...

-*-*-

Efendim, siz farklı mı düşünüyorsunuz?

Olabilir...

Size göre, Türkiye’siz olamayız!

Size göre, Türkiye olmazsa, Rumlar bizi keser!

Size göre, anca beraber kanca beraber!

-*-*-

Tamam, saygım sonsuz ama olmuyor...

Ve olmayacak!

-*-*-

Peki, Türkiye pılısını, pırtısını, askerini, ordusunu toplayıp Kıbrıs’tan çekilmeli mi?

Bunu, sloganist tavra çevirmek; kışkırtıcı ve hakaret içeren ifadeler kullanarak çözemeyiz...

Ama evet, çözüm olacaksa, Türk askeri bir şekilde çekilecek...

Efendim İngilizler gibi bir üssü kalamaz mı?

Oturun, masada anlatın bunu, isteyin, ısrarcı olun, ikna edin...

“Asker çekilecekse, bunun mutlaka bir kazanımı olmak zorundadır”... Bu kazanımı sağlamak, ki müzakerecisi bakanlık yapan kabinenin de Mustafa Akıncı ve ekibinin de görevidir.

-*-*-

Meseleye, hamasi gözlüklerle bakmamak lazım...

Örneğin TL’nin yaşadığı krizi ele alalım!

Bu kriz, Türkiye’de sokaktaki vatandaşı, bizim kadar etkilemiyor...

Haaa elbette Türkiye’de, sokaktaki vatandaş da ciddi sıkıntı yaşıyor ama bizdeki kadar “Euro ve Sterlin” sıkıntısı yok oralardaki sokaklarda...

-*-*-

“Defol git Türkiye! Al paranı da, al memurunu da, al askerini de!” değil...

Hayır, çözüm bu şekilde olmaz...

Ama, mevcut koşullarla da çözüm olmayacağı çok net.

Hamasi haklılığımız konusunda, gayet açıktır ki, ne Dünya’yı, ne AB’yi, ne birini ikna edebiliyoruz!

Haliyle, bu akşam Anastasiadis ile görüşürken, aslan gibi kükremenin, şahin gibi saldırmanın bir anlamı olacağına inanmıyorum...

-*-*-

Kıbrıs Türk toplumunun varlığının yegane yolu Kıbrıs’ta federal bir çözüme ulaşmaktır.

Ve bu çözümün çok kısa sürede gerçekleşmesidir.

Tekrar ediyorum; bunu talep etmenin, Türkiye düşmanlığı ile bir ilgisi yoktur.

Tam tersine, Kıbrıs’ta çözümün koşullarını sürekli değiştiren, meseleyi propaganda ile ve bazı Kıbrıslı liderleri kullanarak ötelemeye çalışanlar, Kıbrıs Türk toplumunun varlığına, kültürel ve hatta dini farklılıklarına saygı göstermeyenlerdir... Hamasi tavırlarla çözüme engel olanlardır.

-*-*-

Bu aradaAvrupaBirliği (AB) yarınTürkiye ile ilgili İlerleme Raporu açıklayacak.

Reuters’in bir haberine gore burapor, bugüne kadarki en sert ve en eleştireldeğerlendirme olacak… 

Basına sızan bilgilere ve BBC Türkçe’de yayınlanan bir habere göre, raporu hazırlayan Avrupa Komisyonu, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin Suriyeli mülteciler konusunda yürütülen işbirliği haricinde, insane hakları, basın özgürlüğü, yargı özgürlüğü ve hukukun üstünlüğü gibi alanlarda giderek kötüleştiği değerlendirmesini yapacak

-*-*-

Raporun yazım sürecine dahil olan bir AB yetkilisi, Reuters'ayaptığı değerlendirmede, "AvrupaBirliği'nden çok ciddi bir uzaklaşma sözkonusu" dedi.

Raporda, adil yargılama ve ifade özgürlüğü gibi AB'nin temel hak ve özgürlükleri arasında saydığı alanlarda çok ciddi bir gerileme olduğu belirtilirken, 2014 yılında yargı bağımsızlığı ile ilgili kaygıların dile getirildiği rapora kıyasla çok daha sert eleştiriler yer alıyor.

-*-*-

BBC Türkçe’de yer alan Reuters'ın haberine göre, AB yetkilileri, başta Kıbrıs olmak üzere Almanya ve Fransa gibi bazı ülkelerin itirazları müzakere sürecini yavaşlattı… Yavaşlama sebepleri arasında “Kıbrıs sorunu” ve bunu öne çıkaran, AB üyesi “Kıbrıs” da varanlayacağınız…

“Hadioradan, sen de kimsin?” demekle bu meselekapanmaz…

-*-*-

Türkiye, bu eleştirileri, bu yorumları geçmişteki raporlarda da hep sert bir dille yanıtladı…

Bu eleştirilerin bir çoğunu haketmiyor olabilir.

Ama AB ileTürkiye arasındaki ilişkilerin gerileceği, kopacağı iddiaları çok yüksek.

-*-*-

Ortalık tozduman…

Yanıbaşımızda Suriye darmadağın…

Doğalgaz ayrı bir bela…

VeTL’nin değer kaybı ile Kıbrıslı Türklerin dibe vuruşları gırla…

-*-*-

Kıbrıs sorununun çözümü, KıbrısTürk toplumunun yokoluşunun, mutlak iflasının ciddi bir çaresi olur…

“Kişi başına gelirinizi 25 bin dolara çıkaracağız, bu çok kolay” gibi açıklamaları, sanırım rakam azacık değişse de, 43 yıldır işitiyoruz… Sonuç ortada!

Nüfusumuzu bile bilmiyoruz…

Yol inşa edemiyoruz.

Müşavir sorununu bile çözemiyoruz.

120 personelli bir belediyenin sıkıntısını aşamıyoruz.

Ama hızla küçülüyoruz ve tükeniyoruz,

Çözümün kazanımını, ortak çıkarlarla birlikte değerlendirip, önünü açmanın en doğru yöntem olacağı inancındayım.

 

Ruhumuz mu öldü yoksa bizler mi yaşlandık?

 

“Bayramlar mı eskidi bizler mi yaşlandık” diyordu şarkıda...

Irak’ta Saddam Hüseyin’e karşı “kitle imha silahları var” diye başlatılan propaganda hiç bir zaman doğrulanmadı...

Irak’a ait tek bir kitle imha silahı bulamadılar ama o sebeple Saddam’ı kameraların karşısında astılar.

O günlerde Londra’daydım...

Savaş karşıtı her yürüyüşte yer aldım...

Şimdi, “Esad kimyasal kullanıyor, bu kesin, haydi Esad’ı bombalayalım” diyorlar...

Saddam’a oynanan oyunun aynısı...

Emin miyim?

Yani bu Esad da Saddam gibi kimyasal kullanmıyor mu?

Yani, kullanıp kullanmadığından emin değilim.

Suriye, “asla kullanmadık” diyor...

“Trump mı doğru söylüyor, Esad mı doğru söylüyor?” diye sorsalar, abilerim ablalarım, tereddütsüz “Esad” derim yani...

Neyse...

Geçtiğimiz gün bir grup ilerici arkadaş, Kuzey Lefkoşa’da, İngiliz Yüksek Komiserliği’ne ait bina önünde Suriye saldırısını protesto etti...

Güneyde de dün Ağrotur Üssü ana giriş kapısında, bir grup ilerici Kıbrıslı Rum aynı protestoyu yaptı, “NATO”yu protesto etti... (Fotoğraf)

Irak oyununda protestolarda vardım...

Heyecanlıydım...

Şimdi 50’yi devirdik, sırtta ağrı, sağ diz tutmuyor diye mi protestolara gitmiyoruz?

Yoksa ruhumuz mu öldü?

Oysa ölmemeli!

Amerika’ya asla inanmamalı!

Hele Trump denen bu adama hiç!

Yani, diyorum ki, tüm savaşlara hayır!

Arkadaşların fotoğraflarını gördüm, bir yandan sevindim; hala ülkemde çok güzel insanlar var... Bir yandan da üzüldüm; orada değilim, ruhum ölü...

Olmalıyız!

 

Ruhumuz mu öldü yoksa bizler mi yaşlandık?

“Bayramlar mı eskidi bizler mi yaşlandık” diyordu şarkıda...

Irak’ta Saddam Hüseyin’e karşı “kitle imha silahları var” diye başlatılan propaganda hiç bir zaman doğrulanmadı...

Irak’a ait tek bir kitle imha silahı bulamadılar ama o sebeple Saddam’ı kameraların karşısında astılar.

O günlerde Londra’daydım...

Savaş karşıtı her yürüyüşte yer aldım...

Şimdi, “Esad kimyasal kullanıyor, bu kesin, haydi Esad’ı bombalayalım” diyorlar...

Saddam’a oynanan oyunun aynısı...

Emin miyim?

Yani bu Esad da Saddam gibi kimyasal kullanmıyor mu?

Yani, kullanıp kullanmadığından emin değilim.

Suriye, “asla kullanmadık” diyor...

“Trump mı doğru söylüyor, Esad mı doğru söylüyor?” diye sorsalar, abilerim ablalarım, tereddütsüz “Esad” derim yani...

Neyse...

Geçtiğimiz gün bir grup ilerici arkadaş, Kuzey Lefkoşa’da, İngiliz Yüksek Komiserliği’ne ait bina önünde Suriye saldırısını protesto etti...

Güneyde de dün Ağrotur Üssü ana giriş kapısında, bir grup ilerici Kıbrıslı Rum aynı protestoyu yaptı, “NATO”yu protesto etti...


Irak oyununda protestolarda vardım...

Heyecanlıydım...

Şimdi 50’yi devirdik, sırtta ağrı, sağ diz tutmuyor diye mi protestolara gitmiyoruz?

Yoksa ruhumuz mu öldü?

Oysa ölmemeli!

Amerika’ya asla inanmamalı!

Hele Trump denen bu adama hiç!

Yani, diyorum ki, tüm savaşlara hayır!

Arkadaşların fotoğraflarını gördüm, bir yandan sevindim; hala ülkemde çok güzel insanlar var... Bir yandan da üzüldüm; orada değilim, ruhum ölü...

Olmalıyız!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
2
 
1
 
3
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
18 Eylül 2018, Salı    Eğitim yorumu!
17 Eylül 2018, Pazartesi    Nazi kafası il turizm ve sınır kapıları!
16 Eylül 2018, Pazar    İki şarkı... Onlar Trump'a ve Pinochet'e söylemişler!
15 Eylül 2018, Cumartesi    Ondan bundan, sağdan soldan, yandan yandan; her konudan!
14 Eylül 2018, Cuma    TMT üyeleri kimler?
13 Eylül 2018, Perşembe    Doğal afet yoksul zengin ayırmaz ha!
12 Eylül 2018, Çarşamba    Bir erken veda daha
11 Eylül 2018, Salı    Neden CTP daha çok eleştiriliyor?
10 Eylül 2018, Pazartesi    İki kadın iki tasarruf!
9 Eylül 2018, Pazar    Yetki meselesi veya özür dileyebilme!

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Eğitim yorumu!
Serhat İNCİRLİ | 18 Eylül 2018, Salı
Eğitim yorumu!
Dün yazmıştım...
“Cennette mülk satmaya başlıyorum” demiştim...
Hem İslam’ı aşağıladığımı söyleyenler çıktı, hem de Kıbrıslı Türklerin zekasıyla dalga geçtiğimi söyleyenler...
Aslında her ikisinde d...
Nazi kafası il turizm ve sınır kapıları!
Serhat İNCİRLİ | 17 Eylül 2018, Pazartesi
Mauritius...
Tam adı Mauritius Cumhuriyeti...
2 bin 40 kilometrekarelik bir ada ülkesi...
Kıbrıs Adası, 9 bin 251 kimlometre kare…
Eminim daha önce de yazdım ama olsun…
Bir akrabam, İngiltere’de bir başka akrabam...
İki şarkı... Onlar Trump'a ve Pinochet'e söylemişler!
Serhat İNCİRLİ | 16 Eylül 2018, Pazar
Amerikalı şarkıcı TomWaits, Marc Ribot ile birlikte İkinci Dünya Savaşı sırasında faşist güçlere karşı savaşan partizanları anlatan 'Bella Ciao' adlı şarkıyı İngilizce sözlerle seslendirdi...
Nefis bir şey...
Dinle ...