Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 27 Ağustos 2018, Pazartesi

ESK'nın başarısı ülkenin prestijidir  

Paylaş  
22
15
19

Kızım bu sene üniversiteden mezun oldu… Oğlum da önümüzdeki sene mezun olacak… İkisi de ilkokulu İngiltere’de, orta ve lise dediğimiz yılları ise Bellapais’teki The English School of Kyrenia’da (ESK) tamamladı…

ESK’nın yöneticileri, o yıllarda çalıştığım medya grubunun da yöneticileriydi…

Bilge ve Fehim Nevzat…

Okulu oğulları Levent ve İrfan ile birlikte yönetiyorlar…

Bilge ve Fehim Nevzat’ın benim için maddi ve manevi desteklerini asla ödeyemem…

Evet, çocuklarım bir şekilde çeyrekti, yarımdı, tamdı darken burslu eğitim aldı…

Ve bu çok ciddi bir şans ve avantajdı benim için… Çünkü özel okulda çocuk okutmak maaşla geçinen biri için çok kolay olmayacaktı…

Dünya’nın en ısgarta insanı bile olsam, “Çocukları okutmak” ve ESK gibi muhteşem bir kurumda bunu başarmak, hayattaki en gurur duyduğum olaydır… Bu gururda, Bilge ve Fehim Nevzat’ın desteği tartışılmazdır…

Kendimi hep ESK ailesinin bir parçası olarak gördüm… Hala öyle görüyorum…

Bu arada neredeyse çeyrek yüzyıl aynı ailenin iş yerlerinde çalıştım… Bilge hanımın ağabeyi eski patronum Asil Nadir benim için bir ulusal kahramandır… Anneleri Safiye hanım ve babaları İrfan bey hep saygıyla andığım kişilerdir…

Ve yıllardır yazarım, bu ülkeye 70’li, 80’li yıllarda bir İrfan Nadir ve bir Asil Nadir daha gelmiş olsaydı; KTFD’nin veya KKTC’nin refahı – rahatı çok daha iyi noktalarda olabilirdi… Hatta eminim olurdu…

Neyse çocuklarımın akademik başarılarında ESK’nın katkısı çok fazladır…

Ve her yıl ESK’nın başarılarını işitmek, inanın ciddi gurur veriyor…

Dünya’nın çok önemli üniversitelerine öğrenci sokabilmek, ESK gibi orta dereceli okullar için çok önemlidir…

Bu, ülke için de ciddi bir prestijdir…

ESK’nın Mustafa Al-Baldawi isimli bir öğrencisi, geçtiğimiz ders yılında Matematik, Kimya ve Biyoloji gibi ağır konularda üç tane “A*” A Level derecesi elde etti…

Ve belki de bir ilk olacak, Cambridge Üniversitesi’nde tıp eğitimi okuma hakkı kazandı…

Mustafa’nın bu başarısı, en başta kendisi ve ailesi için büyük bir gurur olmakla birlikte, ESK ve KKTC için inanılmaz büyüklükte bir prestij, Dünya çapında bir başarıdır…

Şunu eklemek sanırım meseleyi daha iyi açıklar...

Cambridge Üniversitesi, İngiltere dışından gelen sadece 21 öğrenciye tıp fakültesinde yer verir... Ve bu 21 öğrenciden biri, Bellapais’ten’dir, Girne’dendir, KKTC’dendir... Müthiş bir gurur, müthiş bir başarıdır bu...

Mustafa Al – Badawi’nin yanı sıra, sınıf arkadaşı Gülten Dana, yine Dünya çapında bir eğitim markası olan The London School of Economics’te (LSE) hukuk okuma hakkı elde etti…

Tumen Dambievve Ozan Karaca adlı öğrenciler, yine Dünya listelerinin ilk sıralarındaki University College London’da eğitim görecek… Ozan Karaca’nın Matematik, Kimya, Biyoloji ve Fizik’te dört tane “A*”A Level derecesi aldığını da eklemeden geçmeyeceğim…

Defne Kansu adlı bir ESK öğrencimiz “Duke of Edinburgh’s International Gold MedalAward” adlı ödülü kazanmanın yanı sıra, University of Bath’ta işletme okuyacak…

ESK’yı, yöneticilerini, öğretmenlerini, öğrencilerini ve ailelerini yürekten kutluyorum...

                                                                  

Mardinli olayı 2

 

Süleyman Mardinli ile ilgili olarak geçtiğimiz gün yazdığım yazıya Yusuf Özgü Sertel’den yanıt geldi... Yanıtı, “Beleşe Deniz: Plajlar Halkındır” Facebook sayfasında yer alıyor...

Bir: Kesinlikle plajlar halkındır...

İki: Süleyman Mardinli doğru bir şey yapmamıştır...

Üç: Para alınan hiç bir plaja gitmiyorum...

Dört: Kimseye hakaret etmedim, ama konuyla ilgili yazıma destek verenlerin yanında, “görüşlerin yanlıştır” demek yerine aşağılamaya çalışan, hakaret eden bir yığın kahraman gördüm... Beni ciddiye almıyorlarmış... “Yok lütfen beni ciddiye alın, almazsanız sizi döverim” diye bir durum yok ki! “Lütfen görüşlerimi ciddiye alın, almazsanız alınırım” diye bir durum da yok... Biri ciddiye alsın diye yazmıyorum... İçimden gelenleri yazıyorum... Birileri beğensin ve bana “afferin oğlum” desin diye değil...

Beş: Yazdıklarımın bir bölümünü tekrar ediyorum:

“... Süleyman Mardinli üç gencin sana şiddet uygulamışsa, kesinlikle haklı değildir...

Ama, hani, bunca lüks içinde yüzen yerler dururken, canı yanmış bir insanın o yanan canını kurtarmak için çırpındığı mekana gitmek de hoş olmamış...

Denize beleşe girmeyi sonuna kadar savunsam da; sanki yaralı bir insana yardımcı olmak değil, son bir tekme vurmak gibi geldi bana...

-*-*-

Ve eğer insanlığımız ölmemişse; ne isterse olsun, Süleyman Mardinli’ye saygı duymak, O’nu dinlemek de şarttır diye düşünüyorum...

Ve denize beleşe girme eylemcisi kardeşlerime de tavsiyemdir; lüks otellerin plajları daha çok hedefinizde olursa, feleğin tekmesini zaten yemiş garibanlar yerine, kumarhanelerden milyar dolarlar kazanan ve Türkiyeli sanatçıların milyonlar götürdüğü vergi kaçakçılığı merkezlerini zorlarsanız, daha haklı olursunuz... Bilmem anlatabildim mi?..”

Altı: Tekrar ediyorum; eylemleri destekliyorum ama büyük otellere olanlarını... Küçük, garibanlara değil...

                                                                        

Başaramadık, başaramadık, başaramadık!

 

Hükümet “Yurt Dışı Kıbrıslı Türkler Projesi” hazırladı...

Kudret Özersay gitti Londra’da projeyi anlattı...

Aradan bir ayı aşkın süre geçti...

Sordum, Ercan’a Asal Şube’nin şubesi açıldı mı mesela?

Açılmamış...

En azından bunu yapsaydınız!

Yoksa “asker” onaylamadı mı?

Neyse, bu proje meselesinin bir ufak yorumunu bugünkü “söyleşimize” almak istedim...

Tatilde olan Londra’dan çok sevgili bir ağabeyimi buldum...

Sordum, yanıtladı... 

Veysi Hacet’e, “Londra’daki Kıbrıslı Türkler vatanlarına geri döner mi?” diye sordum, “Buradakiler oraya gitmek isterken,

oradakiler niye buraya gelsin?” diye yanıtladı...

Bence, hükümetimizin projesi zamansız oldu... Ve o proje yattı... Üzgünüm ama bitti...

Hakikatten, Veysi abinin dediği gibi, buradakiler oraya gitmek için çaba harcar, planlar yaparken, oradakiler neden gelsin ki?

Sonra 2008 yılında ben döndüm de ne oldu?

Evet çocuklarım muhteşem bir özel okulda (Öteki yazıda bahsettim) eğitim aldı ama bunun dışında “pişman değilim” dersem, pek doğru söylemiş olmam yani...

Ve Veysi abinin dediğinden; buraları yaşanır olmaktan çıktı ve hepimiz, bir şekilde kaçmanın planlarındayız!

“Beytambal galsın” demenin eşiğindeyiz!

Evet ne diyor Veysi Hacet?

Buna bakalım en iyisi...

 

-*-*-

 

Veysi Hacet diyor ki; “... Bizim gibi insanlar, açık ve net konuşalım... 65 yaş üzeri insanlar haftada en az bir kez doktorla uğraşırız... Mahalle doktorumuza gideriz... Burada var mı öyle bir sistem? Aldığım emeklilik burada doktorlara gidecek... Emeklilik doktora yetişmez burada. Kimse gelmez... Belki çok zengin biri vardır ve gelecektir ama sanmam. Onlar da gelmez çünkü burada sistem, düzen bozuktur... Hatta sistem yoktur... Burada dayın, amcan varsa işin olur... Dayın amcan yoksa hiç bir şey olmaz... Bu kadar basit...”

 

-*-*-

 

Veysi Hacet diyor ki; “... Çocuklarımız hiç dönmez. Dönüp de ne yapsınlar ki burada? Buradaki gençler kaçmaya çabalarken onlar niye gelsin ki?... Kimse gelmez... Oradaki gençler kesinlikle gelmez... Buradan İngiltere’ye eğitime gidenler, üniversiteyi bitirip geri mi geliyor ki onlar gelsin? Gelmez. Kimse gelmez buraya... Hiç bir şey yoktur burada...”

                                                                                    

Fransız, Macar, Polonya Amerikalısı!

 

Adrianne Palicki... 35 yaşında Amerikalı aktris... Annesi Fransız, babası Macar – Polonyalı karışımı... Çok güzel kadın...

               

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
1
 
0
 
5
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
27 Ağustos 2018, Pazartesi
Saadet Ahmet         - Lefkoşa
Parçaladınız aileniz aşk için, tabbi pişman oldunuz Kıbrıs’a dönüş yapdınız için.

YAZARIN SON 10 YAZISI
24 Eylül 2018, Pazartesi    Özel yaşama girmemek esas olmalıdır
23 Eylül 2018, Pazar    Eyvallah- İnşallah!
22 Eylül 2018, Cumartesi    Gelecek endişem korkunçtur!
21 Eylül 2018, Cuma    Polis beni labord etti! Cezamı ödemeyeceğim!
20 Eylül 2018, Perşembe    Ya çözüm ya da iki büyük balık bizi yutacak!
19 Eylül 2018, Çarşamba    Türkiye’ye baskı yapmak mevcut konjonktürde hikayedir!
18 Eylül 2018, Salı    Eğitim yorumu!
17 Eylül 2018, Pazartesi    Nazi kafası il turizm ve sınır kapıları!
16 Eylül 2018, Pazar    İki şarkı... Onlar Trump'a ve Pinochet'e söylemişler!
15 Eylül 2018, Cumartesi    Ondan bundan, sağdan soldan, yandan yandan; her konudan!

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Özel yaşama girmemek esas olmalıdır
Serhat İNCİRLİ | 24 Eylül 2018, Pazartesi
Bir gazetemiz geçtiğimiz günlerde UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün’ün boşandığı eşinin bazı iddialarını manşetinden yayınladı...
Elbette kimseye “doğrudur yaptığınız” veya “yanlıştır yaptığınız” demek “haddime” değ...
Eyvallah- İnşallah!
Serhat İNCİRLİ | 23 Eylül 2018, Pazar
Türkiye’nin çıkarları mı yoksa Kıbrıs Türk toplumunun çıkarları mı?
“Ayrımız gayrımız olamaz!” mı diyorsunuz?
Mutlaka böyle düşünenler vardır ama “ayrımız ve de gayrımız net bir şekilde ortadadır” diyenler de!
 
-...
Gelecek endişem korkunçtur!
Serhat İNCİRLİ | 22 Eylül 2018, Cumartesi
Gelecek endişem korkunçtur!
En kötü günlerimizi yaşıyoruz...
Ve bu kötü günler bizim yeteneksizliğimiz veya beceriksizliğimiz sonucu olmadı!
Ama ne yazık ki bu kötü günleri,  “dik duramayışımız” sonucu yaşadığımızı...