Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 28 Ağustos 2018, Salı

Haydi bakancılık oynayalım!

Paylaş  
11
12
10

Haydi bakancılık oynayalım!

Hükümetin görevi nedir?

İş yapmak.

Ne gibi işler?

Vatandaşı “ferah” ettirecek işler...

Peki mevcut hükümet bunu yapabiliyor mu?

Yapamıyor.

Elindedir, elinde değildir başka mesele...

“Tufan hoca kral adamdır, Kudret hoca muhteşem bir arkadaştır, Cemal hoca öyle efendidir, Serdar bey süper bir tecrübedir” falan değildir mesele...

Mesele, bu işin sürdürülebilir olmadığı ve olmayacağıdır.

Doğru olan nedir?

İstifa etmek mi?

Yani, hiç bir şey yapamıyorsanız, dövizi, petrol fiyatlarını siz kontrol edemiyorsanız; eğitime siz karar veremiyorsanız, hastanemiz yokken, lüks cami inşaatlarının açılışlarına, temel atma törenlerine metazori katılıyorsanız, savunma sizin kontrolünüzde değilse, iç güvenlik size bağlı değilse, vatandaşlık konusunda baskı altındaysanız, maliye politikasına müdahale şansınız yoksa, nedir yaptığınız?

İstifa etmiyorsanız, yaptığınız, “Haydi bakancılık oynayalım” gibi bir şey yani!

Çocukken, “doktorculuk” ya da ne bileyim “kovboyculuk” oynardık...

Ne doktorduk, ne kovboy, ne hemşire, ne Kızılderili...

Çocuktuk!

Siz, koskocaman adamlar, kadınlarsınız yani...

Çocuk değilsiniz ki!

Oynamayın...

Ne yapın biliyor musunuz?

Kıbrıs sorununu çözün!

Gerisi oyun!

 



Hipokrasi ve temiz siyaset

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanlığının KKTC’de bulunan üniversiteleri ve KKTC limanlarını kullanan gemi şirketlerini giderek artan bir biçimde hedef aldığını ve son dönemde yaptığı girişimlerle Kıbrıs Türk tarafını ekonomik olarak bir kıskaca almaya çalıştığını söyledi.

Bu doğru mudur?

Kesinlikle doğrudur...

Peki doğal mıdır?

Evet doğaldır...

Rum tarafının bunu yapmasından daha doğal bir şey olamaz!

Rum tarafının, KKTC’deki üniversiteleri de limanları da, Ercan’ı da, her türlü “devletmiş gibi” olan “şeyi” de şikayet etmesi, onlarla uğraşması çok doğaldır...

Tekrar ediyorum; Rumların yaptığı doğru bir tavır değildir ama gayet doğaldır...

Neden doğaldır?

Çünkü mesele zaten oradadır...

“Yasadışı” sayıyorlar...

“Tek devlet var, ötekisi (yani KKTC) yoktur” diyorlar...

 

-*-*-

 

Peki hipokrasi nedir?

Hipokrasi, batı ülkelerinin demokrasilerindeki en ciddi ayıptır!

Bizimkisi gibi doğu tipi demokrasilerde ise kimsenin umurunda değildir!

Pardon, nedir hipokrasi?

Mesela değil Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde, Irak veya Suriye’de dahi bir Kürt devletine ya da otonomisine karşı dururken, Kıbrıs’ta Türk etnisitesine dayalı ayrı ve bağımsız bir devleti savunuyor olmak, hipokarisidir.

Hipokarsi yapan tüm siyasetçilerimiz, bu iki benzer konuyla ilgili olarak “ o başka, bu başka” şeklinde çok bilimsel, en dibine kadar akademik açıklamalar yapıyor olsa da; Kıbrıs’ta ayrı ve bağımsız Türk devletini savunurken, Türkiye’de aynı amacı güdenleri terörist ilan edip uçakla öldürmek, çok ciddi bir hipokrasidir...

 

-*-*-

 

Sakın şimdi yanlış anlayıp da “Serhat Türkiye’de bağımsız Kürt devleti istiyor” demeyin... Asla!

“Şehitler ölmez ve vatan bölünmez” noktasında olmasam da, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmez bütünlüğüne saygım sonsuzdur.

Tıpkı Kıbrıs Cumhuriyeti’ne oldu gibi!

Sanırım meseleyi anladık!

Olay gayet basit ve açıktır!

Haaaaaa, eğer Kıbrıs’ta iki ayrı referandumla, KKTC’nin ayrı devlet olması bir başka deyişle, kadife ayrılık meselesi “onaylanırsa” şikayetim olmaz...

Ama aynı hakkın, Türkiye’de de varlığının kabulü kaçınılmazdır tabii ki...

 

-*-*-

 

Şimdi dönelim Özersay hocamın yaptığı açıklamaya...

Rumlar limanlarımızla uğraşıyor mu?

Uğraşıyor!

Peki Rumlar turizmimizle de uğraşıyor mu?

Uğraşıyor!

Sporumuzla da değil mi?

Evet, evet, onunla da uğraşıyorlar?

Peki üniversitelerimizle?

Kesinlikle uğraşıyorlar...

Ve bu uğraşma da çok doğaldır... Çünkü Rum tarafı anavatan falan değildir... Siyasi sorun vardır...

 

-*-*-

 

Gelelim soruma: Türkiye bizimle uğraşmıyor mu?

 

-*-*-

 

Çok dikkatli yanıt verin bu soruya...

Türkiye Devleti’ni yönetenlerin kasten uğraştığı meselesi ayrı bir meseledir... Öyle bir şey olduğunu düşünmüyorum, düşünmedim, düşünmeyeceğim...

Ama, sporumuzla uğraşıyor mu Türkiye?

“Hiç uğraşmıyor” ki bu da sporumuzla tıpkı Rumlar gibi uğraşıyor anlamına gelmez mi?

Cin gibisiniz, ne demek istediğimi anlamışsınızdır!

Turizmimizle uğraşıyor mu?

Peki üniversitelerimizle?

Öğrencilerin kumar oynadığı ile ilgili haberlerini sürekli yayınlayan televizyon ve gazeteler var...

Neden yayınlıyorlar?

Sizce neden?

Öğrenciler kumar oynuyorsa, bunun sorumlusu üniversitelerimiz midir?

Türkiye’deki televizyonlara ve gazetelere reklam verirseniz, KKTC’deki üniversiteler pırıl pırıldır, vermezseniz, “öğrenciler kumar oynuyor abi, üstelik KKKTC de her şey çok pahalı” haberleri, çok yaygın olur...

Haksızsam, Kudret hocam “elma” desin; haklıysam, sussun ve Rum tarafını suçlamaya devam etsin!

Oy toplasın bir sonraki seçim için!

 

-*-*-

 

Şimdi, “vay nankör vay, ulan sizi biz kurtardık, ulan size su getirdik” diyecek olanlar da çıkacaktır mutlaka!

Mesele o değildir.

Mesele, Türkiye’nin kendi çıkarları doğrultusunda, bir çok konuda KKTC için yapabildikleri ve yapamadıkları olmasıdır...

Ve mesele, Türkiye’deki bir çok sektördeki kurumun, KKTC’yi, iğrenç kapitalist rekabet koşullarında eziyor olması meselesidir.

Ve ayrıca Rumların bizimle uğraşması çok doğaldır, ama Türkiye’nin kurumları aracılığı ile uğraşması, televizyonları, gazeteleri ve doğrudan vatandaşları aracılığıyla da sürekli aşağılıyor olması daha acı verici bir “uğraşmadır”.

 

-*-*-

 

Dolayısıyla Sayın Özersay’ın, “Rumlar üniversitelerimizle uğraşıyorlar” saptaması yüzde yüz doğru olmakla birlikte, “Türkiye de üniversitelerimizle uğraşıyor” sözünün bu açıklamada yer bulmamış olması, eksikliktir ve hipokrasidir.

 

-*-*-

 

Rumlar, çıkarları onu gerektirdiği için bizimle uğraşıyor ve uğraşacak...

Ama Türkiye’den bir çok kurum ve kişi de bizimle uğraşıyor...

Çıkarları öyle emrettiği sürece onlar da uğraşacaktır...

Gerçek budur...

Gerçek acıdır...

 

-*-*-

 

Mesele, Rumculuk, Türkçlük meselesi değildir.

Mesele, en uygun ve en doğru koşullarda çözüme ne kadar çok ihtiyacımız olduğu meselesidir.

O uygun ve doğru koşullar da, federal çözümdür.

Sadece federal çözüm...

Ve hepsinden önemlisi, hepsinden acısı, hepsinden kötüsü Rumların ve Türkiye’nin çıkarlarına ters geldiği için o federal çözümün olmadığıdır!

Bunu söyle Kudret hocam!

Söyle, yanaklarından öpeyim, “işte temiz siyaset” diye de sabah akşam yazayım...


 



İşimiz nananay!

Yenidüzen gazetesinin Pazar günkü manşetinde, Ödül Aşık Ülker’in yaptığı söyleşiye bayıldım...

Özellikle genç nesillerin, o söyleşiyi internetten bulup, saklamalarını tavsiye ederim...

80 yaşındaki Tahsin Özler (Tahsin usta), 1974 sonrasının nasıl bozulduğunu; nasıl bozulduğumuzu öyle güzel anlattı ki... Bayıldım... İki, üç kez okudum...

“Ganimet bizi bozdu” diye başlık kullandı gazete...

“İşimiz nananay” da diyebilirlerdi...

Öyle diyor Tahsin usta; işimiz nananay!

KKTC’yi veya öncesindeki KTFD’yi bu iki kelimeden daha güzel hiç bir şey anlatamaz: İşimiz nananay!

Nananay devlet!

Ganimet devlet!

 

-*-*-

 

Tahsin ustanın söyledikleri, saptamaları gerçek tarihtir...

Evet, bizi ganimet bozmuştur...

“Ganimeti” bizim sandık, yedik, yuttuk, sattık...

Ama bilinç altımız, hukuk, uluslararası ilişkiler, siyaset falan derken; gayet iyi biliyorduk ki, o ganimet bizim değil; başkalarınındır...

Ve ne yaptık; haliyle sahip çıkmadık.

Kimimiz, “gavurun malı” dedik; kimisi “benim değil ki, beytambal galsın” dedik.

Sahip çıkmadık.

Sahip çıkmayınca da, değerini bilemedik...

Örneğin Girne’de, Mağusa’da, Karpaz’da, her yerde, bizim olmayan doğayı katlettik!

Dağları oyduk...

Her yana apartmanlar diktik, para kazandık, parayı kumarda yedik...

Yeşile, zeytine, harnuba saygı duymadık.

Limonu, portakalı tükettik...

Ağaçlarını lüks şöminelerimizde odun olarak yaktık, küle çevirdik.

Üretim için değil; yüzme havuzlarımızda suyu harcadık, bitirdik...

“74 sonrasında ganimet toplumu bozdu” diyor Tahsin usta...

Gerçekten en doğru saptama budur.

İşimiz mi?

İşimiz nananay!




 

Olivia Munn

Olivia Munn, 38 yaşındaki Amerikalı oyuncu ve model, geçtiğimiz günlerde New York’ta katıldığı bir gecede görüntülendi... Çok sade ama çok güzeldi...


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
10
 
0
 
6
 
0
 
0
 
2
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
28 Ağustos 2018, Salı
Kıbrısi         - kıbrıs
Türkiye'de ayrılık fikrini savunmak değil, terör yasaktır. Türkiye'nin mücadelesi fikirlere karşılık değil, elinde dünya kadar masum insanın kanı olanlara, uyuşturucu ticaretinden, insan kaçakçılığına kadar her türlü pisliğe batmış olan PKK ve benzerlerine karşıdır. Suriye'de kamışlı ve 'kobani' dışında kürt yoğunluklu bir bölge yoktur. Ama PKK/YPG arab ve türkmenleri yerlerinden ederek Suriye'nin yüzde otuzunu işgal etti. Bura kaynaklı saldırılarda sadece Hatay'ın Reyhan'lısında yetmişe yakın sivil katledildi. Bütün dünya orduları buradayken Türkiye'nin böyle bir yapıya müdahale hakkı yok mu?. Ayrılma işine gelince PKK'ya destek var, HDP'de kürtlerden en fazla oyu alır ama iş ayrılmaya gelince herkes durur. Türkiye tamam bu iş bitti dese, sudan çıkmış balığa dönerler, sakın yapma diye yalvarırlar. Kürt vatandaşlar beğenmediğin KKTC kimliğini bile bırakamazlar. Neden hiç Katalonlar, İskoçlar gibi demokratik yollardan sokağa dökülüp referandum falan talep etmediler sanıyorsun?. Kıbrıs türkleri ile Kıbrıs Cumhuriyeti ve rumlar arasındaki entegrasyonla, Türkiye, türkler ve kürtler arasındaki entegrasyon çok farklıdır.Kıyaslaman görüşlerine hizmet etmez, gerçekleri ortaya çıkarır sadece.

28 Ağustos 2018, Salı
Nilay Karaca         - Lefkoşa
Irak veya Suriye’deki Kürtler, bu ülkelerin anayasasında "devletin ortak sahibi" olarak değil, Ermeniler ve Maronitler gibi "azınlık" olarak yeralıyor; ama, Kıbrıs’ta Kıbrıs Türk etnisitesi, Kıbrıs'ın anayasasında "devletin ortak sahibi" olarak yeralıyor; "azınlık" olarak değil!

YAZARIN SON 10 YAZISI
14 Kasım 2018, Çarşamba    Molohiya! Molohiya! Not marijuhana!
13 Kasım 2018, Salı    2020’de örtülü ödenek kimin olacak?
12 Kasım 2018, Pazartesi    What can I do for you?  
11 Kasım 2018, Pazar    Yılmaz Özdil'in hatırlattığı!
10 Kasım 2018, Cumartesi    UBP'nin işi kolay değil! (Bir adet UBP yorumu)
9 Kasım 2018, Cuma    Eşit devlet mi? Hadi oradan!
8 Kasım 2018, Perşembe    Toplumsal yokluk!
7 Kasım 2018, Çarşamba    İki eşit devlet!
6 Kasım 2018, Salı    Asıl günah, sol elle yemek yemek değil; yenilenmemektir...
5 Kasım 2018, Pazartesi    Av ve tükeniş!

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Molohiya! Molohiya! Not marijuhana!
Serhat İNCİRLİ | 14 Kasım 2018, Çarşamba
Molohiya! Molohiya! Not marijuhana!
Federal çözüm en akla yakın olanıdır.
Neden?
Rum tarafı üniter devletten yana...
Türk tarafı ayrı devlet istiyor...
Ortası federasyon!
Bu nedenle bu çözüm modeli akla en uyand...
2020’de örtülü ödenek kimin olacak?
Serhat İNCİRLİ | 13 Kasım 2018, Salı
2020’de örtülü ödenek kimin olacak?
(Cumhurbaşkanlığı seçimi yorumu)
Siyaset nedir?
Komplo teorisi yapmaktır!
Yorum yazmaktır!
Siyaset gazeteciliği, keyifli bir gazetecilik türüdür!
-*-*-
Mesela; UBP – DP – YDP...
What can I do for you?  
Serhat İNCİRLİ | 12 Kasım 2018, Pazartesi
Korkuteli’nde hırsızlık...
Girne’de sopalı kavga...
Akova’da cinsel taciz...
Girne’de casino soygunu...
Bilmem nerede alacak verecek kavgası...
 
-*-*-
 
Sadece dünle ilgili mahkeme haberleri...
 
-*-*-
 
...