Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 31 Ağustos 2018, Cuma

Ulusal dava ve “Ölümden başkası yalan”!

Paylaş  
17
14
16

Ulusal dava ve “Ölümden başkası yalan”!

Evet ulusal dava kaybedilmiştir...

Sevgili çözüm düşmanları, sevgili TMT’ciler, mücahitler, milliyetçiler...

Davanız düşmüştür...

Yalanlarla, dırbalarla, aldatmalarla bugüne kadar geldiniz; geldik...

Ama bundan sonrası yok.

Bundan sonrası karanlık bile değil...

Tuz da kurudur durumları...

 

-*-*-

 

Evet, Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni dibine kadar tanıyor ve tanımaktan başka çaresi de yoktur.

Ve evet, Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımıyor, tanımamaktan başka şansı da bulunmamaktadır.

 

-*-*-

 

Ahhh Yenidüzen’deki o fotoğraf ah!

Konuşuyor!

Konuşan fotoğraf!

 

-*-*-

 

Yer Limasol!

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ikinci büyük kasabası...

“Kent” de diyebilirsiniz...

Bir organizasyon!

Neymiş organizasyon?

Dünya Yelkenli bilmem ne yarışı!

Kim organize ediyor?

“Mağusa” Yelken kulübü!

Hani, Mağusa sizin değil miydi sevgili dırbacılar, yalancılar?

“Mağusa Türk’tür Türk kalacaktır” değil mi?

Hatta Magosa, Magosa!

 

-*-*-

 

Değilmiş!

Mağusa, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bir yelken kulübünün adıymış!

Ve Dünya şampiyonası düzenlemişler!

Çeşitli ülkeler katılmış?

Sporcular resm-i geçitte!

Nikos Anastasiadis başkan onları, onlar Nikos Anastasiadis başkanı selamlıyor!

O da nesi?

Bir adet Türk Bayrağı!

Ay yıldızlı al bayrak!

Ve “Turkey” yazısı!

Hindi değil, “devletin” adı!

Türkiye!

 

-*-*-

 

Dırbacılar, yalancılar sizi...

Yıllarca bizi kandırdınız, tükettiniz...

Yüzdük, yüzdük değil, “yuttuk yuttuk” sonuna geldik!

Deniz tükendi!

Tuz kurudu!

Karanlıklar bile tükendi!

 

-*-*-

 

Vaatleriniz hep yalan çıktı!

Çözümsüzlük bizi tüketti!

“25 bin Dolar olacaaaak milli gelirinizzzz”...

Oldu!

Hepsi yalandı!

Hepsi dırbaydı!

Ve tuz koktu!

Ve Anastasiadis, pis pis gülümseyerek; ki buna “sırıtma” da diyebilirsiniz... Evet sırıtarak selamladı Türk Bayrağı’nı...

Önünde de “Turkey” yazısını...

Limasol’da...

Mağusa Yelken Kulübü’nün bilmem ne yarışmaları öncesinde...

 

-*-*-

 

Davanız düşmüştür sevgili milliyetçiler...

Ve dırbacılar!

Ve yalancılar!

Ulusal dava kaybedilmiştir!

“Case dismissed!” der İngiliz!

İşte ondan!

Veya “chickentranslation”dan ilerlersek, “thecase, i meanyourcase has fallen”...

Davanız reddedilmiştir!

Davanız bitmiştir!

Davanız düşmüştür!

Garantiniz de, güvenliğiniz de birlikte tabii ki...

 

-*-*-

 

Hepsinin dırba, yani yalan olduğu net bir şekilde ortadadır!

Hepsinin “çıkar” dolu olduğu gayet açıktır!

Bu dava, Kıbrıs Türk toplumunun varlığı davası olmuş olsaydı; çocuklarımız, gençlerimiz, geleceğimiz Londra’da, Avrupa’da ve hatta ve hatta ve hatta Limasol’da “iş arar” durumda olmazdı!

 

-*-*-

 

Dırbalara, yani yalanlara artık bir son verin...

Çözümsüzlük maksatlı, anlamsız, alakasız, saçma taleplerinizden vazgeçin...

1977, 1979...

11 nisan 2014...

Her şey pırıl pırıldır...

Nettir, açıktır ve kabulümüzdür...

Haydi Sayın Akıncı...

Ya geç öne yol göster; yürüyelim...

Ya da ...

 

-*-*-

 

Yıldız Usmanova muhteşem söyler, Candan Erçetin’den de beğenirim... Bir şarkı var; “ölümden başkası yalan” diye...

İşte sözleri; armağan olsun:

“... Geri döndüren gördün mü geçmişi? / Boşa soldurdun o nazlı gençliği. / Bir avuç toprak için yor kendini / Dünyada ölümden başkası yalan... / Yalan başkası yalan... / Zaman kendine benzetmez herkesi... /  Hesapsız açar baharlar pembeyi
Açmadığın dalda sözün geçer mi? / Dünyada ölümden başkası yalan. / Yalan başkası yalan. /  Sitem etme haberi yok dağların. / Gözlerini ellerinle bağladın. /
Faydası yok geç kalınmış figanın. /  Dünyada ölümden başkası yalan... / Yalan başkası yalan...”





Bu insanlarla aynı toprakta doğduğum için çok gururluyum

 

Kulağıma hoş gelen her müziği dinlerim...

Ve hep yazmışımdır, söylemişimdir; “müziğin, mekanla, zamanla çok alakası vardır...”

Bir meyhanede, demlenirken dostlarla mesela; “Motörhead’ten “Ace Of Spades” dinleyebilir misiniz?

Mümkün değil...

Ama, Munir Nurettin Selçuk’un muhteşem bestesi, “Dönülmez akşamın ufkundayız”ı Bülent Ersoy’dan dinlersiniz...

Hatta ayıptır söylemesi, bir tek bu şarkı, mezelerin en güzellerinden olur...

“Hiç bir aşçı, hiç bir şef, bu şarkıdan daha güzel bir meze hazırlayamaz” diye düşünürüm...

Kısacası, bulunduğunuz yer, ortam, dinleyeceğiniz müzikten keyif almanızla doğrudan alakalıdır...

 

-*-*-

 

Çarşamba akşamı, Lefkoşa’da bir barda, bir konser vardı...

Bu konserdeki gençleri, farklı bir grup formatında daha önce de dinledim, izledim...

Çarşamba akşamı, daha önce canlı performansını izlemediğim bir önemli fark vardı bu grupta...

“Francois” adlı bir solist...

 

-*-*-

 

Evet; bardan içeri girdik...

Lefkoşa’da gerçekten muhteşem barlar var...

Onlardan biri; Narnia...

Pırıl pırıl...

Konsere hazır...

 

-*-*-

 

Saat 23.00 gibi başladı konser ve 01.30 gibi bitti...

Başından sonuna, her sesten, her şarkıdan inanılmaz keyif aldım...

Muhteşem bir konserdi...

Francois ve bilinen adıyla FrancoisMicheletto, dünya çapında bir Kıbrıslı şarkıcı...

Fazla anlatmaya gerek yok; inanılmaz bir ses, inanılmaz bir büyük şarkıcı...

MinusOne adlı Kıbrıslı rock grubunun solisti...

MinusOne, gerek Ada çapında, gerekse Dünya çapında bilinen, ses getirebilen bir gruptu...

Francois daha önce de bazı Kıbrıslı Türk arkadaşlarıyla birlikte söylemiş ama o yıllarda ben İngiltere’deydim, hiç dinlememiştim...

Francois, “yarı Fransız” bir Kıbrıslı...

O Ses Türkiye’nin Fransız versiyonunda finallere kadar yükselmiş biri bu arada...

 

-*-*-

 

Efendim, mesele, sadece konserden, müzikten, şarkılardan, rocktan keyif almak meselesi mi?

Hayır...

Mesele, dört Kıbrıslı Türk müzik insanı ve bir Kıbrıslı Rum ses sanatçısının ortaya koyduğu muhteşem performans mı?

Hayır, mesele o da değil...

Mesele; bu ülkede bu gençlerin varlığı meselesidir...

 

-*-*-

 

Francois, büyük bir isim... Yok böyle bir ses, yok böyle bir yetenek...

Davulda Mert Güçlü...

Ülkenin genç kuşak üstü avukatlarından biri... Çok başarılı bir avukat ama müziği – rock olayını bu kalitede seven, bu kalitede yapan, muhteşem bir arkadaş...

Bas gitarda, Çığır Kazımoğlu...

İlk kez dinledim, ilk kez izledim... Müzik eksperi değilim; iyi bir dinleyiciyim, kesinlikle bas gitar dehası...

Ve Hüseyin Kırmızı...

Arkadaşlarını “Japon” diye çağırdığı Hüseyin Kırmızı’dan daha önce de bahsetmiştim...

Müzik, O’nun yaşamı...

Yeteneğin, zirvesi...

Ve İnanç Erşen denen biri, bir gitarist...

Yok böyle bir şey!

Yok böyle bir ustalık!

 

-*-*-

 

Peki mesele, bu gençlerin çok yetenekli, çok iyi olmaları meselesi mi?

Hayır o da değil...

Peki nedir?

Mesele; bu toprakların, çok büyük yetenekler doğurduğu meselesidir...

Mesele; bu topraklarda, bunlar gibi onlarcasının, yüzlercesinin; başkalarının keyifleri uğruna mevzilerde yıllarca çürütülmüş olduğu meselesidir.

Mesele, birlikte yaşayabildiğimiz gerçeğidir.

Birlikte güzellikler üretebildiğimiz gerçeğidir mesele...

Mesele, bu insanlarla aynı toprağın ürünü olduğum için kendimle çok gurur duyduğum meselesidir!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
13
 
0
 
4
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
31 Ağustos 2018, Cuma
Emir Taşcıoğlu         - Girne
Gerçekten süper bir yazı.

31 Ağustos 2018, Cuma
Goncoloz         - Sorma gir hani
Daha ne yazasin da anlasinlar be Incirli! Daha ne kada soyleycen. Bundan otesi yok artik. Anlayana saz, anlamayana davul zurna az!

YAZARIN SON 10 YAZISI
29 Nisan 2019, Pazartesi    Bu bir veda yazısı değil teşekkür yazısıdır
28 Nisan 2019, Pazar    Üretmeliyiz
27 Nisan 2019, Cumartesi    Türkiye bunu başarır mı?
26 Nisan 2019, Cuma    Her işin başı sağlık
25 Nisan 2019, Perşembe    Albayrak'ın Tatar ile görüşmesi meselesi!
24 Nisan 2019, Çarşamba    Yüzümüze gözümüze bulaşan bir mesele!
23 Nisan 2019, Salı    Afrikalı öğrenci ve göçmen sorunu!
22 Nisan 2019, Pazartesi    Siyaset ve Notre Dame Katedrali'nin kızı!
21 Nisan 2019, Pazar    Hal Yasası neden çıkarılacak?
20 Nisan 2019, Cumartesi    "Tükenişimiz" ne yazık ki kimsenin umurunda değil!

banner
banner
banner
banner
banner

Bu bir veda yazısı değil teşekkür yazısıdır
Serhat İNCİRLİ | 29 Nisan 2019, Pazartesi
Başlamadan belirteyim; ekmeğimi sadece gazetecilik denen meslekten kazanıyorum...
-*-*-
1989 yılında üniversitenin son sınıfıydım ve mezun olmam gereken yaz aylarında Girne’de garsonluk yapıyordum...
Voleybolcuydum...
Üretmeliyiz
Serhat İNCİRLİ | 28 Nisan 2019, Pazar
Karl Marx, 1846'da "Alman İdeolojisi" adlı eserini yazdı...
Marx'a göre, "çalışma hayatı yaratıcılıktan uzak olmamalı"...
Nasıl mı?
Yine Marx'a göre, "... Sabahları avlanırız, öğlen balık tutarız ve akşam opera ele...
Türkiye bunu başarır mı?
Serhat İNCİRLİ | 27 Nisan 2019, Cumartesi
Dünya’da petrol fiyatları artıyor...
Türkiye’nin genelde Amerika ve Avrupa Birliği ile özelde ise Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları nedeniyle bir çok ülkeyle ve ayrıca “İslam” içindeki “liderlik” kavgası nedeniyle ...