Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 2 Eylül 2018, Pazar

Ve üç büyük çınar daha devrildi

Paylaş  
23
12
21

Üç kişi daha eksildik...

Üç vatansever büyüğümüzü daha yitirdik...

İkisi milliyetçi kanadın güler yüzlü, konuşmayı seven neferleriydi.

Öteki, barış mücadelesinin önde yürüyenlerindendi...

 

-*-*-

 

Evet, eski TMT ve mücahit komutanlarımızdan, emekli Binbaşı Vural Eralp yaşamını yitirdi...

Evlatlarına, torunlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı dilerim...

 

-*-*-

 

Burhan Mahmutoğlu da 30 Ağustos günü yaşamını kaybetti...

"Mahmutoğlu" soyadını çok anlatmanın gereği yok...

Efsane olmak, kahraman olmak, toplum için ölmeye gitmek neyse, bu soyadı odur...

Burhan Mahmutoğlu, efsane Bereketçiler Vehbi ve Celal Mahmutoğlu'nun küçük kardeşleriydi...

 

-*-*-

 

Ve Şevket Rado'yu da kaybettik...

Televizyon programlarının renkli konuklarındandı...

Göçmenköy eski muhtarı...

Barış ve çözüm sevdalısı...

O'nun da tüm yakınlarına, sevenlerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum...

 

-*-*-

 

Ne diyorduk?

Her ölüm acıdır...

Ama her Kıbrıslı ölümü; daha acıdır.

Her bir çınarımızın devrilişi; tükenişe bir adım daha yaklaşıyor olmamızdır...

Üç çınar daha gitti işte...

                                                                    

Kefenin cebinde yer var mı?

 

Benim için Dünya iyisi bir insan...

Londra'da yaşam sürüyor...

Yaşadığı bir olay çok ilgimi çekti...

Polisimizin bu olayı aydınlatacağından eminim...

 

-*-*-

 

Aslında bir aile meselesi...

Bu yüzden, isim veya mekân adı kullanmak istemiyorum...

Ama dediğim gibi olay çok ilginç...

Arkadaşım yaklaşık 5 yıl önce eşinden boşandı...

Çocukları var...

Londra'da yaşam sürüyorlar...

 

-*-*-

 

Sebebi, şuydu, mesele oydu falan önemli değil...

Çiftler anlaşamıyorsa, zorlamanın anlamı yoktur...

Boşandılar...

Adamın Kıbrıs'ta bir evi ve garajında bir de arabası var.

Kadın çocuklarla tatile gelecek.

Adam evin anahtarlarını veriyor... Biletlerini de kesiyor, ceplerine harçlık koyuyor, tatil için para veriyor...

 

-*-*-

 

Tekrar ediyorum, ev, adamın evi...

Dört buçuk yılı aşkın süredir de karı - koca ayrı...

Adam, "gidin evde kalın" diyor.

Arabayı da kullanabileceklerini söylüyor.

Ve geçtiğimiz gün o da çıkıp kısa bir tatil için köyüne geliyor; bir de ne görsün, ev soyulmuş...

Hiç eşya yok.

 

-*-*-

 

Haklı şuydu, haksız buydu diye yorum yapmanın bir anlamı yok.

Ev adamın evi.

Araba adamın arabası...

Eşyalar bir yana; evde atalarından kalma, hayvanların boğazına takılan çanlarla dolu bir de torba eksik...

Arkadaşım en çok o çanlara yanıyor...

Polis mi?

Bu meseleyi çözeceğinden eminim...

 

-*-*-

 

Birden aklıma geldi...

Ev, araba, mal, mülk...

Ve para...

Bunlar mı önemli olan yoksa insanlık mı?

 

-*-*-

 

Ne diyordu Cem Karaca?

"... Sımsıkı sev sen sevmeyi / Bazen almadan da vermeyi / İstanbul şehri malın olsa / Ölümden öteye köy yok ya..."

"... Sultan Süleyman'a kalmamış / Ha babam dönen şu dünya / Babanın tapulu malı olsa / Kefenin cebinde yer yok ya..."

                                                                         

Kendi tükenişini izleyen bir toplum...

 

 

Hani daha çok birileri ölünce daha çok aklıma geliyor bizim "milli" davamız...

Vural binbaşıyı da kaybettik...

Şevket Rado'yu da...

İkisi de canını bu toplum için feda etmeye hazır, etmek için nöbetlere kalkmış, silaha sarılmış insanlardı...

Belki yaşamlarının son çeyreklerinde siyasi çizgi ve beklentileri farklıydı; ama yaşamlarının ilk çeyreklerindeki kavgaları aynı amaç içinde; "Kıbrıs Türk toplumunun varlığı"...

Ulusal dava denen davayı kaybettiğimizi çeşitli defalar yadım...

Ama her gün, yeni bir örnek, yeni bir "laf" çıkıyor karşımıza...

Hatırlıyoruz...

Hatırlatıyorlar...

Davayı neden ve nasıl kaybettiğimizi yüzümüze yüzümüze vuruyorlar...

 

-*-*-

 

Şu anda dava, Türkiye ile Kıbrıs Rum toplumu arasındaki çıkar kavgasına dönüştü.

Türkiye, Kıbrıs Türk toplumu üzerinden, güvenlikti - garantiydi gerekçelerine sığınıp, sürekli kalıcılığın yollarını arıyor; doğal gazda haklar iddia ediyor...

Rum tarafı ise Türkiye'ye "sıfır hak" bırakmanın derdi dışında bir şeyle uğraşmıyor.

Türkiye'nin bunu yapmak hakkıydı veya değildi konusunu tartışmıyorum.

Gerçeğin yüzünüze vurumunu yapıyorum sadece...

Haa bu arada kimse bana Türkiye'nin Ada'da yaşam süren Kıbrıs Türk toplumunu çok umursadığını söylemesin... Pazar pazar demagojiye hiç gerek yok!

 

-*-*-

 

Ne ilginçtir; Rum yetkililer de Türkiyeliler de son kalan toplum fertlerimize ayar çekmekten başka bir şey de yapmıyor son zamanlarda...

Rum Hükümet Sözcüsü, haklı ya da haksız, "Kıbrıslı Türkler ya bizimle devam eder ya da Türkiye ile kaderine razı olur" gibisinden ayarlar verirken, kısacası tehdit ederken; Türkiye'nin Büyükelçisi de "aklınızı başınıza toplayın" diyor...

Kötü niyetle veya aşağılamak için söylenmediğinden elbette eminim.

Ama sonuçta her ikisi de ayar çekmektir.

 

-*-*-

 

İşte davayı kaybettiğimizin kesin göstergeleridir bunlar...

"Karar verin ey Kıbrıslı Türkler" diyor Rum yetkili...

"Aklınızı başınıza toplayın" diyor Türk Büyükelçi...

Biz mi?

Rado'lar ölüyor, Vural binbaşılar ölüyor; çocuklarımız göçüyor...

Tükeniyoruz...

Kendi tükenişini izleyen bir toplum...

Ne acı!

                                                      

Üniversiteler açılırken

 

Üniversitelerimize gelen öğrenci sayısında düşüş yaşandığı ortada...

Aklıma ne geldi biliyor musunuz?

Bazı restoranlar vardır; çok pahalıdır, hatta hijyen açısından kötüdür, konforu da affedersiniz b.ktandır...

Ama, işletmecisi, garsonları, şefi, o kadar candandır, o kadar içtendir, o kadar marifetlidir ki; ne yediğiniz kazık umurunuzda olur, ne pisliğin ne de oturduğunuz plastik sandalyelerin konforsuzluğu!

Peki bu nasıl başarılır?

Vallahi çeşitli yöntemleri vardır...

Ama en başta gelen, çok kaliteli yiyecekler ve güler yüzdür...

Muhteşem halkla ilişkiler kalitesi gerekir...

 

-*-*-

 

Nereden mi aklıma geldi?

Canlarım benim...

Mevcut ahval ve şerait içerisinde; turistler ve öğrenciler olmazsa; hayatımız daha da zorlaşacaktır...

Haliyle, turisti ve öğrenciyi kazıklamayalım...

Onlara, evlatlarımız, kardeşlerimiz, en değerli misafirlerimiz gibi davranalım.

Yolunacak kaz gibi görmeyelim.

Mesela soğuk kışa akşamımız pek yok ama olsun, bazı soğuk akşamlarda komşumuz öğrencilere iki çorba ikram etmek, güler yüzlü davranmak, kazıklamaya çalışmamak, yolda bulduğumuzda arabamıza almak...

Yapamaz mıyız?

 

-*-*-

 

Evet, öğrenci sayısı azaldı...

Ev kiraları dövizle...

Çok sıkıntılı bir süreç yaşanacak...

Hükümetin aldığı ev kirasında kur sabitleme meselesi bir dereceye kadar işe yarar... Çünkü, kira 400 Sterlindi; 500 yapabilir ki ev sahibi!

İşte onu yapmayalım.

Varsın, kazancımız azalsın...

Eli taşın altına koymak budur.

Bilmem anlatabildim mi?

 

-*-*-

 

Öğrenciler için uygun cafe - bar - restoran fiyatları da çok önemli...

Belki üniversitelerle bazı markalar anlaşır; öğrenci kimliği gösteren müşteriye indirimler yapılabilir...

Yani, sevgili Levent Özadam'ın sayfasındaydı dün; çocuklara, bir şişe yarım litrelik suyu 8 TL'den satmayalım diyorum!

                                                                     

Georgina Rodriguez

 

Futbol hastasıyım... Christiano Ronaldo'yu evladım gibi sevdiğimi nasıl anlarım? Her tekme yiyişinde içim sızladığından dolayı...

Peki Fotoğraftaki kadın ile Ronaldo'nun veya yediği tekmelerin ne alakası var?

Öyle demeyin canım... Fotoğraftaki güzel kadın, 24 yaşındaki Arjantinli model Georgina Rodriguez, Ronaldo'nun partneri... Aynı zamanda Ronaldo'nun kızının da annesi... Geçtiğimiz gün katıldığı Venedik Film Festivali'nde görüntülendi...

               

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
4
 
0
 
2
 
0
 
1
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
2 Eylül 2018, Pazar
Hatice Aydin         - Lefkoşa
Serhat bey, çok komiksiniz.
Maşallah size.
Bir insan bıraktını düşünmesine gerek hatırlatmak yok. Kalp ve viçdan yoksa, insan gerçekten kayıp.

2 Eylül 2018, Pazar
vatandas         - k.kibris
Serhat; Bulgaristanli gocmen bir arkadasin sozleridir;
'' Kibris Turkiyenin guney sahillerine hakim bir ada olmasaydi kibris turkleri simdi Kibrista azinlik bir musluman nufus olacakti''.. Sizce bu arkadas dogrusu mu soylemis?.

YAZARIN SON 10 YAZISI
19 Kasım 2018, Pazartesi    İşte biz o gün tükeneceğiz!
18 Kasım 2018, Pazar    Milliyetçilik mi demiştiniz?
17 Kasım 2018, Cumartesi    Doğal gaz meselesi ve figüran bile olamamak!
16 Kasım 2018, Cuma    Aplıç’tan geçtik!
15 Kasım 2018, Perşembe    KKTC’yi “KKTC” yapmayan gerçekler
14 Kasım 2018, Çarşamba    Molohiya! Molohiya! Not marijuhana!
13 Kasım 2018, Salı    2020’de örtülü ödenek kimin olacak?
12 Kasım 2018, Pazartesi    What can I do for you?  
11 Kasım 2018, Pazar    Yılmaz Özdil'in hatırlattığı!
10 Kasım 2018, Cumartesi    UBP'nin işi kolay değil! (Bir adet UBP yorumu)

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

İşte biz o gün tükeneceğiz!
Serhat İNCİRLİ | 19 Kasım 2018, Pazartesi
Devletin korumasındaki bir kilisede, 44 yıldır olduğu yerde asılı kalmayı başaran bir çanı en nihayet çaldık!
Helal olsun!
Çamlıbel’deki 400 yıllık kiliseyi sözde ayakta tutabilmek için iki toplumlu, AB’li, UNDP’li ...
Milliyetçilik mi demiştiniz?
Serhat İNCİRLİ | 18 Kasım 2018, Pazar
Fransa Cumhurbaşkanı’nın “milliyetçilik yükseliyor” uyarısı, “ben çok milliyetçiyim” diyen bir Kıbrıslı Türk, Türk, Rum için ne ifade ediyor?
Nedir milliyetçilik?
Milliyetçilik, “sahte milliyetçilerin asla ölmediği,...
Doğal gaz meselesi ve figüran bile olamamak!
Serhat İNCİRLİ | 17 Kasım 2018, Cumartesi
Doğal gaz meselesi ve figüran bile olamamak!
ExxonMobil...
Çarşamba gününden beri gaz arıyor, dün bu arama resmen başladı...
Francis Fannonda dün Ada’ya geldi...
Yorgos Lakkotripis ile görüştü...
Fannon, Amerikan...