Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 10 Eylül 2018, Pazartesi

İki kadın iki tasarruf!

Paylaş  
6
3
5

Diyalog gazetesinin dünkü ön sayfasında iki kadın...

Biri eski Meclis Başkanı, eski Başbakan... Sayın Sibel Siber...

Öteki İçişleri Bakanı... Sayın Ayşegül Baybars...

İkisi ile de gurur duymamız gerekiyor...

Bu ülkede hem mesleklerinde hem siyasette “kadın olarak “geldikleri nokta ve insan olarak hem seviliyor hem de çok sayılıyor olmaları bence ayakta alkışlanacak bir durum...

Ayşegül Baybars diyor ki, “... Bakanlar Kurulu’nda bazı bakanlıkların yaptığı harcamaları, verilen kararları görüyorum ve gerçekten bu ülkenin kaynaklarına üzülüyorum” dedi.

Sibel Siber ise “örtülü ödeneğe” vurgu yaptı...

Bu sesler daha çok çıkmalı.

Örtülü ödenek kaldırılmalı...

Bakanlıkların abuk sabuk harcamaları da derhal durdurulmalı...

Siber ve Baybars da gördüklerini, bildiklerini, duyduklarını daha çok açıklamalı...

                                                                           

Biber gazı maskaralığı!

 

Şili’de Pinochet!

Türkiye’de gelmiş geçmişlerin tümü!

Ama özellikle Kenan Evren!

Neden mi işkencelerden geçirdiler 100 binlerce masum insanı?

Neden idam ettiler onlarca, yüzlerce genci?

Neden Filistin askılarında elektrik verdiler milyonlarca solcuya?

Neden mi?

E yani coplasınlar mı?

Evet aynen bizdeki gibi!

Coplamamak için, biber gazı sıktılar!

Ve artık sıkmayacaklar!

Ne yapacaklar?

Daha değişik yöntemler!

Mesela, çok özür dilerim, beni affedin ama tecavüz etmesinler sakın!

Neden eylemcilere tecavüz ettiniz?

Coplamamak için!

İşkence işkencedir.

Şiddet şiddettir.

Coplama da biber gazı da, Filistin askısı da!

 

-*-*-

 

Bir büyüğüm var; çok az konuşur...

Dün belki de son beş yılda ilk defa telefonla aradı beni ve çok kızgındı...

“Başbakanı görürsen ya da Polis Müdürü Süleyman efendiyi; şunları söyle lütfen” dedi.

“Görmezsem de yazabilir miyim?” diye araya girip sordum...

TMT’den kalma korkuları var...

Yıllarca korkuyla yaşattılar bizleri... En çok sevgili Tufan Erhürman hocam bilsin bu meseleyi diye ekledim bu korkuyu...

Çünkü hala o şekilde korkmamızı istiyor aynı çevreler...

Neyse...

“Yazabilir miyim?” sorusuna, “yaz ama adımı yazma ve küfretme” gibi bir yanıt aldım...

Küfretmiyorum... Yazıyorum... Adından bahsetmiyorum... Hala faşizmden korkuyor!

Evet aynen şunları söyledi:

“Ya çıkın ve insanca, dürüstçe doğruları söyleyin; poliste yetkinin sizde olmadığını kabul edin... Ya da masgaralık yapmayın!”...

 

-*-*-

 

Polis KKTC’nin Polisi!

Yetki nerede?

Yetki Ankara’da!

“İşgal” deyince de kızıyorsunuz...

Haman yardımlardan, sudan bahsediyorsunuz!

Sahi o su geldi da ne oldu?

Pahalılıktan başka nesi var?

İçen var mı mesela?

Ki bu da ayrı bir mesele, başka gün onu da yazarız...

“Suyumuz bize yeterdi bunca nüfus taşınmasaydı” diyeceğim, yine kızacaksınız...

                                                               

Bir Girne antik liman hikayesi

 

Richard Gere, dünyaca ünlü aktör...

Yatıyla gelmiş; limanın ağzına kadar girmiş, “... Yer yok, yer yok, çık dışarı, çık dışarı” diye bağırmış bir yetkili!!!

Oysa yetkili kim belli değil...

Çok ciddiyim; bu olayı ilk işiten gazetecilerden biriydim. Yazmıştım o günlerde... bundan beş – altı yıl önceydi...

Evet, Girne Antik Limanı’ndan bahsediyorum...

Yetkili kim?

Bilinmiyor...

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı sevgili Tolga Atakan geçenlerde “el atıyoruz” dedi...

En başta belirtelim, antik limanın mendireği, deniz tarafından çok ciddi sıkıntılı...

Kesinlikle deniz tarafının güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen bir yığın uzman var...

Balıkçısı da yatçısı da “11 kuvvetinde bir fırtına, mendireği yıkar” diyor...

Peki mendireğe taş taşıyabilir miyiz?

Karadan taşıyamayız!

Neden?

Kamyon giremez!

Peki neden giremez?

Çünkü her yanı, her tarafı abidik gubidik inşaatlarla doldurduk, plansız nüfuslarla Girne’yi mahvettik, daracık Girne Limanı’na kamyon girişi imkansız hale geldi.

Peki denizden büyük araçlarla, uygun deniz aletleri ile mesele çözülür mü?

Bir iddiaya göre, bu işi yapmaya birileri talip olmuş!

Çok büyük paralar istenmiş!

Hatta rüşvetler falan...

O kadar kavgalar çıkmış ki; o kavgadan bir siyasi parti bile doğmuş geçmişte...

Ne iddiadır bu iddia ama...

Neyse!

 

-*-*-

 

Haaa bu arada belirtmeden geçmeyelim; limanla ilgili sevgili kardeşim Uluç Şonya ile bir söyleşi yaptık. Bugünkü gazetemizde yer almış olması lazım...

Şonya’ya göre, sadece ülkemizin veya Doğu Akdeniz’in değil, belki de Dünya’nın en karakteristik, en eski limanlarından biri olan Girne Antik Limanı’ndaki işletmeciler, tarihin en kötü ekonomik günlerini yaşıyor...

Şonya, dövizdeki yükseliş nedeniyle limanın en önemli müşterileri olan üniversite öğrencilerinin çok azaldığını kaydediyor...

20 yıldan bu yana antik limandaki işletmelerin ekonomik durumunun şimdiki kadar kötü duruma hiç düşmediğini vurgulayan Şonya, “En fazla bir ay dayanırız” diyor...

Durum gerçekten kötü...

Dünya’da en sevdiğim beş noktayı saysam, burası kesinlikle o beşte vardır...

Ama harcadık.

Hala çöp, temizlik, elektrik, bakım yetkisi kimde bilmiyoruz!

Eski Eserler var işin içinde, Turizm Çevre var, Bayındırlık Ulaştırma var ve belediye de kıyısından köşesinden orada...

 

-*-*-

 

Her yer karanlık...

Bir kadın tek başına ara sokaklarda yer buldu park etti ya da kale arkasında, kale yanında bir yer buldu arabasını bıraktı...

Zifiri karanlık...

Çocuk parkında cinayet işleyen sarhoşların bulunduğu bir bölgeden bahsediyoruz...

Yazık...

Dünya’nın en güzel yeri.

Dünya’nın en muhteşem mekanları...

İlgilenin kardeşim.

Işıklandırın, temiz tutun.

Sürekli çöp toplayın.

Turistlere güler yüzlü insanlarla yol gösterin, bilgiler verin...

 

-*-*-

 

Ayda beş bin Sterlin harcayamaz mısınız?

“Kendime isteyeceğim” he he he...

Kaleyi de istiyordum ya!

 

-*-*-

 

İşin şakası bir yana; yok mu elemanlarınız burasını pırıl pırıl edecek?

Elbette eleman var ama devlet yok!

Ulusal davanızın düştüğü yerlerden biri de burasıdır çünkü!

 

-*-*-

 

Uluç Şonya ne diyor?

Evet bakın özetle neler söylüyor?

“... Limanın içi kirlendi. Bunun en büyük sebebi, kime bağlı olduğunun, kimin yetkisinde olduğunun bilinmemesidir. Limanda yetki karmaşası vardır.

Limanda tekne bağlayacak yer yoktur... Parası olan yat sahibi, iki üç tane eski tekneyi yerleri ile birlikte satın alıp, kendi teknesini bağlamıştır. Hava parası bir teknelik yer için 60 bin sterlin ödendiğini biliyoruz...

Bu yıl en kötü yılımız... 1997’den beri burada iş yerlerimiz var. En kötü yılımızı yaşıyoruz...

En büyük müşterimiz üniversite öğrencilerimizdir... Dövizin yükselmesi bizi resmen çalışmaz hale soktu. Üniversite öğrencisi artık limana gelemiyor... Ülkeye gelen öğrenci de azaldı. Gelse bile, ilk tasarruf yapacağı şey eğlence harcamasıdır...

Limanın içinin önce temizlenmesi lazım... Zeminin kumunun alınması lazım... Buna belediye karışmaz... Limanda sirkülasyonu sağlayan delikler kapandı. Kumlar birikti. Daha önce her üç dört yılda bir limanın içi temizlenirdi ama beş yıldır hiç yapılmadı... Mendirek de sıkıntılıdır... Mendireğin denize bakan kısmının ne durumda olduğu Allah’a kalmıştır... Hiçbir şey yapılmadı...

Devletin bu limana sahip çıkılmasından yanayız...

 

 

-*-*-

 

“... Eğer yoğun bir güne rest gelirse, burada bir yangın çıksa, liman yanar. Facia olur... Limana itfaiye arabasının girme şansı yoktur... Ama bırakın itfaiye aracını, ambulans da gelemez...

Sıkıntı çok büyük... Dövizle aldığımız birçok malının fiyatı çok arttı... Ben diyorum ki limandaki işletmeler bir ay sonra işçilerini, bankaya borçlarını ödeyemez hale gelecektir. Limandaki işletmeler en fazla bir ay daha dayanır...”

 

-*-*-

 

Devlet mi?

Hangi devlet?

1974 mü?

Hangi 1974?

15 Kasım’da siz KKTC’nin kuruluş yıldönümünü mü kutlayacaksınız?

Neden?

Neden ve neyi kutlayacaksınız Allah aşkına?

Rezaletsiniz!

                                                              

Göz kamaştırıcı!

 

New York Moda Haftası tüm ihtişamıyla devam ediyor... Geçtiğimiz gün, Brandon Maxwell’in İlkbahar / Yaz  2019 koleksiyonunun tanıtıldığı defile gerçekleştirildi. Bu defilede podyumdaki bu manken, göz kamaştırıcı güzellikteydi...

           

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
5
 
0
 
4
 
0
 
1
 
1
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
11 Eylül 2018, Salı
Tülin Ay         - Lefkoşa
Kadınlarının duşman;
Kahraman olmuş. 🤣

YAZARIN SON 10 YAZISI
19 Eylül 2018, Çarşamba    Türkiye’ye baskı yapmak mevcut konjonktürde hikayedir!
18 Eylül 2018, Salı    Eğitim yorumu!
17 Eylül 2018, Pazartesi    Nazi kafası il turizm ve sınır kapıları!
16 Eylül 2018, Pazar    İki şarkı... Onlar Trump'a ve Pinochet'e söylemişler!
15 Eylül 2018, Cumartesi    Ondan bundan, sağdan soldan, yandan yandan; her konudan!
14 Eylül 2018, Cuma    TMT üyeleri kimler?
13 Eylül 2018, Perşembe    Doğal afet yoksul zengin ayırmaz ha!
12 Eylül 2018, Çarşamba    Bir erken veda daha
11 Eylül 2018, Salı    Neden CTP daha çok eleştiriliyor?
9 Eylül 2018, Pazar    Yetki meselesi veya özür dileyebilme!

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Türkiye’ye baskı yapmak mevcut konjonktürde hikayedir!
Serhat İNCİRLİ | 19 Eylül 2018, Çarşamba
Türkiye’ye baskı yapmak mevcut konjonktürde hikayedir!
KKTC’deki asker sayısını azaltmayacağız!
Kim dedi?
Erdoğan?
Hangi Erdoğan?
Recep Tayyip olan Erdoğan!
-*-*-
Peki, KKTC’deki asker sayısı ne kadar?
40 bin ...
Eğitim yorumu!
Serhat İNCİRLİ | 18 Eylül 2018, Salı
Eğitim yorumu!
Dün yazmıştım...
“Cennette mülk satmaya başlıyorum” demiştim...
Hem İslam’ı aşağıladığımı söyleyenler çıktı, hem de Kıbrıslı Türklerin zekasıyla dalga geçtiğimi söyleyenler...
Aslında her ikisinde d...
Nazi kafası il turizm ve sınır kapıları!
Serhat İNCİRLİ | 17 Eylül 2018, Pazartesi
Mauritius...
Tam adı Mauritius Cumhuriyeti...
2 bin 40 kilometrekarelik bir ada ülkesi...
Kıbrıs Adası, 9 bin 251 kimlometre kare…
Eminim daha önce de yazdım ama olsun…
Bir akrabam, İngiltere’de bir başka akrabam...