Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 14 Eylül 2018, Cuma

TMT üyeleri kimler?

Paylaş  
19
9
19

TMT üyeleri kimler?

Bir tuhaftır bu KKTC!

Çok tuhaf!

Hatırlayacaksınız ya da eminim biliyorsunuz, askeri kantinler polemik konusudur...

“Pahalıcı marketlerimize bir alternatif” diye tanımlıyor bazı vatandaşlar.

Ve bazı market sahipleri ise “haksız rekabet ediyorlar” diye suçluyor...

Dün ne oldu?

Ortaköy’deki Türk Silahlı Kuvvetleri Alayı’nın kantinine alay komutanı imzasıyla bir bildiri asılmış...

Sanal alemde gördüğüm bildiride şu ifadeler var:

“12 Eylül 2018 tarihinden itibaren kantinimizden sadece aşağıdaki personel yararlanabilecektir: TSK Personeli, Güvenlik Kuvvetleri Personeli, TC Elçilik Personeli, TMT Personeli”...

Karar böyle...

Hayatımda askeri kantinden alış veriş yaptığımı hatırlamam...

Umurumda değil!

TSK Personeli!

Anlarım!

GKK Personeli!

Anlarım!

TC Büyükelçilik Personeli!

Anlarım!

Ama “TMT Personeli” ifadesini anlamadım!

Bizde TMT üyeleri mi var hala?

EOKA’cılara tepkiliyiz  Güney’de de...

Hakikatten merak ediyorum; “kimdir TMT personeli!”...

TMT Mücahitler Derneği üyelerinden mi bahsediliyor?

Bunlara üye olmanın şartı nedir?

Kimler TMT Mücahitler Derneği üyesidir?

Bu arada emekli subaylar, emekli astsubaylar, Erenköy Mücahitleri, mücahit komutanları falan diye sıralanıp giden “askeri” dernekler var!

Onlara ayrıcalık yapılmıyor mu?

Neyse; cidden TMT üyelerinin kimler olduğunu merak ettim...

TMT’de görev yapıp hala hayatta olanlar veya ölenlerin evlatları mı?

Kimlerdir bu TMT üyeleri komutanım?

Ucuz şeyler alan vatandaş şimdi mağdur!

Ciddi ayrımcılık yapılıyor!

“Bizi askerden saymadılar” diyecek bir sürü de insan var!

Ortalık karışacak gibi duruyor!

Dışlananlar huylanacak!

“Ellere var da bize yok mu?” diye soracaklar eminim...

Neyse, ayrıca aklıma takıldı, “... TMT’cilerin aralarında FET֒cüler var mı yok mu merak da ettim şimdi!”...

Rezil bir ayrımcılık!

Yıllardır var olan bir şey ama aklıma getirdiler; tepki göstereyim dedim...

Sahi “Serhat da askeri kantinden alış veriş yapmak istiyor” mu diyeceksiniz?

Serhat, Kıbrıs Adası üzerinde tek bir üniformalı insan görmek istemiyor canlarım benim...

Sloganım hep yanımda: Yaşasın askersiz – silahsız Kıbrıs!

 


Hepimiz bu kötü çarkın birer kırık dişlisiyiz

 

Narin Ferdi Şefik…

Yüksek Mahkeme Başkanı…

Bu ülke için çok ciddi bir şans…

-*-*-

Kadın – erkek ayrımından nefret ederim…

“Kadına şiddet” iddiasından huy kaparım…

İnsana şiddettir o…

-*-*-

Haaa, bizimkisi gibi “Doğulu” toplumlarda “kadının mesleğinde yükselmesine” az rastlandığı için olsa gerek; yüksek makamlarda kadın olmasını, “başarılı kadın” olarak değerlendirmek de yanlış olmaz…

Neyse; Yüksek Mahkeme Başkanı’nın başarılı olup olmadığını değerlendirme züppeliğine de girmiş oluyoruz ama ben başkanımızla cidden gurur duyuyorum…

Bu ülkede, Narin Şefik Ferdi, Sibel Siber, Emine Dizdarlı ve Gülsüm Yücel gibi isimlerle “aynı vatandaşlığa” sahip olmak “özel gurur pointlerim” arasındadır…

Evet, hadsizlik gibi duruyor bu konuda yorum yapmak ve ne acıdır, “herhalde bir çıkarı vardır Serhat’ın” gibi düşünenler olabileceği paranoyasına da kapılıyorum ama dileyen dilediğini düşünsün ve söylesin, zerre umurumda değil diye de ekliyorum…

-*-*-

Sayın Şefik dün TAK’tan sevgili Rahme Çiftçioğlu’na yeni adli yıl öncesi değerlendirmede bulundu…

Rahme Çiftçioğlu mu?

O da, bizim en değerli kadınlarımız arasında…

Ağabeyi Vasfi, yengesi Doğuş, bizim ülkemizin en üretkenleri…

Rahme ve Vasfi’nin babalarını ve annelerini de tanıdım; o insanların bu ülkedeki varlıkları da benim gurur pointlerimin içindedir… Belirtmeden geçmeyeceğim...

-*-*-

Evet, Sayın Şefik’in verdiği bazı mesajların yorumlanması gerektiği düşüncesiyle bu yazıya girişmiştim…

Hayırlısıyla başlayayım…

Ne diyor Sayın Şefik, “İnsanlar bir kurumun başındaki kişiyle şahsen görüşmesinin kendisine fayda sağlayacağına inanıyor. Toplum bunu alışkanlık haline getirdi. Mesela davasında sorun yaşayan biri beni görmek istiyor. Her hafta onlarca vatandaş bu maksat ile randevu talep ediyor. İnsanlarda, ‘Hakime bir şey söylensin de dava lehime dönsün’ düşüncesi var…”

Evet ne acıdır ki durum böyle!

Herkes, yürütmede, yasamada torpile alıştığı için, “yargıda da olur herhalde” noktasındadır…

Ne kadar garip ve ne kadar geri kalmış bir görüntü…

Toplum, yargıya da yasama ve yürütme gibi davranmaya başladığı için; bir çok kararda, kesinlikle müdahaleler yaşandığına da yürekten inanmış durumda…

Ama Sayın Başkan, “Siyasetin yargıya müdahalesi yok. 1987’den beri yargıcım. Hiçbir davamda, hiçbir kişi veya kurum bana ‘bu davayı şöyle sonuçlandır’ demedi. Bunun yapıldığına da inanmıyorum. Yargıçlarıma da bu konuda kefilim. Müdahale etmek isteyenler olabilir ama bu olmuyor…” diyor…

Aslında bu mesaj açıktır…

Özellikle son dönemlerde bazı davalarda Türkiye’den dahi telkinler veya daha da ileriye gidelim “talimatlar” geldiği iddialarına, açık yanıttır…

30 yıllık bir gazeteciyim; paranoyam had safhadadır… Yani paranoyaklığıma verin ama bu noktada “ikna” olamam diye düşünüyorum…

Bazı meselelerde müdahaleler olduğu kanısındayım…

-*-*-

Neyse…

Şefik, “Ülkede sistemsizlik var… Ülkede liyakata önem verilmiyor… En disiplinli personelin mahkemedeki personelin olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bizde bir saygı, hiyerarşi, usul vardır ve bu personelde de var. Başka dairelerde bunu göremiyorum. Kıyafet de çok önemli. Bazı dairelerde bir memurun giymesi gereken kıyafeti giyen memur görmekte de zorlanırsınız…” saptamalarını da yapmış…

Sistemimiz yok!

Katılmamak elde değil…

Ülkede liyakat sistemi büyük oranda UBP ve CTP’ye, daha az oranda DP, TDP ve HP’ye teslim!

Gelelim kıyafet işine!

Gerçekten kıyafet konusunda erkek ya da kadın; ciddi anlamda “ciddiyetsizlik” noktasında… Sayın Şefik’e katılmamak elde değil…

Kadınlar kızacak ama performanslarını olumsuz etkilediği için “çok yüksek topuklu ayakkabı giymeyi” bırakmalılar… Yani bu ülkede örneğin “Tayyip Erdoğan” gibi güce sahip olsam, ilk yasaklayacağım şey, topuklu ayakkabı ve bazı erkek memurların “stretch pantolon ve t – shirt” giymeleri olacak…

-*-*-

Şefik’e göre “Sosyal medyayı çok kötü kullanan bir kesim var”… Buna da katılmamak elde değil…

Adı üstünde “medya”…

Sosyal olsun olmasın; herkesin okuyabileceği bir “meydan”…

Ve bu meydanda, dileyen herkes, dilediğini yazabiliyor... İlke yok, etik sıfır...

Şefik, “Sosyal medyada kendini kontrolsüz şekilde ifade eden insanlar var ama sadece orada… Sosyal medyada yazdıklarını yüze söyleme cesareti gösteremiyorlar. Bence Bilişim Yasası geçsin ya da geçmesin şu anda da size sosyal medya üzerinden küfür eden biri varsa, onu dava edebilirsiniz çünkü kimin küfrettiği bellidir. Yasanın olmaması size küfreden kişiyi dava etmenize engel değil” diyor…

Demek ki neymiş?

Bu konuda meclisin bilişim yasasını yapması için siddin sene beklemeye gerek yokmuş… Söveni, haddini aşan ve insanın yüzüne söyleyemediğini arkasından yazan sahte kahramanları, mahkemeye verebilecekmişiz!

-*-*-

Şefik, “İcra ve tebliğ KKTC yargısını derinden ve olumsuz etkileyen bir sorun… En büyük ayıbımız icra. İcra hemen hemen yok düzeyinde” diye konuşuyor…

Yani bu ne demek?

“Yargıçlar ve diğer tüm personel çok iyi çalışabilirler, dava görebilirler, çok kararlar da yazabilirler ancak bunun hiçbir etkisi olmaz. Hükümlere konu meblağlar tahsil edilmedikten sonra, davadaki tarafların sorunları çözümlenmemiş olarak durur” demek!

Mahkeme karar veriyor; mesela “100 TL ödeyeceksin” diyor… Ama o 100 TL, 100 yıl da geçse tahsil edilemiyor…

Ne güzel!

İki bankaya borcum var… Ödemiyorum, vazgeçtim...

Banka mahkemeye gitsin!

100 sene veya 200 sene sonra da icra ve tebliği işlesin!

“Yeffff” çekmek geldi içimden…

-*-*-

Aslında bu mesajlar hepimize olmakla birlikte; doğru dürüst bir devlet olmadığımızın da mesajlarıdır…

Düşündüğünüz zaman, hepimiz bu kötü çarkın birer kırık dişlisiyiz…

Bakın, Şefik diyor ki, “Toplumdaki kişiler kurallara önem vermiyor”…

Yalan mı?

Seyrüsefer veya av ruhsatı çıkarıyor muyuz?

Sokağa çöp atmaktan vazgeçtik mi?

 “İnsanların çoğu, ‘kural uygulansın’ dendiğinde bu kuralın başkası için uygulanması, kendinin bundan muaf olması gerektiğini düşünüyor” diyor Sayın Şefik!

Haksız mı Allah aşkına? 

Şefik, “… İnsanlar ‘iki dakika işim var’ deyip arabasını yolun içinde, apartmanın girişine ya da park halindeki başka bir aracın arkasına bırakıp gidebiliyor, ‘beklesin, geliyorum’ diyebiliyor. Bencilliğimiz ve kural tanımazlığımız had safhada. Caydırıcı faktör de yok. Kural tanımama da bundan… İnsanlar, ‘kim bana ne yapabilir ki?’ diye düşünüyor” diyor…

Yanlış mı?

-*-*-

Aynaya bakalım!

Anlattığı kişiler bizleriz!

-*-*-

Son bir yorum yapmak istiyorum…

Devlet kesinlikle doğru dürüst bir devlet değil…

İcra ve tebliğin işlememesi yanında, otorite boşluğu, torpil sistemi, patronaj had safhada…

Toprağı kucaklama, toprağı sahiplenme duygumuz çok zayıf çünkü biliyoruz ki o toprak eğreti…

Rum malı!

Satıp, parasını yemek çok kolayımıza geliyor…

Beytambal kalsın diyerek içine etmek de sıkıntı olmuyor...

-*-*-

Sayın Şefik’in değerlendirmelerini okuduğum zaman, bir yandan vatandaş olarak utanıyorum; çünkü anlattığı tiplerden biriyim…

Ancak bir yandan da, bütün bunların, statükonun devam etmesi halinde düzeleceği umudunu hiç taşımıyorum…

“Hani içimizi temizleme var ya; vazgeçin, temizlenmez” diyecektim!

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
12
 
0
 
1
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
4
ONAY BEKLEYENLER
0
16 Eylül 2018, Pazar
asiye         - Lefkoşa
bu ülkenin başına ne geldiyse bu eokacı ve tmt ci lerin yüzünden geldi serhat sen bunlara bakma bunları bu toplum biliyor.grivası sampsonu makariosu bizim buradaki eski tüfekleri allah bildiği gibi yapsın.

15 Eylül 2018, Cumartesi
Olgun Salahi         - Girne
Tam Guneyin agziyla konusuyorsun,EOKA yi ve TMTyi ayni kiliga koyan bir sensin digeride guneydeki ahbaplarin.

14 Eylül 2018, Cuma
Bora Saraç         - Lefkoşa
Abi sanırım Gkk personeli derken buna polis + Gkk den emekli polis,asker emekli, subay astsubay vs dahildir. Bu olayı daha önce de yaşamıştık.

14 Eylül 2018, Cuma
ali         - LEFKOŞA
İNSANLAR BORÇ ALIRKEN HERŞEY DÜZENLİYDİ SAIN İNCİRLİ BU EKONOMİK KRİZDE KİM NASIL ÖDESİN NE İCRASINDAN BAHSEDERSİNİZ SİZ İNSANLARIN MAAŞI ARTIK BORCU KARŞILAMAZ YEMEK BULMAZLAR YEYİNLER NE İCRASI EN SON BİRİ BİRİNİ VURACAK BUNUN İÇİNDE DÜZEN OLSA HERKES BORCUNU ÖDEMEZMİ

YAZARIN SON 10 YAZISI
23 Eylül 2018, Pazar    Eyvallah- İnşallah!
22 Eylül 2018, Cumartesi    Gelecek endişem korkunçtur!
21 Eylül 2018, Cuma    Polis beni labord etti! Cezamı ödemeyeceğim!
20 Eylül 2018, Perşembe    Ya çözüm ya da iki büyük balık bizi yutacak!
19 Eylül 2018, Çarşamba    Türkiye’ye baskı yapmak mevcut konjonktürde hikayedir!
18 Eylül 2018, Salı    Eğitim yorumu!
17 Eylül 2018, Pazartesi    Nazi kafası il turizm ve sınır kapıları!
16 Eylül 2018, Pazar    İki şarkı... Onlar Trump'a ve Pinochet'e söylemişler!
15 Eylül 2018, Cumartesi    Ondan bundan, sağdan soldan, yandan yandan; her konudan!
13 Eylül 2018, Perşembe    Doğal afet yoksul zengin ayırmaz ha!

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Eyvallah- İnşallah!
Serhat İNCİRLİ | 23 Eylül 2018, Pazar
Türkiye’nin çıkarları mı yoksa Kıbrıs Türk toplumunun çıkarları mı?
“Ayrımız gayrımız olamaz!” mı diyorsunuz?
Mutlaka böyle düşünenler vardır ama “ayrımız ve de gayrımız net bir şekilde ortadadır” diyenler de!
 
-...
Gelecek endişem korkunçtur!
Serhat İNCİRLİ | 22 Eylül 2018, Cumartesi
Gelecek endişem korkunçtur!
En kötü günlerimizi yaşıyoruz...
Ve bu kötü günler bizim yeteneksizliğimiz veya beceriksizliğimiz sonucu olmadı!
Ama ne yazık ki bu kötü günleri,  “dik duramayışımız” sonucu yaşadığımızı...
Polis beni labord etti! Cezamı ödemeyeceğim!
Serhat İNCİRLİ | 21 Eylül 2018, Cuma
Polis beni labord etti! Cezamı ödemeyeceğim!
Polis evet görevini yaptı.
Son derece de kibardı.
Hızlı gidiyordum.
Durdurdu.
Elindeki makineyi gösterdi.
Şu kadar para cezası, şu kadar da puan...
-*-*-
Evet, poli...