Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 29 Kasım 2018, Perşembe

"Kıbrıslı" olmanın suç sayılacağı günler çok yakındır!

Paylaş  
13
15
13

Rumca gazeteleri, çevirisi yapıldığı kadar takip edebiliyoruz...

Veya İngilizce yayınlanan Güneydeki gazetelerden ya da internet sitelerinden bazı haberleri alabiliyoruz...

Çok sağlıklı olduğu inancında değilim...

 

-*-*-

 

Cyprus Mail’de, zaman zaman “Tales from the Coffee shop” adlı köşeyi okumaya çalışırım...

Güneyde birçok siyasetçinin yüzüne nasıl acı gerçeklerin vurulduğunu; bize pek yansımayan “iğrenç faşist tavırların” çok sık yaşanmasa da var olduğunu okudukça, gelecekle ilgili karamsarlığım artıyor doğrusu...

 

-*-*-

 

Kuzey tarafında, devletin televizyonu, Sinop Üniversitesi’ndan bir hocanın danışmanlığında, İsveçlilerin ülkemizden çaldığı tarihi eserlerin belgeselini hazırlıyor...

Bu belgeselle ilgili geçilen haberde bile, “ilgili yer isimlerinin” veya “yerlerin” bilinmediği apaçık ortada duruyor...

Belli ki bir tek Ayrini’nin “Akdeniz” köyü olduğu çözülmüş...

Dün yayınlanan belgeselle ilgili haberde bir tek bu isim “Türkleştirilmiş”...

20 kazı alanı içerisinde, “Petratou, Limnidi” diye virgülle ayrılmış iki isim var...

Sinoplu danışman hocamızın gözünden kaçmış olmalı...

20 kazı alanı aslında 19 olacaktı herhalde...

Çünkü, belgeseli yapanlar veya çok üzgünüm ama belgeseli hazırlayanlar, “PetratouLimnitis”i bilmiyor...

Aynı yer olduğundan haberdar değil...

“Yeşilırmak kayası” canım...

 

-*-*-

 

İsveçli kazı ekibinin nerelerde kazı yaptıkları, çektikleri fotoğraflar, yıllar önce Galeri Kültür tarafından kitaplaştırılmıştı, bu arada belirteyim...

Amacım, belgeseli eleştirmek değil...

Amacım, yapılan işi “küçük düşürmek” hiç değil...

Kutlarım... Ve heyecanla izleyeceğim...

 

-*-*-

 

Amacım ne mi?

Londra’da yaşamını yitiren çok sevgili bir ağabeyimiz vardı; Yücel Salih...

Kıbrıs sorunu ile ilgili atıp tutanlara, “... PiyiPeristerona ile Peristerona arası kaç mildir bilmeyenler, Kıbrıs konusunda martaval okumasın” derdi...

Kıbrıs’ta Peristerona, Peristeronari, Pi Peristerona, PiyiPeristerona diye bir sürü köy veya köycük var...

İşte söylemek istediğim; Kıbrıs’ı, Kıbrıs’ın çok yakın geçmişini bile doğru dürüst bilmeyen; her iki tarafta da “düşmanlığı”, “dostluk ve barışa” daha uygun gören nesillerin yetişmekte olduğudur...

 

-*-*-

 

Cyprus Mail’deki “TalesfromtheCoffeeshop” olmasa, 15 Kasım günü bazı Elamcı beyinsizlerle birlikte sınır noktalarında gösteri yapan Rum çocuklarının, “Türkler, mongollar, katiller” diye slogan attıklarını öğrenmeyeceğiz...

Son derece ırkçı, son derece faşist ve ne ilginçtir Güney’deki medyanın gizlemeye çalıştığı bu aptalca gösteriye, yüzlerce çocuk katılabiliyor...

“Türkler, Elen topraklarında öleceksiniz” diye slogan atan; yüzde 5 – 7 arasında bir zihniyet var Güney’de...

Elbette “bunlar marjinal gruplardır” diyerek, es geçmiş olabilirsiniz...

Her ülkede de benzer beyinsiz faşist sayısı bir hayli fazladır...

Bu da doğru...

Ama gidişat iyi değil...

İki taraf, birbirinden gün geçtikçe uzaklaşıyor...

Ve bundan daha da kötüsü; bir yanda Elen faşistlerin aptalca, beyinsizce sloganları ve öte yanda “Türk milliyetçiliği”nin dayanılmaz ağırlığı ile “Kıbrıs Türk toplumunun” kesinlikle yok olma riskinin çok yüksek olmasıdır...

 

-*-*-

 

Cyprus Mail’de söylendiği gibi, ELAM destekli öğrenci yürüyüşünde, bir tek “Kıbrıs Bayrağı” yok...

Ve bize bakın, göstermelik KKTC Bayrağı çok ama işlevi yok!

“Kıbrıslı” bir şey yok!

Kıbrıslı çözüm de yok!

Pek yakında Kuzey’de “Kıbrıslı” hiç yok!

Hatta, eklemeden geçemeyeceğim; lütfen bir yere not düşün;Kuzey’de, “Kıbrıslı” olmanın suç sayılacağı günler çok yakındır!

 

 

Kavga konusu emirname iptal edilmiştir

(Emirname memirname yokhtir!!!)

 

Başbakan Tufan Erhürman ile Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın bazı açıklamalarını, her ikisinin de hem hukukçu hem de akademisyen olmalarından dolayı anlamakta güçlük çektiğim inancındayım...

Hukukçu ve akademisyenlerin açıklamaları anlaşılmaz mı olur?

Elbette hayır!

Sadece, onların açıklamaları, bizim gibi alelade sokak insanlarının anlayabileceği seviyenin üstündedir...

Sayın Başbakan dün bir açıklama yaptı ve dedi ki;

“... Emirnameler, hükümetimiz tarafından, imar planları ile ilgili çalışmaların belli bir olgunluğa ulaştığı noktada, imar planındaki öngörülerin önceden güvence altına alınmasını sağlayan ve imar planı tamamlanıncaya kadarki dönemde bu öngörülerin zarar görmesini engelleyen geçici enstrümanlar olarak kabul edilmektedir.”

Benim bundan anladığım şudur:

“Kavga sebebi olan emirname geçici bir enstrümandır”

 

-*-*-

 

Başbakan devam etti ve dedi ki:

“... Emirnameler konusunda bugüne kadar yaşanan deneyim, doğası gereği geçici olması gereken bu enstrümanın adeta bir imar planı muamelesi görmesi ve uygulamada kalıcı hale getirilmesidir ki hükümetimizin imar planları ile ilgili çalışmaları yoğunlaştırma ve hızlandırma çabası içinde olmasının bir sebebi de budur. Emirnameler geçici enstrümanlardır ve imar planının yürürlüğe girmesinden makul bir süre önce, imar planı çalışmalarında olgunlaşmaya başlayan öngörülerin korunması amacıyla çıkarılıp, imar planının yürürlüğe girmesiyle birlikte ortadan kalkarlar....”

Benim bundan anladığım da şudur:

“Bahse konu ya da kavga sebebi emirname, bir imar planı değildir... Ciddiye almayın. Geçici bir enstrümandır. İmar planı yapacağız, yürürlüğe girecek ve bu emirname de ortada olmayacaktır...”

 

-*-*-

 Ve Başbakan şunları da söylemiştir:

“… Hükümetimiz imar ve çevre ile ilgili konularda katılımcılık ilkesini temel ilke olarak kabul etmektedir. ‘Emirname taslağı’nın tartışmaya açılmış olması bunun en açık göstergesidir. Tartışmaya açılan belgenin bir ‘taslak’ olduğu görmezden gelinerek, katılımcılık ilkesine uygun davranılmadığı yönünde algı oluşturmaya çalışılması kabul edilebilir değildir. İmar planı çalışmaları da katılımcılık ilkesi çerçevesinde yürütülecektir. Bu dönemde imar planlarının gerekliliğine samimiyetle vurgu yapan tüm kesimlerden beklentimiz, çalışmalarını ve katkılarını bu çerçevede sürdürmeleridir”

Benim bundan anladığım da şudur:

“… Emirname diye bir şey yok. Henüz taslak… Hala tartışıyoruz. Katılımcı olmanızı bekliyoruz. Katkı koyunuz…”

 

-*-*-

 

Ve bana son derece anlaması güç gelse de, net bir şekilde aklıma yatan tek bir şey söz konusudur; “… Gazimağusa, İskele ve Yeni Boğaziçi İmar Planı ve Emirname Taslağı yoktur”…

Tam anlatamadım galiba…

Kısaca söyleyeyim, “Kavga konusu emirname iptal edilmiştir”…

 

-*-*-

 

Eğer, “Hayır Serhatçığım, emirname taslağı hayattadır, sen geri zekalısın bu yüzden anlamadım” diyecek olanlara, yukarıda da belirttiğim gibi, hiç kızmayacağım. Doğrudur, anlayamamış olabilirim. Anladığım neyse, onu yazdım; tekrar edeyim, “Eneşi emirname”...

Veya, “emirname, memirname yoktur”

Bir başka aksanda da yazmış olayım, “Emirname memirname yokhtir”!!!


Şeyma Subaşı

Acun Ilıcalı... Çok başarılı bir televizyoncu... Yaptığı programların tümüne bayılıyorum... Eşinden boşanmış... Anlaşamamışlar, boşanmışlar... İkisine de hayırlı günler dilerim, boşanmaları sadece kendilerini ilgilendirir... Bu arada belirtmeden edemeyeceğim; herkes boşanmayı konuşuyor, dedikodular akıp gidiyor... 28 yaşındaki Şeyma Subaşı mı? Çok güzel bir kadın...


Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
5
 
0
 
2
 
0
 
2
 
1
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
29 Nisan 2019, Pazartesi    Bu bir veda yazısı değil teşekkür yazısıdır
28 Nisan 2019, Pazar    Üretmeliyiz
27 Nisan 2019, Cumartesi    Türkiye bunu başarır mı?
26 Nisan 2019, Cuma    Her işin başı sağlık
25 Nisan 2019, Perşembe    Albayrak'ın Tatar ile görüşmesi meselesi!
24 Nisan 2019, Çarşamba    Yüzümüze gözümüze bulaşan bir mesele!
23 Nisan 2019, Salı    Afrikalı öğrenci ve göçmen sorunu!
22 Nisan 2019, Pazartesi    Siyaset ve Notre Dame Katedrali'nin kızı!
21 Nisan 2019, Pazar    Hal Yasası neden çıkarılacak?
20 Nisan 2019, Cumartesi    "Tükenişimiz" ne yazık ki kimsenin umurunda değil!

banner
banner
banner
banner
banner

Bu bir veda yazısı değil teşekkür yazısıdır
Serhat İNCİRLİ | 29 Nisan 2019, Pazartesi
Başlamadan belirteyim; ekmeğimi sadece gazetecilik denen meslekten kazanıyorum...
-*-*-
1989 yılında üniversitenin son sınıfıydım ve mezun olmam gereken yaz aylarında Girne’de garsonluk yapıyordum...
Voleybolcuydum...
Üretmeliyiz
Serhat İNCİRLİ | 28 Nisan 2019, Pazar
Karl Marx, 1846'da "Alman İdeolojisi" adlı eserini yazdı...
Marx'a göre, "çalışma hayatı yaratıcılıktan uzak olmamalı"...
Nasıl mı?
Yine Marx'a göre, "... Sabahları avlanırız, öğlen balık tutarız ve akşam opera ele...
Türkiye bunu başarır mı?
Serhat İNCİRLİ | 27 Nisan 2019, Cumartesi
Dünya’da petrol fiyatları artıyor...
Türkiye’nin genelde Amerika ve Avrupa Birliği ile özelde ise Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları nedeniyle bir çok ülkeyle ve ayrıca “İslam” içindeki “liderlik” kavgası nedeniyle ...