Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 30 Kasım 2018, Cuma

Serhat İncirli’ye ithafen

Paylaş  
12
12
7

Serhat İncirli’ye ithafen

Aşağıdaki yazı Sayın Dr. Hazar Kaba’ya aittir…

-*-*-
Kıbrıs Postası’na bir yazı yazmış “duayen” gazeteci - yazar Serhat İncirli…
Yapımcı arkadaşım Hüseyin Tekerek ile beraber hazırladığımız Soli’nin Altın Yaprakları belgeselini eleştirmek adı altında kaleme aldığı yazısı bir anda “kafatasçı” ve “ayrıştırıcı” ögelerle süslediği tamamen “popülist” bir yazıya dönmüş. Yani sadece bilimsel amaçlar güden bir çalışma üzerinden son zamanların trend olayı “Kıbrıslılık” üzerine değerlendirmeler yapmış. Ama aklınca. Bu da yetmemiş çocukluğumu, özümü tüm dünya görüşlerimi bilen Sevgül Uludağ da bu seviyesiz olaya “Dün haberi TAK’ta gördüğümde yer ismi bilmeyenlerin tarihi eser belgeselini nasıl yaptığını düşündüydüm.” sözleri ile çanak tutmuş!

Bizden “ilgili yer isimlerini bilmeyen şahıslar” olarak bahsetmiş bu yazısında... Buna kaynak olarak da Petratou Limniti isminin bir virgülle ayrılmasını kaynak göstermiş. Yani Petratou Limniti değil de Petratou, Limnidi yazmışız… Bu kadar senedir basın hayatı içinde olan bir gazeteci (!) olarak bu durumun basit bir yazım hatası kaynaklı olacağını düşünmeden olayı nerelere getirmiş Sayın İncirli. Hatta bu yazım yanlışından yola çıkarak bizlerin Kıbrıslılığını bile sorgulamış. Peki o zaman soruyorum size Sayın İncirli bizleri hoyratça eleştirdiğiniz bu yazınız içinde siz zatı şahaneniz koskoca Ayia İrini ismini “Ayrini” olarak yazınca nasıl bir Kıbrıslı oluyorsunuz? Naçizane önerim isimleri yazmayı önce siz öğrenin de sonra başkalarını eleştirin. Ah ama pardon acaba sizinki basit bir yazım hatası oluyor da bizimki Kıbrıssızlık mı oluyor?

Sayın İncirli’nin pot kırmaları bununla da bitmiyor. Sinop Üniversitesi’nde görevliyim ya. Hemen bizi “Sinoplu hoca” yapıyor kendisi. Kafaları o kadar bir örümcek ağı sarmış, “kutuplaştırma” ve “kafatasçılık” o kadar bir ciğerlere işlemiş ki hemen yaftalıyor beni. Her nasılsa Londra’da yaşamını yitiren rahmetli Yücel Salih gururla bir “Kıbrıslı” olarak lanse edilirken Sinop’ta yaşayan ben hemen “Sinoplu” ve tabi alenen olmasa da “Türkiyeli” ilan ediliyorum.

Sayın İncirli… Anne tarafından Ktima’lı baba tarafından Mora’lı bir ailenin öz be öz Kıbrıslı evladı olmakla gurur duyarım ben. Bu da yetmezse gözlerini aç da iyi oku. Lisans ihtisasından tut da Doktora ihtisasına kadar arkeoloji eğitiminde “Kıbrıs Arkeolojisi” üzerine uzmanlaşmış birkaç tane Kıbrıslı Türk’ten de biriyim ayrıca. Akademik hayatım kuzeyde yapılan çalışmaların uluslararası arenada duyulması odaklı çıkmış nerdeyse tamamı İngilizce pek çok makale ve kitap editörlüğü ile nitelenmektedir. Yani ortaya koyduğumuz bilimsel belgesel çalışmasının “bilimsel” yönüne köküne kadar da hakkını verecek akademik yetim vardır anlayacağınız.

Yani bir de pervasızca bu kadar eleştiri yaptıktan sonra “Amacım, belgeseli eleştirmek değil. Amacım, yapılan işi küçük düşürmek hiç değil. Kutlarım. Ve heyecanla izleyeceğim” demek de nasıl bir boşboğazlık bunu da merak ediyorum… Anlayacağınız dilden konuşmam gerekirse “Beytambalgalsın da belgeselimizi izleme be bay. Senin kutlamana da izlemene de ihtiyacımız yok!”

Hele de benim ve Hüseyin’in gecelerce uykusuz kalıp da ortaya çıkardığı SADECE bilimsel amaçlar güden bu çalışmayı “Kıbrıslılık”, “Türklük”, “Ayrımcılık” ve Kıbrıslıların yok olması propagandası emellerinize alet edecekseniz sizinle hiç işim olmaz bunu da böyle bilin!

-*-*-

Not: Her eleştiriyi kesinlikle kabul ederim... “Duayen” ifadesini asla kabul etmem... Kendimden de bugüne kadar “yazar” olarak hiç bahsetmedim... Gazeteciyim ve köşe yazıları da yazıyorum... “Hata yapmayan biriyim” demiyorum ama bahsedilen ve dün yazdığım yazıyla, ne herhangi birinin şahsına, ne de çalışmasına “saldırmayı” hedeflemedim... “Hata var” dedim ve eleştirdim... Ayrıca ne Sayın Tekerek’i ne de Sayın Dr. Kaba’yı tanırım... Üstelik,  her iki arkadaşa şahsi bir saldırım da söz konusu değildir... Dünkü yazımda sadece, “isimleri bile bilmiyoruz”u aktarmak istedim... Sayın Kaba ve Tekerek’ten de onları kırmışsam, özür dilerim... Kesinlikle yaptıkları çalışmayı da izleyeceğim... Saygılarımla, Serhat İncirli.

-*-*-

Ve bir not daha, “Soli’nin Altın Yaprakları” belgesel dizisinin İsveç’in başkenti Stockholm’de çekilen ikinci bölümü 30 Kasım Cuma akşamı (bu akşam) saat 19.45’te BRT 1 HD kanalında izleyicilerle buluşacak.



Notlar...

Ülkeye standart dışı inşaat demiri getirmişler...

Arif Özyaprak abim dalga geçti mesajında, “... Valizde getirdiler” diye...

Yani getiren belli, izin veren makam, makamlar belli... Satan belli...

Suçsa bir şeyler yapılmalı...

Film değil ki izleyip geçelim!

Devlet mi?

Yok!

-*-*-

Gamini sorununu çözmedik...

Eğitimde sistemsizlik var...

Savaştan kalma mülk edinme yasaları ile yönetiliyoruz...

Emirnameye açık ve de seçik bir şekilde destek veremiyoruz; karşı da çıkamıyoruz...

Devlet mi?

Yok!

-*-*-

Gönyeli’de alt geçit meselesi hala yargıda...

Doğancı’dan Lefke’ye yolu yapamadık, kamulaştırmayı becerememişiz...

Lefke’de bir vatandaşın arsa sınırları uydu ölçümü ile hatalı çıkmış, komşular birbirine girmiş...

Devlet ortada yok...

Hiç birinde devlet yok!

“Yargı var ya” mı diyeceksiniz?

Evet, yargı var ama yargıdan önce, “yürütme” orada olmalı; meseleler yargıya gitti demek, ciddi ekonomik sıkıntı demek, çok daha ciddi sosyal sorun var demek...

Devlet mi?

Yok!

-*-*-

Gönyeli dedik aklıma geldi...

Koop’un levazımı da gazı da artık yerleşim birimleri içinde...

Taşınma projesi vardı.

Kaldı!

Allah göstermesin, gaz kaçağı olur, yangın olur...

Gerçekten Allah göstermesin...

Ve yem ambarları, tozuydu, toprağıydı, şehrin, meskûn mahalin göbeğinde olmamalı...

Devlet mi?

Yok!

-*-*-

Gönyeli’de Koop’un gaz tesislerinden belediyeye doğru geçtiniz; çemberi, ışıkları geçtiğiniz anda yol ortasında “yaya geçidi” var... Çemberin hemen akabinde... Biri geçecek olsa, trafik duracak... Oraya yaya geçidi, yapılmamalıydı... Bu benim görüşüm değil... Uzman bir polisin görüşü...

Polise dedim ki, “söyle açıkça adını yazayım”...

“Sakın ha!”... Dedi...

Belediye hata yaptı ama polis, bunu söylemeye korkuyor!

Kim bilir, belki de birilerinin canı sıkılır, gider komutana söyler, terfisine sıkıntı olur falan...

Devlet mi?

Yok!



Esad mı kötü, Trump mı?

Geçenlerde Pirgo köyünde bir grup mülteci sahile çıktı... Aralarında biri 17 yaşındaydı... Kimsesiz... Suriyeli... İngiltere’de 15 yaşındaki Cemal’ın uğradığı saldırıyı hepimiz televizyonda gözyaşları ile izledik...

Ve bu arada, bir film izledim televizyonda...

Teröristler Beyaz Saray’ı basıyor... Başkan’ı da rehin alıyorlar... Hepsi kötü insanlar... Ama bir kahraman, bol Amerikan bayraklı filmde, kötüleri öldürüyor ve başkanı da kurtarıyor...

Tüm bunları düşünürken; aklıma Amerikalıların, İngilizlerin, Avrupalıların “iyi insanlar”, mültecilerin de “kötüler” olduğu da geldi...

Oysa o filmde, terörist olarak gösterilen kişilerin lideri, “... Artık Amerikalılar da ölecek, onlar da aç kalacaklar” diyordu...

Kısacası kafam karışık; “kötü” veya “kötüler” kimler?

Mesela Esad kötü, Trump iyi mi?

Ne bileyim...

Esad anti demokratik ama Trump full demokratik miydi?



Havalar soğudu

Fotoğrafın herhangi bir konusu yok... Aslında “çaldığım” sitede, Rus turistlerin tatilde en çok nelerden rahatsız oldukları ile alakalı bir haberde kullanıldı... Fotoğrafı beğendim... Hazır havalar da soğumuşken, “sıcaklık” olsun diye kullanmak istedim.

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
8
 
0
 
1
 
1
 
3
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
30 Kasım 2018, Cuma
Zehra Hatice Çınarkök         - TEKİRDAĞ
Her görüşüne katılmasam da Sayın Serhat İncirli'nin yazılarını takip ediyorum.Sizlerin deyimiyle ben TÜRKİYELİ olarak adanızı ve sizleri seviyorum.Dünden beri Sayın İNCİRLİve Sayın Dr. Hazar KABA kimliklerimiz bu kadar öenmli mi Türkiyeli,Kıbrıslı tartışmanıza anlam veremedim.Sizler eğitimlerinizi Türkiyede yaptınız bizler çocuklarımızı Kıbrıs'a gönderdik.Sizler Türkiye'de belki bizim kadar zorlanmadınız ama bizim çocukalrımız Türkiyeli diye zor zamanlar geçirdi.Ben kişisel düşüncem olarak Kıbrıs'ı her zaman ayrı bir ülke olarak kabul eden biriyim.Bize karşı hoş davranışlarda bulunuan Kıbsılı birinin nezninde de olumsuz yaklaşımlarda bulunmayan biriyim.Kusura bakmayın ama neden her olumsuz durumda bireysel olarak suç işleyen yada olumsuz bir davranışta bulunan birileri olarak TÜM TÜRKİYE CUMHURİYETİ vatandaşalarını aşağılar gibi TÜRKİYELİLER ifadesini kullanıyorsunuz.Suç yada olumsuz davranışlar kişiseldir.Bizler hepimiz cahil yada cani değiliz.Hepimiz şoven yaklaşımlarda da bulunmuyoruz.Sizler topluma örnek olan insanlarsınız böyle ifadelerle insanları ayrıştırırsanız nasıl bir arada yaşayabiliriz.Adada yaşamayı tercih eden TÜRKİYELİLER olduğu gibi Türkiye'de de KIBRISLILAR VAR.Üstelik bizlere muhaceret uygulanıyor.SAYGILARLA huzur,güven,barış içinde yaşama dileklerimle...Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir öğretmen

YAZARIN SON 10 YAZISI
9 Aralık 2018, Pazar    Bu meseleleri film yapalım, KKTC'yi tüm dünya tanısın!
8 Aralık 2018, Cumartesi    Gönyeli – Güzelyurt yolu mu dediniz?
7 Aralık 2018, Cuma    Ya özür ya istifa!
6 Aralık 2018, Perşembe    Kıbrıs’ta federal çözüm dışındaki tüm alternatifler kilitlidir!
5 Aralık 2018, Çarşamba    Bir başarı öyküsü
4 Aralık 2018, Salı    Memleketimden insan manzaraları
3 Aralık 2018, Pazartesi    Vallahi ayıp ettiniz; Elbette Yaşasın KKTC!
2 Aralık 2018, Pazar    Türkiye ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin  "doğalgaz" eksenli taktik savaşları!
1 Aralık 2018, Cumartesi    Cehenneme kadar yolun var İngiltere!
29 Kasım 2018, Perşembe    "Kıbrıslı" olmanın suç sayılacağı günler çok yakındır!

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Bu meseleleri film yapalım, KKTC'yi tüm dünya tanısın!
Serhat İNCİRLİ | 9 Aralık 2018, Pazar
Sahte bakanlar kurulu kararı!
Sahte belge!
Sahte şirket!
Ve bir kadın ve de bir adam!
Ve bir de yangın!
Bir de devletin laboratuarı!
Ve Sağlık Bakanlığı Fonu’ndan 860 bin TL!
TC Kalkınma Ofisi’nden de bir buçuk...
Gönyeli – Güzelyurt yolu mu dediniz?
Serhat İNCİRLİ | 8 Aralık 2018, Cumartesi
Lefkoşa – Güzelyurt anayolu üzerindeki üst geçit veya alt geçit meselesi ile ilgili bir gelişme yaşandı dün...
“Bu proje beni mağdur etti” diyerek ara emri talep eden ve bu ara emrini alıp yol inşaatının durdurulması...
Ya özür ya istifa!
Serhat İNCİRLİ | 7 Aralık 2018, Cuma
“Daha çok nüfus” diyor bir arkadaş...
“Rumlarla eşit olmalı” diye de ekliyor...
Selam ederim!
-*-*-
Daha çok nüfus, daha çok konut, daha çok hastane, daha çok okul demek!
Konut yapıldı, hastane yetersiz.
Okul da...