Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 6 Ocak 2019, Pazar

Yap damatlara iki sade!

Paylaş  
21
13
18

Doğu Afrika ülkelerinden birinde akıllara durgunluk veren bir olay yaşandı. 21 yaşındaki bir genç, kaçırdığı keçiye tecavüz ederken yakalandı. Keçi sahibinin polise haber vermesi üzerine gözaltına alınan genç, emniyetteki savunmasıyla şaşkına çevirdi.

Tecavüz öncesi keçiden izin aldığını belirten genç, "Her şey keçinin rızasıyla oldu. Suç işlediğimi düşünmüyorum" ifadesini kullandı.

 

-*-*-

 

Bir orta Avrupa ülkesinde, hayvanat bahçesine giren, telleri aşıp zebraların bulunduğu bölüme sızan biri de zamanında “dişi” zebraya tecavüz etmişti...

Avrupa ile Asya arasındaki bir ülkeden geldiğini belirten genç, mahkemede, “ben bunun farklı renk elbise giyeniyle çok seviştim” şeklinde özetleyebileceğim bir ifade vermişti...

Ve “bu bir kültür, alışkanlık meselesi, beraat” demişti hâkim...

 

-*-*-

 

İngiltere’de, yine Avrupa – Asya arasındaki bir ülkeden göç eden başka bir genç; akşamleyin işinden evine dönerken, yol kenarında otlanan bir atla sevişirken yakalanmıştı...

Bu genç, affedilmemişti ama işin en ilginç yanı; yaşam sürdüğü bölgede, yasal güzellik yarışmasında birinci gelmiş bir kadınla evliydi...

 

 

-*-*-

 

Herkes çok iyi bilir; bir Akdeniz ülkesinde de, eşeğine dadananları yakalamak isteyen bir köylü; ilginç bir yola başvurmuştu... Eşeğin malum bölgesine ayakkabı boyası sürmüştü... Geceleyin karanlıkta malum bölgeye temas edenlerin üstleri başları boyanmış; işleri bittikten sonra da kahvehaneye gitmişlerdi... O dönemlerde yani eski zamanlarda “lambayla aydınlatılan” kahvehaneye girer girmez, eşeğin sahibi, “yap benim damatlara birer sade” diyerek, olayı süslemişti...

 

-*-*-

 

Ve yine malumunuzdur; ölü tavukla ilişki geliştiren bir arkadaşımız, üç beş yıl önce buralarda ahalimize çok popüler bir olay yaşatmıştı!

 

-*-*-

 

Çok daha kötüsü mü?

Var.

Türkiye’de bir kadın, üç beş ay önce, kocasının kendisine uyguladığı cinsel tacizi canlı yayında, televizyonda anlatmıştı... “Köpekle cinsel ilişkiye zorladı” demişti...

 

-*-*-

 

Bu yazdıklarım da nedir yani?

Doğru!

Öylesine yazdım.

Bugün pazar...

Ne yazmamı isterdiniz?

Kıbrıs sorunu mu?

Lute geliyor, Özersay New York’a gidiyor mu?

Akıncı, koalisyon ortağı dört partinin lideriyle görüştü!

Bunu mu yazalım?

Neden?

Niye yazalım ki?

 

-*-*-

 

Vicdani Ret meselesini mi yazalım?

Herkesi aldı bir şov telaşı!

Herkes, herkese ders veriyor!

Kıbrıs Postası’nın dünkü manşeti muhteşemdi bence!

Vicdani Ret meselesi Meclis’e geliyor ve “reddeden”, normal askerlik süresinin daha fazlasını, kışlada ama sivil “iş” yaparak geçirecek!

Bence, böyle bir yasa geçerse, kimse reddetmeyecek!

 

-*-*-

 

Bunu yazalım tamam ama yine de yukarıdakiler çok daha çekici!

Haber değeri daha yüksek!

Bugün pazar!

Olaylar iğrenç; hayvanlara zulüm!

Ama haberler “ilginç”...

 

-*-*-

 

Haaaa çetelerin, gençlerin birbiri ile kavga edip, bıçaklamasını mı yazalım?

Baydı; boğdu; gerdi!

Sıkıldık!

Güvenlik, garanti işi ile uğraşanlar yazsın!

 

-*-*-

 

Yağmur devam ediyor ama sel olmadı son birkaç günde!

Bunu mu yazalım?

Yoksa “sel felaketi nedeniyle herkes sorumlu ama kimse sorumlu değil”i mi yazalım?

Bence, atla sevişen adam haberi çok daha ilginç!

Üstelik evde bekleyen eşi de güzellik kraliçesi yani!

Nereden istersen al, hangi yönden istersen tartış!

Sosyologlar, filozoflar çıkamaz içinden bu farklı kültürün!

 

-*-*-

 

Bütçe açık!

Mevlüt Çavuşoğlu haklarımızı sonsuza dek koruyacak!

Buna bütçe dâhil diye düşünüyorum!

Fatih ve Barbaros gaz arıyor, petrol arıyor!

Kıbrıs Cumhuriyeti turizmden parayı götürüyor!

Naylon poşet kullanmamaya yavaş yavaş alıştık, sakullilerle markete gitmeye başladık!

 

-*-*-

 

Başka ne yazalım mesela?

30 yıllık gazeteciyim, 30 yıldır bu ülkede “hal yasası” tartışılıyor.

30 yıllık gazeteciyim, 30 yıl artı 20 yıldan beri Kıbrıs meselesi müzakere ediliyor.

30 yıldır, “bu sene dönüm noktası” diye veya benzeri açıklamalar yapılıyor.

30 yıldır ambargolar altında olduğumuz anlatılıyor.

30 yıldır Türkiye’den yetkililer bizi hep koruduğunu ve koruyacağını anlatıyor.

30 yıldır sendikalar eylemde.

30 yıldır hayvancı sorunlu.

30 yıldır turist bekliyoruz.

John Aziz 30 yılı aşkın süredir “charter seferler koymalıyız” diyor.

30 yıldır Ercan’ı tartışıyoruz.

Tuvaletleri çok pisti; özelleştirdik, pırıl pırıl en azından.

Yenisi bitecek bu sene inşallah.

Ve Ercan dedik aklıma geldi, 30 yıldır rüşvet tartışıyoruz.

30 yıldır usulsüzlük, yolsuzluk yazıyoruz.

30 yıldır “Rum – Yunan ikilisi...” diye başlayan negatif cümleler kuruyoruz...

30 yıldır her şiddetli yağmurda seller ortalığı alıyor.

30 yıldır sorumlu bulamıyoruz.

30 yılda dört cumhurbaşkanı, en az 34 hükümet gördük, hiç bir şey değişmedi.

30 yıldır eğitim geri geri gidiyor.

30 yıldır sağlık sorunlarını aşamadık, eski başbakan bile Güney’de tedavi alıyor. (Geçmiş olsun tabi ki, sağlık bu başka şeye benzemez, ben de Güney’de sağlık hizmeti alıyorum)

Ama Zeki Çeler Güney’den uçtu diye bir öldürülmediği kalmıştı da; yazmak istedim yani!

 

-*-*-

 

Kısacası sevgili dostlar; sevgili okurlar; pişmeye hazır tavukla sevişebilen; keçiyle işini bitirdikten sonra “rızasını almıştım” diyebilen; zebraya tecavüz ettikten sonra, “Ben bunun farklı renk elbise giymiş olanına peeeee” diye anlatabilen; evde bekleyen güzellik kraliçesi karısına hello demeden önce yol kenarındaki atla çiftleşebilen insanlardan; pek farklı yanımız olmadığı inancındayım aslında...

Evet, en azından “sapık” denilebilecek tavırlarımız yok!

Ama hangi açıdan bakarsanız bakın; “aklı olan, düşünebilen, sorgulayabilen”, çıkıp da yargıca, “ben bunun farklı renk elbise giyenine çok yaptım sayın hâkim” diye savunma yapamaz...

Pişmeye hazır tavuğa affedersiniz ama “geçiren” adamın mantıklı bir açıklaması olamaz.

 

-*-*-

 

Ama iyi düşünün.

İyi analiz edin.

Hangi cins hayvan, bu kadar yıl, bizim aldatıldığımız, kandırıldığımız ve sorry ama kullanıldığımız ve tüketildiğimiz oranda “aldatıldı, kandırıldı, kullanıldı, tüketildi” ve “gık” demedi?

Hem de benim mesleki ömrüm olan 30 yıldan beri değil; 1958’den beri hep yalan, hep hayal, hep hamaset!

“Yap damatlara iki sade!”

Ne diyeyim ki?

Ne dememi bekliyorsunuz?

Serhat haindir!

Rumcudur!

Yani, eğer “insan” olduğumuz iddiasındaysanız; Nazım Hikmet’ten çalmak gibi olmasın ama “ben vatan hainiyim, Rumcuyum yemin ederim kabul ediyorum”...

Ama lütfen, içinizden biri çıksın ve desin ki, “ben insanım be!”...

Şimdi Facebook’ta paylaşın, “Serhat bize hayvan dedi” diye...

Tweet de atabilirsiniz!

                                                         

DariaStrokous

 

Rus süper model, aktris ve fotoğraf sanatçısı Daria Strokous... 28 yaşında... Mesleğin önemli isimleri arasında... Çok güzel bir kadın...

              

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
15
 
0
 
3
 
0
 
3
 
2
 
1
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
16 Ocak 2019, Çarşamba    Vergi mükellefinin parasıyla anma veya kutlama olur mu?
15 Ocak 2019, Salı    Dışişleri Bakanımızın temasları, Erdoğan’ın açıklaması ve biz!
14 Ocak 2019, Pazartesi    Madalya mı verecektiniz?
13 Ocak 2019, Pazar    Bayraklar asılı ya, neyimize yetmez!  
12 Ocak 2019, Cumartesi    Hukuk bilmemek ama özür dilemesini bilmek!
11 Ocak 2019, Cuma    Film nerede koptu?
10 Ocak 2019, Perşembe    En önemli sorun yoksulluktur!
9 Ocak 2019, Çarşamba    Çok zenginim adaleti dilediğim gibi sağlama hakkım vardır!
8 Ocak 2019, Salı    Sağlığınız uygun değilse evlenmeyin ve çocuk etmeyin
7 Ocak 2019, Pazartesi    Kandırılmış ülkeler!

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Vergi mükellefinin parasıyla anma veya kutlama olur mu?
Serhat İNCİRLİ | 16 Ocak 2019, Çarşamba
Denktaş beyi de Dr. Küçük beyi de Allah gani gani rahmet eylesin...
Amacım saygısızlık yapmak değildir, önceden söyleyeyim...
 
-*-*-
 
Ama sormak istiyorum...
Bunca insanın yapacak işi yok mu?
Söylemek istediğ...
Dışişleri Bakanımızın temasları, Erdoğan’ın açıklaması ve biz!
Serhat İNCİRLİ | 15 Ocak 2019, Salı
Dışişleri Bakanımızın temasları, Erdoğan’ın açıklaması ve bizim hükümet!
Diplomaside mütekabiliyet esastır...
Örneğin iki ülke arasında her hangi bir görüşme yapılacaksa, eş seviyedeki makamlar tarafından yapılmalıd...
Madalya mı verecektiniz?
Serhat İNCİRLİ | 14 Ocak 2019, Pazartesi
Hani bazen salon milliyetçilerine övgüler düzeriz ya...
Hani bazen kendi kendimize ödüller, madalyalar da veririz ya...
Hani bazen Lefkoşa, Girne, Mağusa’da, özel günler düzenleyip, birbirimize yalakalıklar sallarız...