Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 12 Ocak 2019, Cumartesi

Hukuk bilmemek ama özür dilemesini bilmek!

Paylaş  
20
23
16

Hukuk bilmemek ama özür dilemesini bilmek!

İnsan üzülüyor...

Bazen bazı haberlere üzülüyoruz...

Bazen, bazı suçlamalara...

-*-*-

Çok duygusal bir insan olduğunu bildiğim AfünGirgen de dün okuduğum bir habere çok üzüldü...

Dün sabah Kanal T’deki programda gazetelerde okuduk haberi...

Afün hocam hemen mesaj attı... “... Bu anne kızı serbest bıraksınlar. Sebep olanlar utansın... Günün en üzücü haberi...” dedi...

-*-*-

Haber neydi?

Anne kız, hırsızlık yapmış!

Ne çalmışlar?

Bir süpermarketten “yiyecek”...

Kıyma, tavuk falan...

Evet, bu bir hırsızlıktır!

Evet onaylamak da mümkün değildir.

Ama insanları “yiyecek çalmaya zorlayan sistem utansın”...

Afün hoca, “bıraksınlar insanları” dedi...

-*-*-

Emekli polis Niyazi İnancı’ya, “sen ne den gardaş?” dedim...

O da mesaj attı...

“... Serhat gardaş İngiliz Polisi’nden kalma “inisiyatif” kurallar çerçevesinde ben çok uyguladım (Gıda hırsızını uyarırsınız ve bırakırsınız)... Topluma kazandırıyorsunuz... Beni yetiştiren eski ustalarım da böyle derlerdi...  Afün hocaya katılırım” dedi...

Serbest bırakılabileceklerini anlattı...

-*-*-

Daha önce, benzer durumlarda eski süpermarket yöneticilerinden Şakir Yağızsoy da, “... gıda hırsızlığını affederdik” demişti...

-*-*-

Tabii ki alışkanlık haline getirenlere de dikkat etmeli!

-*-*-

Acaba diyorum, anne kızı, kodese tıkmak yerine Suat Günsel Hastanesi’ne havale edebilir miydik?

Yoksa özel hastaneye her tutuklu yatamaz mı?

-*-*-

Bu arada gün içinde, Bulut Akacan olayı yine gelişti...

Çünkü Akacan yeniden mahkemeye çıkarıldı...

İki korumasıyla birlikte...

Ve üçer gün daha tutukluluk emri verdi mahkeme...

-*-*-

“Hukuk bilmeyen gazeteciler” dedi çok sevdiğim bir avukat abim...

Yine üzüldüm...

Basınla dalaşmamak lazım diye düşünüyorum...

Çünkü 1; Akacan, yanındaki iki kişiyle birlikte, bir cafeye ya da restorana giriyor, vuruyor...

Çünkü 2; Akacan, özel bir hastaneye götürülüyor...

Haliyle toplum, “vaaaay parası olana özel muamele mi?” diye soruyor; gazeteci de bunu yansıtıyor...

Hukuk bilip bilmemek ayrı şey ama gözle görüleni “gizlemek” apayrı bir şey!

-*-*-

Akacan, daha önce de benzer şeyleri yaptı.

Yapmamalı!

Yaptığı için de özür dilemeli...

Kimse, “Akacan’ın alacağı veya vereceği vardı”nın peşinde değil ki!

Akacan adamları ile birlikte, iki kişiyi darp etti mi etmedi mi?

Ettiyse, ki görüntüler öyle diyor, o zaman “hukuk bilmemek” ne mana ifade ediyor?

-*-*-

Devam eden bir davayla alakalı ifadeler mi?

Bence Akacan, “hata yaptım, özür dilerim, adaleti sağlayacak olan şahıslar değildir” demelidir.

Bu, hukuk bilmemekse, “ben bilmediğimi kabul ediyorum, eyvallah”...

-*-*-

Doğrudur, devam eden yargı süreci ile alakalı yazı yazmak, görüş belirtmek kesinlikle “hukuk” dışıdır...

Ama, vatandaşa, hangi sebeple olursa olsun “haddini bildirmek” hukuk içi midir?

-*-*-

Bütün tutuklular, sanıklar, zanlılar, hatta mahkumlar; sağlık sorunları ile alakalı olarak devletin hastanesine tabii ki sevkedilebilir...

Ama ülkenin en lüks hastanesine sevk hukuk içi midir?

Bakanlar buna müdahale etmişse; bu siyasi garez midir?

-*-*-

Her avukat, müvekkilini savunmakla mükelleftir...

Saygım sonsuz...

Her avukat, dilediği açıklamayı da yapar...

Buna da eyvallah...

Ama “gazeteciler hukuk bilmiyor” derken; “hukuki sorunun karmaşık” olup olmadığına da bakmak lazım...

Bence kimse hukukla alakalı yorum yapmadı.

Özel hayata müdahale etmedi.

Yargı sürecine doğrudan baskı içerebilecek, “sokun içeri hiç çıkmaması lazım” da demedi.

Hiç bir gazeteci, hukuka veya hukuki sürece müdahale etmedi.

Tekrar ediyorum; Akacan, iki çalışanı ile birlikte, bir çok kişi önünde, kameraların kaydında, iki şahsı darp etti.

Sonra da herkesin gittiği gibi, tutuklu olarak tutulması gereken nezarethane yerine, lüks bir özel hastaneye götürüldü.

-*-*-

Ben gazetecilerin hukuk bilmediğini yine de kendi adıma kabul ediyorum...

Ama şahsım adına söyleyeyim; hata yaparsam, kesinlikle özür dilemesini bilirim.

Ve bence, hukuk bilmemek; hatayı kabul etmemek ve özür dilemesini bilmemek kadar büyük bir sıkıntı da değildir.

Çözüm meselesi, görüşme gereksizliği ve panayırlarımız!

O geldi, Akıncı ile görüştü.

Anastasiadis ile de görüştü.

Öteki de geldi.

Akıncı ile görüştü.

Anastasiadis ile de görüştü.

-*-*-                                    

Mesele, bizimkilerle görüşme değildir.

Çünkü bizimkilerin özellikle “bizimkisi”; bizim çıkarlarımızın çok ötesinde, Türkiye’nin hem Ada’daki, hem de bölgedeki çıkarlarını savunmak mecburiyetindedir.

Ya savunur; ya da 2020 Nisan’ında aday bile olamaz...

Mesele bu kadar basittir!

-*-*-

Bu yüzden; eğer Kıbrıs Türk toplumu sokağa dökülüp çözüm için haykıramazsa; ki haykıramıyor ve haykıramayacak...

O zaman, müzakere yapılacaksa, pazarlık olacaksa, muhatap Türkiye Cumhuriyeti’dir...

-*-*-

Beğenirsiniz veya beğenmezsiniz...

Onaylarız veya onaylamayız...

İşgalcidir, istilacıdır, şudur budur dersiniz veya demezsiniz...

Bilemem...

Ama bildiğim tek şey; Türkiye, bölgesel bir güçtür ve kendi çıkarları vardır...

Bu çıkarlarının büyük bir kısmını da Kıbrıs Türk toplumu üzerinden ya da tabiri caizse “sırtından” almaya çalışmaktadır...

-*-*-

Kısacası, mevcut koşullarda ya Türkiye bir şekilde tatmin edilir; ya da çözüm mözüm olmaz...

Spehar’ın da Lute’un da zamanını boşa harcamasına gerek yoktur.

Akıncı, Kudret hocam veya hükümet; Kıbrıs Türk toplumunun değil; Türkiye Cumhuriyeti’nin haklarını, “Türk hakları” genelinde savunmaktan başka şansa sahip değildir.

-*-*-

Kıbrıs Türk toplumunun haklarının, Türkiye’nin haklarından gayrı savunulması gerektiğine inanan veya bunu talep eden benim gibiler, en çok “hain”dir...

O kadar yani!

-*-*-

Haaaaaa şunu da ekleyeyim; Kürtlerin, değil Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde, Irak’ta ya da Suriye’de, değil devlet kurmasına; halay çekmesine bile müsamaha göstermeyen ve uçakları ile, tankları, topları ile döven Türkiye’nin, Kıbrıs’ta ayrı ve bağımsız bir Türk devletini “şu anda” savunmasını beklemek de hayal olmanın bile ötesindedir...

Kimse kimseyi kandırmasın...

Ya sokağa çıkın; çözümü haykırın; ya da boş yere onunla bununla görüşmekten vazgeçin; bekleyin, yazda bir yığın panayır var, katılırsınız!


Amanda Seyfried

Amanda Seyfried... 33 yaşında... Amerikalı aktris ve şarkıcı... Mamma Mia'daki Sophie Sheridan ve Mean Girls'teki Karen Smith rolleri, en bilinen rolleri arasındadır... Ve çok güzel bir kadındır...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
4
 
0
 
2
 
1
 
2
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
17 Ocak 2019, Perşembe    Karapaşaoğlu’nun hapsedilmesi CTP ve TDP’nin utancıdır!
16 Ocak 2019, Çarşamba    Vergi mükellefinin parasıyla anma veya kutlama olur mu?
15 Ocak 2019, Salı    Dışişleri Bakanımızın temasları, Erdoğan’ın açıklaması ve biz!
14 Ocak 2019, Pazartesi    Madalya mı verecektiniz?
13 Ocak 2019, Pazar    Bayraklar asılı ya, neyimize yetmez!  
11 Ocak 2019, Cuma    Film nerede koptu?
10 Ocak 2019, Perşembe    En önemli sorun yoksulluktur!
9 Ocak 2019, Çarşamba    Çok zenginim adaleti dilediğim gibi sağlama hakkım vardır!
8 Ocak 2019, Salı    Sağlığınız uygun değilse evlenmeyin ve çocuk etmeyin
7 Ocak 2019, Pazartesi    Kandırılmış ülkeler!

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Karapaşaoğlu’nun hapsedilmesi CTP ve TDP’nin utancıdır!
Serhat İNCİRLİ | 17 Ocak 2019, Perşembe
Karapaşaoğlu’nun hapsedilmesi CTP ve TDP’nin utancıdır!
DP ve HP dahil, dört koalisyon ortağı parti de “Vicdan-i Ret” yanlısıydı.
Neden DP ve HP dedik?
Çünkü bu iki partide milliyetçi unsurlar, kişiler daha fazla d...
Vergi mükellefinin parasıyla anma veya kutlama olur mu?
Serhat İNCİRLİ | 16 Ocak 2019, Çarşamba
Denktaş beyi de Dr. Küçük beyi de Allah gani gani rahmet eylesin...
Amacım saygısızlık yapmak değildir, önceden söyleyeyim...
 
-*-*-
 
Ama sormak istiyorum...
Bunca insanın yapacak işi yok mu?
Söylemek istediğ...
Dışişleri Bakanımızın temasları, Erdoğan’ın açıklaması ve biz!
Serhat İNCİRLİ | 15 Ocak 2019, Salı
Dışişleri Bakanımızın temasları, Erdoğan’ın açıklaması ve bizim hükümet!
Diplomaside mütekabiliyet esastır...
Örneğin iki ülke arasında her hangi bir görüşme yapılacaksa, eş seviyedeki makamlar tarafından yapılmalıd...