Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 2 Şubat 2019, Cumartesi

Dipkarpazlıyım

Paylaş  
24
23
21

Dipkarpazlıyım

Dipkarpaz isyan etti...

Olayın özü budur...

Dipkarpazlı, Girne sahillerine her türlü kaçak inşaat yapılırken, ahşap bungalovlarının endemik bitkilerimiz, eşeklerimiz ve birkaç makimiz rahatsız ediliyor diye yıkılmasından...

Bu yıl hariç, hemen her yıl, komşu Rum okulunda 40 öğrenciye 28 öğretmen verilip de, kendileri 18 öğretmen yerine, 6 öğretmenle yıla merhaba demekten...

Ve, insanların, köyde doktor olmadığı için, Gazimağusa yolunda polis aracında ya da ambulansta ölmesinden artık usanmıştır...

-*-*-

Dipkarpaz dün Lefkoşa’da Belediyeler Birliği binasındaki basın toplantısında resmen patlamıştır...

Gözyaşlarını tutamayan belediye başkanı; tüm partilerin örgüt başkanları, bir birinden pırıl pırıl belediye meclis üyeleri ve belediyeye bağlı iki köyün muhtarı Lefkoşa’daydı...

-*-*-

Köyde doktor yok...

Daha doğrusu, köyde sürekli hizmet verebilecek bir doktor yok...

Belediye Başkanı Suphi Coşkun, Tabipler Odası Başkanı ile sıkıntı yaşadı...

Çok alındı, çok kırıldı... Ve aslında dünkü basın toplantısının esas sebebi buydu...

Tabipler Odası Başkanı’nın, Dipkarpaz’a sürekli hizmet verebilecek, oraya yerleşebilecek Azerbaycanlı doktorun vatandaşlığı ile ilgili yorum yapması, şu veya bu bir yana...

Bu köye, bu beldeye sürekli hizmet verecek bir doktor ya da doktorlar sağlamak, bu devletin görevidir...

-*-*-

Devlet, Dipkarpaz’a öğretmen gönderemiyor...

Devlet, Dipkarpaz’a doktor da gönderemiyor...

Neden?

Moralı Mercan kardeşim aklıma gelir hep... “... Bu ülke, öğretmenler öğrencilerini, doktorlar da hastalarını müşteri olarak görmeye başladığı gün bozuldu” demişti...

-*-*-

“Sen, sen, sen ve sen; Dikpkarpaz’a tayin oldunuz; orada öğretmenlik yapacaksınız” diyemiyorsa bu devlet; acil vakalara anında müdahale edebilecek bir hekim bulamıyorsa devlet; nasıl bir devlettir?

TMT’ci büyüklerime soruyorum; pseftonudur, puppet midir?

Ağırınıza mı gidiyor?

Yerim sizin KKTC’nizi...

-*-*-

Sen beni Erenköy’de askerliğe zorlamadın mı ey devlet?

“İsteme, gitmiyorum, banane, banane” diyemediysem, ki demezdim o ayrı mesele; gönüllü gittim bile sayılır; o zaman doktor da dememeli; öğretmen de...

-*-*-

Dörtlü koalisyon hükümeti bunu yapamaz mı?

Dipkarpaz’a öğretmen ve doktor gönderemez mi?

Amaaaaaan, Türkiyeliler mi?

Yoooooook, hala bu şekilde düşünenler vardır eminim...

Sorry ama bu şekilde düşünenlerin tümünün Adolf Hitler’in beyni kadar beyinleri vardır ki geçiyorum bu konuyu da...

-*-*-

Dipkarpaz’da sadece doğa, deniz, endemik bitkiler, eşekler ve Apostolos Andreas yoktur...

Evet, Dipkarpaz’da deniz, doğa, endemik bitkiler ve eşekler muhteşem değerlerdir...

Evet, ApostolosAndreas, sadece bu ülkenin değil, Dünya’nın büyük bir değeridir...

Ama Dipkarpaz’da insanlar da yaşamaktadır...

-*-*-

Dipkarpaz Belediyesi sınırlarında, 80’e yakın farklı kültürden insan yaşamaktadır...

Türkiye’nin neredeyse tüm illerinden insanlar; 300’e yakın Kıbrıslı Rum ve Kaleburnu köyünde Kıbrıslı Türkler... 

Başkan 69 farklı kültürden söz etti...

Ve “bu kültürel farklılıklar zenginliğimizdir” dedi...

-*-*-

Başkan 6 yaşındayken bu ülkeye geldi...

Yıllardır tanıyorum...

Kardeşim kadar da seviyorum...

Dünkü basın toplantısında, ağlamamak için çok zor dayandım...

Suphi başkan dayanamadı...

Trafik kazasında kaybettiği babasının ve amcasının cenazesinde, “... Artık ailenin babası sensin, ağlayamazsın” diyen annesini ve Mehmet Kırboğa adlı büyüğünün, “sakın ağlama” diye uyarışını anlattı... Cenazelerde ağlamadı ama doktorsuzluk nedeniyle dört yaşındaki Cansu Aydemir’in polis arabasındaki ölümünü anlatırken, göz yaşlarını tutamadı...

Cansu’nun hikayesini düşündükçe, dün gün boyu ağladım...

-*-*-

Bir yandan bu ülkeye lanet ettim, bir yandan da itiraf ediyorum resmen hıçkırıklara boğuldum...

Empati yaptım...

Kendi çocuklarımı düşündüm.

Dört yaşındayken İngiltere’deydiler...

Şimdi de oradalar, okuyorlar...

Ve Cansu’nun babasının yerine koydum kendimi...

-*-*-

Suriyeli göçmen çocuk Aylan Kurdi’yi hatırlattı Suphi Coşkun...

Ölüsü sahile vuran ve tüm Dünya’yı ağlatan göçmen minik kızı...

Ve Dipkarpaz’da, ona benzer Cansu olayını gözyaşları içinde aktardı...

Cansu Aydemir dört yaşında... Hastalanıyor, sağlık ocağına götürüyorlar...

O günlerde ambulans da yok...

Acele hastaneye gitmesi lazım...

Ailesi araba arıyor...

Polis arabasına koyuyorlar ve yolda ölüyor Cansu...

-*-*-

Emrullah Kırboğa 46 yaşında...

Doktor olsaydı, ölmeyecekti...

İlk müdahale ile kurtulabilirdi...

-*-*-

Ziya kardeşimiz 40 yaşında...

Doktor olsaydı, acil müdahale yapışaydı, belki o da ölmeyecekti...

Ziya da ambulansta ölüyor, Gazimağusa yolunda...

-*-*-

Denizlerde hava atmayı, Singrasi’de yanlış tercüme nedeniyle, İngilizlerin “patrolarea” dediği yani devriye bölgesini, “petrol bölgesi” diye çevirip, 2 mil derinliğinde boşu boşuna kuyu kazmayı biliyorsanız; Dipkarpaz’a doktor göndermeyi bırakın, hastane bile yapabilirsiniz...

Ama siz; sadece “sahte devlet”, “kukla devlet” dediğimiz zaman kızıp da kahramanlık yapmayı biliyorsunuz.

Eğer sahte veya kukla değilseniz, Dipkarpaz’a doktor gönderin; öğretmen – müdür gönderin...

Eğer Rumlarla eşitseniz, Kıbrıs Cumhuriyeti ile eşitseniz; iki eşit devlet olduğunuzu iddia ediyorsanız, 40 öğrenciye 28 öğretmen gönderen o devletle eşit olduğunuzu ispat edin.

Buyurun...

-*-*-

Siz neyi becerdiniz ki bunu da becereceksiniz...

Haaaa sadece KKTC yöneticilerine değildir sözüm...

Aynı zamanda sizedir Sayın Mevlüt Çavuşoğlu...

KKTC’nin seçilmiş cumhurbaşkanına laf giydireceğinize; her türlü siyasi şovu yapacağınıza, gönderin memurlarınızı, kimse kusura bakmasın ama basın talimatınızı, Cansu’lar yollarda polis arabalarında ölmesin...

-*-*-

Ve ey Dipkarpaz köylüsünün kaçaktır diye tahtadan bungalovlarını yıkanlar; daha önce de yazmıştım; eğer bronzonuz sıkıysa, Girne’deki patronlara dokunun!

-*-*-

Yazmak kolay...

Eleştirmek daha kolay...

Öyle diyor birçok kişi eminim...

Ama söz veriyorum; bu ülkede, ne zaman, nasıl emekli olacağımı pek bilmiyorum...

Normal şartlarda 5 – 6 ay önce emekli olmalıydım...

Ama benim hiç günahım olmadan, KKTC denen bu devlet tanınmadığı için, İngiltere’deki 15 yılım emekliliğime sayılmıyor...

Bir gün emekli maaşım olup olmayacağından da emin değilim...

Ama eğer emekli olursam; tek oda da olsa, bir ev kiralayıp, Dipkarpaz’a yerleşip, yaşantımın sonuna kadar o muhteşem doğada yaşamak, belki de tek hayalimdir...

Babanın borcu var sana karne yok!

Kıbrıs Postası’nın dünkü ön sayfa haberleri arasındaydı... 7 çocuğumuza, devlet okullarına borçları olduğu için karne verilmemiş...

Canlı yayında göz yaşlarımı tutamadım...

Yaşlandık, kolay duygulanıyoruz herhalde...

Bir müdür arkadaşımız, elbette haklı olabilir ama “şu sebepten, bu sebepten, tuvalet kağıdı almak için velilerden para talep etmek zorundayız” dedi...

Yasalar gereği bu ülkede 16 yaşına kadar eğitim zorunlu, 18 yaşına kadar da bedavadır.

Anayasası ve yasalarına rağmen, çocuklarından para alan okulların bulunduğu bir devlet, devlet olamaz.

Bakan ve babalarının borcu nedeniyle çocuklarına karne vermeyen tüm devlet okulu müdürlerini, 10 saniye empati yapmaya, kendilerini o babaların yerine koymaya davet ediyorum.

Oğlunuz veya kızınız size, “... Baba, borcun olduğu için bana karne vermediler” derse, ne yapardınız?

Samimi söyleyeyim; hepinizi döverdim!

Böyle devlet olmaz olsun...

O üzdüğünüz, kırdığınız, onuruyla oynadığınız çocuklardan da ailelerinden de, hiç bir mazeret göstermeksizin ya özür dilersiniz; ya da emekliliğinizi istersiniz...

Bakan mı?

Bir dakika durmazdım... 

Ya müdürleri görevden alırdım ya da alamazsam istifa ederdim... Ya da her ikisi birden...

Sakııııın mazeret sıralamayın...

Elbette bakan da müdür de insandır ve arkadaşımızdır...

Ama, bir işi yapamıyorsanız, bırakırsınız...

Devlet, size tuvalet kağıdı için para vermiyorsa, bırakın başkası müdür olsun...

Bırakın, o devlet de tuvalet kağıdı bile alamayan devlet olarak, kendini devlet sansın!

Ama çocukları üzmeyin...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
21
 
0
 
17
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
2
ONAY BEKLEYENLER
0
2 Şubat 2019, Cumartesi
Gıbrız Türkü         - Şeherin Kuzeyi
Bu yazınız damardan Sn İncirli. Zamanın birinde memleketin en meşhur gazetesinin en meşhur yazarı haftanın yedi günü Karpaz’daki eşekleri yazardı.... Yazıları incelense kariyeri boyunca bir konu üzerinde bu kadar çok yazmadığı ortaya çıkar... Sanki da evlatlık aldıydı kendilerini.... O zaman orada yaşayan insanlara gerekli değeri vermeden her gün yazardı eşekleri.... Güya bölgenin doğasını koruyacak diye.... Kendine böyle bir misyon mu biçtiydi yoksa öyle bir görev mi verilmişti! Kim bilir? Diyeceğim o ki bugün orada yaşayan insanlara değinmeniz çok iyi olmuş..... Ayrıca yine belirtmeden geçemeyeceğim adını ne isterseniz koyun devlet organizasyonunu yönetecek ve yürütecek kişiler yetersiz kişilikler ise bir devlet organizasyon olarak, adını ne istersan koy, nasıl suçlanabilir ki? Medem ki liyakat işi kimsenin işine gelmez o zaman kendi vasatlığımızın içinde yüzeceğiz.

2 Şubat 2019, Cumartesi
kadir köylü         - KARPAZ
Yazınız için tebrik ederim.

YAZARIN SON 10 YAZISI
22 Nisan 2019, Pazartesi    Siyaset ve Notre Dame Katedrali'nin kızı!
21 Nisan 2019, Pazar    Hal Yasası neden çıkarılacak?
20 Nisan 2019, Cumartesi    "Tükenişimiz" ne yazık ki kimsenin umurunda değil!
19 Nisan 2019, Cuma    En güzel hareket!
18 Nisan 2019, Perşembe    Zaroğlu hata yaptığını kabul etmeli!
17 Nisan 2019, Çarşamba    Tabii ki çok yaşasın KKTC!
16 Nisan 2019, Salı    Kaotik siyasi ortam, Binali Yıldırım'ın en büyük şanssızlığı
15 Nisan 2019, Pazartesi    Federal çözümün alternatifi; iki ayrı devlet talep etmek olamaz
14 Nisan 2019, Pazar    Yeni Ercan çözümün en güzel hediyesi olmalı!
13 Nisan 2019, Cumartesi    Yeni Ercan

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Siyaset ve Notre Dame Katedrali'nin kızı!
Serhat İNCİRLİ | 22 Nisan 2019, Pazartesi
Notre Dame Katedrali’nde yangın çıktı.
Elbette tarihi eserler, kültürel miras kabul edilen yapılar, tüm insanlık için çok önemlidir.
Korunmalıdır.
Tahrip olursa, aslına uygun şekilde tamir edilmeli, bakılmalı, yapı...
Hal Yasası neden çıkarılacak?
Serhat İNCİRLİ | 21 Nisan 2019, Pazar
Üretici ve tüketici kazansın diye değil mi?
Ve “aracılar” aradan çıkarılsın diye!
Yıllardır bu yasa çıksın diye uğraşılıyor ama bir türlü çıkarılamıyor...
 
-*-*-
 
Dünkü yazımda şu ifadeleri de kullanmıştım:
“...
"Tükenişimiz" ne yazık ki kimsenin umurunda değil!
Serhat İNCİRLİ | 20 Nisan 2019, Cumartesi
“Tükenişimiz” ne yazık ki kimsenin umurunda değil! (Gandır çocuğu da taksim istesin!)
Daha yazmaya başlamadan; meseleyi “Türkiye düşmanlığına” veya “kışkırtıcılığına” çekmeye çalışacak olanların “şimdiden Allah belal...