Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 8 Şubat 2019, Cuma

İnancım kalmamıştır ya da gün geçtikçe sıfıra yaklaşmaktadır!

Paylaş  
15
18
14

İnancım kalmamıştır ya da gün geçtikçe sıfıra yaklaşmaktadır!

(Ondan bundan saçmalamalar ve Kıbrıslı Türkler bu maçı kaybetti)

Yabancı düşmanlığının sebebi nedir?

Veya şöyle sorayım; Kıbrıs’ta bazı Türklerin ve bazı Rumların, bir birilerinden nefret etmelerinin, düşmanca davranmalarının, çözüme karşı olmalarının, statükoyu kabullenmelerinin, çözümsüzlük için her saçma sapan ve temelsiz görüşe sarılmalarının sebebi nedir?

-*-*-

Aslında sadece birbirlerinden nefret etmiyorlar...

Onlar, herşeyden ve herkesten nefret ediyorlar...

Faşizmin ya da en basit anlatımla milliyetçiliğin temelinde, “düşman yaratıp, kendi mal ve mülkleri ile her türlü kazanımlarını paylaşmamak” yatır.

-*-*-

Kıbrıs sorununda “biz beraber yaşayamayız”görüşünü ya da savumasını, psikolojik veya ne bileyim inançla alakalı temellerde aramak doğru değildir...

Marksizm, “... Yabancı düşmanlığının toplumsal - ekonomik temeli, işçiler arasında rekabettir” der...

-*-*-

Aslında Marksizmin Kıbrıs meselesine uyarlarsak, verdiği mesaj nettir:

Rum milliyetçiliği, ekonomik veya sosyal her türlü zenginliği, Türk tarafı ile paylaşmayı reddetmektedir.

Türk milliyetçiliği de, 1974 sonrası elde ettiği “toprakları ve ganimet bağlantılı ekonomiyi – rantı” paylaşmak istememektedir...

-*-*-

Kıbrıslı Türkler özeline de bakalım dilerseniz...

Türkiye’den gelen kaçak ya da yasal işçilerin “ücretleri düşürdüğü” iddia edilir ya...

Burada da, ülkemizde var olan, inkar edemeyeceğimiz “düşmanlığın” temel sebebi budur...

İşçiler arasındaki rekabet!

-*-*-

Peki çözüm?

Çözüm, mevcut hükümetler veya en bilinen adıyla “statüko” değildir.

Çünkü gayet açıktır; şu andaki veya bundan önceki 38 hükümet de olmamış olsa; bu ülkede her hangi bir yaşamsal aksama olmaz...

TC Büyükelçisi ve şimdiki adıyla Koordinasyon Ofisi, zaten ülkeyi yönetir...

-*-*-

Haliyle, “evet, benim kafamdaki çözüm”, sosyalist bir rejimdir...

30 kadar yıl önce bu sosyalist sistemi silahla kurabileceğim inancım çok yüksekti.

Şu anda itiraf etmek zorundayım ki sol dizim çok ağrıyor; daha doğrusu komple sol ayak iptal.

Sol ayak olmadan da elde Kalaşnikof olmuyor!

-*-*-

Efendim, sosyalist rejimi kuramıyorsak ne yapmalıyız?

İkinci çözüm şekli, federal Kıbrıs’ı başarmak...

Yani siyasi çözüm...

-*-*-

O da mı mümkün değil?

İşte o zaman, en mantıklı olan, boş yere 50 vekil, 11 bakan falan, müsteşarlar, şunlar bunlar...

Hiiiiiiç gerek yok...

Ayrı devletmiş, şuymuş buymuş; ona da gerek yok...

UBP’ymiş, CTP’ymiş, HP’ymiş, cumhurbaşkanlığı yarışıymış...

Hepsi masraf!

Hepsi boşuna...

Büyükelçi orada; Koordinasyon Ofisi de orada...

Haydi eyvallah!

-*-*-

Yani bu yazıda, nereden başladık; nereye geldik diyebilirsiniz...

Ne isterseniz deyin; inancım kalmamıştır...

Ondan bundan saçmalamalar diyebiliriz ki bir konu daha hep akımdadır...

-*-*-

Nedir bu konu?

Bu konu, şu sorudur:

“Demokratik ve sosyalist devlet bir hayal mi?”

-*-*-

Soruyla devam edelim...

Bu ülkede çoğunluğun çıkarlarını savunan bir yapı söz konusu mu?

Bu soruya yanıt bulmak lazım!

Çünkü sosyalizm demek, çoğunluğun çıkarlarıdır...

Bir şekilde, proleterya diktatörlüğü de diyorduk eskiden buna...

Ama ürkmeyesiniz diye, çoğunluğun çıkarları dedim...

Şu anda bu ülkede çoğunluk ezilmektedir ve çıkarları için de uğraşan yoktur...

Zeki Çeler’in, bilerek veya bilmeyerek; “işçiler için elimdeki parayı dağıtayım ve yerel istihdamı destekleyim; ardından da yabancı düşmanlığını öteleyim” amaçlı girişimlerine; çok zengin yabancı sermayenin bir yayın organında, resmen “ihanet” denilmektedir...

Sosyalizmden söz edemeyeceğimiz açıktır.

Peki demokrasi?

Demokrasi, çoğunluğun yönetimi değil midir?

Bu ülkede çoğunluğun yönetimi mi söz konusudur?

Çoğunluk kim?

Nüfus nerede?

Kaç kişi?

Güldürmeyin insanı lütfen!

Yoktur öyle bir şey!

Demokrasi ve sosyalizmin birlikte olabilmesi; özel mülkiyeti de yok saymayı gerektirecektir ki girmeyelim o konuya...

-*-*-

“Yazıyorsun, yazıyorsun; bir noktaya gelemiyorsun” diyebilirsiniz...

E haklısınız!

Ama ne yazayım ki?

Annan Planı döneminde, Recep Tayyip Erdoğan’a açık açık küfredenler; şimdi neden etmiyor mesela?

Korkuyorlar!

Hatta şöyle söyleyeyim; belki ayıptır söylemesi ve bana da kızacaksınız ama mesela “Serhat İncirli Türkiye düşmanıdır” diyen üç beş kişi biliyorum...

Hepsi Atatürkçü!

Türkiye’deki yapıya göre, bunlar, mevcut başkan ve hükümetle çok tersler.

Bu üç beş kişi Türkiye düşmanı mı?

Gerçi onlar arada bir, “yolumuz Atatürk’ün yoludur” falan diyorlar ama bunu her yerde söyleyemiyorlar...

-*-*-

Yine bir yere varamadık...

Yani şunu diyebilirim mesela...

Doğal gaz; bizim hakkımız mı?

Evet hakkımız!

Peki alalım!

Yok almayalım, bizim yerimize Türkiye alsın!

Nasıl yani?

Türkiye’nin çıkarları!!!

Bir çok örnek verebiliriz...

Türkiye’nin çıkarlarıysa ve bu çıkarlar nedeniyle çözüm ertelenecekse...

Ama Rumlar da bizimle siyasi eşitliği paylaşmak istemiyor...

Bu da yanlış değil...

Ayrı devlet kuralım!

E o da mümkün değil!

-*-*-

Evet, evet yine bir yere varamadık...

Kaçmak çözüm mü?

E galiba, gidişat öyle gösteriyor...

Göç yolları...

Zaten, okumaya giden gelmiyor...

Çalışmaya giden dönmüyor...

Kıbrıs’ta nüfus bilinmiyor.

Bilinen nüfus tükeniyor...

Bizimkiler cumhurbaşkanlığı yarışına girmiş; her an, her partinin, her siyasi duruşu, farklı ideolojik tavır sergileyebiliyor.

Pahalılık da dayanılacak gibi değil.

Herkes borçlu.

Borç ödeniyor, ödeniyor bitmiyor...

Herkes davalı...

Evet, var bir mutlu kesim... Olacak da...

Ama bilinen büyük çoğunluk huzursuz, mutsuz...

Gelecek belirsiz...

-*-*-

Sonuca gelemedik...

Deliliğe mi vursak?

Yoksa, yine mi kaçsak?

Kaçmak, tam yok olmak değil midir?

1950’lerde, 1960’larda ve 70’lerde kaçanların çocukları, torunları “yok” olmadı mı?

-*-*-

Havalar yine soğudu...

Bu sene güzel yağmur yağdı...

Dereler geldi...

Her yan yemyeşil...

Falan ve de filan...

-*-*-

Sonuç mu?

Sonuç hüsran!

Sonuç yenilgi!

Kıbrıslı Türkler bu maçı kaybetti!

Biri ötekinden çekici

Ukrayna’da geçtiğimiz gün sona eren moda haftasında, bu ülkenin modacılarından KristinaLaptsoda eserlerini sergileme fırsatı buldu... Laptso’nun kıyafetleri çok güzeldi... Onları podyuma taşıyan modeller de bir birinden çekiciydi... İşte onlardan biri...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
5
 
1
 
23
 
0
 
1
 
1
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
1
ONAY BEKLEYENLER
0
8 Şubat 2019, Cuma
Orhan         - Magusa
Yaziniz aci gercekelre degindi,tebrikler ama biz hep gocenleri Kibrisli Turkler zanediyoruz.Karim Sipahili Turkiye kokenlidir,sadace bu koyden onlarca genc,burda dogan,burayi vatan bilen Turkiye kokenli evlatlarmiz da gelecek yok diye goc ediyorlar.Karpaz'in buyuk cogunlugu Turkiye kokenli 74de buraya gelenler 90li yillarda Ingilterey iltica ettigini bilirmiydiniz?Burda doganlar bile goc ediyorsa artik sizzler dusunun ne olacagimizi.

YAZARIN SON 10 YAZISI
19 Nisan 2019, Cuma    En güzel hareket!
18 Nisan 2019, Perşembe    Zaroğlu hata yaptığını kabul etmeli!
17 Nisan 2019, Çarşamba    Tabii ki çok yaşasın KKTC!
16 Nisan 2019, Salı    Kaotik siyasi ortam, Binali Yıldırım'ın en büyük şanssızlığı
15 Nisan 2019, Pazartesi    Federal çözümün alternatifi; iki ayrı devlet talep etmek olamaz
14 Nisan 2019, Pazar    Yeni Ercan çözümün en güzel hediyesi olmalı!
13 Nisan 2019, Cumartesi    Yeni Ercan
12 Nisan 2019, Cuma    Şükürler olsun!
11 Nisan 2019, Perşembe    "Rol model" uygulamasının önemi
10 Nisan 2019, Çarşamba    Her zaman her yerde haklı olmak çok zordur!

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

En güzel hareket!
Serhat İNCİRLİ | 19 Nisan 2019, Cuma
Bu meseleyi hala uzatan kim?
Zaroğlu meselesinden bahsediyorum...
Mesela, “YDP Milletvekili Bertan Zaroğlu’nun görevli polislere ceza yazıp görevlerini yaptıkları için teşekkür edip ellerini sıktığı ama ...
Zaroğlu hata yaptığını kabul etmeli!
Serhat İNCİRLİ | 18 Nisan 2019, Perşembe
Bertan Zaroğlu’nun trafik kontrolü sırasında yaşananlarla ilgili canlı video yayını bir fiyaskodur.
Tavrı, vekil tavrı değil, ağa tavrıdır.
Yanlıştır.
Özür dilemesi gerekmektedir.
Polisi ve Polis Müdürlüğü’nü küçü...
Tabii ki çok yaşasın KKTC!
Serhat İNCİRLİ | 17 Nisan 2019, Çarşamba
Limonları kurumadı.
Portakal bahçeleri de.
Patateslerini yerinde ihraç ediyorlar.
Ortalık turist kaynıyor.
Limanları var.
Havaalanları da.
Şahap Aşıkoğlu hocamın dediği gibi, neredeyse Dünya’nın yarısı ile ulusl...