Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 14 Mart 2019, Perşembe

Türk dizilerini, gelecek endişemizden daha çok merak ediyoruz!

Paylaş  
22
24
22

İnsanımız, Türk dizi filmlerini, Kıbrıslı Türklerin gelecek endişesinden daha merakla izliyor!

Şimdi Rum tarafı anlaşmaya yanaşmıyor diyelim...

Veya mevcut şartlarda yanaşmıyor...

Ve anlaşma olmadığı için, kimisine göre “Mandra”, kimisine göre “KKTC” de olsa; Kuzey Kıbrıs coğrafyasında yaşamak için paraya ihtiyaç var!

-*-*-

Ülkeler nasıl para kazanır?

Bakkallar nasıl para kazanırsa, ülkeler de öyle kazanır!

Veya çiftçiler, hayvancılar nasıl para kazanırsa öyle!

Ya da mafya nasıl para kazanırsa!

-*-*-

Bir şeyler satmak lazım...

Yatırım yapmak lazım...

Ekmek, üretmek lazım...

Çıkarmak lazım...

Kazmak lazım...

Turizm lazım...

-*-*-

Tüm bunlar için para lazım!

Ve bakkal yönetmiyoruz!

Hastaneler, yollar bakım, onarım bekleyen yerler var.

Mama bekleyen bebeler de!

-*-*-

Yaşlılar, emekliler, engelliler, çocuklar, hastalar, gençler, askerler, siviller...

Memurlar, işçiler, müteahhitler...

Para bekleyenler!

-*-*-

Her şey para!

Para lazım...

Ya bir şeyler satarak kazanacağız; ya da kredi alacağız.

Satabiliyor muyuz?

Pek değil.

O konuda sıkıntı var.

Üretimde de sıkıntı söz konusu.

Turizmde de.

Mesela doğrudan uçuş falan yok.

Yolcu getiremiyoruz, turist taşıyamıyoruz...

Haaa turizmci, otelci, acenteci “teşvik”lerini alamadı daha...

-*-*-

Para lazım para...

“Kıbrıs sorununu çözelim” diyoruz; tüm Dünya ile kucaklaşalım...

Gelsin Kuveyt, Katar, Çin yapsın yatırımını; alsın payını...

Mesela dev gibi bir Çinli şirkete, Karavostasi, Girne ve Mağusa limanlarını yap – işlet – devret satalım diyorum!

Aslaaaa!

Özelleştirmeyiz!

Tamam; o zaman siz yapın!

Bulun krediyi ve inşa edin!

-*-*-

Mevcut şartlarda, KKTC Devleti’nin, Girne tarihi limanının mendireğine iki tane üçer tonluk kaya koyabilme gücü yok!

Çözüm de yok!

Kredi şansı yok!

Para yok!

Peki ne yapacağız?

-*-*-

“Seçin UBP’yi Türkiye’den daha kolay para alma yeteneği olanlar hükümete gelsin” mi diyorsunuz?

Çok komik!

Düşünün, muhalefetin, iktidardan daha iyi olduğunu iddia ettiği en önemli “alan”, Türkiye’den daha kolay para koparma yeteneği!

-*-*-

Çooook yaşasın KKTC!

“Kendi kendimize yeteriz” mi diyorsunuz?

Hiç yetemediniz!

30 yaşında 31 seneden emekli ettiğiniz insanlarla; verimsiz ve hantal kamu yönetiminizle, tanınmamışlığa kurban edilmiş, sözde haklılığınızla sadece eriyoruz!

Yok oluyoruz!

“Ben Türkiye’den daha iyi para koparırım” dışında bir siyaseti olmayan muhalefetinizle...

Türkiye ile yarı yarıya küs iktidarınızla...

Erdoğan’ın iki dudağına kalmış maddi kaynağımızla...

Hiç utanmadan, hiç çekinmeden bir de üstüne “Rumlarla eşitiz” demiyor musunuz?

Vallahi bir alemsiniz...

-*-*-

İki devletli çözümde tutturdunuz!

E hadi, bir şeyler yapın!

Yok!

Sadece Facebook’ta yazarız biz!

İki devletli çözüm!

Mustafa Akıncı da Niyazi Kızılyürek’in kampanyasında yürüdü! Vay hain vay!

Keşke yürüseydi!

Keşke, Akıncı çıksa ve dese ki, “Avrupa Parlamentosu seçimleri son şansımızdır”...

Diyemez ki!

Dediği gün, tumba!

Ve kimse de kendisine sahip çıkmaz ha!

Belki beş, bilemediniz altı gazeteci köşe yazısı yazar. Bunların beşi Afrika’dan...

Ötekiler, “yapmasaydı”cı olur.

-*-*-

Bu arada hatırlatayım...

80 bin kadar Kıbrıs Cumhuriyeti kimlikli seçmenimiz var ya...

Hani Avrupa Parlamentosu seçimlerinde oy kullanabilen...

Sağa baktım, sola baktım...

En az on köyde 100 kişiye sordum, “oy kullanacak mısınız?” diye, bana bu 100 kişinin minimum 85’i, “seçim mi var?” diye sordu...

İnsanımız, Türk dizi filmlerini, Kıbrıslı Türklerin gelecek endişesinden daha merakla izliyor!

-*-*-

Ve hayat devam ediyor...

Hükümet, buluyor, buluşturuyor, memurunu – emeklisini ödüyor.

Şimdilik.

Peki Türkiye’den para gelecek mi?

Maliye Bakanı, “Erdoğan’a sorun” diyor ama “gelin bu Kıbrıs sorununu en mantıklı, en çözülebilir, tek çözülebilir yolla çözelim” demiyor nedense... Diyemiyor...

“Rumlarla anlaşma olmaz, Rumlar bizi istemez” diyor ama içine düştüğü durumdan kimin sorumlu olduğunu sadece gizli kapaklı ima edebiliyor.

“Gık” dese, çok iyi biliyor ki, kellesi gitmese bile, siyasi ömrü bitecek...

-*-*-

Ve kestirilip gidiyoruz...

Şimdi terör meselesi de gündemde...

CTP üyesi bir kadın...

Evinde bir kitap bulunmuş.

Bizde kitap yasak değil...

Kaldı ki, kitapta yazılanlar “yasak” olsa da, kadının tutuklanabilmesi veya suçlu olabilmesi için, o kitapta yazılı olanların propagandasını yaparken birinin görmüş olması lazım.

-*-*-

Nasıl mı?

Kanunsuz bir kitap olabilir... Bir yasadışı örgüte ait. Ya da terörist biri yazmıştır... O kanunsuz kitap, farz edin ki bir kişinin tasarrufunda bulundu. Sadece tasarrufta bulundurmak mahkumiyet için yeterli değildir.

Kuzey Kıbrıs’ta, tasarrufunda o hain kitap bulunan kişinin, mahkum edilebilmesi için, o kitapta yazılı olanları propaganda ederken birilerinin görmüş olması ve tanıklık etmesi gerekmektedir.

Yani hala Kuzey Kıbrıs, “kap da git” değildir.

Kişide kitap var.

Ama o kişinin, o kitaptaki hain şeyleri söylediğine, haykırdığına, anlattığına dair bir şahadet yoksa, kişi mahkum edilemez.

Efendim bir pankart astıydı!

Suçsa, o başka...

Efendim, yasadışı örgütün bayraklarını taşıyordu...

O başka...

Ama kitap işi bambaşka!

-*-*-

Neyse, nereden nereye geldik.

Yazıyı yedik.

Dedikodu da yapamadık.

Mesela dün sabah Kanal T’de konuğum KTAMS Başkanı Güven Bengihan’dı...

Bengihan, özetle şunları söyledi:

“... Bu kitap olayı kasten çıkarıldı... Olayı CTP’ye yıkacaklar, koalisyonu bozacaklar. HP ve UBP’ye koalisyon kurduracaklar... Zaten bu nedenle, olası yeni hükümette bulunmayacağını bildiği için Meclis’teki konuşmasında, Serdar Denktaş, az biraz Erdoğan’a takıldı...”

Oysa biz farklı şeyler işitmiştik...

Ne mi?

Çok sevgili bir arkadaşım diyor ki, “... Antalya’dan esen rüzgarlar, hükümetin devamını işaret ediyor”...

Bilmem...

Bilemem...

-*-*-

Bildiğim tek şey var...

Başlıkta da yazdığım gibi, “İnsanımız, Türk dizi filmlerini, Kıbrıslı Türklerin gelecek endişesinden daha merakla izliyor!”

Jane Fonda

Jane Fonda, iki Akademi Ödülü sahibi Amerikalı sinema ve dizi oyuncusu... 81 yaşında... Doğduğumda 30 yaşındaydı ve çok güzeldi... Hala çok güzel... Üç kez evlendi, üç de çocuğu var... Spor yapıyor, yazıyor hala oyunculuk yapıyor... Hastasıyım...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
5
 
0
 
8
 
0
 
1
 
1
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
29 Nisan 2019, Pazartesi    Bu bir veda yazısı değil teşekkür yazısıdır
28 Nisan 2019, Pazar    Üretmeliyiz
27 Nisan 2019, Cumartesi    Türkiye bunu başarır mı?
26 Nisan 2019, Cuma    Her işin başı sağlık
25 Nisan 2019, Perşembe    Albayrak'ın Tatar ile görüşmesi meselesi!
24 Nisan 2019, Çarşamba    Yüzümüze gözümüze bulaşan bir mesele!
23 Nisan 2019, Salı    Afrikalı öğrenci ve göçmen sorunu!
22 Nisan 2019, Pazartesi    Siyaset ve Notre Dame Katedrali'nin kızı!
21 Nisan 2019, Pazar    Hal Yasası neden çıkarılacak?
20 Nisan 2019, Cumartesi    "Tükenişimiz" ne yazık ki kimsenin umurunda değil!

banner
banner
banner
banner
banner
banner

Bu bir veda yazısı değil teşekkür yazısıdır
Serhat İNCİRLİ | 29 Nisan 2019, Pazartesi
Başlamadan belirteyim; ekmeğimi sadece gazetecilik denen meslekten kazanıyorum...
-*-*-
1989 yılında üniversitenin son sınıfıydım ve mezun olmam gereken yaz aylarında Girne’de garsonluk yapıyordum...
Voleybolcuydum...
Üretmeliyiz
Serhat İNCİRLİ | 28 Nisan 2019, Pazar
Karl Marx, 1846'da "Alman İdeolojisi" adlı eserini yazdı...
Marx'a göre, "çalışma hayatı yaratıcılıktan uzak olmamalı"...
Nasıl mı?
Yine Marx'a göre, "... Sabahları avlanırız, öğlen balık tutarız ve akşam opera ele...
Türkiye bunu başarır mı?
Serhat İNCİRLİ | 27 Nisan 2019, Cumartesi
Dünya’da petrol fiyatları artıyor...
Türkiye’nin genelde Amerika ve Avrupa Birliği ile özelde ise Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları nedeniyle bir çok ülkeyle ve ayrıca “İslam” içindeki “liderlik” kavgası nedeniyle ...