Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 15 Nisan 2019, Pazartesi

Federal çözümün alternatifi; iki ayrı devlet talep etmek olamaz

Paylaş  
20
24
17

50 yıl boşuna federal çözümü bekledik!

50 yıl boşa harcadık!

50 yıl daha boşa harcamamalıyız!

-*-*-

Son günlerde bunları sık sık işitiyoruz...

-*-*-

Dahası var:

Federasyonu görüşmekten vazgeçmeliyiz.

İki ayrı devlet istemeliyiz...

-*-*-

Ve bütün bu iddialara gerekçemiz; “Rumlar bizi eşit görmüyor”...

-*-*-

Empati yapalım!

Siz Rumların yerinde olsaydınız; “bizi” eşit görecek miydiniz?

Cevap veriyorum:

Asla!

-*-*-

1974 sonrasında veya daha net bir şekilde tarih belirteceksek; Mart 1964 sonrasında, Kıbrıs Türk Toplumu olarak ne veya neler yaptık ki Rumlar bizi eşit görsün?

-*-*-

1964’ü bıraktım!

1974 sonrasına bakalım...

Ama lütfen kızmadan, lütfen alınmadan...

Kızmaca, alınmaca yok!

-*-*-

Uluslararası hukuk tarafından “buyurun yapın” denilebilecek bir tek tavrımızı gösterin lütfen!

Gelene gidene mülk dağıtmadık mı?

Neden bu konuda öz eleştiri yapmıyoruz?

-*-*-

Ayrıca Kuzey Kıbrıs’ta kelimenin tam anlamıyla “corrupt” bir sistem kurmadık mı?

-*-*-

Haklıymışız gibi yapıyoruz sadece...

Ne yani barakalarda mı kalacaktık?

Elbette hayır, barakalarda kalmayacaktınız ama başkasına ait evlerin koçanını – tapusunu ya da verdik vereceğiz diyerek, yasadışı el değiştirmelere, bu yasadışı el değiştirmeler üzerinden de “kara para” kazanmaya heves etmeyecektik!

-*-*-

Düşünün!

Girne’de bir ev!

1974’ten bu yana sekiz kez el değiştirmiş!

Ve düşünün, Girne’de boş bir arazi, üzerine 40 daireli apartman yapılmış!

“Federal çözümden kaçıyoruz, iki ayrı devleti görüşelim” dediğiniz anda, Taşınmaz Mal Komisyonu’nun işlevselliği tamamen bittiği noktada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi hepimizin ve de hepinizin doğumunda hazır bulunan sağlık görevlisinin hatırını sormayacak mı?

O evin sekizinci sahibi de ağzını ayaza açacak; apartman dairelerinin tüm sahipleri de!

O mal asla el değiştiremez!

19 Temmuz 1974’teki mülk sahibi kimse, hala odur.

-*-*-

Federal çözüm öldü.

Doğru olabilir.

Rumlar bizi istemiyor.

Bu da doğru olabilir.

-*-*-

Ama, “iki devletli çözüm” iddiası, açıkça gofdorozluktur...

-*-*-

İki devletli çözüme de üniter devlete de karşı değilim.

Yani benim derdim, federal çözümün Rumlara ait görüşe daha yakın “üniter devlet” veya Türklere yakın görüş olan “iki ayrı devlet”e karşı çok daha muhteşemdir diyerek savunmak değildir.

Benim derdim, “başka çözüm imkansızdır”ı anlatmaktır.

Yani federal çözümün alternatifi üniter devlet veya iki ayrı devlet değildir.

Federal çözümün alternatifi, gayet açık bir şekilde şudur:

“Üniter devlet” olarak Güney Kıbrıs varlığını sürdürür ve biz de sürünürüz...

Aşağılanırız...

Bir taraftan bize “beslemeler” derler.

Sesini çıkaranı da döverler.

Öte taraftan en büyük utanç; başkasının pasaportu ile gerdeğe gireriz.

Hiç utanmadan!

Ve asla kendi devletimize sahip olamayız.

-*-*-

“Ama Rum tarafını suçlamıyorsun”...

Hep bu suçlamayı yaparlar bana...

-*-*-

Rum tarafı bizi gurvada kıstı, bitirecek...

Bundan şüphem yok. Sizin de şüpheniz olmasın.

Ama şunu da unutmayın; bizim gurvada, çaresiz kısılıp da “asla çaresiz değiliz” diyerek kendi kendimize yalanlar söylememiz Rumların ya da Rum – Yunan ikilisinin başarısı değildir!

Bizim mutlak başarısızlığımızdır.

-*-*-

McDonalds’ı düşünün...

Nefret edebilirsiniz...

Sağlıksızdır diyebilirsiniz...

Dilediğiniz gibi eleştirin...

Ama McDonalds, Dünya çağında bir uluslararası şirkettir.

-*-*-

Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Mcdonalds gibi hayal edin...

-*-*-

Ve KKTC sınırlarında bir birinden şahane restoranlarımız, meyhanelerimiz var...

Mesela Avcılar...

Ben Avcılar’a da işletmecisi Mustafa abiye da bayılırım.

Orada hissettiğim keyif başka türlüdür....

Reklama mı girecek?

Dillirga mesela...

Yeşilırmak’ta...

Orası köyümdür, toprağımdır ve orada aldığım hazzı, başka yerde alamam...

Almam...

-*-*-

“Bana 50 tane McDonalds restoranı verin, Avcılar’ı vermem; Dillirga’yı asla değişmem” de diyebilirim...

Ama, ne Avcılar, ne de Dillirga’yı, McDonalds ile yüzde 50 – yüzde 50 ortaklıkla yönetmeyi, paylaşmayı düşünmem!

-*-*-

Efendim biz ayrı devlete gidecektik!

E buyurun gidin!

Ama, “eşitlik” talep ederken, dikkatli olmak ve küçük duruma düşmemek lazım.

-*-*-

KKTC iç hukukuyla elbette var olan bir “şey”dir.

Ama dış ilişkisi yok.

Dış ilişkisi olma şansı da çok sınırlı.

-*-*-

Onlarca sebebi var bunun...

Tanınmadı.

Mart 1964’te hata yapıldı.

1974 20 Temmuz’undaki haklılık, 14 – 16 Ağustos 1974’teki ikinci haklılık; Aralık 1974’te haksızlığa dönüştü.

Makarios Ada’ya döndüğünde, “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin varlığı ve bütünlüğü” teslim edilmeliydi.

-*-*-

Edilmedi.

Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu.

Sonra, başımıza gelen felaketlerin en büyük sebebi olan “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” resmen “icat edildi”...

-*-*-

Ve şu anda, çok seviyor olabiliriz ve o çok sevdiğimiz ufak bir meyhaneyle dünya devi restoranlar zincirini eşit ortak yapmadıkları için, McDonalds’ı yönetenlere “bizi eşit görmüyorlar” diyoruz.

E siz eşit görüyorsanız, kusuru bence kendinizde aramalısınız.

-*-*-

“Efendim ne yapalım?”

“Ne yapmalıyız?”

“50 yıldır federasyonu müzakere ettik.”

“Bir arpa boyu yol kat etmedik” demek doğru değil.

Ciddi yol kat edildi.

-*-*-

Federasyondan caymak; bu ciddi kat edişi bir çırpıda silip bir 50 yıl daha boşa konuşmak olmaz mı?

-*-*-

Ama çok ciddiyim; eğer iddialıysanız, buyurun, ayrı devlet teklif edin.

BM’ye de...

AB’ye de...

Tabii ki Kıbrıs Cumhuriyeti’ne de...

Ama önce Türkiye Cumhuriyeti’ne sorun bence...

İcazet veya onay almak için değil; dürüstçe görüş istemek maksadıyla...

Hamasi bir şekilde değil ama...

Ciddi bir şekilde sorun ve deyin ki?

“Ey anavatanımız.... Garantörü olduğunuz Kıbrıs Cumhuriyeti’nde; bunca uluslararası sözleşme, bunca BM kararı varken; etnik temele dayalı ayrı ve bağımsız bir Türk devletini tanıtacağınıza ve yaşatacağınıza inanıyor musunuz? Son kararınız mı? Emin misiniz?”

-*-*-

Bu sorulara karşılık alacağınız yanıta göre yine konuşuruz...

Kimse kimseyi kandırmasın.

Kimse kimseyle maytap geçmesin.

Oturun oturduğunuz yerde, katakulli okumayın...

-*-*-

Evet, durum iyi değildir.

Evet, gidişat da iyi değildir.

Ama federal çözümün alternatifi; iki ayrı devlet talep etmek hiç değildir.
                                                                   

Lais Ribeiro

Lais Ribeiro... Modelliğini yaptığı Victoria’s Secret markasının çekimlerine katıldı... 28 yaşındaki Brezilyalı model, çok güzeldi.

           

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
6
 
0
 
3
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
23 Nisan 2019, Salı    Afrikalı öğrenci ve göçmen sorunu!
22 Nisan 2019, Pazartesi    Siyaset ve Notre Dame Katedrali'nin kızı!
21 Nisan 2019, Pazar    Hal Yasası neden çıkarılacak?
20 Nisan 2019, Cumartesi    "Tükenişimiz" ne yazık ki kimsenin umurunda değil!
19 Nisan 2019, Cuma    En güzel hareket!
18 Nisan 2019, Perşembe    Zaroğlu hata yaptığını kabul etmeli!
17 Nisan 2019, Çarşamba    Tabii ki çok yaşasın KKTC!
16 Nisan 2019, Salı    Kaotik siyasi ortam, Binali Yıldırım'ın en büyük şanssızlığı
14 Nisan 2019, Pazar    Yeni Ercan çözümün en güzel hediyesi olmalı!
13 Nisan 2019, Cumartesi    Yeni Ercan

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Afrikalı öğrenci ve göçmen sorunu!
Serhat İNCİRLİ | 23 Nisan 2019, Salı
Daha önce de yazdım...
Afrikalı öğrenci ve göçmenler ile diğer ülkelerden gelen göçmenlerin çoğalması, polis açısından ciddi sıkıntı yaratacak...
Daha önce Türkiye’den gelen göçmenlerle ilgili olarak da sıkıntı yaşa...
Siyaset ve Notre Dame Katedrali'nin kızı!
Serhat İNCİRLİ | 22 Nisan 2019, Pazartesi
Notre Dame Katedrali’nde yangın çıktı.
Elbette tarihi eserler, kültürel miras kabul edilen yapılar, tüm insanlık için çok önemlidir.
Korunmalıdır.
Tahrip olursa, aslına uygun şekilde tamir edilmeli, bakılmalı, yapı...
Hal Yasası neden çıkarılacak?
Serhat İNCİRLİ | 21 Nisan 2019, Pazar
Üretici ve tüketici kazansın diye değil mi?
Ve “aracılar” aradan çıkarılsın diye!
Yıllardır bu yasa çıksın diye uğraşılıyor ama bir türlü çıkarılamıyor...
 
-*-*-
 
Dünkü yazımda şu ifadeleri de kullanmıştım:
“...