Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 24 Nisan 2019, Çarşamba

Yüzümüze gözümüze bulaşan bir mesele!

Paylaş  
30
17
28

Sizin bir şalgam üretim şirketiniz var.

Şalgamı örnek verdim çünkü biz üretmiyoruz.

Devlet, sizin üretim yerinizi denetledi.

Ve bir açıklama yaparak dedi ki, “X Şalgam tesislerinde limit üzeri filanca maddeden bulduk, üretimi durdurduk”...

Ne anlarsınız bu açıklamadan?

“X Şalgam tesislerindeki şalgamdan içmeyiniz!”

Siz de öyle anlamaz mısınız?

-*-*-

Geçenlerde bir bakanlığımız, bazı şirketleri denetlemiş.

Dört şirketin üretiminde “limit üstü filanca madde” bulunmuş.

Ne anlarsınız bundan?

“Sakın bu şirketin ürünlerini tüketmeyin!”.

-*-*-

Şirketler haliyle kalktı oturdu!

Bağırdı çağırdı!

Haksız mı?

Şimdi bakın, ben mahkeme ya da yargıç değilim;  ama siddin senedir şalgam üretmek veya başka bir şey için fabrika kurmuşsam, yatırım yapmışsam, bu işten ekmek yiyorsam, çok titiz davranırım, tertemiz tutarım...

Ama, her hangi bir bakanlık, bunca yıllık yatırımımı, bunca emeğimi, “bir tek açıklamayla”, hele hele de yanış denetimle yerle yeksan ederse, o bakanlığı yasal anlamda peşini bırakmam.

-*-*-

Ne bakanlığın ne de şirketlerin adını veriyorum...

Televizyon programında da okumadım...

Ama herkes hem bakanlığı hem şirketleri biliyor...

-*-*-

Bu mesele bence büyüyecek.

Bakanlık dün ikinci bir açıklama yaptı ve dedi ki, “... Bakanlığımızın hedefi ambalajlanmış ....... ........  üretimlerini durdurmak değil, bilakis firmaların mevzuata uygun üretim yapmalarını sağlamaktır. Bu süreçte, yukarıda adı zikredilen firmalar da dahil olmak üzere, halk sağlığı hususundaki hassasiyetimize sahip çıkıp anlayış, inanç ve sabırla Bakanlığımızla tam işbirliği yapan tüm firmalara teşekkür ederiz”...

-*-*-

Amaç üretimi durdurmak değil diyor bakanlık!

Nasıl yani?

“Bu şalgam içilmez” demediniz mi?

Dediniz!

Ve şirketler bundan da kesinlikle zarar görmüştür diye düşünüyorum!

Sanal alemde, “artık bu şalgamdan içmem” diyen onlarca mesaj okudum!

-*-*-

Şahsi kanaatim şudur ki; “... daha önce de benzer denetimler yapıldıydı, daha önce de benzer açıklamalar yazıldıydı, daha önce de aynısı olduydu” gibi mazeretler bir yana; bakanlık çok ciddi bir hata yapmıştır. Meseleyi yüzüne gözüne bulaştırmıştır.

Elbette insan sağlığı açısından risk taşıyan bir üretim söz konusuysa kamuoyu bilgilendirilmelidir.

Ve elbette insan sağlığını riske sokacak üretim de durdurulmalıdır.

-*-*-

Ama  ilk gün yapılan açıklamayı, ikinci gün değiştirmek ya da bir başka deyişle “kıvırmak”; bırakın insan sağlığı riskini; ilgili şirketleri resmen zarara soktuğunu kabul etmektir. Hatta batırmaktır...

-*-*-

Haliyle bakanlık mı?

Lütfen biri çıksın ve sorumluluk üstlensin; “bu hatayı biz yaptık, şirketleri uyaracaktık, mevzuata uygun davransınlar diyecektik, hem halkımızdan hem de ilgili şirketlerden özür dileriz” desin.

Hatta ayıptır söylemesi, “istifa ediyorum” da desin yani...

Ya da biri çıksın ilk açıklamayı savunsun ve desin ki, “... halk sağlığını riske atan üretimi durdururum, hodri meydan”...

-*-*-

Ama bir gün öyle, bir gün böyle derseniz, insanların kafaları karışır ve ondan da öteye, şirketler batar...

Bence yüzümüze gözümüze bulaştırdık bu işi...

Tıpkı diğer bazı işlerimiz gibi...

-*-*-

Bu arada ilgili bakanlık, denetlediğini iddia ettiği şirketlerden biri tarafından eleştirildi...

Bir şirket, “... (Bakanlık) yanlış ve hatalı değerlerle bizi zan altında bıraktı” dedi...

Bakanlık haklıysa, “çıksın savunsun”...

Şirket haklıysa, “en azında ciddi bir özür” şarttır.

Ama “istifa” da alışmamız ve yaşama geçirmemiz gereken kurumlar arasında olmalıdır!

Sevinin küçükler, övünün büyükler!

Çocuk bayramıydı dün...

Eskiden 23 Nisan’ı çok severdim.

Çocukken yani...

Özellikle 11 – 12 yaşlarındayken, yani ilkokulun 5 ve 6’ncı yıllarında, her 23 Nisan sonrası dedeme giderdim.

Ve gizli gizli denize girerdim Yeşilırmak’ta.

Sanki hava daha sıcaktı.

Kar yağdı geçen hafta.

-*-*-

Çocuk bayramıydı dün.

Devlet tatil.

Güneyde “kutladı” bir yığın insan bayramı ve tatili.

Bu arada polisimizde FETÖ sıkıntısı vardı.

Cinayetler konuşuluyordu ülkede.

Bir yabancı kardeşimiz, felçli yattığı yatakta, aşırı uyuzdan ölüyordu, mahalleli “vebalıydı” diye çığlıklardaydı.

-*-*-

Kaçak insanlarla doluydu sokaklar...

Bir kişi, başka bir kişiyi bıçaklıyor ve yanağından ısırıyordu...

Bayram nedeniyle, küçükleri yanaklarından öperken büyükler...

-*-*-

Herkes borçtan kırılmış durumdaydı dün...

Her gün gibi...

Döviz yine yükselişteydi.

Anavatan Türkiye, siyaseten, ekonomik olarak, ya da her açıdan, tek kelimeyle “berbat” durumdaydı.

Biz anavatandan “para bekler” pozisyonda...

“Ben daha iyi para alırım” diyenlerin hükümete “getirilecekleri” konuşuluyordu.

“Götürülecekler”den ses çıkmıyordu!

Cumhurbaşkanlığımız park yapma, panayır açma işleriyle ilgilenir ve “güvenlik ya da garantiler”den dolayı müzakere edemez haldeydi...

Bu arada, bir adam, takip ettiği bir kadına, arabanın camından cinsel organını gösteriyordu...

23 Nisan kutlu olsun!

Sevinin küçükler, övünün büyükler!


Ya 1958 model siyaseti değiştirin ya da bırakın ölelim!

İnatla ve ısrarla yazmaya devam edeceğim.

İnatla ve ısrarla söylemeyi sürdüreceğim.

Kıbrıs sorunu çözülmezse; Kıbrıslı Türk toplumu tükenecektir.

-*-*-

Kıbrıs sorununun çözümü dışındaki her çalışma günübirliktir ve yok oluşumuzu engellemez.

İçimizi düzeltelim tabii ki, ama çözüm olmazsa, gördüğünüz gibi her denemeniz elinizde patlıyor.

Kukla devlet olmanın ötesine gitme şansı yoktur.

-*-*-

Turist getiremezsiniz; YÖK’ün yokuşlarını tırmanıp da yüksek öğrenim sektöründen medet umamazsınız.

En kaliteli, en zengin, en kolay getirebileceğiniz turist; zaten yanı başımızdadır.

Hepiniz farkındasınız ki, bu kaliteli turistlerin Kuzeye geçişlerini kolaylaştırıp, sayılarını artırmak için çalışma yapma yetkimiz bile yok...

-*-*-

Çözüm, çözüm, çözüm...

Maraş açılacak, inşaat işi canlanacak, ülkeye Dünya’nın dört bir yanından, istemediğimiz kadar turist gelecek.

Değil dışa satmak için Mersin Gümrüğü’nde yüzümüze tükürülmesini beklemek zorunda kalmak; yerinde kızartıp satacak patates bulamayacağız!

-*-*-

Tümünüzü dinledik; 1958’den beri siyasetinizi de biliyoruz.

Ya değiştirin bu siyaseti ve çözüme odaklanın; ya da bırakın ölelim!

-*-*-

Ölelim derken; hani diyorsunuz ya, “güvenlik ve garantiler olmazsa Rumlar bizi keser”...

Lütfen bırakın kessinler!

Daha fazla kurtarmayın ve korumayın bizi!

Gigi Hadid

Gigi Hadid... 24 yaşında... New York’ta bir akam gezmesinde görüntüledik... Dün bu sayfada, Cannes tatilindeki küçük kız kardeşini yayınlamıştık... İkisi de ünlü. İkisi de top model... İkisi de en çok kazanan modeller sıralamasının zirvelerinde... Ve Gigi Hadid de, kendinden 2 yaş küçük kız kardeşi gibi çok güzel...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
7
 
0
 
7
 
0
 
0
 
0
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
29 Nisan 2019, Pazartesi    Bu bir veda yazısı değil teşekkür yazısıdır
28 Nisan 2019, Pazar    Üretmeliyiz
27 Nisan 2019, Cumartesi    Türkiye bunu başarır mı?
26 Nisan 2019, Cuma    Her işin başı sağlık
25 Nisan 2019, Perşembe    Albayrak'ın Tatar ile görüşmesi meselesi!
23 Nisan 2019, Salı    Afrikalı öğrenci ve göçmen sorunu!
22 Nisan 2019, Pazartesi    Siyaset ve Notre Dame Katedrali'nin kızı!
21 Nisan 2019, Pazar    Hal Yasası neden çıkarılacak?
20 Nisan 2019, Cumartesi    "Tükenişimiz" ne yazık ki kimsenin umurunda değil!
19 Nisan 2019, Cuma    En güzel hareket!

banner
banner
banner
banner
banner
banner
banner

Bu bir veda yazısı değil teşekkür yazısıdır
Serhat İNCİRLİ | 29 Nisan 2019, Pazartesi
Başlamadan belirteyim; ekmeğimi sadece gazetecilik denen meslekten kazanıyorum...
-*-*-
1989 yılında üniversitenin son sınıfıydım ve mezun olmam gereken yaz aylarında Girne’de garsonluk yapıyordum...
Voleybolcuydum...
Üretmeliyiz
Serhat İNCİRLİ | 28 Nisan 2019, Pazar
Karl Marx, 1846'da "Alman İdeolojisi" adlı eserini yazdı...
Marx'a göre, "çalışma hayatı yaratıcılıktan uzak olmamalı"...
Nasıl mı?
Yine Marx'a göre, "... Sabahları avlanırız, öğlen balık tutarız ve akşam opera ele...
Türkiye bunu başarır mı?
Serhat İNCİRLİ | 27 Nisan 2019, Cumartesi
Dünya’da petrol fiyatları artıyor...
Türkiye’nin genelde Amerika ve Avrupa Birliği ile özelde ise Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları nedeniyle bir çok ülkeyle ve ayrıca “İslam” içindeki “liderlik” kavgası nedeniyle ...