Alexa atrk.gif
banner
banner
banner
Ana Sayfa >> Yazarlar Serhat İNCİRLİ | 25 Nisan 2019, Perşembe

Albayrak'ın Tatar ile görüşmesi meselesi!

Paylaş  
37
24
34

Bilerek veya bilmeyerek; isteyerek veya istemeyerek; planlı ya da plansız; UBP Genel Başkanı Ersin Tatar’ın Türkiye’de gerek Dışişleri Bakanı, gerekse Hazine ve Maliye Bakanı ile görüşmesi normal bir şey midir?

Elbette...

Çok normal...

Gayet normal...

-*-*-

Türkiye anavatandır.

En kardeş hatta tek kardeş ülkedir.

Tabii ki gerek hükümet, gerekse ana muhalefet veya diğer muhalefet partileri ile görüş alışverişinde bulunulması gayet normaldir.

-*-*-

Ama, özellikle Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanı, planlı ya da plansız, rastlantı sonucu ya da gayet bilerek KKTC Ana Muhalefet lideri ile görüşür ve KKTC’nin “muadil” bakanını yaklaşık bir buçuk senedir “görmek istemezse”, buna dikkat edilmelidir.

-*-*-

Nasıl dikkat edilmelidir?

Birincisi; mevcut hükümette hala federal çözüm yanlısı olanlar varsa; derhal ortaya çıkmalı ve haykırmalıdır...

Neyi mi haykırmalıdır?

“... Bu aşağılamalardan bıktık usandık... Ayar vermelerden gına geldi...”

-*-*-

Peki hükümette bunu yapabilecek birilerini görüyor musunuz?

Hayır!

-*-*-

Berat Albayrak’ın, ekonomik protokoldü, iktisadi motokoldü, şutokoldü hiç fark etmez; ortada çok ciddi görüşülmesi gereken konular varken, hükümetle muhatap olmaması ve ana muhalefet lideri ile görüşmesi, çok ciddi aşağılamadır.

İnanılmaz ciddiyette kolonial bir aşağılama söz konusudur.

Sömürge bakanının, isyancı yerel yöneticileri dışlayıp, iş birlikçi yerel yöneticileri tercih ediyor havası vermesi halidir ki bunu koalisyon ortaklarının yanında ana muhalefet liderinin de kabul etmesi normal bir demokrasi tavrı olamaz.

-*-*-

Bu gibi tavırlar bir kez daha ispat etmiştir ki; Kıbrıs sorunu çözülmelidir...

Federal devletçiğimiz, kendi ayakları üzerinde, kendi bölgesinin efendisi olmalıdır...

-*-*-

Peki dörtlü hükümette bunu söyleyebilen var mı?

Hayır yoktur.

Ne CTP’liler, ne de TDP’liler bu noktadadır.

“Koltuk uğruna yazık ediyorsunuz” diyeceğim ama meselenin o kadar basit olmadığına inanmak istiyorum.

-*-*-

Evet, Berat Albayrak’ın tavrı aşağılamadır.

Mevlüt Çavuşoğlu en azından muadili bakanla defalarca görüşmüştür.

Ama muadil bakanla hiç görüşmeden, görüşmek istemediğini de açıkça belli eder haldeyken, bizim hükümetin hala “evet hükümetiz, dedikodulara aldırış etmeyin” gibisinden açıklamalar yapması, komik bile olamamaktır.

-*-*-

Ya çıkıp mertçe bu ciddi aşağılamayı yapan kişilere ve tavra dik duracaksınız; ya da şu anda yaptığınız gibi, “bu hükümet düşer” diyenlere “dedikoducu” demeyeceksiniz.

“Alangirili işlerde biz yokuz” diye açıklama yapmayacaksınız.

Çünkü Berat Albayrak’ın, koalisyon ortağınız bakanla görüşmeden, ana muhalefet lideri ile ülkenin ekonomik sorunlarını görüşmesinden daha alangirili iş yoktur.

-*-*-

Kendi kendimizi yönetmek istiyor muyuz istemiyor muyuz?

İstiyorsak, bunun bir tek yolu ve yordamı vardır.

Kıbrıs sorunu çözülecek.

Değilse, çekilin aradan, Türkiye göndersin bir desteban, yönetsin doğrudan.

Şiir gibi oldu...

-*-*-

Çekilin aradan.

Göndersin desteban.

Yönetsin doğrudan.

Hiç aşağılanmadan.

Hiç aşağılanmadan.

Hiç aşağılanmadan.

-*-*-

Kıbrıs Türk toplumu, yakın tarihinin hiç bir döneminde, bu günkü kadar kötü duruma düşmemiştir.

Bu kadar aciz hale sokulmamıştır.

Bu büyüklükte de aşağılanmamıştır.

Çare tektir.

O da çözümdür.

Gerisi onursuzluktur ve mutlak tükeniştir.

Çözüm sokaktadır

Basın Emekçileri Sendikası (BASIN-SEN) Başkanı Ali Kişmir, Annan Planı referandumunun üzerinden 15 yıl geçtiğini belirterek, her iki taraftaki çözüm yanlılarını sokağa çıkmaya ve adayı yeniden birleştirmek, tek halk ve tek egemenliğe sahip olabilmek için mücadeleye çağırdı...

Kişmir’in açıklamasına katılıyorum…

-*-*-

Kişmir, “… Artık bu düzene bir son vermenin zamanı gelmiştir. Her iki taraftaki çözüm yanlılarını sokağa çıkmaya ve adamızı yeniden birleştirmek, tek halk ve tek egemenliğe sahip olabilmek için mücadeleye çağırıyoruz” dedi…

Tek halk ve tek egemenlik…

Kişmir özellikle üzerinde durdu dikkat ederseniz...

-*-*-

11 Şubat 2014’teki ortak belge ne diyordu?

“… Çözüm; ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında ve Doruk Antlaşmalarında belirlendiği üzere, iki toplumlu ve iki kesimli, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon zemininde olacaktır. … Tek uluslararası hukuk kişiliğine ve BM Şartı çerçevesinde tüm Birleşmiş Milletler üyelerince yararlanılan egemenlik şeklinde tanımlanmış tek egemenliğe sahip olacak… Tek bir birleşik Kıbrıs vatandaşlığı olacaktır.”

-*-*-

Bu belgeyi Ali Kişmir imzalamamıştı değil mi?

Evet, Ali Kişmir imzalamamıştı!

Peki kim imzalamıştı?

-*-*-

Kimin imzaladığı önemli değil ki!

Önemli olan, bizimle oyun oynandığıdır.

“İmzala” dediler, birileri imzaladı.

Sonra, “Tam tersini savunun” dediler, birileri tam tersini savunuyor.

-*-*-

Bu yüzden Kişmir başkan haklıdır.

Çözüm istiyorsak, adresi dörtlü koalisyon saçmalıkları ile cebelleşmek değildir.

İçimizi temizlemek yalanlarıyla uğraşmak değildir.

Çözüm, sokaktır.

Erdoğan’ın son birkaç yıldaki en güzel düşüncesi!

Ermeniler farklı düşünüyor.

Dünya’da, diasporadaki çok güçlü Ermeni lobisinin de baskılarıyla bir çok devlet, Türkiye aleyhine açıklamalar yapıyor, kararlar üretiyor...

Türkiye Cumhuriyeti çok farklı düşünüyor...

-*-*-

Soykırım mıydı, tehcir miydi?

Evet, on binlerce insan yaşamını yitirdi...

Ama mesela, Fransa’nın veya beyaz Amerikalı yöneticilerin, ya da EOKA B’ci kalıntısı Rumların bu konuda “Türkiye’yi suçlayıcı” kararlar alması; komedidir...

Hepiniz ayni değil misiniz?

-*-*-

Güzel olan, “geçmişteki hataların tekrarlanmaması en büyük dileğimiz ve hedefimizdir” diyebilmektir.

-*-*-

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Ermenileri Patrik Genel Vekili Aram Ateşyan'a bir mektup gönderdi.

Erdoğan’ın bu mektupta kullandığı ifadeler, son bir kaç yıl içerisindeki “en güzel ifadeleri”dir...

"1. Dünya Savaşı’nın zor şartlarında hayatını kaybeden Osmanlı Ermenilerini ihtiramla anıyor, torunlarına içten taziyelerimi iletiyorum"...

-*-*-

Olay budur...

Katliamdı, soykırımdı, tehcirdi bir yana...

Osmanlı’nın son günlerinde bir takım kötülükler yaşanmıştır...

Bunu kavga sebebi yapmak değildir doğru ve iyi olan...

Doğru ve iyi olan, “o hataları, o kötülükleri”; yeni hata ve kötülüklere sebep olmayacak şekilde “ihtiramla (saygıyla) anmak” tır.

İsimsiz güzel

Brezlya’nın Sao Paulo kentinde moda haftası başladı... Patricia Vieira adlı modacının defilesinde, fotoğraftaki model en çok ilgiyi çekenlerden biriydi... Ajanslar ismini geçmedi ama çok güzeldi...

Bu İçeriğe Emoji İle Tepki Ver
9
 
0
 
10
 
0
 
1
 
2
 
0
 

Facebook yorum
YORUMLAR
0
ONAY BEKLEYENLER
0
YAZARIN SON 10 YAZISI
29 Nisan 2019, Pazartesi    Bu bir veda yazısı değil teşekkür yazısıdır
28 Nisan 2019, Pazar    Üretmeliyiz
27 Nisan 2019, Cumartesi    Türkiye bunu başarır mı?
26 Nisan 2019, Cuma    Her işin başı sağlık
24 Nisan 2019, Çarşamba    Yüzümüze gözümüze bulaşan bir mesele!
23 Nisan 2019, Salı    Afrikalı öğrenci ve göçmen sorunu!
22 Nisan 2019, Pazartesi    Siyaset ve Notre Dame Katedrali'nin kızı!
21 Nisan 2019, Pazar    Hal Yasası neden çıkarılacak?
20 Nisan 2019, Cumartesi    "Tükenişimiz" ne yazık ki kimsenin umurunda değil!
19 Nisan 2019, Cuma    En güzel hareket!

banner
banner
banner
banner
banner

Bu bir veda yazısı değil teşekkür yazısıdır
Serhat İNCİRLİ | 29 Nisan 2019, Pazartesi
Başlamadan belirteyim; ekmeğimi sadece gazetecilik denen meslekten kazanıyorum...
-*-*-
1989 yılında üniversitenin son sınıfıydım ve mezun olmam gereken yaz aylarında Girne’de garsonluk yapıyordum...
Voleybolcuydum...
Üretmeliyiz
Serhat İNCİRLİ | 28 Nisan 2019, Pazar
Karl Marx, 1846'da "Alman İdeolojisi" adlı eserini yazdı...
Marx'a göre, "çalışma hayatı yaratıcılıktan uzak olmamalı"...
Nasıl mı?
Yine Marx'a göre, "... Sabahları avlanırız, öğlen balık tutarız ve akşam opera ele...
Türkiye bunu başarır mı?
Serhat İNCİRLİ | 27 Nisan 2019, Cumartesi
Dünya’da petrol fiyatları artıyor...
Türkiye’nin genelde Amerika ve Avrupa Birliği ile özelde ise Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları nedeniyle bir çok ülkeyle ve ayrıca “İslam” içindeki “liderlik” kavgası nedeniyle ...